1 bardak kola bakın ne kadar zararlı!

Ağustos 22, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

1 bardak kola bakın neler yapıyor?

İç ve Kalp Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, bir bardak kolanın 60 dakikada vücuda verdiği zararları anlattı. İşte felakete götüren kısır döngü…

Bir bardak asitli içeceğin bir saatte vücudunuza yaptığı zarara inanamayacaksınız. İşte felakete götüren kısır döngü…

Asitli içecekler neden şişmanlatır? İlk 10 ve ilk 40 dakikada bakın kola vücutta kan şekerini nasıl etkiliyor?

İyibilgi’deki habere göre, Prof. Dr. Karatay, ’Asitli içeceklerden içince vücudunuzda neler olduğunun farkında mısınız?’ diyerek aşağıdaki açıklamayı yaptı:

1. İlk 10 dakikada: Kanınıza hemen 10 çay kaşığı kadar şeker girer. Bu normal günlük dozun 100 katı kadardır. Bulantınızın olmamasının nedeni içinde bulunan ’fosforik asiddir’.

2. İlk 20 dakikada: Kan şekeriniz aşırı şekilde yükselir. Bunun sonucu pankreasınızda aşırı derecede insülin salgılanır ve kan şekerinin fazlası karaciğerde yağ olarak depolanmaya başlar.

3. 40 dakika içinde: Kafeinin tamamı dolaşıma girmiş olur. Kan basıncı yükselir, karaciğerden daha fazla şeker yapılarak kana geçer ve kan şekeri tekrar yükselir.

4. 45 dakika içinde: Beyinde dopamin yapımı artar, mutluluk hissi başlar (eroinin etkisine benzer bir etki meydana gelir.)

5. 60 dakika içinde: Ani açlık hissi oluşur.

6. Tekrar kolaya ve tatlılara saldırısınız.

7. Bu kısır döngü devam ettiği süre karaciğer ve göbek yağlanması artar, vücudun tüm hücrelerinde LEPTİN ve İNSÜLİN DİRENCİ gelişir.

8. Şişmanlık hastalığını başlatmıştır ve bütün dejeneratif hastalıkların nedenidir.

Ramazan’da sigarayı bırakın!

Ağustos 17, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

Ramazan'da sigarayı bırakın!

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde, 30 yıl içtiği sigarayı bırakan ve sigaranın zararı ile ilgili şiirler yazan Ahmet Nedim Hergül, tiryakilerin Ramazan’da sigarayı bırakabileceklerini söyledi.

4 yıldır sigara içmediğini belirten 2 çocuk babası Ahmet Nedim Hergül, sigarayı bırakmak isteyenler için Ramazan’ın iyi fırsat olduğunu söyledi. Ayvalık Belediyesi’nden emekli olan Ahmet Nedim Hergül, 30 yıl içtiği sigarayı 4 yıl önce bırakırken sigaranın zararları ile ilgili olarak yazdığı şiirlerle adını duyurdu. Sigarayı bıraktıktan sonra sıhhate kavuştuğunu belirten Hergül, “Çok sayıda sigara tiryakisi oruç nedeniyle günde 15-16 saat sigara içmemektedir. Ramazanının sigarayı bırakmak isteyenler için iyi bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Günümüzde çok sayıda gencin elinde sigara görmek beni üzüyor. Keşke insanlar hiçbir zaman sigaraya başlamasa. Sigarayı bıraktıktan sonra zararları ile ilgili şiirler yazdım. Şu anda şiirlerim çok sayıda panoda asılıdır. Ayrıca Sigaramın Dumanı adlı şiirimi oyun haline getirdim. Cumhuriyet İlköğretim Okulunda sahnelendi. Sigara insanın hem sağlığını hem de parasını götürmektedir” dedi.

İHA

Yüzsüz kadına protez maske

Temmuz 18, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

ABD’de 11 yıl önce şakalaşma sırasında bir arkadaşının boş sandığı tüfeğin tetiğine basmasıyla yüzü parçalanan, gözleri, burnu ve elmacık kemik leri yok olmasına karşın mucize eseri kurtu lan Chrissy Steltz, doktorların son teknolojiyi kullanarak geliştirdiği protez maskeyle yeni yüzüne kavuştu.

Geçirdiği travmaya rağmen, okulunu zamanında bitiren, hatta arkadaşlarıyla birlikte yıl sonu balosuna bile katılan Steltz, daha sonra körler okuluna devam etti. Yüzünü gizlemek için maske takan genç kadın, kendisi gibi görme engelli eşi Geoffrey Dilgers ile burada tanıştı. Geçen yıl bir erkek çocuk dünyaya getiren
Steltz’ in kazadan önceki fotoğraflarını inceleyen doktorlar, genç kadının yüzüne uygun bir protez maske geliştirdi. Yeni yüzüyle çok mutlu olduğunu söyleyen Steltz, “Kazadan sonra kendimi bırakmadım. Savaşmaya devam ederek kendime bir hayat kurdum. Bu protez maskeyle, artık oğlum normal görünen bir anneye sahip oldu” diye konuştu.

Steltz’in göz çukurları ve burnunun tamamen yok olması nedeniyle doktorların yüz nakli operasyonu yerine, genç kadına protez yüz taktıkları belirtildi. Operasyonda Steltz’ in zarar görenderisi alınıp, burun boşluğuna delikler açıldı.
Genç kadının sağ bacağından alınan kemik ve deri kullanılarak yapılan
protez, istenildiğinde çıkarılabiliyor.

DIŞ HABERLER/ GAZETE HABERTURK

Bakan Akdağ’dan müjde

Temmuz 5, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

Sağlık Bakanlığı Proje Yönetim Destek Birimince düzenlenen İstanbul Acil Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Tam Gün Yasası’nın bazı maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuran CHP’ye çattı. Tam Gün Yasası’nın bazı maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuran Akdağ, kasket takmakla hakçılık olmayacağını, siperde durmakla da hizmet verilmeyeceğini söyledi.

Pendik Green Park Otel’de Sağlık Bakanlığı Proje Yönetim Destek Birimince düzenlenen İstanbul Acil Hizmetleri Değerlendirme Toplantısı’ndan basın mensuplarını bilgilendiren ve sorularını yanıtlayan Sağlık Bakanı Recep Akdağ, CHP’ye ve sigara yasağını delen Danıştay kararına veryansın etti.
Akdağ, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na atfen yaptığı konuşmada, “Kasket takmakla hakçılık olmaz. Yahut siperde ayakta duracağım demekle halka bir hizmet edemezsiniz. Anamuhalefet partisinin sosyal demokratlığı da, hakçılığı da adında kaldığının göstergesi. Burada aslolan şudur; vatandaşa sosyal devlet çerçevesinde ne kadar eşitlikli, adaletli hizmet götürüyorsunuz. İstanbul’la Hakkâri’deki vatandaşa, helikopter ambulans sistemini aynı anda ulaştırıyor musunuz? Ardahan veya Şirnak’ta yaptığınız hastane ile Çorlu’da yaptığınız hastanenin modeli aynı mı? Banyosu, tuvaleti olan odalarda mı hastanız yatıyor? Tüm mesele bu yaklaşımdır. Tam gün kanunu, sosyal adaletli, hakça bir kanundur. Devletin üniversite hastanesine gittiğimde, neden hoca parası veriyorum? Burası devletin üniversitesinin hastanesiyse, halk olarak benim ödediğim vergilerle yapılmışsa, donanım benim paramla yapılmışsa, maaşlar devlet tarafından ödeniyorsa, üniversite hastanesine gidince randevu almak için neden günlerce bekleyeyim, önemli bir cihazla ameliyat olmak için aylar sonraya randevu verilsin ve hoca parası ödeyince de ertesi hafta işim görünsün? Kim vermiş bu hakkı?” diye sordu.

ÜNİVERSİTEDE HOCA PARASI KALKACAK

Tam Gün Yasası’nın 2011 yılı başından itibaren hayata geçmesi halinde tıp fakültelerinde de muayene ve ameliyat için öğretim üyesi farkının alınmayacağını belirten Akdağ, “Ben bu ülkenin onurlu şerefli bir vatandaşıyım. Bu yasa, cebinde parası olanların üniversite hastanesinden rahatça hizmet aldığı bir zülüm düzenini ortadan kaldırıyor. Onun için hiç kimsenin haddi olmamalıdır böyle bir kararı Anayasa Mahkemesine götürmek. Anayasa Mahkemesi, 56. madde doğrultusunda karar vereceğinden eminim” dedi.

DANIŞTAYIN SİGARA KARARINI ANAYASA MAHKEMESİNE GÖTÜRÜYORUM

Danıştay’ın kahvehanelerde uygulanan sigara yasağını delen kararını da eleştiren Bakan Akdağ, “Sigara meselesi akla ziyan meseledir. Danıştay’ın gerekçeleri, bilimsel, çağdaş anlayıştan uzaktır. Danıştay bu gücü nereden alıyor? Halktan mı alıyor? Türkiye’de yargı hiç kimseye hesap vermeme üzerine kurulmuştur. Yargının da üstünde bir halkın olduğunu unutmamalıyız. Danıştay sigara için ‘500 yıllık kültür’ diyor. 500 yıl önce sigaranın zararı mı biliniyordu? Ben bunu Anayasa Mahkemesi’ne götürüyorum. Anayasa Mahkemesi, 56. Madde gereği bu yasayı deldirmeyecektir. Sigara içmeyen ya da o kahvehanelerde çalışanların başkalarının sigara dumanını solumama hakkı vardır. Yargının bu davranışını Türk halkına şikayet ediyorum” diye konuştu.

ŞÜKRAN ÖZÇAKMAK AHT
FOTOĞRAF. ÖZNER BERBER

Günde 60 öğün yiyor yine de kilo almıyor

Haziran 30, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

ABD’nin Teksas Eyaleti’nde yaşayan ve Teksas Üniversitesi’nde okuyan 21 yaşındaki Lizzie Valesquez, her 15 dakikada bir yemek yese de kilo almıyor.

Valesquez’in bu durumuna tam olarak anlaşılamayan bir kilo alamama hastalığı neden oluyor.

Bazı günlerde 60 öğün yemek yiyen 1.58 santimetre boyundaki Valesquez, hastalığı nedeniyle hayatının hiçbir döneminde 27 kilonun üzerine çıkamamış.

YORUMLARDAN SIKILMIŞ
Normalden 4 hafta önce, prematüre doğan, bu nedenle doktorların hayatta kalamayacağını düşündüğü Valesquez’in beyni, kemikleri ve iç organları normal bir şekilde gelişmiş.

19 yaşında kan hücreleri normal olarak çoğalmadığı için kan nakline ihtiyaç duyulan ve vitaminler dışında özel bir ilaç kullanmayan Lizzie, hayatta olduğu için çok mutlu olduğunu söylüyor.

Lizzie’nin durumu karşısında hayrete düşen Teksas Güneybatı Tıp Fakültesi Profesörü Abhimanyu Garg, genç kızı genetik çalışmasına dahil etti.

Bağışıklık sistemi çok zayıf olduğu için pek çok kez hastaneye kaldırılan genç kız, insanların görünüşüyle ilgili yorum yapmasından ve her defasında durumunu onlara açıklamaktan nefret ettiğini söyledi.

Lizzie mezun olduğunda motivasyon konuşmacısı olmak istiyor.

2 yaşında 33,5 kilo

Haziran 30, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Kurtoğlu, gazetecilere yaptığı açıklamada, Sümeyye’de dünyada ender görülen bir rahatsızlık olan leptin hormonu eksikliği bulunduğunu söyledi. Kurtoğlu, ”Leptin hormonu eksikliği, şişmanlığa neden olur, beyindeki doyum oranını etkiler, insanda sürekli yemek yeme ihtiyacı doğurur” dedi.

Leptin hormonunun şişmanlık hormonu olduğunu, vücuttaki yağ dokusunun salgıladığı hormonu beyne göndererek NYP denilen maddeyi azaltıp doygunluk isteği salgıladığını belirten Kurtoğlu, ”Leptin hormonu eksikse, beyine doygunluk hissi gitmez ve çocuk, birey sürekli yemek yemek ister. Böylece çocuk ya da birey aşırı derecede şişmanlar” diye konuştu.

Sümeyye’nin doğum kilosunun 3 kilo 300 gram olduğunu ancak ilerleyen zamanda normal bir çocuktan daha hızlı kilo aldığını dile getiren Kurtoğlu, ”Normal kilosunun 12-13 kilo olması gerekir. Fakat Sümeyye’de leptin hormonu eksikliği olduğu için akranlarının 3 katı kilo ağırlığında. Sümeyye’nin acilen tedavi edilmesi gerekiyor. Sümeyye’nin 2 kardeşi daha var. Kardeşlerinden birinde de bu hastalıktan şüpheleniyoruz. Onu da araştıracağız” diye konuştu.

Sümeyye’nin hastalığını fark ettikleri andan itibaren İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nin metabolizma bölümüyle yazışmalara başladıklarını ve bu yazışmalar sonucunda Sümeyye’nin tedavisinin İngiltere’de süreceğini anlatan Kurtoğlu,tedavi masraflarının üniversite tarafından karşılanacağını kaydetti.

TÜRKİYE’DE ŞİŞMANLIK ÖNEMLİ BİR SORUN
Türkiye’de şişmanlığın önemli bir sorun olduğunu belirten Kurtoğlu, ”Türkiye 1970′li yıllarda beslenme bozukluğu ile mücadele ediyordu. Günümüzde ise şişmanlıkla mücadele ediyor. Şişmanlık tehlikeli bir hastalıktır. Şişmanlık ileride karaciğer rahatsızlıkları, şeker hastalığı gibi hastalıkları doğurur” dedi.

Kurtoğlu, şişmanlığın yüzde 1-2’sinin genetik, yüzde 12-13′ünün de modern hayattaki yaşam tarzından kaynaklandığını dile getidi. Kurtoğlu, aileleri çocuklarının beslenmelerine dikkat etmeleri konusunda uyararak şunları kaydetti:

”Çocukların hareketlerine dikkat edin. Yani çocuklarınızın hareketli olmasına, uyku düzenine, yani günde 8 saat uyumalarına özen gösterin. Günde 8 saatten az uyuyan çocuklarda şişmanlık görülür. Çocukları fast food’tan uzak tutun, 15 günde bir defa fast food yemelerine izin verin. Kola gibi içecekler yerine ayran içirin. Çocukların televizyon ve bilgisayar başında 2 saatten fazla zaman geçirmelerine izin vermeyin. Çünkü çocuklar hareketsiz kalıyor ve şişmanlıyor.”

Anne Çiğdem Kabak ise ”Sümeyye 3 aydan sonra kilo almaya başladı. Durumu fark eder etmez fakülteye başvurduk. Doktorlar da bu teşhisi koydu ve tedaviye başladı” dedi.

Sümeyye’nin babası Faruk Kabak da ”Kızım inşallah tedavi olarak geri dönecek. Diğer çocuğumda yani büyük kızımda sorun yok ama küçük çocuğumda yani Sümeyye’nin bir küçüğünde de kilo alma problemi var. Doktorlar şimdi onu da araştıracaklar” diye konuştu.

AA

Keneyi azaltalım derken çoğaltıyorlar mı?

Haziran 28, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

Keneyi azaltalım derken çoğaltıyorlar mı?

Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Veteriner Fakültesi Parazitoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdullah İnci, keklik, bıldırcın gibi yerden beslenen kanatlıların, mera kenelerine karşı biyolojik mücadele aracı olarak kullanılmasının doğru olmadığını öne sürdü.

İnci, açıklamada, keneler ile mücadelenin çok önemli olduğunu ve asla göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi.

Keneleri insanlardan uzaklaştırmak için öncelikle mera hayvancılığına özellikle de koyun, keçi ve sığır yetiştiriciliğine önem verilmesi gerektiğini vurgulayan İnci, “Keneler merada otlayan koyun, keçi ya da sığıra yapıştığında bunları periyodik olarak banyoluklarda ilaçlayacağız. Dolayısıyla bu sırada kan emmiş olan dişi keneler ölecek. Bir dişinin ölmesiyle de 10-20 bin kenenin gelişmesini ve çoğalmasını engellemiş olacağız” dedi.

İnci, keklik, bıldırcın gibi yerden beslenen kanatlıların, mera kenelerine karşı biyolojik mücadele aracı olarak kullanılmasının doğru olmadığını belirterek, şöyle devam etti:

 ”Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsünü nakleden kene türü Hyalomma Marginatum’dur. Bu tür bıldırcın, keklik, sülün, gibi yerden beslenen kuşlardan da kan emerek beslenebilir. Bu nedenle doğaya keklik, bıldırcın, sülün gibi yerden beslenen kuş türlerini salmak, keneleri azaltmaz aksine çoğaltır. Bunlar bilimsellikten uzak yaklaşımlardır. Ancak, bu konuda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’na danışmanlık yapan çok değerli arkadaşlarımız var. Olağanüstü enerji sarf ederek bilgilendirme çalışması
 yapıyorlar. Fakat bu kadar özveri ile yapılan gayretli çalışmalara rağmen, nerden çıktığı belli olmayan, dedikodu boyutunda bilgiler kapsamında birilerinin bir şeyler yaptığını duyuyoruz ve çok üzülüyoruz. Bu kene mücadelesi, bilimsel ve son derece de hassas bir problemdir ve çözümü de bilimsel olmak zorundadır. Biz sadece bilimsel yaklaşımın arkasına politik irade istiyoruz. Başka bir şey istemiyoruz. Periyodik olarak ilaçlama yapılacaksa nerede yapılacağını söylüyoruz. Kışın kene mücadelesinin ayrı, yazın ayrı yapılacağını söylüyoruz. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Protozooloji ve Entomoloji Bilim Dalı Başkanı Sayın Prof. Dr. Zafer Karaer, kendisi benim de hocamdır, bu konuda sesini duyurmak için adeta çığlık atıyor.”

SIĞIRI BULAMAYINCA İNSANA YAPIŞIYORLAR
KKKA hastalığı ile ilişkilendirilen Hyalomma Marginatum kenesinin genellikle sığırlarda görülen bir tür olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Abdullah İnci, şunları anlattı:

“Bu türün insanlara da zarar vermesinin sığır sayısındaki azalmanın yan etkilerinden biri olduğunu söylemek yanlış olmaz. Mera hayvancılığını bıraktığımız için meralarda konaklarını bulamayan bu hayvanlar, insanlara yapışıyor. Merada sığırı bulsa, biz de onu ilaçlasak bir dişi kenenin öldürülmesiyle 20 bin kene neslini birden öldürmüş olacağız. Eskiden bunu yapıyorduk. Şimdi yapamıyoruz. İnsanlar hayvanların otlatıldığı yerlere pikniğe gittiğinde, bağına bahçesine gittiğinde kene tehlikesi ile karşı karşıya geliyorlar ve buna da kader diyorlar. En acı olanı da bu. Böyle kader olmaz, buna kader diyemeyiz. Bizim insanımızın kaderi bu olamaz. Bu tehlike kırsalı, şehiri her tarafı sardı.”

İnci, kenelere karşı bireysel korunma tedbirlerinin de mutlaka alınması gerektiğine dikkati çekerek, “Ama bu tedbirleri herkes yerine getiremeyebilir. Bunun için Türk hayvancılığına genel yaklaşım içinde kene problemi ülkenin gündeminden çıkarılabilir. Bu durum, ayrıca bütün hastalıklarla mücadele için de çok önemlidir” dedi.

Aile hekimliği nasıl işleyecek?

Haziran 27, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

• Aile hekimleri hastanelerde değil kendi ofislerinde hizmet verecek. Mevcut sağlık ocaklarının isimleri ”Aile Sağlık Merkezi” olarak değiştirilerek, aile hekimlerince ofis olarak kullanılacak. Bu merkezlerde, sağlık ocaklarında yapılabilecek her türlü sağlık hizmeti verilebilecek.

• Buna ilaveten Sağlık Bakanlığı, aile hekimlerine ultrason gibi bazı teşhis cihazlarını temin etmeleri için teşvikte bulunacak, daha fazla ücret ödemesi yapacak. Aile Sağlık Merkezlerinde acil müdahale odası olacak ve kan alınarak basit tetkikler yapılabilecek.

• Vatandaşlar, Ankara için aile hekimini Temmuz ayı içinde İl Sağlık Müdürlüğü’nün internet sitesindeki ilgili bölümünden vatandaşlık numaralarını girerek öğrenebilecekler. Aile hekimine başvuruda nüfus cüzdanı yeterli olacak.

• Hekim seçme hakkını vatandaşlar, hiçbir neden göstermeksizin il içinde ve 3 aydan erken olmamak koşuluyla sınırsız kullanabilecekler. Bunun için hekimin değiştirilmek istendiğine dair bir dilekçenin İl Sağlık Müdürlüğü ya da İlçe Sağlık Grup Başkanlığına verilmesi yeterli olacak.

• Farklı bir şehre gidildiğinde ya da misafir gelindiğinde vatandaşlar, herhangi bir aile hekimine başvurabilecek.

• Aile hekimine başvurulmadan hastaneye gidilebilecek. Hastaneden hizmet alındığında katılım payı adı altında bir ücret alınırken, aile hekimine gidildiğinde katılım payı dahil hiçbir ücret alınmayacak.

• Hastaneden hizmet alınması için sevk gerekmeyecek. Yani özel hastane ve devlet hastanelerine gidişte mevcut uygulama sürecek.

BİN KİŞİNİN ALTINDA SÖZLEŞME İPTAL EDİLECEK

• Hekimlerin kendilerini geliştirmeleri hedeflenen sistemde, aile hekimi başarısı kadar hizmet verebilecek. Bir aile hekimi, en fazla 4 bin, en az bin kayıt alabilecek ve kayıt sayısı binden az olan aile hekiminin sözleşmesi iptal edilecek.

• Hekimler, haftada 40 saatten az çalışamayacak. Aile hekimin yanında, maaşı devlet tarafından ödenen bir aile sağlık elemanı olacak.

• Uygulama gereğince aile hekimleri vatandaşların sağlık kayıtlarını tutacak.

• Aile hekimleri tedavi edici hizmetlerin dışında koruyu hizmetlerden de sorumlu olacak.

• Rehabilite edici hekimlik görevini de üstlenecek, psikiyatrik sorunu olan ya da kendisine gelemeyecek durumda olduğu hastaları, kendi evlerinde ziyaret edecek, bakım ve tedavilerini yapacak.

• Sağlık danışmanlığı da yapacak olan aile hekimleri, yılda bir kez bölgesine giren 3 bin 500 kişiyi görmeye özen gösterecek.

• Aile hekimlerinin bilgisayarındaki sistem sayesinde o gün için aşı yapılması gereken kişi için bilgisayar uyarı sinyali verecek. Hekim de bu doğrultuda, ilgili hastayı arayarak takibini yapacak.

BAŞKENTTE 1247 AİLE HEKİMİ GÖREV YAPACAK

Ankara İl Sağlık Müdürü Mustafa Aksoy, aile hekimliği uygulamasının yıllardır dünya genelinde birçok gelişmiş ülkede uygulanan bir sistem olduğunu ve çok başarılı geri bildirimler alındığını söyledi.

Türkiye’de de şu an 40′tan fazla ilde uygulamanın yapıldığını ve toplam aile hekimi sayısının yaklaşık 20 bin olduğunu belirten Aksoy, sayının zaman içinde 40 bine çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.

Başkentte şu an için toplam bin 247 aile hekimin görev yapacağını, her 3 bin 500 kişiye bir hekimin düşeceğini ifade eden Aksoy, sayının ihtiyaç doğrultusunda zamanla artırılarak her 2 bin kişiye bir aile hekiminin düşmesinin planlandığını söyledi. Aksoy, uygulama öncesinde birinci basamakta sağlık ocaklarında 810 hekimin görev yaptığını anımsattı.

Aksoy, aile hekimliğiyle pilot uygulama yapılan illerden elde edilen verilere göre, tetkik ve ilaç masrafında yüzde 10 tasarruf sağlandığını da bildirdi.

AA

Görme engellilere kök hücre umudu

Haziran 26, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

İtalya’nın Modena kentindeki Stefano Ferrari Merkezinden bilim adamlarının yaptığı araştırmaya 112 gönüllü katıldı.

Çoğunun bir gözünde yanık olan hastalara yapılan tedavide yüzde 76,6 başarı elde edildi.

En büyük başarının 1948′de kimyasal bir maddeden iki gözünde ciddi yanık oluşan 80 yaşındaki bir erkek hastada elde edildiğini belirten bilim adamları, kök hücre nakli yapılan, görme yeteneğini kaybetmiş hastanın iki gözündeki korneaların tekrar şeffaf hale geldiğini, 60 yıl sonra neredeyse normal bir görüşe sahip olduğunu vurguladı.

Tedaviden sonra hastaların 10 yıldan fazla görme yeteneklerinin devam ettiğine, bunun da kornea naklinden sonra, tabakada yıpranma ve reddetme ihtimali nedeniyle tekrar nakil yapılması gereken süreden (ortalama 10 yıl) daha uzun olduğuna dikkat çekildi.

Bilim adamları, tedavi için kişinin sağlıklı gözünden kornea kenarındaki (limbus) kök hücrelerini kullandı ve tamamen şeffaf bir korneanın yeniden oluşmasını sağladı.

Araştırma, “New England Journal of Medicine” dergisinde yayımlandı.

AA

Spor yaparken sıcağa dikkat

Haziran 26, 2010 by admin  
Filed under Sağlık Haberleri

Sağlıklı bir yaşam için spor yapanlarda, yüksek hava sıcaklıklarının gözetilmemesi halinde kas kramplarından ölümle sonuçlanabilecek ısı felcine kadar çeşitli rahatsızlıkların ortaya çıkabileceği bildirildi.

Uludağ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Spor Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hakan Gür, günlük aktiviteler sırasında harcanan enerjinin yüzde 20-30′unun çalışan kas ve organlar tarafından kullanıldığını, yüzde 70-80′inin ısı enerjisine dönüştüğünü söyledi.

Fiziksel aktivite sırasında üretilen ısı miktarının, istirahat şartlarının 15-20 katına ulaştığına işaret eden Gür, şöyle devam etti:

”Vücut iç ısımızı düzenleme mekanizmalarının aktif hale gelmesi, beynimizdeki bir termostat tarafından yapılmaktadır. Termostatın ilk devreye soktuğu sistem ise terlememizi sağlayan mekanizmalardır. Bu mekanizmayla cilt kan akımımız 3-4 kat artar ve kan yoluyla cildimize ulaşan vücut iç ısısı, vücut dışına terleme ve buharlaşma yoluyla aktarılır. Beraberinde de doğal olarak vücuttan sıvı kaybı olur. Bu mekanizma, yeterli sıvı alındığı sürece sağlıklı bir şekilde çalışır.”

Gür, vücut sıvı dengesinin bozulmasına bağlı olarak dolaşan kan miktarının azalmasıyla beyin ve böbrek gibi hayati organların işlevlerini korumak için cilde giden kan akımının azalacağını anlatarak, bunun da terleme yoluyla vücut iç ısısının dışarıya transferinin azalması anlamına geldiğini vurguladı.

Yüksek çevre ısısı, ciltteki buharlaşmayı azaltması nedeniyle yüksek nem, güneş ışınları, rüzgar veya esinti yokluğunun, sıcak çarpmasına neden olabileceğini dile getiren Gür, kusma, ishal, ateşle seyreden hastalıkların varlığı, yorgunluk, güneş yanıkları, çok fazla giyinme, güneş ışınlarını emen koyu renkli ve buharlaşmayı engelleyecek kıyafetler giymenin, yüksek çevre ısısının vücut üstündeki etkisini artıracağına dikkati çekti.

14 YAŞ ALTIYLA 40 YAŞ ÜSTÜNDE RİSK ARTIYOR
Hakan Gür, özellikle 14-15 yaşının altındaki çocuklar ile 40 yaşın üstündekilerde, vücut ısı düzenleme mekanizmalarının 15-40 yaşlarıyla karşılaştırıldığında yeteri etkinlikte çalışmadığını belirterek, ”Bu kişilerin sıcak ortamlarda egzersiz yapması, daha riskli olacaktır. Ayrıca obez (aşırı kilolu) ve zinde olmayan kişiler de daha fazla risk taşır. Alkol de vücut sıvı dengesini bozduğu, vücudu susuz bıraktığı için riski artırır” diye konuştu.

Prof. Dr. Gür, sıcaklık artışıyla birlikte karşılaşılabilen sağlık sorunları hakkında şu bilgiyi verdi:

”Öncelikle kas kramplarıyla karşılaşabiliriz ki bu tür kramplar germe hareketleriyle rahatlamaz. Diğer daha önemli bir sorun ise bitkinliktir. Genellikle baş ağrısı, kollarda bacaklarda ürperme, yorgunluk, kas krampları, üşüme veya titreme, çok terleme, hızlı fakat zayıf nabız, soğuk ve nemli bir cilt ile karakterizedir.

Isı/sıcaklık felci ise çok ciddi, ani gelişen ve yaşamı tehdit eden bir durumdur. Vücut iç sıcaklığı 40 derecenin üstündedir. Baş ağrısı, garip davranışlar, nöbet geçirme, bilinç kaybı, koma, sıcak/kırmızı fakat tersiz bir cilt ile karakterize ölüme kadar varabilecek ciddi bir durumdur.”

SIVI ALIMINA DİKKAT
Olumsuz durumlardan korunmak için, sportif aktivitelerin günün serin saatlerinde yapılması, spor öncesi, sırası ve sonrasında sıvı alımına dikkat edilmesini öneren Gür, ayrıca hafif, buharlaştırmayı kolaylaştıracak giysilerin giyilmesinenin önemine dikkati çekti.

Gür, sıcaklık kaynaklı krampları çözmek için yeterli sıvı alınması, ilgili bölgeye buz masajıyla birlikte germe yapmanın yardımcı olacağını belirterek, sıcaklık nedeniyle bitkinlik oluşması halinde öncelikle aktiviteye ara verilmesi, daha ileri belirtiler görüldüğünde duruma müdahale edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Hakan Gür, ayrıca, serin ve gölgelik bir yere taşınacak kişinin, üstündeki giysilerin azaltılması, kan dolaşımın yüksek olduğu boyun, koltuk altı, kasık bölgesi, kol ve bacaklara soğuk torbaları ile ıslak havluların konulabileceğini, kol ve bacaklara yumuşak masaj yapılarak cilt dolaşımının artırılabileceğini sözlerine ekledi.

AA

Sonraki Sayfa »