Egzersiz yaparken sakatlanmamanın kuralları!
Haziran 21, 2010 admin
Kategori - Sağlık Bilgileri
Uzmanlar, egzersiz programının mutlaka bir uzman tarafından belirlenmiş olması gerektiğini belirterek, mekik çekerken bacakların düz olmaması, bu şekilde yerden kaldırma ya da yukarıdan aşağıya doğru indirme hareketi yapılmaması, gövdenin zorlanarak sağa sola dönme ya da geriye doğru kalkma hareketlerinden kaçınılması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Fizyoterapistler Derneği Başkan Yardımcısı Uzman Fizyoterapist Murat Dalkılınç, yaptığı açıklamada, sağlıklı yaşamın vazgeçilmez şartlarından birinin düzenli egzersiz olduğunu söyledi.
Haftada üç gün yapılacak egzersiz sayesinde hem vücudun formda kalacağını, hem de birçok hastalık açısından ciddi bir tehlike olan obezite riskinin ortadan kalkacağını, kemik ve kas kitlesinin korunacağını belirten Dalkılınç, sağlığın korunabilmesi için egzersizlerin bilinçli yapılması gerektiğini bildirdi.
Dalkılınç, son yıllarda spor merkezlerinin dışında belediyelerin parklara yerleştirdiği spor aletlerinin sık kullanıldığını ifade ederek, bu aletlerin doğru kullanılması gerektiği, yanlış egzersizlerin sakatlıklara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Duruş bozukluğu olan kişilerin, egzersiz yaparken omurga ve eklemlerini zorlayabileceğine dikkati çeken Dalkılınç, bu kişilerin düzenli spora başlamadan önce mutlaka uzman bir fizyoterapiste danışmaları gerektiğini söyledi. Dalkılınç, fizyoterapistlerin duruş analizi yaparak kişiye özel egzersiz önereceğini belirterek, ciddi bir sorun tespit edilmesi halinde ortopediste yönlendirilerek, olası sakatlanmaların önüne geçilebileceğini bildirdi.
Özel bir sağlık sorununda hekim tarafından egzersiz önerilmesi halinde,direk spor salonuna gitmek yerine önce fizyoterapiste ulaşılması, buradan sonra verilen program ve uygulama şekline sadık kalınarak spor yapılması gerektiğine işaret eden Dalkılınç, kesinlikle internetten önerilen aletlerin ve egzersizlerin bilinçsizce kullanılmaması, CD’lerdeki uygulamaların tatbik edilmemesi gerektiğini kaydetti.
EGZERSİZ, MUTLAKA ESNEME HAREKETLERİYLE BİTİRİLMELİ
Doğru bir egzersiz için ilk şartın, egzersize başlamadan önce vücudun iyi ısıtılması gerektiğini belirten Dalkılınç’ın verdiği bilgiye göre, ilk olarak öncelikle boyundan ayak bileğine kadar tüm vücudun basit hareketlerle ısınması gerekiyor. Yapılacak programın ardından, egzersizin mutlaka esneme hareketleri yapılarak bitirilmesi gerekiyor. Bu şekilde egzersiz sonrası oluşacak kas ağrılarının önüne geçiliyor.
Spor sonrasında kaslara dinlemeleri ve toparlanmaları için yeterince zaman verilmesi öneriliyor. Örneğin her gün yapılan bir egzersiz programında, bir gün bacakların diğer gün kolların yoğun olarak çalıştırılması tavsiye ediliyor.
Kasların dengeli şekilde ve simetrik olacak şekilde çalıştırılması gerekiyor. Örneğin, karın kasları çalıştırılırken sırtın ihmal edilmemesine özen gösterilmesi gerektiği vurgulanıyor. Sadece aynada görülebilen değil, tüm kasların çalıştırılması isteniyor.
Egzersiz yapılırken konsantre olunması, dalgınlığın olası sakatlıklara yol açabileceğine dikkat çekiliyor. Bir ağırlığı sadece kaldırırken değil, özellikle bırakırken de yavaş ve kontrollü olunması tavsiye ediliyor.
Egzersizin süre, yoğunluk ve sıklığının yavaş yavaş artırılması, aynı kası çalıştıran farklı egzersizlerin yapılması öneriliyor.
“BACAKLAR DÜZ ŞEKİLDE MEKİK ÇEKİLMEMELİ”
Egzersiz yaparken unutulmaması gereken 5 temel prensibi aktaran Dalkılınç, fizyoterapistlerin özellikle terapatik/iyileştirme amaçlı egzersizler konusunda uzman olduklarının altını çizdi.
Dalkılınç, çok sayıda kişinin spor yaparken sakatlık geçirdiğini belirterek, özellikle bel sorunu olanların kesinlikle yapmaması gereken egzersizleri ise şöyle sıraladı:
“Bacaklar düz şekilde mekik çekilmemeli. Ayaklar, bir yere sabitlemiş olsa dahi bacaklar düz şekilde asla mekik çekilmemeli. Bacaklar, düz olacak şekilde yerden kaldırma ya da yukarıdan aşağıya doğru yavaş yavaş indirme hareketi asla yapılmamalı.
Gövdeyi zorlayarak sağa sola dönme ya da geriye doğru kalkma hareketleri yapılmamalı.”
Popo Estetiği
Nisan 3, 2010 admin
Kategori - Kadın Sağlığı
Bu başlık altında bahsedeceğimiz konular bel ve basen dahil tüm popo bölgesi problemlerini içermektedir. Poponun büyütülmesi veya küçültülmesi, düşük kalçanın kaldırılması, düzleşmiş poponun yuvarlak ve çıkıntılı hale getirilmesi, kalınlaşmış belin inceltilmesi.
Popo estetiği ameliyatları kişinin durumuna göre Yağ alma (liposuction), yağ enjeksiyonu (lipofilling) gibi izsiz işlemler ve germe, toparlama gibi izli işlemlerin biri veya birkaçını içeren ameliyatlardır. Germe toparlama gibi izli operasyonlar kalçaların çok sarkmış olduğu durumlarda devreye giren uygulamalar olup eğer kalçalarda sarkma yoksa sadece yağların bir yerden alınıp başka bir yere enjeksiyonu şeklinde yapılacak bir operasyon ile estetik kalçalara sahip olabilirsiniz. Germe ve toparlama işlemlerinde ameliyat izleri kuyruk sokumundan her iki Kalça kemiğine 10-15 cm uzanan ince bir çizgi halinde olacak ve zamanla solarak rahatsızlık vermeyen seviyaya gelecektir. www.kadincazayiflama.com
Ameliyat Sonrası
İşlem sadece yağ alma ve yağ enjeksiyonunu içeriyorsa operasyondan kısa bir süre sonra genellikle evinize dönebilir ya da bir gece hastanede kalırsınız. Eğer germe ve toparlama işlemleri yapıldıysa bu ameliyattan sonra 1 veya 2 gün hastanede kalmanız gerekir. Cerrahın tercihine bağlı olarak ameliyat bölgelerine diren konabilir ve bu direnler cerrahın takdirine göre iki günle bir hafta arasında kalabilir. Ameliyat yerlerinde ilk başlarda bir rahatsızlık hissi veya ağrı hissi olacaktır ve bu verilen ağrı kesicilerle giderilecektir. İlk başlarda yürümek ağrılı olacak fakat bir kaç gün içinde ağrılar büyük ölçüde azalacaktır. Ameliyattan 48 saat sonra duş alabilirsiniz. İlk iki hafta aktiviteler sınırlı olacaktır. Günlük aktivitelere ikinci hafta içinde yavaş yavaş dönülebilir. Fakat spor aktivitelerine katılmak ilk iki ay içinde mümkün değildir, iki aydan sonra hasta spora başlayabilir.
Duruş bozuklukları, gençlerde kambura sebep oluyor
Mart 30, 2010 admin
Kategori - Sağlık Bilgileri
| Günümüzün çok yiyen ama hareket etmeyen, bilgisayar veya televizyon başından kalkmayan çocukları tehlike altında. Bu çocukların yaşayacakları ya da yaşadıkları birçok olumsuzluğa bir de fiziksel görüntülerinde bozulmalar eşlik ediyor. Ergenliğe yeni giren kızınızın veya bütün kitaplarını çantasında gezdiren oğlunuzun birden kamburunun çıktığını fark edebilirsiniz. Sakın zaman kaybetmeyin. Tıpkı sizin çocuklarınız gibi ergenlik dönemindeki birçok çocuk, çok uzun süreli, sabit ve yanlış duruş pozisyonlarında kalıyorlar. Bu durum, kas ve iskelet sisteminde bozukluklara sebep oluyor. Çocuğunun vücudunda normal olmayan bir eğilme tespit eden aileler, doktora başvurmalı.
Özellikle okulda uzun saatler boyunca sırada öne doğru eğik oturduklarından veya ağır okul çantalarını tek omuzda taşıdıklarından, uzun süreli bilgisayar ve televizyon karşısında sabit, daha önemlisi hatalı pozisyonda kaldıklarından çocuklarımızın iskelet sistemleri deforme oluyor. İyi bir postür (duruş) eğitimi çocukluk yaşından itibaren başlar. Kötü postür, hayatın ileri dönemlerinde karşılaşılabilecek birçok romatizmal hastalığın, organ bozukluklarının ve ruhsal bozuklukların sebebi olabilir. Çocukları, postür bozukluklarına sebep olabilecek etkenlerden uzak tutmak gerekir. Özellikle ergenlikte çocukları yüzme veya kasları güçlendirici diğer spor dallarına yönlendirmekte fayda var. Sırt üstü yüzme, kamburun çıkmasını engelleyebilir. Tedavi sürecinde korse veya destekleyici ateller yerine egzersizleri öneriyoruz. Çocuğu stresten, stabil pozisyondan çıkarmak için spor özellikle yüzme çok önemli. Bu yaş grubunda kas dokusunu güçlendirmek temel amaç. Bunun için de spor ve düzenli egzersiz çok faydalı. Haftada iki üç gün yüzen çocuklar hem ruhsal hem de bedensel açıdan yaşıtlarından çok daha farklı ayrıcalıklara sahip oluyorlar.* Sema Hastanesi fizik tedavi ve rehabilitasyon uzmanı
Kambur çıkmadan tedbir alın!
|
|
| DR. BURCU ÖNAL |
Hamilelik değişimleri ve nefes egzersizlerinin önemi
Mart 25, 2010 admin
Kategori - Hamilelik - Gebelik
Orijinal nefesimizi yeni doğmuş bebeklerde görebiliriz. Ne yazık ki büyüyüp yetişkin insan olduğumuzda nefes kapasitemiz küçülüyor, iki kocaman akciğerimiz olmasına karşın, akciğerlerimizin üst tarafında küçük bir bölümü kullanıyoruz ve hamilelikte bebeğimizin de oksijen ihtiyacı bizim bu aldığımız kısır nefesle karşılanıyor. Ama bebeğin rahimle birlikte tüm karın içini doldurup, kullanmadığımız diyaframımızı da tamamen devre dışı bırakması, ciddi nefes zorluklarına yol açıyor.
Bu sebeple hamilelik döneminin en önemli, en fayda sağlayan çalışması nefes egzersisleridir. Sağladığı faydaları şöyle sıralayabiliriz:
- Nefes alma alışkanlığınızı değiştirir, orijinal nefesinizi geri kazanmanızı sağlar.
- Diyaframınız güçlenir, akciğerlerinizi tam kapasite kullanmaya başladığınız için nefes alma
zorluğu yaşamazsınız.
- Bebeğinize, organlarınıza, dokularınıza giden oksijen miktarı artar; vücudumuza enerjinin % 90!ını oksijen sağladığı için enerjiniz artar, kendinizi iyi ve güçlü hissedersiniz.
- Sıkışma, ağırlık duygusu yerini, genişleme ve hafifleme duygusuna bırakır.
- Hamilelik yakınmaları, (mide yangısı, kabızlık, gaz, sağ yan ağrıları gibi…) çoğunlukla karın içi organlarının sıkışması ile ilgilidir. Karın duvarının nefes egzersizleriyle hareket etmesi sonucu, tüm karın içi organlar masaj yapılmış gibi uyarılır ve çalışmalarını iyileştirirler.
- Karın ve pelvis bölgesi kasları güçlenir.
- Zihnin sakin düzeye gelmesini sağlar ve odaklanma yeteneğini arttırır.
- Bebeğinizle derin bağ kurmanızı, empati yeteneğinizi arttırmanıza yardımcı olur.
En önemlisi bebeğinizin dünyaya geliş yolculuğu sırasında her ikiniz için de iyi olanı, nefeslerinizin yardımı ile başaracaksınız.Doğumu yapacak olan sizsiniz, bu yolculuğu yapmak üzere de donanımınızı, hazırlığınızı yapmalısınız…
Nefes egzersizlerini uygulamak için doğru ortam nasıl sağlanır?
- Evinizde kendinize uygun bir ortam oluşturun.
- Telefonları kapatın.
- Odayı havalandırın, pencereyi açık veya aralık bırakın,
- Üstünüze sıkmayan, terletmeyen rahat bir giysi giyin.
- İçmek üzere yanınıza su veya taze meyve suyu alın.
- Yere çok yumuşak olmayan bir minder veya battaniye serip, üzerine oturun veya uzanın.
- Hafif rahatlatan sevdiğiniz bir müziği de kullanabilirsiniz.
Nefes egzersizlerini uygularken gözlerinizi kapatın, nefes alırken nefese, vücudunuza, bebeğinizin size hissettirdiklerine yoğunlaşmaya başlayacaksınız. Aceleci ve sabırsız olmayın, nefes egzersizlerini düzenli yapmayı sürdürdüğünüz zaman olanlar sizi şaşırtacaktır.
Nefes egzersizlerini uygulamaya başladığınız ilk günlerde hafif baş dönmesi, sıcaklık hissi, nefes alamıyormuş gibi hava açlığı duymak, kalp atış ritminin hızlanması gibi durumlar yaşanabiliyor. O zaman durun ve normal nefes ritminize dönün. Her gün düzenli çalıştığınız zaman bu gibi şikayetler azalacak ve tamamen bitecektir.
Nefes egzersizlerinin uygulamasını gelecek yazımda sizlerle paylaşacağım.
İyi zaman geçirin, güzel imgelemeler yapın, sevgiyi hissedin, hoşçakalın…
Mahmure.com Uzmanı
Ayşe Öner
8 kadından birinde meme kanseri var!
Aralık 4, 2009 admin
Kategori - Kadın Sağlığı
Dünyada kadınlar arasında en çok görülen kanser olan “meme kanseri”, kadınların ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alıyor. Araştırmalara göre meme kanserinin en sık rastlandığı ülke olan ABD’de her 8 kadından birinde meme kanseri görülüyor.
İstatistiki çalışmaların Türkiye için de tehlikenin çok büyük olduğunu gösterdiğini söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu, Sağlık Bakanlığı’nın ve üniversitelerin bilgileri birlikte değerlendirildiğinde en iyimser ihtimalle Türkiye’de her 11-12 kadından birinde meme kanseri görüldüğünü ifade etti.
Gelişmiş ve modern yaşama geçmiş ülkelerde meme kanserine rastlanma sıklığının çok daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu, “Bir ülke batılı anlamda ne kadar çok gelişmişse, ne kadar modern bir hayat yaşanıyorsa, bu ülkenin kadınlarında meme kanseri daha çok görülüyor.” dedi. Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu bu durumun sebeplerini söyle sıraladı:
1. Çocuk doğurmamak: Modern yaşamın en önemli etkilerinden biri olarak kadınlar daha az çocuk doğuruyor ya da kariyer kaygısıyla çocuk konusunu erteleyerek ilerleyen yaşlarda da hiç çocuk sahibi olamıyor.
2. Emzirmeme: Çocuk sahibi olan kadınlar yoğun iş temposu veya estetik kaygılarla bebeklerini emzirmiyor veya emzirme dönemlerini kısa tutuyorlar.
3. Hormon alımı: Menopoz belirtileri başladığında önceki yıllarda bunlar çok doğal kabul edilip hiç ilaç alınmadan bu dönem geçiriliyordu. Günümüzde, çok sayıda kadın menopoz şikayetlerini yaşamamak veya menopozu ertelemek için hormon (östrojen, progesteron) kullanıyor. Modern çağda, hormon içeren doğum kontrol haplarının yaygın ve çok uzun yıllarca kullanılması da benzer etkiye sahip.
4. Aşırı kilo: Şişmanlık (obezite) Amerikan toplumunda olduğu gibi bütün dünyanın problemi. Fast-food ve benzeri aşırı kalorili besinlerle sağlıksız ve düzensiz beslenmenin doğal sonucu şişmanlık oluyor. Özellikle menopozdan sonra hızla kilo alan kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin arttığı bilimsel olarak gösterildi. Menopoz sonrası dönemde kadınlarda östrojen hormonunun ana kaynağı yağ dokularıdır.
5. Fiziksel aktivitenin azalması: Masa başı çalışma, fazla otomobil kullanımı ve birçok işin internet yoluyla evden çıkmadan halledilmesi gibi modern yaşamın getirileri fiziksel hareketliliği kısıtlıyor. Araştırmalar fiziksel aktivitesi fazla olan insanlarda meme kanserine daha az rastlandığını gösteriyor. Meme kanserine yakalanıp tedavisini tamamlamış kadınlarda fiziksel aktivitelerin artırılması bile sağ kalım oranlarını yükseltiyor.
6. Stres: Modern ve batı tarzı yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olan stres, bağışıklık sistemi üzerine olumsuz etkileri nedeniyle diğer birçok hastalıkta olduğu gibi meme kanseri için de bir risk etkeni olarak kabul edilebilir.
7. Alkol: Sosyo-ekonomik yönden gelişmiş ülkelerde daha yaygın kullanılan alkollü içeceklerin fazla miktarda tüketilmesi ile meme kanseri görülme sıklığı arasında ilişki belirlenmiştir.
Begüm Çelikkol / HABERTURK.COM
Haftada 150 dakika yürüyün
Aralık 2, 2009 admin
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık
Türk Kardiyoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ömer Kozan, Türkiye’de yılda 230 binin üzerinde kalp ve damar hastalığına yakalanan kişi olduğunu, bu kişilerin yüzde 50’sinin hayatını kaybettiğini belirterek, ”Böyle giderse 2015-2020′de yıllık hasta sayısı 400 bine çıkacak” dedi.
Türkiye’de ve dünyada en çok ölüm nedeninin kalp ve damar hastalığı olduğunu belirten Prof. Dr. Kozan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalp ve damar hastalıklarının önlenebilir olduğunu, bunun için insanların yaşam biçimini değiştirmesi gerektiğine dikkati çekti.
Kalp ve damar hastalıklarının önüne geçebilmek için vatandaşlara yönelik çeşitli etkinlikler düzenlediklerini anlatan Prof. Dr. Kozan, sigara, alkol, hareketsizlik, kilo, yüksek tansiyon, kolesterolün bu rahatsızlığa yol açtığına işaret etti.
SİGARA 3, TANSİYON 2, KOLESTEROL 3.5 KAT RİSKİ ARTIRIYOR
Aynı zamanda Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi olan Prof. Dr. Kozan, toplumda en çok ölüm nedeninin kanser olduğunun düşünüldüğünü, ancak gerçeğin böyle olmadığını belirterek, ”Türkiye’de ve dünyada kalp ve damar hastalıkları ölüm nedenlerinin birinci sırasındadır. Kalp ve damar hastalıklarından ölümler, trafik kazası ve kanser gibi ölümlerin toplamından bile fazladır” dedi.
Kalp ve damar hastalığı riskini sigara içiminin 3, yüksek tansiyonun 2, kolesterolün 3.5 kat, şeker hastalığının 2.5 kat artırdığını vurgulayan Kozan, sigarayı, alkolü bırakıp, sağlıklı yiyecekler yiyip, ideal kiloya ulaşılmanın hastalığa yakalanma riskini azalttığına dikkati çekti.
YILDA 230 BİN KİŞİ KALP VE DAMAR HASTALIĞINA YAKALANIYOR
Sigaranın, şişmanlığın, hareketsizliğin, alkolün insanın yaşam süresini kısalttığını ifade eden Prof. Dr. Kozan şöyle konuştu:
”Türkiye’de yılda 230 binin üzerinde kalp ve damar hastalığına yakalanan var. Bu kişilerin yüzde ellisi hayatını kaybediyor. Böyle giderse 2015-2020′de yıllık hasta sayısı 400 bine çıkacak. Kalp ve damar hastalığına neden olan unsurlar, değiştirilebilir şeyler. Sigaraya bağlı ölümlerin en önde gelen nedeni kalp krizi ve inmedir. Sigara yağlanma ve tıkanıklığa neden oluyor. Kalp ve beyin damarlarını tıkıyor. Şişmanlık her şeyin başı. Toplum olarak şişmanız. Şişmanlık yaşam süresini kısaltır, yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Göbekten şişmanlık kalp damar hastalığıyla direk ilgili. Tansiyon sessiz katildir. Yüksek tansiyon, felç, kalp yetersizliği, kalp krizi böbrek yetmezliği, görme kaybına neden olur. Bu düşmanları yenmek elimizde.
Haftada 150 dakikalık yürüyüş kalp damar hastalığı riskini yarı yarıya azaltır. Mutlaka yürüyüş yapmak lazım. Akşam, sabah demeden yürüyüş yapılmalı. Koşu bandı alıp da koşturup durmak yanlıştır. Aheste aheste yürümek, yürüyüş süresini uzatmak doğru olandır. Yağlar uzun egzersizler sonucu erir. Neredeyse tuvalete bile arabayla gidecek duruma geldik. Ayda 1-2 kilo vermek en ideali. Hamur işini, tatlıları kesmek lazım. Sigarayı, alkolü bırakıp hareketli, kolesterolden, tuzdan uzak, fast food türü yiyeceklerden uzak bir yaşam sürersek, bu rahatsızlığa yakalanma riskini düşürmüş oluruz.”
AA
Hypoxi Yapmak
Kasım 29, 2009 admin
Kategori - Zayıflama ve Diyet
Herkes bunu konuşuyor: “Nedir bu Hypoxi yapmak!”
Hypoxi Yapmak Egzersiz yaparken iskelet kaslarımız enerji kaynağı olarak yağ asitlerini kullanır, fakat kullanacağı yağ asitlerini dolaşımı iyi olan bölgelerimizden almayı tercih eder. İncelmekte sorun yaşanan bölgeler genelde erkeklerde göbek çevresi, kadınlarda kalça ve basendir. Bu alanlarda kan dolaşımı iyi değildir. Düzenli egzersizle istediğimiz bölgeden incelmek zordur. ‘Hypoxi Training’ sisteminde, patentli bir vakumlama sistemiyle hafif tempoda spor yaparken, kan dolaşımı sorunlu bölgelere çekilir. Yağın istediğimiz bölgeden yakılması sağlanır.
Sizde mutlaka farkındasınız, son zamanlarda HYPOXI yapmak herkesin dilinde. Çevremizde bir çok arkadaşımızın gittikçe inceldiğini gördüğümüzde merakla bunun sırrını soruyoruz. Bugünlerde aldığımız yanıtlar hep aynı “ Hypoxi yapıyorum “ . Biz Hypoxi’ yi yeni öğrendik ama, devrim yaratacak yenilik olarak tarif edilen hipoxi ile Robbie Williams, Ralph ve Michael Schumacher kardeşler gibi ünlüler doğal form tutma yöntemi olarak yıllardır kullanılıyorlarmış.
4 günde 1 bedene kadar incelme imkanı sunuyor
Hepimiz fazla kilolarımızdan kurtulmak için düzenli uygulanan diyet ile birlikte egzersiz yapılması gerektiğini biliyoruz. Ancak yıllar geçtikçe ne kadar diyet ve spor da yapılsa özellikle karın, basen ve kalça gibi bölgelerde kurtulamadığımız bölgesel yağlanmalar devam ediyor. Kişisel Bakım Ekipmanları Sektörü Lideri İnanır Group güvencesi ile Türkiye’ye getirtilen ve çağın mucizesi olarak tarif edilen Hypoxi, özellikle bölgesel yağlanmaların olduğu kalça, karın, bel, basen, bacak gibi problemli alanlarda etkili olarak 4 günde 1 bedene kadar incelme imkanı sunuyor…
Bölgesel yağ yakma yöntemi olan Hypoxi, basınç terapisi yöntemi ile kan dolaşımını hızlandırarak egzersiz ile birleştirirken, daha az zamanda, daha az efor harcayarak sadece hedeflenen problemli bölgeleri yağ yakımını sağlayarak şekillendiriyor.
Hypoxi 4 farklı cihazın, farklı işlevleri sayesinde etki gösteriyor…
Vakum ve yüksek basınç terapisine sahip dünyadaki tek sistem olan PATENTLİ HYPOXI’ de; Trainer L250 ile; yatarak konforlu bir şekilde özellikle bacaklar, basen ve kalça bölgesindeki yağlar eritiliyor. Trainer S 120 ile; oturur pozisyonda bacaklar, basen ve kalça bölgesindeki yağların parçalanması sağlanıyor. Dermoloji cihazındaki basınç ve vakum ile; pürüzsüz, sıkı ve düzgün bir cilde sahip oluyorsunuz. Cilt elastikiyet kazanıyor, metabolizma ve kan dolaşımı hızlanıyor. Vacunaut terapisinde ise; özel kıyafeti yardımıyla, karın ve bel bölgesinde birikmiş yağlar eritiliyor.
Avusturya Salzburg Üniversitesi Spor Bilimleri ve Kinesioloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Erich Müller’ in 12 hafta süre ile 4 denek grubu (hypoxi grubu/diyet grubu/plasebo egzersiz grubu/kontrol grubu) üzerinde yaptığı bilimsel araştırma sonucunda, Hypoxi uygulanan grupta diğer gruplara oranla çok daha belirgin kilo kaybı ve yağ dokusunda ciddi kayıplar oluşturduğu kanıtlanmıştır.
Söz konusu üniversite araştırması sonucunda;
* Hypoxi grubunun spesifik bölgelerindeki yağ depolarındaki azalımın diğer diyet yapan gruba göre % 204 daha fazla
* Hypoxi grubunun vücut kilosunda azalımın diğer diyet yapan gruba göre 3 katından daha fazla ve yağ kaybının da % 83 oranında daha yüksek
* Hypoxi grubunun selülitlerde azalımının diğer diyet yapan gruba göre % 400 daha başarılı olduğu görülmüştür.
Sapanca Richmond Nua Wellnes Hotel, Memorial Hastanesi Estetik Merkezi ve “Kozyatağı City Sun” ‘da bulunan Hypoxi Merkezleri ile artık hayal ettiğiniz vücuda kavuşmak zor değil.
Yeter ki isteyin…
Bilinçsiz pilatese dikkat!
Kasım 29, 2009 admin
Kategori - Kadın Sağlığı
Uzmanlar, sporun kişinin yaşına, kilosuna ve vücut yapısına göre değişiklik göstermesi gerektiğini savunarak, herkesin kendine uygun spor aktivitesini seçmesi konusunda uyarıda bulunuyor. Hacettepe Üniversitesi (H.Ü.) Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nden Prof. Dr. Gül Baltacı, konuyla ilgiliyaptığı açıklamada, bilinçsiz yaptırılan veya yapılan pilatesin ciddi zararlar verebileceğini söyledi. Baltacı, son yıllarda popüler hale gelen pilatesin aslında yüzyıldır var olduğunu ve fizyoterapistlerin bunu, bir tedavi yöntemi olarak uzun zamandır kullandığını söyledi.
Seyahat ağrıları kabusunuz olmasın!
Kasım 29, 2009 admin
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık
Özellikle uzun yolculuklar sırasında oluşan bel, sırt ve boyun ağrılarından herhangi bir ekipman olmaksızın bazı basit esneme hareketleriyle kurtulmanın mümkün olduğu bildirildi.
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun yolculuklarda yaşanan bel, sırt ve boyun ağrılarının çoğu zaman tatil keyfini eziyete çevirdiğini söyledi.
Uzun süreli oturmanın, bel, sırt ve boyun bölgesine bir süre sonra ek yük bindirdiğini belirten Akı, özellikle uzun süre koltukta otururken vücudun aldığı kötü pozisyonun omurga üzerine daha fazla stres bindirdiğini vurguladı.
Uçak, otobüs ya da araba yolculukları sırasında düzenli olarak yapılacak esneme hareketlerinin yolculuğun yol açtığı ağrıların azalmasına yardımcı olduğuna dikkati çeken Akı, şu tavsiyelerde bulundu:
”Boynunuzu gevşetmek için başınızı sola çevirin ve yaklaşık beş saniye süreyle bu konumda tutun. Başınızı yeniden öne çevirin, daha sonra sağa çevirin ve beş saniye bu şekilde tutun. Beş kez tekrarlayın. Omuzlarınızı ve boynunuzu gevşetmek için, kollarınızı vücudunuzu kenarında tutarken omuzlarınızı yukarı kaldırıp bu pozisyonda yaklaşık beş saniye durun ve daha sonra istirahat pozisyonuna dönün.
Dik ve oturur konumdan öne doğru eğilerek gövdenizi yavaşça dizlerinize yaklaştırın. Kollarınızı yana bırakın ve daha sonra kollarınızla bacaklarınızı sarın. Derin nefes alıp verirken bu pozisyonda 20 saniye durun, daha sonra normal oturur pozisyona dönün. Ayakta dururken ellerinizi sırtınızın alt kısmına koyun ve belinizi geriye doğru yavaşça esnetin. 10 saniye bekleyin, gevşeyin ve vücudunuzu dik duruma getirin. Beş kez tekrarlayın. Ellerinizi kalçalarınızın üzerine koyun ve vücudunuzu sola bükün. Bu pozisyonda 5 saniye süreyle bekleyin. Dik pozisyona geri dönün, sağa esneyin ve beş saniye bekleyin.”
Oturur durumdayken ayakları, parmak uçları yerle temas halindeyken topukların üzerinde yükseltmenin de çok faydalı olduğunu anlatan Akı, ”10 saniye süreyle bu pozisyonda bekleyin. Topuklarınızı tekrar yere değdirin ve 10 kez tekrarlayın. Bu gerçek bir baldır gerdirme egzersizi olsa da tüm belinizin esnediğini hissedeceksiniz” diye konuştu.
AA
Meme Kanseri
Meme kanserinin en yaygın belirtisi memede ağrısız bir kitlenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın ağrı hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri arasında, göğüste oluşan geçici olmayan değişimler, (örneğin kalınlaşma, şişlikler, deride tahriş ya da bozulmalar, ve akıntılar, aşınma, göğüs ucunun hassaslaşması yada içe dönmesi de dahil olmak üzere göğüs ucu belirtileri yer almaktadır. Tedavisi en kolay olan erken evredeki meme kanserleri tipik olarak hiç bir belirti göstermezler. Bu nedenle, kadınların meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamaları çok önemlidir. Meme kanserine erken evrede tanı konması, tedavi seçeneklerinin sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını önemli oranda arttırır.
Erken tanı için temelde önerilen birbirlerini tamamlayıcı üç yöntem vardır;
Kişisel (Kendi kendine yapılan) göğüs kontrolleri
Klinik (Doktor tarafından yapılan) göğüs kontrolleri
Mamografi
Normal de doktorlar 20 yaşından sonra her ay kişisel göğüs kontrollerinin yapılmasını, kırk yaşından sonrada yılda bir kez olmak üzere klinik göğüs kontrollerini ve mamografiyi önermektedirler. Ancak daha sonraki mamogramlarınıza referans olması için otuzlu yaşlarınızda en azından bir mamografi çektirerek saklamanız önerilir Aile tarihçesi, ırk, ilk adet yaşı, çocuk sayısı gibi pek çok faktör kadınların meme kanseri için yüksek
risk taşıyıp taşımadığını belirler.
Aşağıdaki sorulara verilen cevaplar meme kanseri riskinin belirlenmesine yardımcı olabilir.
İlk âdetinizi 12 yaşından önce mi gördünüz?
İlk çocuğunuza 30 yaşından önce mi sahip oldunuz?
Anneniz veya varsa kız kardeşiniz meme kanseri hastası mı?
Meme kanseri olmuş kızınız var mı?
Daha önce hiç göğüs biyopsisi yaptırdınız mı?
Bu biyopsilerinizin sonucunda kanser öncesi hücrelere rastlandı mı?
Bu biyopsilerinizin sonucunda erken (yayılmamış) kansere rastlandı mı?
Aşağıda temel risk kategorileri ve temel risk kategorisi olduğu düşünülen bazı risk faktörleri yer almaktadır.
Yaş
Genetik
Kişisel tarihçe
Aile tarihçesi
Biyopsi sonucu habis olmayan oluşumlar tespit edilmesi
Adet görmeye başlama yaşı
Gecikmiş doğum
Alkol
Sigara
Yemek alışkanlıkları
Kilo
Önceki radyoterapiler
Hormon tamamlayıcı tedavi (HRT)
Evreler (Evrelar)
TNM Evreleme Sistemi:
Kanserin evrelendirilmesi amacı ile TNM sistemi geliştirilmiştir. Burada T tümörün boyutunu, N lenf benzlerinin durumunu ve M ise kanserin metastaz(sıçrama) yapıp yapmadığını belirtir.
Kanser Evrelerinin Numaralar İle Belirlenmesi:
Kanserin evresini, tümörün boyu ve kanserin yayılımı tanımlar. Evrelendirme sisteminde Evre 0 ile 4 arasında bir rakam ile belirtilir.
Evre 0: Aynı zamanda ‘in-situ’ olarak da adlandırılır. Evre 0, olan kanserler yerlerinde kalmış ve çevre dokulara sıçramamış kanserlerdir. Klinik kontrollerde tanısı konan kanserlerin yaklaşık olarak %15 ila %20’si Evre 0 kanserlerdir. Evre 0 kanserler oluştukları yerlere göre ikiye ayrılırlar, eğer süt bezlerinde (lobes) oluşmuşlarsa Lobular carcinoma in situ yada kısaca LCIS, eğer süt kanallarında oluşmuşlarsa ductal carcinoma in situ yada kısaca DCIS olarak adlandırılırlar.
Evre1 : Orijinal tümör 2cm yada daha küçüktür ve kanser lenf bezlerine sıçramamıştır. Evre1 kanser tedavisi için genellikle izlenen iki yöntem vardır. Meme koruyucu tedavi: lumpektomi (kanserli kitlenin etrafında bir parça sağlıklı göğüs dokusu ile birlikte alınması) ve koltuk altı lenf bezlerinin alınmasını takip eden radyasyon tedavisi yapılır. Gerekiyorsa kemoterapi veya hormonoterapiler eklenir. Veya mastektomi (kanserin bulunduğu göğsün alınması operasyonu) ve koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması önerilir.
Evre (Stage) IIA: Orijinal tümör 2 ila 5 cm arasındadır, ve lenf bezlerine sıçramamıştır.
Evre IIB: Orijinal tümör 2 ila 5 cm arasındadır ve koltuk altı lenf bezlerine sıçramıştır, yada orijinal tümör 5
cm den daha büyüktür ve koltuk altı lenf bezlerine sıçramamıştır. Evre II için genelde uygulanan tedavi şekli Evre I ile aynıdır (lumpektomi ve koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması yada mastektomi), ancak eğer tümör büyükse yada lenf bezlerine sıçramışsa kemoterapi, hormonoterapi ve radyasyon tedavisinin tamamlayıcı olarak önerilmesi daha yaygındır
Evre (Stage) IIIA: Orijinal tümör koltuk altı lenf bezlerine ve göğüs dışı dokulara sıçramıştır. Evre IIA meme kanseri için standart tedavi mastektomidir ve sonrasında bazı durumlarda göğsün yeniden yapılmasını hedefleyen estetik operasyonlar yapılabilir. Tümörün sağlıklı göğüs dokusundan bir kesim ile ayrılabilmesinin olası olduğu durumlarda, lampektomi de yapılabilir. Operasyon sonrasında genelde radyasyon tedavisi ve sistematik tedavi olarak kemoterapi ve hormon tedavisi uygulanır. Eğer tümör çok büyükse, operasyon öncesinde tümörün boyunun küçültülmesi amacıyla kemoterapi uygulanabilir, bu tip kemoterapi uygulamalarına neoadjuvant kemoterapi denir. Bazı durumlarda neoadjuvant kemoterapiye yardımcı olması amacıyla operasyon öncesi hormon tedavisi de uygulanır.
Evre (Stage) IIIB: Orijinal tümörün boyutuna bakılmaksızın, tümörün kendisini göğüs duvarına bağladığı ve göğüs lenf bezlerine sıçradığı durumlarda kanser Evre IIIB olarak adlandırılır. Evre IIIB meme kanserinin standart tedavisi genellikle neoadjuvant kemoterapi ile başlar. Orijinal tümörün boyunun istenen oranda küçülmesi ile birlikte, lampektomi veya mastektomi yapılır. Operasyon sonrası uygulanan standart tedavi ise,
radyasyon tedavisi, kemoterapi ve hormon tedavisidir.
Evre (Stage) IV: Kanser göğüs dışına vücudun diğer bölümlerine (kemikler, akciğer, karaciğer yada beyin gibi) sıçramıştır. Evre IV meme kanserinin tedavisinde temel amaç yaşam süresini ve kalitesini arttırmak ve hastanın şikâyetlerini gidermektir. Tedavide genelde kemoterapi ve hormon tedavisi gibi tüm vücudu etkileyen sistematik tedaviler uygulanır. Hastanın şikâyetlerinin azaltılması amacı ile bazı durumlarda mastektomi de önerilebilir.
Yapabilecekleriniz
Ortaya çıkabilecek yanlış anlamaları önleyebilmek ve desteğinizi sürdürebilmek amacıyla, hasta ile iletişiminizi ve bağlarınızı koruyun.
Kanseri yaşamınızdan soyutlamayın: Hastanın enerjisi zaten hastalığına odaklı olduğundan bu konuda konuşmaktan korkmayın.
Hasta ve ailesinin, sadece hastalık odaklı bir yaşamdan uzaklaşabilmeleri ve diğer insanların arasına katılabilmeleri için plan hazırlayın.
Gerekmedikçe kendinizi tıbbi yardımcı konumuna koymaktan kaçının: Hayır demeyi bilin, hasta istemedikçe öğüt vermekten kaçının.
Gerektiğinde diğer yakınlarınızdan yardım alabileceğinizi unutmayın.
Gündelik yaşantıdan kopmaması için hastanızı işlere dahil edin.
Hastanın aktif bir rol üstlenebileceği sosyal dostluk çemberini koruyun.
Hastalık sonrası”nı düşünün: Bu dönemde yapılan sosyal destek hasta ve ailesine yardımcı olması açısından önemlidir
Not: Tedavi bazen memenin tamamının ya da bir kısmının alınmasını gerektirebilir. Kişisel bütünlüğünde bir eksiklik hissedecek olan bir hasta için bunun zor bir durum olduğunu anlayın. Ona yas tutma süresi tanıyın. Özel yaşamına, plastik cerrahi isteğine veya bu yöndeki isteksizliğine saygı duyun, eleştiride bulunmayın.
Kaynak:Tıbbi Onkoloji Derneği ve Hastayakini.com

