Yaza özel beslenme tüyoları

Haziran 28, 2010 admin  
Kategori - Sağlıklı Beslenme

Davetler, düğünler, tatil programı derken yaz aylarında kilomuzu korumak oldukça zorlaşır. Eğer diyet yapıyor ya da yediklerinize dikkat ediyorsanız kilonuzu korumak daha da önem kazanır. İpin ucunu kaçırdığınız durumlarda ise ertesi gün  uygulanan ve yediklerinizin yağa dönüşmesini önleyecek  bir formül var.

Yaza özel beslenme tüyolarını Beslenme ve Diyet Uzmanı Banu Kazanç anlattı.
Kazanç, kilo korumanın sırrının protein ve karbonhidrat dengesinde yattığını belirterek, “Vücutta alınan enerjinin yağa dönüşmesi, 24 saat alır. Eğer aldığınız fazla enerjiyi vücuttan atabilmek için ertesi gün su ve proteini artırıp karbonhidratı yarıya indirirseniz, yediklerinizin yağa dönüşmesini önlersiniz ” diyor. Bu formüle göre alınan su ve protein miktarını 1.5 katına çıkarmak gerekiyor. Artan protein, suyla birlikte metabolizmayı hızlandırıyor. Böylelikle yediklerimizin yağa dönüşmeden vücuttan atılır.

PROTEiNLE YAĞLARI YAKIN!
Özel günlerde porsiyon ölçünüzü çok kaçırdıysanız ertesi günü biraz hafif geçirmeniz gerekir. Aşırı yemek yediğiniz günün sonrasında 2.5 - 3 litre su içip protein alırsanız, metabolizma hızlanır ve alınan fazla kalori yağa dönüşmeden vücuttan atılır.

ALKOLÜN YAĞA DÖNÜŞMEMESi iÇiN…Fazla alınan alkol, karaciğerin faaliyetini zayıflatır, metabolizmayı yavaşlatır ve yağa dönüşümü hızlandırır. Alkolün vücuttan atılmasını en kolaylaştırıcı şey su olduğu için çok su içmek gerekir. Lenf dolaşımını düzene sokan, potasyum açısından zengin sebze ve balık ağırlıklı beslenilirse aşırı tüketimden sonra alkol kısa zamanda vücuttan atılır.

İÇKiNiN YANINDA NELER TÜKETMELi?Alkol, yüksek kalori içeriği ve beraberinde meze, çerez gibi ekstra yiyecekler tüketildiği için diyet yaparken sınırlamalıdır.
Diyetteyseniz şarap veya light birayı tercih edebilirsiniz. Rakı ve viskinin alkol seviyesi yüksek olduğu için kalorisi daha fazladır. Tercihiniz bu içkilerse haftanın iki günü iki kadehten fazla içmemelisiniz. 
Karaciğeri yormamak için yağlı ya da şekerli yiyecekler yememelisiniz. Alkolü vücuttan atmak için bol bol su için. Alkolle birlikte yarım yağlı ve az tuzlu peynirle yapılmış kanepeler, salatalık ve havuç dilimleri, az tuzlu bisküviler idealdir. En zararsız çerez sarı leblebidir. Toplam bir avucu geçmemesi şartıyla badem, ceviz veya fındık tüketilebilir.

‘ERTESi GÜN’ DETOKSU
Sabah sıcak bir bardak su içine ilave edilen limon suyu, vücuda detoks için yarar sağlar. Gün içinde bol bol, 2 - 2.5 litre kadar su tüketilmesi gerekir.

İdeal seçimler!* Yaz aylarında su içeriği yüksek sebze ve meyve gibi hafif besinlere ağırlık vermeli ve sindirimi zor olan, kızartılmış, kalorisi yüksek, ağır besinlerden kaçınmalısınız. Izgara veya haşlanmış, balık - tavuk gibi proteinler alınmalıdır. Yanında makarna, pilav yerine buharda, fırında, haşlanmış, çiğ, çeşitli sebzeler, yoğurtlu mezeler, zeytinyağlı yemekleri seçmelisiniz. 
* Salatanıza hindi eti, ton balığı veya haşlanmış fasulye gibi baklagil-leri ekleyebilirsiniz. Ama ağır soslar yerine limon ve baharatla tatlandırın.
* Ketçap ve hardalı, yemeklerin yanında sos olarak kullanabilirsiniz. Ama tuz ilave etmeyin, üstüne meyve veya sütlü tatlıları yiyebilirsiniz.
* Ayran terle kaybettiğimiz mineralleri yerine koymamızı sağlar. 
* Yaz meyveleri C vitamini yüklüdür ve antioksidan deposudur. İçerdikleri likopen ve beta karotenle güneş ışığının zararlı etkisinden korur. 
* Kepekli ekmek yağsız beyaz peynir, domates, marulla hazırlanmış sandviçler ve naneli limonatayla lezzetli, ferahlatıcı öğünler oluşturabiliriz. Kepekli makarnayla yapılan soğuk makarna salatası seçeneğiniz olabilir. 
* Ara öğünlerinizde havuç, salatalık, kırmızı biberleri çubuk haline getirip limon veya yoğurtlu sosa batırarak tüketebilirsiniz. Ceviz, peynir ve üzümle hafif ama lezzetli bir öğün oluşturabilirsiniz.
* Soğuk çorbaları deneyin. Cacık da bol bol tüketilebilir.

BU AKŞAM DIŞARDAYIZ
Yemeği dışarıda yiyeceğiniz akşamlar için bu önerileri akılda tutun. 
* Yemeği dışarıda yiyeceğiniz akşamlarda, öğle öğününde yeşilliklerden oluşan salata ve protein alırsanız bu sizi daha uzun süre tok tutar ve metabolizmanız daha iyi çalışır.
* Akşam yemeğine çok aç gidip yeme kontrolünü kaybetmemeniz için iki ara öğün yapın. Ara öğünler, enerjinizi yükseltmenin yanında, kan şekerinizin seviyesini de kontrol eder.
* Açık büfe tarzında yemek sunuluyorsa dikkatli olun, tabağınızı az doldurun.
* İçkiyi daha az tüketmek için daha küçük boyutta kadeh kullanın.
* Meyve suları iştahınızı açar onun yerine su için.
* Yemek öncesi içkinin yanında sunulan dip soslardan, cipsle kuruyemişlerden ve aşırı yağlı yiyeceklerden kaçının.
* Yemeğe başlamadan önce bir bardak suyu yudum yudum içmek iştahınızı kontrol etmenizi sağlar.§
* Kabuklu deniz mahsulleri (karides,kalamar vs) ile şarküteri ürünleri (salam, sosis vs) yerine salatalık dilimleri, grissini, havuç çubukları, kiraz domatesler, leblebi, yeşil erik, üzüm taneleri, kivi dilimleri daha sağlıklı seçeneklerdir.
* Ekmek yememeye özen gösterin. Eğer karbonhidrat alacaksınız, bunu tatlıya saklayın ve mümkünse tatlının da yarısını yiyin. Meyveli dondurma daha az kalori içerir.

En fazla mide kanseri Türkiye’de

Nisan 3, 2010 admin  
Kategori - Kanser

Türkiye’de kişi başı 18 gram tuz tüketildiğini belirtilen uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri riskini artırdığına dikkat çekiyor.

Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Başkanı Prof. Dr. Kutluk Tezer, Türkiye’de kişi başına 18 gram tuz tüketildiğine, bunun mide kanseri oranını yükselttiğine dikkati çekerek, “Buna rağmen tuzluk sallamaya devam ediyoruz” dedi.

Tezer, 5. Ulusal Kanserli Hastalar Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, kanser konusunda vatandaşlarda farkındalık ve bilinç yaratmanın önemini vurguladı.

Tüm kanserlerin yüzde 43 oranında engellenebileceğine dikkati çeken Tezer, hastalığın önlenmesi konusunda vatandaşların sahip olduğu bilgileri davranış değişikliğine dönüştürmesi gerektiğini belirtti.

Türkiye’de ciddi bir kanser yükü olduğuna işaret eden Tezer, kanserden korunma çalışmalarının önemine değindi. Tezer, vatandaşların birçoğunun alkol ve tütün kullanımının kansere yol açtığını bildiğini ancak tütün kullanımı konusunda davranış değişikliğine gitmediğini söyledi.

Obezite ve fiziksel aktivite konusunda ise farkındalık düzeyinin oldukça geri olduğunu belirten Tezer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hala kişi başına 18 gram tuz tüketen bir ülkeyiz. Bu da mide kanserine rastlanma oranını yükseltiyor. Buna rağmen tuzluk sallamaya devam ediyoruz. Tuzluk sallamayın diyoruz. Haftada üç defa fiziksel aktivite yapmak gerek. Fiziksel aktivite yapmanın yolu pahalı spor salonlarından geçmiyor. Hava kötüyse evde kalmak istiyorsanız, ister yarım saat dans edin, ister folklor oynayın ya da evin camlarını silin.”

Tezer, kanserden korunmada gençlerin doğru beslenmeye yönlendirilmesinin ve ürünlerin üzerinde kalori bilgilerinin yer almasının da önemini vurguladı. Uluslararası Kanser Savaş Örgütü Başkanı Prof. Dr. David Hill de kanserle mücadelede işbirliğinin şart olduğuna işaret etti. Dünya Kanser Örgütü’nce (UICC) yapılan araştırma hakkında bilgiler veren Hill, katılımcıların alkol ve sigaranın kansere yol açtığını bildiğini, ancak obezite ile kanser arasındaki ilişki konusunda bilgi sahibi olmadığını söyledi.

Araştırmaya katılanların dörtte birinin kanser konusunda kaderci bir yaklaşım sergilediğini ifade eden Hill, katılımcıların yüzde 25′inin kanser konusunda tam bilgilendirme ve tedaviye katkı sürecine katılma gibi bir isteğinin olmadığını kaydetti.

AVRUPA KANSERE KARŞI HAFTASI

Avrupa Kanser Cemiyetleri Direktörü Wendy Yared ise Avrupa’da kanserle mücadele konusunda devlet kurumlarının temsilcilerinin, hasta yakınlarının ve hastaların katılımıyla “Avrupa Kanser İnisiyatifi” oluşturulmasının planlandığını bildirdi.

AB Komisyonu’nun, Avrupa Kanser Ligi’nden “kanserden korunma”, “kanser araştırmaları”, “sağlık ve bakım” ile “bilgilendirme” konularından birini yönetmesini istediğini kaydeden Yared, Avrupa Kanser Ligi’nin kanserden korunma programını yürütmeyi tercih ettiğini söyledi.

Yared, 2011′den itibaren mayıs ayının son haftasının, “Avrupa Kansere Karşı Haftası” olarak kabul edileceğini ve çeşitli etkinlikler yapılacağını açıkladı. Bir gazetecinin, “morfin kullanım oranları” ile ilgili sorusu üzerine, Prof. Dr. Hill, kanserde ağrının en önemli tedavi ilacı olan narkotik ilaçların değişik nedenlerle kullanılamadığını söyledi. Dünyada afyon ve morfinin kanunsuz kullanımı nedeniyle tıbbi kullanımı konusunda sıkıntılar yaşandığına işaret eden Hill, bunların kanunsuz kullanımının engellenmesi, tıbbi kullanımının önünün açılması için uluslararası anlaşmalar yapılması yönünde çabalar olduğunu kaydetti.

KANSERLE İLGİLİ BİLGİ VE DAVRANIŞLAR ARAŞTIRMASI

UICC, Roy Morgan Research International ve Gallup tarafından Türkiye’nin 18 ilinde 18 yaş üstü 2 bin 19 kişinin katılımıyla yapılan araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 85′i hiç alkol almıyor. Tütün kullanım oranı erkeklerde yüzde 54, kadınlarda ise yüzde 20.

“Son bir ayda hiç güneş yanığı oldunuz” sorusuna katılımcıların yüzde 61.6’sı hayır, yüzde 35.3 “evet” yanıtı veriyor.
Kişilerin fiziksel aktivitelerin yoğunluk gösterdiği yerlerin başında yüzde 8.8 ile işyerleri geliyor, bunu yüzde 7.6 ile ev, yüzde 1.4 ile spor salonları takip ediyor.

Katılımcıların yüzde 52.6’sı kanserin tedavi edilebileceğini, yüzde 24.1′i ise tedavi edilemeyeceğini düşünürken yüzde 23.3′ü bu konuda kararsız kalıyor. Kanser, kalp hastalıkları ve AIDS’ten daha önemli bir sağlık sorunu olarak görülüyor. Katılımcıların yüzde 80.5′i kanseri, 60.4′ü kalp hastalıklarını, yüzde 20.1′i AIDS’i önemli bir sağlık sorunu olarak değerlendiriyor.

Kanser risk faktörleri açısından katılımcıların yüzde 92.9′u sigarayı, yüzde 90.4′ü alkolü, yüzde 71.5′i tütünü, yüzde 70.9′u stresi, yüzde 67.8′i yağlı yiyecekleri, yüzde 61.5′i aşırı kiloyu, yüzde 43.6’sı cep telefonunu, yüzde 39.6’sı sebze tüketilmemesi, yüzde 38.4′ü yetersiz fiziksel aktivite, yüzde 23.6’sı ise musluk suyu kullanımını ilk sıraya koyuyor.

A.A

Kola içen erkeklere kötü haber

Nisan 2, 2010 admin  
Kategori - Erkek Sağlığı

Yeni bir araştırmada kolanın erkeklerin sperm kalitesini düşürdüğü iddia edildi.

Danimarkalı bilim adamları tarafından yapılan araştırma, aşırı kola tüketiminin erkeklerdeki sperm kalitesini düşürdüğünü ortaya çıkardı. Kola severlerin iştahını kaçıran bu araştırma başta Danimarka olmak üzere pek çok ülkede şaşkınlık yarattı.

Araştırma, Güney Danimarka Üniversitesi’nden Profesör Tina Kold Jensen tarafından yapıldı. Doğal ilaç uzmanı Prof. Jensen, 2 bin 500 civarında Danimarkalı genç erkekten alınan sperm örnekleri üzerinde yaptığı incelemeler neticesinde, aşırı kola tüketiminin sperm kalitesini ciddi oranda düşürdüğünü ortaya çıkardı.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Prof. Jensen, günde bir litreden fazla kola içen gençlerin çok düşük sperm değerlerine sahip olduğunu belirtti.

Danimarka’da büyük ses getiren araştırma ABD’de de ilgiyle takip ediliyor. Ülkenin önde gelen tıp dergilerinden biri olan Amerika Epidemoloji Günlüğü araştırma sonuçlarını aktaran bir yazı yayımladı.

Selüliti 8 adımda yok edin!

Nisan 2, 2010 admin  
Kategori - Sağlık Bilgileri

Selüliti 8 adımda yok edin!

Selüliti 8 adımda yok edin!Yağsız et ve balık çeşitlerini yemelisiniz.

Selüliti 8 adımda yok edin!

Selüliti 8 adımda yok edin!Süt ve süt ürünlerinden light olanları tercih edebilirsiniz.

Selüliti 8 adımda yok edin!

Selüliti 8 adımda yok edin!Konserve ve uzun süre bekletilen peynirleri yemeyin, çünkü bu tür besinler iyot açısından zengindir. İyot da, dokuların su tutmasına neden olur. Bu da yağ birikimine yol açar.

Selüliti 8 adımda yok edin!

Selüliti 8 adımda yok edin!Canınız tatlı isteyince taze meyvelerle yetinmelisiniz. Kiraz türü taneli meyveler posalı besinler sınıfına girer ve uzun süre tok tutma özellikleri vardır.

Selüliti 8 adımda yok edin!

Selüliti 8 adımda yok edin!Beyaz ekmek, makarna ve şekerli besinler, çoğu zaman vücut yağı olarak depo edildikleri için kepekli olanları tercih etmelisiniz.

Selüliti 8 adımda yok edin!

Selüliti 8 adımda yok edin!Tuzu azaltmalı ve yemeğinize tat vermek için baharatları kullanmalısınız.

Selüliti 8 adımda yok edin!

Selüliti 8 adımda yok edin!Yemeklerinizde katı yağı kullanmamalısınız.

Selüliti 8 adımda yok edin!

Selüliti 8 adımda yok edin!Mümkünse ızgara, haşlama, fırın, kağıtta ya da buharda pişirme yöntemlerini tercih etmelisiniz.

Milliyet

Kolestrol ve tansiyon 10 günde nasıl düşürülür?

Mart 22, 2010 admin  
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık

GERÇEK 1:
İLAÇ KULLANMADAN
KOLESTEROLÜNÜZÜ VE KAN BASINCINIZI DÜŞÜREBİLİRSİNİZ.

İki dilim beyaz sandviç ekmeği arasına güzelce yerleştirilmiş köfteler. Patates kızartması, kola ve tatlı olarak da çikolatalı dondurma! Bunun gibi lezzetli yiyecekler, kısa süre için kendinizi iyi hissetmemizi sağlar. Ancak bunları sık yemek, tansiyonunu ve kolesterol seviyesini yükseltebiliyor. Uzmanlar, kolesterolü ve kan basıncını düşürmenin, kalp hastalığına yakalanma riskini de önemli oranda azalttığını söylüyor.

Abur cuburdan uzak durun
Jill Fullerton-Smith, ‘Gıdalar Hakkındaki Gerçekler‘ adlı kitabında, ilaç kullanmadan da kolesterol ve kan basıncının azaltılabileceğini savunuyor: “Bilim insanlarına göre, tek yapmanız gereken abur cubura ve şekerli atıştırmalıklara hayır demek ve en eski atalarımızın beslendiği gibi beslenmek. Eski atalarımız, et ve balık tüketirlerdi.
Yedikleri kırmızı et yağsızdı, enerji ve protein yüklüydü. Beslenmelerinin büyük kısmı yapraklı sebzelerden, genç özlü filizlerden, muhtelif meyve, tohum ve yemişlerden oluşuyordu. İlk insanların beslenmesi kolesterol seviyesini düşük tuttuğu bilinen lif yönünden zengindi. Besinleri, abur cuburda bolca bulunan ‘trans yağlar’ yerine, daha sağlıklı olan doymamış yağlar yönünden zengindi.” 

ATALARIMIZ GiBi BESLENiN
Gönüllülerin diyetini denemek isterseniz, beslenmenizde aşağıda sıralanan değişiklikleri yapmayı düşünün:
1. Her renkten meyve ve sebze tüketin: Günde en az beş porsiyon taze, donmuş ya da konserve meyve sebze yiyin veya kurutulmuş meyveleri de tercih edin.
2. Doymuş yağ tüketiminizi azaltın: Yağlı et ve sosis gibi et ürünleri, sert peynir ve tam yağlı süt ürünleri tüketiminizi azaltın. Bunların yerine yağlı balıkları, yağsız etleri, tuzlanmamış yemişleri ve makul oranda az yağlı süt ürünlerini geçirin.
3. Zeytinyağı ve kolza yağı gibi, doymamış yağlardan yana zengin yağları seçin.
4. Tam undan ekmek ve makarna, kahverengi pirinç ve tam tahıllı kahvaltı gevrekleri gibi, rafine edilmemiş karbonhidratları seçin.
5. Tuzu azaltın: Pişirirken ve sofrada tuz eklemekten kaçının. Tat vermek için aromatik otlar, limon suyu ve sarımsak kullanın. Pastırma, peynir, cips, tütsülenmiş balık gibi, çok tuzlu yiyeceklerden uzak durun.

Bir evrim diyeti alışveriş listesinde olması gereken üç gıda grubu:
1- Meyve ve sebzeler: (Bakınız, tablo)
2- Kabuklu yemişler: Tuzsuz kaju, yer fıstığı, ceviz, fındık
3- Balık: Taze uskumru, taze alabalık, taze dil balığı.

EVRiM DiYETi NASIL SONUÇLANDI?
Jill Fullerton-Smith, kitabında ‘10 günde ilaç vermeden insanların kolesterol ve kan basıncını düşürmek’ gibi zor bir hedefe nasıl ulaştıklarını şöyle anlatıyor: “Profösör Jenkins’in ‘Ape Diyeti’ni alıp uyarladık, buna ‘Evrim Diyeti’ adını taktık. Deneyin ilk kısmında diyet sadece çiğ meyve, sebze ve kabuklu yemişlerden oluşuyordu. Her denek her gün yaklaşık 5.5 kg gıda tüketti. İlk insanların bu şekilde beslendiğini düşünüyoruz. İkinci kısımda gönüllülerin iki günde bir pişmiş balık yemesine izin verildi. Kısacası diyet, tuz ve doymuş yağ yönünden fakir, lif yönünden zengindi. Diyet boyunca alkole izin verilmedi.  Sonuç mu? Sadece 10 günde gönüllülerimizin kolesterolü yaklaşık dörtte bir ve kan basınçları da yaklaşık yüzde 10 oranında azaldı. Peki, 10 gün uzak atalarımız gibi beslenmenin etkisi neydi? Gönüllülerimizin her biri deney sonucu kolesterol seviyelerinin ve kan basınçlarının da önemli oranda düştüğünü söyledi. Bu diyet bir kilo verme diyeti olarak tasarlanmadıysa da deney sırasında katılımcıların her biri ortalama 4.4 kilo verdi. Önemli bir nokta da her birinin bel bölgesinin ortalama 5.5 cm incelmesiydi.

HER GÜN 18 GRAM LİF
Bağırsağınızda yaklaşık 100 milyon bakteri bulunur. İyi bakterileri sağlıklı ve mutlu tutmak ve ‘kötülere’ sayıca üstün gelmelerini sağlamak sizin göreviniz. Bunun için
daha fazla lif yemelisiniz.
Lifler, bağırsak floranızı
güçlü tutar. Zengin
çözülebilir lif kaynakları arasında yulaf, yemişler, bezelye ve baklagiller ile
elma ve mavi yaban mersini gibi yumuşak meyveler
yer alır. Zengin çözülemeyen lif kaynakları tam tahıllı gıdalar, kuskus, havuç, salatalık ve kepektir. Çoğu meyve ve sebze aslında iki tip lifi de içerir.

Milliyet

Gebelik döneminde hangi vitaminler mutlaka alınmalı?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

BESLENMEYLE GELEN GÜZELLİK

Aralık 20, 2009 admin  
Kategori - Sağlıklı Beslenme

BESLENMEYLE GELEN GÜZELLİK

 

Cilt gençliğini korumak için kremler kadar sağlıklı beslenmenin de önemini unutmamak lazım.

 

MARİE CLAİRE-DİLARA KOÇAK

20′li yaşlardan itibaren cildimiz yaşlanmaya, bedenimiz hırpalanmaya, hücrelerimiz yorulmaya başlar. Şehir yaşamı, yorgunluk, stres, hava kirliliği, sigara kullanımı, zararlı güneş ışınlan gibi olumsuz faktörler erken yaşlanma sürecini oluşturuyor. Cildinizde kırışıklık ve ince çizgiler yoğunlaşırken, gerginliğini kaybetmiş ton farklılıklarının göze çarptığı, nemsiz ve soluk bir görünüm yerine gergin, renkli ve canlı bir cilt istiyorsanız, cildinizi hem içerden hem dışardan beslemenizi tavsiye ediyorum. Kremlerle dışarıdan yapılan desteğe ilave olarak, gıdalar ile içerden de destek yapmak daha doğru. Dışarıdan sağlıklı ve ölçülü beslenmeyen kişilerin gıda destek kapsülleri kullanabilir. Cilt konusunda uzmanların açıklamaları cildin gençliğini uzun süre muhafaza edebilmesi için, cildin ve bedenin, içeriden de desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Bedenimiz için gerekli vitamin, mineral ve antioksidanlar, sadece besinlerden sağlanabilir mi?

Serbest radikaller hücre hasarı yaratıp, yaşlanmayı tetikleyen önemli maddeler. Bunlar ile savaşan ve bedeni temizleyen maddeler ise antioksidanlar. Doğru ve bilinçli beslenerek, antioksidanları temin etmek mümkün. (Her gün beş ila yedi porsiyon sebze-meyve, haftada iki gün balık, her gün 10-15 badem veya fındık, dört beş fincan yeşil çay, yağsız yoğurt gibi). Ancak tüketilen sebze ve meyveler, yetiştiği toprağın cinsi, kullanılan gübre, hasattan sonra size ulaşana kadar geçen süre, siz tüketilmeden önce hangi şekilde pişirildiği gibi birçok ayrıntı, besinlerin içindeki bu faydalı maddelerin azalmasına sebep olabiliyor. Bazen de formda kalmak uğruna, düşük kalorili beslenenlerin ve hatalı diyet yapanların bu önemli maddeleri yeteri kadar tüketemediğini görüyoruz. Bunun sonucunda ise cilt ve bedende erken yaşlanma süreciyle beraber, hastalıklara karşı da korunmasız kalınabilir.

Tek bir kapsül içerisinde antioksidan, vitamin ve mineraller bir arada bulunabilir mi?

Bu konuda yapılan çalışmaların sonucunda geliştirilmiş olan, cilt destek kapsülleri pek çok antioksidan, vitamin ve minerallerden oluşan güçlü bir kombinasyon olarak ortaya çıkıyor. Kapsüller, yaşlılık savaşçıları olan, likopen, izüm çekirdeği özü, çam kabuğu ekstresi, resveratrol, CO Enzim Q_10, alphalipolik asit, yeşil çay gibi son dönemin en gözde antioksidanlarının yanı sıra, beta karoten, E vitamini, C vitamini, B12 Vitamini gibi önemli vitaminleri de kapsıyor. Bunlara ilaveten metabolizma, saç ve tırnak sağlığı için önemli görevleri olan demir, krom, magnezyum, çinko mineralleri ise bu güçlü kapsüllerin içeriğinde yer alıyor. Cilt destek kapsülleri metabolizmayı yaşlandıran faktörlere karşı savaşan güçlü bir silah. Amacı birden fazla besin takviyesi ile metabolizmayı yormak yerine, içeriği zengin tek bir takviye ile hem cildi hem bedeni takviye etmek. Bu tip ürünler güçlü bir antioksidan özelliğinin yanı sıra, vitamin ve mineralleri de içermesi nedeniyle cilt sağlığının yanı sıra diyet yapanlar içinde iyi bir takviye olabilir.
 

 

 
Haberturk

Hamileler nasıl beslenmeli?

Aralık 13, 2009 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ayşe Müsellim, sağlıklı gebelik döneminde dengeli beslenme alışkanlığının önemine işaret ederek, “Gebe anne iyi beslenmez ise bebek, annenin vücudundaki besin depolarını tüketmeye başlar ve böylece anne ve bebeğinin sağlığı tehlikeye girer” dedi.

Normal sınırlar içinde kilo almak, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek doğurmak ve doğum sonrası eski kilolara dönmek için ilk adımın çok önemli olduğunu kaydeden Dr. Müsellim, “Dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde kilo almak, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek doğurmak ve doğum sonrası eski kilolarınıza dönmek için ilk adımları başarıyla attınız demektir. Gebe anne iyi beslenmez ise bebek, annenin vücudundaki besin depolarını tüketmeye başlar, böylece anne ve bebeğinin sağlığı tehlikeye girer. Bebekte ölü doğum, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, bedensel veya zihinsel özürler; annede ise kansızlık, bacaklarda şişkinlik, yorgunluk, kemiklerde zayıflık görülebilir. Et, yumurta, kuru baklagiller; beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Süt ve süt ürünleri, kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidir, protein ve kalsiyum kaynağıdır” dedi.
Gebelik döneminde kalsiyum ihtiyacının 2 kat daha artacağına çeken Dr. Müsellim, “Kalsiyum, bebeğinizin 8. haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerin gelişimi için gerekli bir mineraldir. Gebelikte, normalde gerek duyduğunuz miktarın 2 katı kadar kalsiyum gereklidir. Çünkü gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olmaktadır. Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt, yoğurt ve yeşil yapraklı sebzelerdir”

SİGARADAN UZAK DURULMALI

Gebelikte sigara içiminin bebeği olumsuz yönde etkilediğini belirten Dr. Müsellim, “Gebelikte sigara tüketimi bebek ve gebelik üzerine son derecede olumsuz etkilere sahiptir. Gebeliklerinde sigara kullananlarda erken doğum eylemi, Amnion suyunun erken gelmesi (erken membran ruptürü), bebeğin rahim içinde gelişme geriliği (intrauterin gelişme geriliği), bebeğin anne rahminde ani ölümü (intrauterin exitus) gibi olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır” dedi.

Bebeğin, merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftasından itibaren folik asit alınmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Müsellim, “Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır. Ancak uzun süreli pişirilen ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarı azalır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnabahar, kepekli ekmekte mevcuttur. Doğal gıdalar gebenin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü, gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır. Gebelerde folik asit eksikliğine bağlı bir takım anormallikler çıkabilir” dedi.

“BALIK BEBEĞİN ZEKA GELİŞİMİ ÜZERİNDE OLUMLU ETKİ YAPAR”

Gebelik döneminde balığın zeka gelişiminde önemli etken olduğunun altını çizen Dr. Müsellim, “Gebelikte artan protein gereksinimini karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, kuru baklagiller ( fasulye, mercimek, barbunya) gibi proteince zengin besinler önerilir. Proteinler, hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır. Hayvansal gıdalardaki yağın mümkün olduğu ölçüde alınarak, etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir. Ayrıca balık da bebeğin zeka gelişimi üzerinde olumlu etki yapar. Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır. Genellikle tüm sebze ve meyveler lif açısından zengindir. Her gün bolca yiyebilirsiniz. Kepekli besinler de lif içerir ancak diğer bazı besinlerim bağırsaklarda emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir. Lifli gıdalar en sık kepekli ekmek, barbunya, kayısı, kuru üzüm, bezelye, pırasa, esmer pirinç ve kuru yemişte bol miktarda bulunur. C vitaminini de unutmamak gerekir. C vitamini, demirin bağırsaklardan emiliminde, vücudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı bağışıklık direncinin arttırılmasında ve metabolizmadaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir. Düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir. C vitamini portakal, limon, kırmızı ve yeşil biber, domates, çilek, greyfurt, karnabahar, lahana, Brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzede bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır” diye konuştu.

Mideyle ilgili doğru bilinen yanlışlar

Aralık 2, 2009 admin  
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık

ÜLSER: Baharatlar ve stres mide ülseri yapar Ülsere, genellikle “helikobakter” denen bakterinin, aspirinin veya romatizma ilaçlarının neden olduğu bilinir. Tedavide antibiyotikler ve asit giderici ilaçlar başarılıdır. Stres
veya baharatlı gıdalar ülser yapmaz. Ancak var olan ülserin azmasına
neden olabilir. Mide ülseri kanser zemininde de oluşabilir.

 MİDE YANMASI: Sigara içmek yangıyı azaltır Bilinenin aksine sigara, yanma
şikâyetlerini artırır. Mide yanması yemek borusunun altındaki kapağın gevşemesi sonucunda asitlerin yemek borusuna geçmesiyle oluşur. Buna “reflü” denir. Sigaranın bu kapağın gevşemesine neden olduğu sanılmaktadır.

 DIŞKILAMA: Tuvalete çıkma sıklığı günde birdir Sağlıklı kişilerde dışkılama
sıklığı günde üç ile haftada üç arasındadır. Ancak bunun dışındakiler de normal olabilir. Önemli olan, anormalliği işaret eden her zamanki bağırsak
alışkanlıklarının değişmesidir. Tuvalete çıkma sayısının artması veya azalması hastalık işareti olabilir.

 SİROZ: Alkol sirozun tek nedenidir Alkol, birkaç nedenden biridir. Siroz karaciğerin hasar görmesi sonucu fonksiyonlarının geri dönüşsüz bir şekilde azalmasıdır. Diğer nedenleri arasında B ve C tipi hepatit, demir veya bakır birikmesi, ilaç reaksiyonları veya safra yolları hastalıkları yer alır. Karaciğer
yağlanması da siroz yapabilir.

İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Metin Okucu - GAZETE HABERTÜRK

B Vitamini

Kasım 29, 2009 admin  
Kategori - Vitaminler

Hayvansal ve bitkisel gıdalarda bulunur. Süt, ciğer, yumurta ve yeşil yapraklı sebzeler ile işlenmemiş hububat ürünleri bunlar arasında sayılabilir.

Yararları : Gıdalarda bulunan enerjinin açığa çıkmasını, hormonların üretilmesini, ağız dil ve cilt dokusunun sağlıklı kalmasını sağlamak.

Sonraki Sayfa »