Bebeğinizin sürekli ağlamasının sebebi
Temmuz 21, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Tıp Fakültesi Pediatri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Metin Kılınç, bebeklerde su kaybının huzursuzluk, iştahsızlık, sürekli ağlama, aşırı durumlarda ise şoka neden olabildiğini söyledi.
Kılınç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yaz dönemlerinde terlemeyle birlikte bebeklerin ve çocukların su kaybettiğini belirtti. Çocukların bu durumda ebeveynlerinden susadıklarını söyleyerek su isteyebildiklerini kaydeden Kılınç, ancak bebeklerin kendilerini ifade edemediklerini vurguladı.
Ebeveynlerin bu gerçeği göz ardı etmemelerini isteyen Kılınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Bebeklerde su kaybı huzursuzluk, iştahsızlık, sürekli ağlama ve aşırı durumlarda ise şoka neden olabilir. Huzursuzlukla başlayan belirtiler bebeğin su dengesinin korunmaması halinde yemek yememeyi ve sürekli ağlamayı beraberinde getirir. Sonrasında ise bebek sürekli uyuma eğilimindedir. Aşırı su kaybı yaşayan bebek ise bu durumun sonucu olarak şoka girebilir.”
Kılınç, özellikle aşırı sıcak günlerde bebeklere mutlaka sık aralıklarla su verilmesi gerektiğini, bunun bebeğin su kaybının önlenmesi açısından önemli olduğunu ifade etti.
-SICAK ÇARPMASI VE BURUN KANAMASI-
Kılınç, dışarıda hava kaç derece olursa olsun vücut iç sıcaklığının 36.5-37 derece olduğuna dikkati çekti. Aşırı sıcakta güneş altında uzun süre kalındığında terleme metabolizmasının bozulduğunu ve vücut iç ısısının arttığını belirten Kılınç, şunları anlattı:
”İç ısı yükselip terleme metabolizması bozulunca ani iç ısı yükselmesiyle çocuk şoka girebiliyor. Yüz kızarması, bayılma, çarpıntı gibi belirtiler ortaya çıkabiliyor. Sürekli dışarıda oynamak isteyen çocukları evde tutmak aileler için bir hayli güçtür, ancak çok sıcak havalarda çocukların sabah saatlerinde saat 10.00′a kadar, akşam ise saat 17.00′den sonra dışarı çıkarılması uygundur.
Sıcak çarpması yaşayan çocuk serin bir yere götürülmeli. Su içmesi sağlanmalı, ılık bir duş yaptırılmalı. Eğer çocuğun bilinci kapalıysa sağlık ekibi çağrılmalı.”
Aşırı sıcaklarda çocuklarda burun kanamasının da sıkça görüldüğünü hatırlatan Kılınç, bu kanamaların aşırı sıcağın etkisiyle burun içindeki mukozanın çatlamasından kaynaklandığını söyledi.
Kılınç, yazın burun içindeki nemlendirme mekanizmasının bozulduğunu, mukozanın çatlamasına bu bozukluğun neden olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle tamamladı:
”Önlem olarak burun içine nemlendirici burun kremleri uygulanabilir. Burnu kanayan çocukların yatırılmaması çok önemli. Böyle bir durumda kan genize doğru gider ve çocuğun boğulmasına neden olabilir. Bunun yerine çocuk öne doğru eğilmeli ve buruna tampon uygulanmalı. Burun kanamasının durmaması halinde ise mutlaka çocuk doktora götürülmeli.”
AA
Anne adayları dikkat!
Temmuz 6, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hikmet Karabacak, aşırı sıcakların anne karnındaki bebekte zeka geriliği riski doğurduğunu belirterek, “Hamileler zorunlu olmadığı sürece dışarı çıkmamalı” uyarısında bulundu.
Sıcak havalara karşı herkesin tedbir alması gerektiğini belirten Konya Özel Selçuklu Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hikmet Karabacak, aşırı sıcakların özellikle hamile bayanları olumsuz yönde etkileyebileceğini vurguladı. Gebelerin tansiyon gibi bazı problemler yaşayabileceklerini dile getiren Karabacak, bu durumun anne karnındaki bebeğe bile olumsuz yansıyacağını söyledi.
Henüz anne karnında bulunan bebeğin oksijen alıp karbondioksit verdiğini anlatan Op. Dr. Hikmet Karabacak, “Bebeklerdeki bu denge yüzünden hamile bayanların aşırı sıcağa maruz kalarak tansiyonlarında yaşayacakları düşüş ya da yükselmeler direkt olarak bebeği etkileyecektir, anne adayları bu yüzden zorunlu olmadığı sürece dışarıya çıkmamalıdır” dedi.
Bu durumun hamileleri halsiz düşüreceğini bildiren Op. Dr. Hikmet Karabacak, mide bulantısı ve kusma gibi rahatsızlıkların da yaşanabileceğini ifade etti.
Sıcak havalarda dışarı çıkan hamile bayanlarda nefes darlığı görülme riskinin de fazla olduğunu ve kalp atışlarındaki artışların bebeği etkileyerek ileride zeka sorunları dahil bazı problemlere sebep olacağını vurguladı.
Dr. Hikmet Karabacak ayrıca yazın aşırı sıcakların erken doğum ya da düşük riskini tetikleyebileceğini belirterek son olarak anne adaylarının yapılan uyarıları dikkate almalarını istedi.
Anne adaylarının kulaktan dolma bilgilere itibar etmeden doktor kontrolüne devam etmesini öneren Dr. Karabacak, “Hekim tavsiyesinin dışına çıkmamaları gereken anne adayları her mevsim olduğu gibi bu mevsimde de beslenmelerine dikkat etmeli. Sıvı alımına özen göstermeli. Asitli içeceklerden ve doğal olmayan ürünlerden uzak durmalı. Bol ve sağlıklı su içmeli. Özellikle 10.00 – 17.00 saatler arasında zorunlu olmadıkça dışarıya çıkmamalı. Güneşin zararlı ışınlarına karşı doktor tavsiyesi olan koruyucu ürünler kullanmalı.”
CHA
Anne olmak için ideal yaş aralığı
Haziran 11, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tolga Ecemiş, kadınlar için ideal üreme yaşının 20-30 arası olduğunu belirterek, ileri yaşlarda anne olmak isteyip normal yollarla anne olamayan kadınların, ortalama 35 yaştan sonra yumurta sayılarının azalması veya yumurtaların kalitesinin bozulması nedeniyle tüp bebekte de gebelik oranının düştüğünü söyledi.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tolga Ecemiş yaptığı açıklamada, “Kadınlar için ideal üreme yaşı 20-30 arasıdır. Ancak, modern toplumlarda evlenme yaşı ve buna bağlı olarak gebelik yaşı giderek gecikmektedir. Günümüzde, özellikle kadınların iş hayatında aktif rol almasının artışıyla birlikte, doğurganlıklarını ertelemeleri söz konusudur” dedi. İleri yaşta bebek doğuran, özellikle ilk bebek için 30’lu yaşlarını bekleyen pek çok kadın olduğunu söyleyen Ecemiş, “Tıptaki gelişmelere paralel olarak gebelik takibindeki gelişmeler de ileri yaş gebeliklerini teşvik eder bir hal almıştır. Uzun yıllar boyunca infertilite nedeni ile tedavi görüp de çocuk sahibi olamayan pek çok çiftin kısırlık tedavilerinde sağlanan başarılardan faydalanmak istemeleri de bu artış da önemli rol oynamaktadır. Bu durum tıbbi olarak bazı sorunları beraberinde getirmektedir. İleri yaş da anne olmak isteyip normal yollarla anne olamayan kadınlar,Ortalama 35 yaştan sonra yumurta sayılarının azalması veya yumurtaların kalitesinin bozulması nedeniyle tüp bebekte de gebelik oranı düşmektedir. Bu nedenle bayanlara erken evlenmeyi ve gebeliği geciktirmemeyi öneriyoruz” diye konuştu.
-40’LI YAŞLARDA GEBE KALMA OLASILIĞI AZALIYOR-
İleri anne yaşı dendiğinde 35 yaş ve üzerinde olan anne adayları anlaşıldığını söyleyen Ecemiş, “Yaş ile birlikte kadının gebe kalma potansiyeli de azalmaya başlar. 40’lı yaşlarda gebe kalma olasılığı yüzde 50 civarında azalır” dedi. Doğal yöntemlerle gebe kalma şansının azalmasına rağmen infertilite tedavisi ile bu şansın yüzde 10 kadar arttırılabileceğini belirten Ecemiş, “Bu tedavide önemli olan yumurtalıkların rezervidir. 40’lı yaşlarda gebelik planlanırken kişinin genel sağlık durumu da büyük öneme sahiptir. 42 yaş üzerindeki kadınların tedaviye cevap vermeleri çok zor olduğundan, Tüp Bebek uygulamasını önermiyoruz” şeklinde konuştu.
Tüp bebek yönteminin başarıya ulaşması için kadının yumurtalıklarında yumurta kalitesinin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Ecemiş, “Yumurta azalması veya kalitesinin bozulmasının bazı durumlarda daha erken yaşta, bazı durumlarda da daha geç yaşta ortaya çıkabilmektedir. İleri yaş anne adaylarında kimi durumlarda tüp bebek için yumurta bulunamamaktadır” dedi.
-İLERİ YAŞTA GEBELİK RİSKLERİ ARTIRIYOR-
“İleri yaş gebeliklerinde korkulan komplikasyon kromozom anomalisi gösteren bebek doğurmaktır” diyen Ecemiş şöyle devam etti:
“Bunlardan en sık görüleni zeka geriliği ile birlikte bazı kalp ve organ anomalileri içeren Down Sendromudur. Ancak gebelik esnasında yapılan prenatal testler, özellikle amniyosentez ile bu bebekler tanınabilir. Üçlü tarama testi de Down Sendromu taramasında yardımcıdır.”
Yaşın ilerlemesi ile birlikte bazı hastalıkların görülme sıklığında da artış olduğuna işaret eden Ecemiş, bu hastalıklar arasında en önemlileri ve en sık görülenlerinin şeker hastalığı ve hipertansiyondur olduğunu söyledi. Ecemiş, Çoğul Gebelik, düşük, dış gebelik, gelişme geriliği, erken doğumun da ileri yaş gebeliğinde olabilecek riskler olduğunu belirterek, “Aynı zamanda ileri yaş annelerinde komplikasyonlar daha sık görüldüğünden anne ve bebek hayatını kurtarmak için yapılan sezaryen operasyonlarına 2-3 misli daha fazla gereksinim olur” dedi.
Anne sütünün yeni doğmuş bir bebek için en önemli gıda olduğu açıklandı
Haziran 10, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı

Samsun Kadın Doğum ve Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Şükrü Arslan, ”dahi çocuklar bir ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140′ın üzerinde olan dahi çocuklar çıkmadığı görülmüştür” dedi.
Anne sütünün her bebeği 6. ayın sonuna kadar bütün her şeyiyle besleyebilecek özelliği bulunduğunu, dolayısıyla anne sütü alırken bir bebeğin su dahil başka herhangi bir ek gıda almasına gerek olmadığını söyleyen Arslan, ”Anne sütü 6. ayın sonuna kadar içindeki suyu, yağı, şekeri ile protein oranları, vitaminleri, mineralleri ile bebeği tam olarak besler. Anne sütü alan bir bebek aynı zamanda daha huzurludur ve daha zeki olur. Anne sütü almış bin bebeğin baş çevresi, boyu, kilosu belli bir oranda artar ve bebek büyür” diye konuştu.
Yapılan araştırmaların anne sütünün üstün özelliklerini ortaya koyduğunu, anne sütü ile beslenen bebeğin sağlıklı geliştiği ve hastalıklara karşı daha dirençli olduğunun belirlendiğini anlatan Arslan, anne sütünün zeka üzerindeki etkisinin de artık araştırmalarda açıkça ortaya konulduğunu vurguladı.
Anne sütü ile beslenen bebeklerin, mama ile beslenen bebeklere göre zeka puanlarının daha yüksek olduğunun tespit edildiğinin altını çizen Arslan, şunları kaydetti:
”Bir yaşını doldurmuş bebeklerin anne sütüne çok fazla ihtiyaçları yoktur, çünkü ek gıdaya başlanmıştır. Bir-iki yaş arasında bebeklerin anne sütüne devam etmelerinin iki faydası vardır. Birincisi anne ile bebek arasındaki duygusal ilişki devam eder, ikincisi bebeklerin zeka puanı yükselir. Bir yaş ile 2 yaş arasında anne sütü alan bebekler içinde dahi dediğimiz çocuklar çıkmıştır, oysa bir yaşından sonra anne sütü almayan inek sütü ya da hazır mamalarla beslenen çocuklar içinde zeka puanı 130, 140′ın üzerinde dahi çocuklar çıkmamıştır.”
ANNE SÜTÜ VE MAMA
Annenin bebeğini ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslemesi gerektiğini, anne sütü almasına rağmen istenilen kiloya ulaşmayan bebekte, mamaya başlamak yerine enfeksiyonlardan şüphelenilmesi gerektiğini ifade eden Arslan, şöyle devam etti:
”Bir annenin kendi sütü bebeğine herhangi bir zarar vermez. Zaten doğada da bunu görüyoruz, yavrulayan bir koyun kuzusuna kendi sütünü veriyor, yavrulayan bir at kendi tayına kendi sütünü veriyor, dışarıdan bir başka besin aramıyor. Biz de bir bebek dünyaya getiriyoruz, anne sütünün dışında bir besin aramak doğru değildir. Zorunlu hallerde, örneğin annenin belirli hastalıklarının bulunması, ruh hastası olması dışında anne sütünün kısıtlandığı herhangi bir durum yoktur.
Anne sütü almasına rağmen bebeğin kilosu yetersizse, kilo almasıyla ilgili sorunlar varsa mutlaka bir çocuk uzmanına görünmelidir. Bizim idrar yolu enfeksiyonu dediğimiz ya da orta kulak iltihabı dediğimiz, ya da şuanda tespit edemediğimiz başka bir enfeksiyon olabilir. Çocuk kendi hastalığına bu enerjiyi harcadığı için emdiği sütü büyüme olarak kullanmayabilir. Dolayısıyla bebeğin durumuna bakılır, tahlilleri yapılır. Böyle bir hastalık varsa ortaya konur, bu hastalıklar tedavi edilir. Tedavi edildikten sonra da anne sütünden almış olduğu enerjiyi büyüme olarak kullanır.”
Bebek mamaları, inek veya keçi sütünün doğumda annenin kaybedildiği, anne sütü veremeyecek kadar hasta olduğu, bazı ilaçları kullanmak zorunda kaldığı durumlarda kullanılabileceğini ifade eden Arslan, ”Anne sütü varsa, bebeğin boyu büyümüyor, kilo almıyor diye hazır mamalara geçmek ya da inek sütüne geçmek doğru değildir” dedi.
Prof. Dr. Şükrü Arslan, her annenin anne sütü konusunda bilinçli olması gerektiğini, ‘’sütün yetmiyor, yaramıyor” endişelerinin doğru olmadığını, annelerin bebeklerini mutlaka en azından ilk 6 ay, yararları saymakla bitmeyecek anne sütü ile beslemeleri gerektiğini vurguladı.
AA
Günde 1 kilo süt, 7 cm boy!
Haziran 9, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı

Çocuğunuzun uzun boylu olmasını istiyorsanız mutlaka günde iki su bardağı süt içmesine özen gösterin. Öte yandan sağlıklı gelişim için çocuğunuza düzenli olarak et ve yumurta yedirin.
Sütte bulunan en önemi madde kalsiyumdur. Kalsiyum kemiklerimiz için çok önemlidir. Ergenlik döneminde süt tüketmek çok önemlidir. Okullarda süt günü yapılmakta, sütün önemini çocuklara ve velilere anlatılmaya çalışılmaktadır. Günde bir kilo süt tüketerek uzun bir boya sahip olabiliriz. Japonlar süt tüketerek 7 cm ortalamada boyları uzamıştır.
Anne adaylarına ve anneler için bitkisel öneriler
Haziran 8, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı
Koca karı ilaçlarıyla bitki bilimini karıştırmayalım! Üniversitelerde okutulan, araştırma merkezleri kurulan bitki bilimi ülkemizde de son yıllarda yaygınlaştı. Ancak yine koca karı ilacı yapanlarla gerçek bilim adamlarını ayırmak lazım. Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu, araştırmaları Michigan State Üniversitesi gibi okullarda okutulan bir bilim adamı. Uzmanımızdan anne adayları ve annelerimiz için bitkisel öneriler aldık.
Güven her konuda çok önemli. Hele konu sağlıksa en önemli şey, güvenilir bir teşhis ve tedavi. Son yıllarda artan amansız hastalıklar nedeniyle derman için artık her yola başvuruluyor. Alternatif tıp bunların en önde geleni. Ama tabii bu ‘bilim’in de (bilimi tırnak içine almamızın nedeni bilim oluğunu vurgulamak) uzman kişilerce uygulanması gerekir. Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu da bir bilim adamı. Kimya profesörü olsa da araştırmalarını bitkilere adamış. Yıllar süren araştırmaları sonucunda oluşturduğu kürleri üniversite kürsülerinde ders olarak okutuluyor. Dolayısıyla güvenilirlik ilkesi bilimsel olarak kanıtlanmış durumda. İşte kocakarı ilaçları satıcılarından ve çerçöpçülerden onu ayıran da bu bilimselliği. Kendisinin kitaplarında da açıkladığı bitkilerin faydaları ve kürlerinin hepsini bütünüyle bu söyleşimizde ele almamız tabii mümkün değil. (Kitapları:’Bitkisel Sağlık Rehberi’, ‘Tıbbi Bitkiler Kitabı’, Bitkisel Kürler Rehberi’)
Size bu söyleşide hamileliğinizde, emzirirken ya da bebeğinizin gazı çıkarırken hangi sebze ve meyveleri nasıl tüketebilirsiniz onun bilgisini vereceğiz.
Bir kimya profesörüsünüz ama bitki bilimi konusunda Avrupa’daki üniversitelerde araştırmalarınız okutuluyor…
Osmanlı’nın 6 yüzyıl öncesine dayanan bir otacı kültürü var. Ben ülkemizde 40 yıla yakın bir süredir bitkileri araştırıyorum. Bu işi bilimsel yoldan yapıyorum. Bizdeki otacı kültürünü bilimsel boyutta ele alıyorum. Sonuçta bitkisel tedavi diye bir bilim var. Amerika’da hekimler bitkisel tedavi kurslarına katılıyor, bunun eğitimini alıyorlar. Türkiye’de ise genelde bu işe ‘çerçöp’, ‘koca karı ilacı’ olarak bakılıyor. Oysa ki dünyanın hiçbir yerinde Anadolu topraklarındaki kadar kaliteli bitkiler yetişmiyor. Bizim tonlarca bitkimiz yurtdışına gidiyor. Çok pahalı fi yatlarla bize ilaç olarak geri dönüyor.
Peki, gelelim yeni annelerimizin en merak ettiği soruya: Hangi bitkiler sütü artırır?
Anne sütünü artırıcı yiyecekler arasında taze beyaz üzümün birer avuç öğleden önce, bir avuç da öğleden sonra tüketilmesi gerekir. Ayrıca dereotu da bu sıkıntıyı çözer. Taze beyaz üzümün başka bir faydası da kalpteki ritim bozukluğuna karşı mükemmel bir tedavi edici özelliğe sahip olması. Dereotu bir hafta, sabah öğle akşam birer tutam tüketilebilir. Ama aynı anda hem dereotu hem beyaz üzüm olmaz. Bunun dışında incir, havuç, taze beyaz dut yesinler. Bunların hiçbiri aynı anda olmamalı. Bir hafta birini, bir hafta birini yemelisiniz.
Anason, kereviz, balkabağı, çilek, kıvırcık salata, sumak, rezene çayının süt artırıcı etkisi var. Kereviz kürünü uygulayacaklar için de bir uyarı da bulunayım. Yüksek tansiyon problemi olanlar bu kürü kesinlikle kullanmasın. Anne sütünü azaltan bitkilerse; nane maydanoz, adaçayı, şeker kamışıdır. Her türlü salamurası yapılmış besinler, sirke ve limon suyunun fazlası anne sütünün azalmasına neden olur.
Sadece üzüm değil; beyaz üzüm mü olmalı?
Evet. Ayrıca kendinizi yorgun hissediyorsanız, kronik yorgunluğunuz varsa bir avuç taze beyaz üzüm tüketmeyi deneyebilirsiniz. 20 dakika sonra olumlu etkisini hemen gösterecektir.
Hamilelikte pek önermeyeceğiniz sebzeler var mı?
Hamileliğin ilk 3 ayında nane ve maydanoz pek yenmese iyi olur. Düşük yapma riskleri çok yüksek çünkü.
Bebeklerin gaz sıkıntıları malum. Ne yapılabilir?
Anneler öncelikle bebeklerinin gazını çıkarmadan kesinlikle yatırmasın. Bazı anneler bal şifalıdır deyip parmaklarına bal sürüp parmaklarını emdirir. Bu kesinlikle yapılmamalı. Çünkü bebeklerde daha enzimler gelişmemiştir. Balınsa sindirimi çok zor. En önemlisi de bal kabızlık yapar ve bebeklerin sindirimini bozar. Rezene çayının eczanelerde satılanları var. Belirtilen miktarda onu verebilirler.
Doğum sonrası kilo vermek isteyen annelere önereceğiniz kürler var mı? Olmalı mı?
Hayır yok. Bu dönemde anneler vücut dengelerini bozmamalı. Emzirme dönemindeki annelerin ‘Çocuğumu emziriyorum, doğum sonrasında kilolarımı korumak istiyorum. Hangi kürü uygulayarak zayıflayabilirim?’ sorularıyla karşı karşıya kalıyorum. Emzirme döneminde diyet yapılmaması gerekir. Neden diye sorarsanız; zayıflama sırasında birikmiş olan yağların yanması söz konusu. Vücudumuz, toksinleri, zirai ilaçları az miktarda da olsa besinler aracılığıyla alıyor. Tabii bu yağlar yakılırken toksinler yağda çözünme özelliğine sahip olduğu için yağ dokusunda toplanırlar. Zayıfladığınızda bunlar açığa çıkar ve bebeğe geçer. Güçlü diyet uygulayarak zayıflayanlara dikkat edin. Yüzlerinde sivilce çıkar. İşte onu tetikleyen, yağ dokusundaki toksinlerin kana geçmesi. Ayrıca organlara da zarar verir. Dolayısıyla emzirme döneminde annelerin zayıflama diyetleri uygulaması çok sakıncalı.
Gelelim soğan mucizenize! Bilmeyen okurlarımız için kısaca özetleyelim. Soğanın kadınlar için bir mucize olduğunu belirtiyor ve soğan kürü sayesinde yumurtalıkların yenilendiğini ve ufak çaptaki kistler nedeniyle çocuk sahibi olamayan anne adaylarının anne olabileceğini vurguluyorsunuz.
Evet, bu sayede hamile kalan birçok hastam var. Soğanla ilgili araştırmalarım yaklaşık 30 yıl öncesine dayanır. İçindeki etkin maddeleri araştırıyorum. Özellikle yumurtalık kisti olup da hamile kalmakta zorluk çekenler, çikolata kisti, miyomu olanların hamile kalması zorlaşır. Soğan küründen sonra çoğu hastam olumlu sonuç aldı. Artık soğan kürünü hekimler de öneriyor. 7 cm’e kadar olan miyonlarda soğan kürü uygulanabilir. Tabii doktor kontrolünde olmak şartıyla.
Peki, bitkilerin yan etkileri yok mu? Olmaz mı!
Bitkilerin de yan etkisi var. Miktarını doğru kullanmak gerekir. Hiçbir bitkisel kür, arkadaşıma çok iyi geldi deyip kullanılmamalı. Herkesin bünyesi farklı. Ayrıca bitkiler de vücutta alışkanlık yapar. Kullanıp gerektiğinde ara vermek gerekir.
Anne adaylarımıza ne önerirsiniz?
Hamilelik döneminde ilk 3 ayda doktorlarına danışmadan kendi kafalarına göre bitkisel çay kullanmasınlar. Çünkü hiçbirimizin metabolizması birbirine benzemez. Genel olarak insanların % 95′inin vücudundaki bağışıklık sistemi aynı. Ama daha ayrıntılı incelendiğinde hiçbir benzeri yoktur! Dolayısıyla size iyi gelen çay, başkasına iyi gelmeyebilir. Bebek hamileliğinizin ilk 3 ayında çok hızlı gelişir. İşte bu dönemde doktora çok sık kontrol olmak gerekir. Ama özellikle bu dönemde brokoli, patates çok iyi. Çok fazla hayvansal yağ ve hamur işinden uzak duracaklar.
Sağlıklı beslenmenin temeli nedir?
Sebze ve meyveleri mevsiminde tüketmek. Bakın, kadınlar artık zor hamile kalıyor. Erkeklerin sperm sayısı azalıyor. Bunun nedeni kısır tohumlar. Bunların ürünlerini tüketmeyeceksiniz. Her meyveyi sebzeyi zamanında tüketeceksiniz. Domates, salatalık, biber, patlıcan bunların içince kırık genler var. İşte bunların içindeki kırık genler erkeklerdeki sperm sayısını kadınların yumurtlama sayısını etkiliyor. Hamilelik de zorlaşıyor. Doğal tohumlardan üretilmiş sebze ve meyveyi tüketmek gerekir.
Motherbaby
Emziren annelerde kalp ve kanser riski azalıyor
Haziran 8, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Sağlık Yüksekokulu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana BilimDalı ÖğretimÜyesi Doç. Dr. Nursan Çınar, emziren annelerde yumurtalık,meme ve rahim kanserleri ile osteoporoz ve kalp hastalığı riskinin azaldığını söyledi. SAÜ Kadın Araştırmaları Uygulama ve AraştırmaMerkezi’nce Kültür ve KongreMerkezi’nde düzenlenen 1. Uluslararası Kadın ve Sağlık Kongresi’nde konuşan Doç. Çınar, bebeğin anne sütü ile beslenmesinin hemanne hemde bebeğin fiziksel ve ruhsal gelişimi açısından vazgeçilmez olduğunu belirtti.
Emzirmenin anne-çocuk sağlığı açısından yararları şunlar:
Kemik erimesi riskini de azaltır
Emziren annelerde meme ve rahim kanserleri, osteoporoz ile kalp hastalığı riskinin azaldığı konu ile ilgili yapılan araştırmalarla kanıtlandı.
Taklit edilemeyen tek bebek gıdası
Anne sütü hiçbir zaman bire bir taklit edilemez. Bu nedenle emzirmeyen anneler hangi mamanın bebekleri için daha iyi olduğu konusunda oraya buraya koşuştururlarken, emzirmeyi seçen anneler, bebeklerinin “en iyi besin”le beslendiklerinden emindir.
Oksitosin hormonu artar
Emzirme, annede “oksitosin” hormonu salgılanmasını sağlar. Bu hormon da “uterus” kasılmaları ve süt salgısının salgılanması dışında, annelik içgüdüsel davranışlarını yönlendirir.
Anneye sakinlik verir
Giderek gelişen ve büyüyen bebeği görmenin ve bunun kendi verdiği süt sayesinde olduğunu bilmenin verdiği haz, benzersiz bir duygudur. Annenin kendine güveni ve sakinliği artar.
Rahim, hızla düzelir
Emzirme, annenin uterusunun (rahim) eski haline dönmesini hızlandırır. Emzirmeyen kadınlarda uterus, emziren kadınlara göre orijinal boyutlarına daha zor geri döner. Emziren annelerin doğum sonrası kanama riski önemli ölçüde azalır.
Bebeği uyutur
Yeterli sıklıkta ve doğru emzirme, bebeğin uyumasına yardımcı olur. Etkili emzirme ile anne ve bebeği uyumlu, huzurlu olur. Bu durum tüm aileye olumlu yansır.
Anneye kilo verdirir
Emziren anneler doğum sonrası daha hızlı kilo verirler. Aynı zamanda emzirme doğal bir gebelikten korunma yöntemidir. Anne sütü ile beslenen bebekler, daha az hasta olurlar.
Bebeğinizin 0-6 aylıkken hayvanlarla ilgilenmesi gelişimine yardımcı olur
Haziran 3, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı
Bebeğinizin kedilerden köpeklere, kuşlardan tavşanlara tüm hayvanlarla ilgilenmesi ve onu bu konuda desteklemeniz için hiç de erken değil. Evde bir hayvanınız varsa, bebeğinizle onu alıştıra alıştıra tanıştırın. Çünkü hayvanlar yeni gelen üyeyi kıskanabilir ve tepki gösterebilir. O yüzden onları aynı odada yalnız bırakmamaya özen gösterin.
Kuşların görüntüleri ve sesleri yeni doğan bebeğinizin ilgisini çekecektir. Pencerelerin önüne yem koyarak onları çekebilir, bebeğinizin görmesini sağlayabilirsiniz. Ama miniğiniz onları daha yakından görmek isteyebilir. Çünkü rengini, hareketini yakından görmek, ona dokunmak ister. Doğduğu andan itibaren zaman ilerledikçe kuşları izlemek, bebeğinizin görsel ve zihinsel faaliyetlerinin gelişmesine yardımcı olacaktır.
Bebeğiniz için Balkabağı Püresi
Haziran 3, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı
Potasyum, fosfor, kalsiyum, magnezyum, sodyum ve demir içeren bu sebzeyi keşfedin.
2-3 Bebek Porsiyonu
(6 aylık ve üstü bebekler için)
Malzemeler
1 çorba kasesi küp küp doğranmış balkabağı
1 adet doğranmış patates
1 küçük doğranmış soğan
1 tatlı kaşığı zeytinyağı
Bir tutam tuz (1 yaş ve üstü bebeklerde tuz kullanılabilir.)
Yeteri kadar su
Hazırlanışı
Üzerini bir parmak geçecek kadar suyla tüm malzemeyi tencereye koyun ve pişirin. Sebzeler piştikten sonra tel süzgeçten iyice ezerek geçirin. İşte bu kadar kolay balkabağı püresi yapmak!
Püf Noktası:
Balkabağının hem çekirdeği, hem de etli kısmı kanser önleyici. Çekirdeklerin içerdiği maddeler, kanser hücrelerinin gelişmesini engelliyor. Havuç, patates ve bal kabağı gibi sebzeleri tüketmeyen kişilerin, kansere yakalanma oranının yüksek olduğunu söyleniyor.
Doğru Doktoru Seçin
Haziran 3, 2010 by admin
Filed under Anne ve Bebek Sağlığı
Doğru çocuk doktorunu seçmek hamilelikte üzerine çok kafa yorduğunuz bir konu olmayabilir. Birçok anne adayı bunun bebeğin doğum sonrası olası sağlık problemlerini engellemek için doğumdan önce yapılması gereken bir şey olduğunu fark etmez. Çoğu zaman, bir aile hekimiz olsa bile, göbek bağının kesildiği andan itibaren teknik olarak doğum uzmanınızın veya diğer doktorların çocuğunuz üzerindeki sorumluluğu bitmiş olur.
Aslında bebeğinize uygun bir çocuk doktoru seçebilmek, kendinizi tam anlamıyla anne ya da baba hissetmenizi sağlar. Çocuğunuzun doktoruyla uyumlu olmanız çok önemli. Çünkü doktor, doğru çocuk bakımı için, hastalık halinde ve acil durumlarda sıkça göreceğiniz biri olacaktır. Sizin ihtiyaçlarınıza karşılık verebilecek, sizi rahatlatabilecek ve bebeğinizle de iletişimi iyi kurup geliştirebilecek bir doktorunuzun olması çok önemli.
Muayenehane ne durumda?
Çalışma saatleri, arama düzeni, bekleme odasının durumu da önemli konulardan birkaçı. Önemli bulduğunuz her şeyi doğum öncesi görüşmelerde ele almalısınız. Yüz yüze görüşme en iyi sonucu sağlar. Bu görüşmeler, muayenehanenin işleyişi, hemşirelerin ve çalışanların durumuyla ilgili bilgi verir. Ayrıca mekanın uygunluğunu, temizliğini ve atmosferini görme fırsatı sağlar. Bu yolla doktor adayının tedavi tarzını anlamak da daha kolay.
Randevunuza doğum planınızı da getirin ve aday doktorlara gösterin. Bakalım, doktorla aranızdaki ilişki nasıl olacak, sizinle istediğiniz ölçüde ilgilenip, sizi dinleyip sorularınıza cevap verecek mi?
Hastane personeli de yardımcı olmalı
Hastane veya doğum merkezinde bebeğinizin sağlığıyla ilgilenecek kişiler olduğu için sizin doğumla ilgili düşüncelerinizi desteklemeleri önemli. Yeni doğan bebeğin annenin yanına konması, emzirme gibi konularda sağlık personeli ve hemşirelerin de en az doktor kadar konuya hakim olması şart. Bu yüzden muayenehane ve hastane odası steril ve yenidoğan şartlarına uygun olmalı. Bebeğin yoğum bakıma alınırsa ne olacağı, hastanede doktoru ne zaman göreceğiniz gibi konuları da önceden yüz yüze konuşmanızda yarar var.
Son kararınızı etkileyecek birçok faktör (sigorta, hastane anlaşması gibi) olsa da doktorunuzla ortaklaşa hareket edebiliyor olmanız sizi çok rahatlatacaktır. Ayrıca bir şikayetiniz olursa doktorunuza ve anne-babalara onların deneyimlerinden yararlanmak için danışmaktan çekinmeyin.
Doktorunuzla hemfikir misiniz?
Kendinize ve eşinize aşağıdaki konularla ilgili ne hissettiğinizi sorun, sonra da doktor adayınızın bu konulardaki görüşlerini alın.
Antibiyotik: Geçmişte çocuk doktorları antibiyotikleri çok sık kullanırlardı. Aşırı kullanımın olası kötü sonuçları nedeniyle artık çocuk doktorları antibiyotikleri daha az tercih etmeye başladı. Siz ve doktorunuz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Emzirme: Doktor adayınız emzirme konusunda bilgi sahibi mi? Sütü sağlayacak, artıracak çareleri destekler mi yoksa en ufak bir sorunda bebeği sütten kesmeyi mi önerir? Çocuk
Bakım Tarzı: Doktor adayınızın disiplin, beslenme, aileyle birlikte uyuma konularındaki düşüncelerine katılıyor musunuz?
Mother&Baby

