Vajinismus en çok sosyoekonomik ve eğitim düzeyi yüksek kadınlarda görülüyor
Haziran 5, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık

Günümüzde her 100 kadından 2’sinin “vajinismus” korkusu yaşadığı, vajinismusun en çok sosyoekonomik ve eğitim düzeyi yüksek kadınlarda görüldüğü belirtildi.
Her 10 çiftten 6’sının ilişkisinde sorun var
Haziran 3, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık

Araştırmada çiftlerin aralarındaki uçurumun derinleşmesine yol açan birçok neden belirlendi ve sorunlarını birbirleriyle çok az konuştuklarını veya hiç konuşmadıkları ortaya çıktı.
İşte en önemli 10 neden
1- Heyecan eksikliği
2- Romantizm olmaması
3- Kötü seks hayatı
4- Birbirine yeterli zaman ayırmama
5- İletişim kopukluğu
6- Hedeflerinin aynı olmaması
7- Birbirine güvenmemek
8- Bağlılık duygusunun az olması
9- Birbirini düşlememek
10- Dürüst olmamak ve aldatmak
Kalp krizi cinsellikten uzaklaştırıyor
Mayıs 22, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık, Kalp Sağlığı

Amerikan Kalp Vakfı’nın yıllık konferansında sunulan ve 1700 kişi üzerinde yapılan araştırmada, cinsellikten uzak duranların çoğunlukla doktorlarının bu konuda bilgilendirmediği hastalar olduğu ortaya çıktı.
Araştırmayı yapan Dr. Stacy Tessler Lindau, kalp krizi geçirenlerin cinsel birleşme sırasında ölme riskinin “çok düşük” olduğunu belirtti.
Uzmanlar, kalp krizi geçirenlerin, birkaç kat merdiven tırmanmak gibi ölçülü biçimde egzersiz yapabildikten sonra cinselliklerini yaşamaya başlamalarının güvenli olduğuna işaret ediyorlar.
AA
Penis ve rahim ağzı kanseri riskini azaltıyor!
Mayıs 22, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık, Kanser
Sosyokültürel, psikolojik, tıbbi ve dini yönleri açısından birçok ülkede erkeklerde en sık uygulanan cerrahi işlem olan sünnet konusunda bilgiler veren Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Nadir Tosyalı; “Özellikle uygun yaş dönemleri seçilerek ve uygun merkezlerdeki yetkin ellerde yapılan sünnetin idrar yolları enfeksiyonlarında anlamlı derecede gerileme sağlanıyor. Ayrıca sünnet, partnerlerdeki rahim ağzı kanseri riskini yaklaşık 1,5 ile 8,5 kat arasında, penis kanseri riskini de ortalama 4 kat azaltıyor” dedi.
Sünnetli kişilerle sünnetsizler karşılaştırdığında, temizliğin daha kolay olması sebebiyle, ileriki yaşlarda çeşitli enfeksiyonlardan korunma olasılığının daha yüksek olduğunu belirten Dr. Nadir Tosyalı, “Öte yandan, sünnetli erkeklerin partnerlerine enfeksiyon bulaştırma riski, sünnetsiz olanlara oranla daha az olabiliyor. Sünnetsiz olan erkeklerde sünnet derisinin iç bölgesine yerleşecek bakteriyel yoğunluk arttıkça partnere enfeksiyon bulaşma riski daha yüksek” dedi.
Sünnette uygun yaş dönemi nedir?
Sünnet için en uygun yaş dönemi konusunda da bilgi veren Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Nadir Tosyalı, “Amerika Pediatri Derneği’nin yaptığı çalışmalarda görülmüş ki yeni doğan döneminde yapılan sünnetler azımsanmayacak oranda çocukları üriner sistem enfeksiyonlarından koruyor. Bu, bazı yayınlarda 10 kat şeklinde ortaya konulmuş. Yani genel olarak baktığımızda yeni doğan döneminde sünnet olan çocuklarda üriner sistem enfeksiyon riski, yeni doğan döneminde sünnet olmayanlara oranla 10 kat azalıyor” dedi. Dr. Nadir Tosyalı sözlerine şöyle devam etti; “Öncelikle bu sayede enfeksiyon gelişme riski azalmış oluyor. Ayrıca, yeni doğan döneminde yara iyileşmesi çok hızlı oluyor ve yeni doğanda damar yapıları tam gelişmediği için çocukta herhangi bir kan hastalığı yoksa, diğer yaş gruplarına göre kanama daha az olabiliyor. Bu dönemde sünnet yapılmasının bir başka avantajı da genel anesteziye ihtiyaç duyulmadan lokal anestezi ile yapılabilmesidir. Anne sütünün içinde bir takım maddeler hem enfeksiyondan korunmayı, hem de ağrı kesici özelliğinden dolayı daha az acı duymasını sağlıyor.”
Sünnetin 2-6 yaş döneminde yapılması neden önerilmiyor?
Bu dönem çocuğun psikosasyol gelişim dönemindeki en önemli kilometre taşlarından biri olduğunu ve o bölgeye yönelik olarak yapılacak herhangi bir girişimin çocukların sonraki yaşamlarında derin psikolojik izler bırakabileceğine işaret eden Dr. Tosyalı,
“Bu konuyla ilgili Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada; 2-5 yaş arasında sünnet geçirmiş çocukların ileriki yaşantılarında, o bölgeye herhangi bir cerrahi işlem yapılmamış çoçuklara oranla iş ve aile mutluluğu değerlerinde anlamlı bir gerileme yaşandığı gözlenmiş” diye konuştu.
6 yaşından sonra yapılacak sünnetlerde nelere dikkat etmek gerekiyor?
“6 yaşından sonraki dönem, çocuğun artık psikososyal gelişiminin belli bir düzeye eriştiği ve biraz daha olayların farkındalığını yaşadığı dönemdir. Ancak bu dönem sonrasında da sünneti geciktirmemekte fayda var” diyen Dr. Nadir Tosyalı, 6 yaşından sonra yapılacak sünnetin 7 yaşına kadar tamamlanması gerektiğini, aksi takdirde çocuğun sünnetli olmamasından dolayı okuldaki toplumsal aidiyet duygusu açısından bir duygusal travma yaşatabileceğini belirtti. Tosyalı ayrıca yeni doğan döneminden sonra yapılan sünnet işlemlerinin de mutlaka genel anestezi altında yapılması gerektiğinin altını çizdi.
Sünnet sonrası nelere dikkat etmek gerekir?
Sünnet sonrasında dikkat edilmesi gereken hususlara da değinen Dr. Nadir Tosyalı, “Sünnet sonrası kanamanın devam etmesi, sünnetten 6-8 saat sonra çocuğun idrarını yapamaması, glans (penis uç bölgesi) çevresindeki kızarıklık ve morluğun 3. ve 5. günlerden sonra azalmaması, sarı renkte akıntı veya zar tabakasının varlığının devam etmesi gibi durumlar bir sorun olduğunu gösterir Bu durumlarda hemen doktora başvurmak gerekir” dedi.
Bir ilişkide uzak durulması gereken kadın ve erkekler
Mayıs 20, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık

Davranış Bilimleri Enstitüsü’nün evli çiftler üzerinde yaptığı bir çalışmanın sonuçlarına göre, çiftlerin problemlerinin özüne inildiğinde, var olan zorluğun ipuçları, evliliğin başlarında, hatta evlilik öncesi dönemde görülebilir. Ortaya çıkan bir başka gerçek ise çiftlerin bu sinyalleri yakalayıp problem haline gelmeden fark edememeleri. Enstitü olarak “İlişkinin veya evliliğin nasıl biçimleneceğini en başından öngörmek mümkün mü?” sorusuna yanıt aradıklarını ve bunun mümkün olduğu sonucuna vardıklarını söyleyen Davranış Bilimleri Enstitüsü Kurucu Başkanı Psikolog Emre Konuk, bu çalışmayla ortaya çıkan “evliliğe hazırlık projesi”ni anlattı.
UZUN FLÖRT YETERLİ Mİ?

“Bu işin reçetesi ve sihirli formülü yok” diyen Emre Konuk, doğru ya da ideal eş kavramlarının “sıkıntı yaratan kavramlar” olduğunu söyleyerek mutlu bir beraberlik ve uyumlu bir ilişki için uygun partner bulmanın çok önemli olduğunu belirtiyor. Konuk’a göre bu noktada klişelerden uzak durmak gerekiyor. Uzun dönem flört edilen kişinin doğru eş olacağı düşüncesi, bu klişelere verilecek en önemli örneklerden biri olarak görülüyor.
ETKİ FAKTÖRLERİ ÇOK
Bu alandaki araştırmalar, gerek eş seçiminde,gerekse çift uyumunda çok sayıda faktörün etkili olduğunu gösteriyor. Kişilik özellikleri, aile yapısı, temel konularda ne kadar anlaşıldığı gibi değişkenler, ilişki süreçlerini etkiliyor. Bu durumda “ideal eş” tanımından çok, çiftin ne kadar anlaştığı ve birbirlerinin ihtiyaç ve beklentilerini ne kadar karşıladıkları önem kazanıyor. Genel geçer bir “ideal eş” tanımı olmadığını söyleyen Emre Konuk, bunun yerine “çift olabilmenin” altını çizdiklerini ve tarafları bir birim olarak ele alıp, aralarındaki uyuma odaklandıklarını söylüyor.
En stresli dönem nişanlılık
Emre Konuk, yaptıkları araştırmada sevgili, nişanlı ve evli olan çiftleri karşılaştırdıklarını ve beraberliklerde en stres verici dönemin sözlülüknişanlılık süreci olduğunu tespit ettiklerini söylüyor. Konuk, evliliğe Geçişi kolaylaştırmayı hedefleyen bu dönemin, çiftlerin ve ailelerinin en fazla gerildikleri dönem olduğunu belirtiyor ve bunun nedenini “Türkiye’de iki kişi değil, iki aile evleniyor” olarak açıklıyor. Konuk’a göre bu dönemde ailelerin uzlaşması çok önemli.
Gençler, evlilik öncesinde tüm detayları konuşup paylaşmalı

Gençlerin çoğunun, evlilik öncesinde kendilerini neyin beklediğini bilmediklerini söyleyen Emre Konuk, evlenecek çiftlerin, yaşamlarına ait tüm detayları konuşup paylaşmaları önerisinde bulunuyor: “Evin bütçesi ne kadar olacak? Bu bütçe nasıl harcanacak? Harcama aşamasında işbölümü nasıl gerçekleşecek? Bayramlarda önce kimin ailesine gidilecek? Bayramda aileleri ziyaret yerine tatile mi çıkılacak? Eve ne zaman gelinecek? Eşler arkadaşlarıyla birbirleri olmadan buluşabilecek mi?” gibi soruların yanıtlarının detaylı olarak konuşulması gerekiyor.
Bu göstergelere dikkat!
Bir kadın ve erkekte, uzak durmayı gerektiren olumsuz özelliklerin en çarpıcı olanları şöyle:
- Geçmişinde aldatma varsa,
- Sık olarak sizi çok beğendiğini söylüyor, sonra da hiç beğenmediğini ifade ediyorsa,
- Çok sık ayrılıp tekrar bir araya geliniyorsa,
- Kıskançlık sık olarak gündeme geliyorsa,
- Alkol veya madde kullanımı söz konusuysa,
- Taraflardan birinde beğenilen ve değer verilen en az birkaç karakter özelliği bulunmuyorsa,
- Eğitim ve kültür farkı bir rahatsızlık olarak yaşanıyorsa,
- İlişkinin ana motoru cinsellik ise,
- “Evlenince düzelir” düşüncesi varsa,
- Beraberlik sıkıcı bulunuyorsa,
- Bir taraf durmadan “aslında ne demek istediğini” anlatmak zorunda kalıyorsa,
- Taraflardan biri koruyucu rolündeyse,
- “Kuralların çiğnenebilir” olduğu düşünülüyorsa,
- Heyecan olsun diye tehlikeli işlere bulaşma durumu varsa,
- Başkalarından daha fazla “yatak arkadaşı” olmuşsa,
- İşten makul bir neden olmadan ayrılma durumu söz konusuysa,
- Sürekli söz verip çoğunu tutmuyorsa,
- Sorumluluklar söz konusu olduğunda baskı hissediyorsa,
- Yerine gelmeyen talepler ve geçerli açıklamalar karşısında bile sinirleniliyorsa,
- İnsanlar onu ya seviyor ya nefret ediyorsa,
- Başkalarının iş yapış şeklinde genellikle hatalar buluyorsa…
Bu tiplerden kesinlikle uzak durun, yoksa üzülürsünüz.
GAZETE HABERTURK - Ceyda ERENOĞLU
Erken boşalmanın nedeni bulundu
Mayıs 3, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık

Erken boşalma konusunun erkeklerin sık yaşadığı cinsel sorunlardan biri olduğunu belirten Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Adana Şube Başkanı Dr. Taner Canatar, denetimsiz boşalmanın doğuşunun vahşi hayata dayandığını söyledi.
Canatar, “Erken boşalma kazanılmış bir reflekstir. Çok eski devirlerde ilkel çağlarda insanlar cinsel ilişkide bulunurken bir yandan da her an vahşi bir hayvanın saldırabileceği korkusunu yaşardı. Bu açıdan bakıldığında erken boşalma ilkel bir savunmadır” dedi.
Cinsel ilişki sırasında tarafların en savunmasız halde bulunduklarını vurgulayan Canatar, “Bu, hem dışarıdan gelebilecek fiziksel tehlikeler olabileceği gibi, hem de başka bir insanla özel bir anı paylaşma ve ona karşı korunmasız durumda olmanın yaratabileceği tehlikedir. Yani erkek bazen bu yakınlıktan korkabilir ve yakınlığa karşı bir koruma kalkanı olarak da erken boşalma ortaya çıkabilir. Erkekler, bu durumdan ötürü cinsel organlarını suçlarlar ve kontrol edemedikleri için de kendilerini suçlarlar. Oysa ki olumsuz düşüncelere ve bilişsel çarpıtmalara sahip olan beyindir” dedi.
Kabul etmek kolay değil
Canatar, cinsel performansın erkekliğin göstergesi olarak değerlendirilmesi nedeniyle sorunla karşılaşmanın ve bunu kabul etmenin erkek için kolay olmadığını, erken boşalma nedeniyle birçok erkeğin partnerinden utandığını ve özür dilediğini, bunun da yanlış bir davranış olduğunu keydetti.
Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği Adana Şube Başkanı, bu sorunu yaşayan erkeklerin genel özelliklerini de şöyle özetledi:
“Hızlı yemek yeme, hızlı araba kullanma, hızlı konuşma, her konuda aceleci ve sabırsız davranma, çabuk sinirlenme, stresli ve gerginlik, kontrolsüz davranışlar, çok çabuk güvenme ya da güven duymada zorlanma, kaygılı ruh hali, çocukluklarında babalarıyla sorunlar yaşama ve yataklarını ıslatmış olma, rekabetçi, sosyal alanda ve mesleğinde hırslı, sabırsız, aynı anda birkaç iş yapmayı seven, insanlara ve olaylara çabuk sinirlenen, onaylanmayı bekleyen, sorunlu bir dinlenme tarzı olan, daima telaşlı olan.”
Vajinismus ülkemizde diğer Avrupa ülkelerine oranla çok daha yaygın bir şekilde görülüyor
Mayıs 3, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık
Ülkemizde 10 kadından birinde görülen bir sorun olan ve çiftlerin cinsel hayatlarını kabusa çeviren vajinismus, yıllardan beri “cinsel birleşme sırasında vajina kaslarının kasılması ve cinsel ilişkiyi engellemesi” olarak tanımlanmaktadır. Peki vajina kasları kendiliğinden mi kasılmaktadır? Aslında vajina kaslarının kasılmasına neden olan beyindir, bu nedenle de bu hastalığa vajinismus yerine “beyinismus” denmesi daha doğru olacaktır. Cinsellik, aile ve evlilik konularında halkımızı bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED); vajinismusa neden beyinismus denmesi gerektiği hakkında çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı.
Vajinismus aslında kadının kendini korumasıdır, savunmasıdır.
Vajinismusa beyinismus denilmelidir
Ülkemizde çiftlerin cinsel terapiye başvurma nedenlerinde vajinismusun ilk sıralarda olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; “Diğer ülkelerde bizdeki kadar yaygın olmayan vajinismus ülkemizde 10 kadından birinde görülmektedir. Bunun temel nedeni de kadına çocukluğundan itibaren aşılanan cinsellikle ve özellikle kızlık zarıyla ilgili olumsuz telkinlerdir. “İlk gecenin çok acılı, ağrılı olacağı, oluk oluk kanlar akacağı, canının çok yanacağı ama dişini sıkması gerektiği, içinde bombalar patlayacağı, cinsel ilişkinin tıpkı iğnenin deliğinden limonu geçirmeye benzediği, deliğin küçük ve dar olduğu, kızlık zarının yırtılacağı, delineceği, patlayacağı, çok kanama olursa hastaneye kaldırılabileceği, ilk gece kadın ve erkeğin birbirine kilitli kalabilecekleri’’ gibi olumsuz telkinler çocukluktan itibaren kadının kafasına yerleşir ve cinsel ilişkiyi gözünde fazlaca büyütmesine neden olabilir. Bunları duyarak büyüyen bir genç kızın ileride cinsel hayatında sorun yaşaması kaçınılmazdır. Çünkü vajinismus aslında kadının kendini korumasıdır, savunmasıdır. Yani vajinismus bir savunma mekanizmasıdır.’’ dedi. Vajinismusun yıllardan beri vajinanın ilk 1/3’lük kısmındaki kasların cinsel birleşmeyi engelleyecek şekilde istemdışı kasılması olarak tanımlandığını belirten Dr. Keçe; “Vajinismus dendiğinde sadece vajina kaslarının kasılması akla gelse de aslında cinsel birleşme sırasında her kadında farklı tepkiler olabilir. Sadece vajina kasları değil, kadının tüm vücudu kasılabilir, bacaklarını kapatabilir, eşini elleriyle itebilir, hatta panik atak benzeri bir durum yaşanabilir. Peki başta vajina kasları olmak üzere vucuttaki kasların istemdışı kasılması neden olur? Vajina durup dururken kendi kendine kasılmaz, vajinanın kasılmasına neden olan beyindeki cinselliğe dair olumsuz duygu ve düşüncelerdir. Aslında vajinismusa neden olan genellikle vajina değildir, beyindir. Bu nedenle de vajinismus yerine beyinismus demek daha doğru olacaktır.’’ dedi.
Penis ve vajina figürandır, başrol oyuncusu beyindir
Cinsel işlev bozukluklarının temelinde cinsellikle ilgili olumsuz duygu ve düşünceler yatar.
Cinselliğin tamamen beyinle ilgili olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; “Cinsel organlar denildiğinde akla penis ve vajina gelir ve toplumda cinselliğin penis-vajina birleşmesinden ibaret olduğuna dair yaygın bir yanlış inanış vardır. Oysa ki en büyük cinsel organımız beyindir, çünkü cinsellikten alınan haz tamamen duygularımız ve düşüncelerimizle bağlantılıdır. Eğer kişinin cinsellikle ilgili olumsuz duygu ve düşünceleri varsa, cinsel ilişkiden haz alması da zordur. Sağlıklı ve mutlu bir cinsellik için kişinin konsantre olması ve kafasının başka şeylerle meşgul olmaması gerekir. Penis ve vajina figürandır, baş rol oyuncusu beyindir.’’ dedi. Cinsel işlev bozukluklarının temelinde cinsellikle ilgili olumsuz duygu ve düşüncelerin yattığını da belirten Psk. Bacanak; “Sadece vajinismusun değil neredeyse tüm cinsel işlev bozukluklarının temelinde kişinin kendisiyle, kendi bedeniyle, partneriyle ya da cinsellikle ilgili olumsuz duygu ve düşünceleri yer alabilir. Genellikle vajinismusta neden cinsel birleşme ile ilgili çocukluktan itibaren duyulan yanlış bilgilerken, erken boşalmada her ilişkiye başlarken erkeğin kafasında var olan “ya erken boşalırsam” düşüncesidir. Şimdiye kadar toplum tarafından erkeğin kafasına yerleştirilmiş erkeklik ve cinsel güçle ilgili “penisin her zaman sert olması gerektiği, penisin sertliğinin erkekliğin simgesi olduğu, erkeğin her zaman cinsel ilişkiye hazır olması gerektiği” gibi olumsuz telkinler sertleşme sorununa neden olurken, yine kadının kendisi ve kendi bedeniyle ilgili olumsuz düşünceleri ve ilişki sırasında kendini rahat bırakamaması de orgazm olamamaya yol açabilir. Görüldüğü gibi aslında çoğu cinsel sorunun nedeni de yine beyindeki olumsuz düşüncelerdir.’’ dedi.
Cinsel mitler olumsuz etkiliyor
Cinsel mitlerin yani toplumda yüzyılardan beri varolan cinsellikle ilgili yanlış, abartılı ve gerçekdışı inanışların cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıkmasında büyük etkisi olduğunu söyleyen CİSED Genel Sekreteri Psk. Dnş. Fatma Ayrık; “Cinsel mitler sadece ülkemizde değil, tm dünyada mevcuttur ve bu yanlış bilgilere inanıldığında çiftlerin cinsel hayatları da olumsuz etkilenmektedir. Ülkemizde cinsel eğitim olmaması büyük bir eksikliktir. Cinsel bilgi edinilecek doğru ve güvenilir kaynaklar az olduğu için, kişiler bilgisizlikten dolayı cinsel sorunlar yaşamaktadırlar.
Uzun evliliğin sırrı iyi kavga edebilmek
Mayıs 1, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık

İyi evliliklerle kötü evlilikleri birbirinden ayıran temel özelliklerden biri kavga edebilmek. İyi kavga eden çiftlerin mutlu bir evlilik sürdürdüğü belirtiliyor.
Uzman Psikolog Erhan Özden’in Zaman Gazetesi’nde yer alan açıklamalarına göre yaşadığı yer, işyeri veya okul gibi evlilik dışındaki sosyalleşme alanlarında insanlar farklı davranışlar sergiler. Kendilerini mutsuz eden ya da çatışma yaşadığı kişileri hayatında uzağa koyabilir. Hiç görüşmeyebilir ya da kendilerini böyle ortamlardan uzak tutma yoluna gidebilir.
Ancak evlilik durumunda böyle davranışlar beklenmez. Özellikle çatışma anlarında eşinizi aynı ev içinde hayatınızdan uzağa fırlatmak çare olmaz. Bu şekilde evliliğinizle aranıza mesafe koymak, evli kimliğiyle bekâr yaşamak gibi ucube bir ruh halini size dayatır. Veya sadece çatışma çıkarmayacak konuların suni güvenlikli çatısında nefes almaya çalışırsınız ki bu evliliğinizi daha da çok kanatır.
Bir uçurumun kenarında yürür gibi her an yine o ‘açmaz’ konulardan birinin uçurumuna düşmekten öyle korkar hale gelirsiniz ki; bu korku evliliğinizi sürekli gergin bir adrenalin bağımlısı haline getirir. O zaman acilen bir yetenek kazanmanız gerekir: Kavga etmek! Mutsuz evliliklerde sıfır kavga ve paralelinde içe çekilerek, kendi dünyasında kaybolma ya da her seferinde ruhsal hasar şiddeti biraz daha artan yaralayıcı kavgalar yaşanır.
HÜRRİYET
Kadınlar için ‘Viagra’ hazır
Nisan 27, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık
Araştırma ekibinin lideri Chris Wayman, Viagra’nın kadınların cinsel kabuslarına son vereceğini söyleyerek ‘Cinsel fonksiyon bozuklukları dünyadaki kadınların yarısında görülüyor. Araştırmamız kadınlara yardım etmek üzerine kurulu. Kadınlardaki uyarılma sorunlarını çözmek istiyoruz’ dedi.
Seks için en uygun saat
Nisan 27, 2010 by admin
Filed under Cinsel Sağlık

Uzmanlar vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını böyle sıraladı. Kronobiyolojiye göre vücudun da bir saati var…
Önce bir sinema, sonra mum ışığında bir yemek, ardından dans, sonra… Seks için en uygun zaman ne zaman? Hayır sonrası sandığınız gibi değil. Gerçi tüm romantik öğeler gece üzerine kurulmuştur ama kronobiyolojiye göre vücudun da bir saati var…
Seks için en uygun saat akşam değil, sabah 08.00. Spor yapmak için en uygun saat ise sabah değil, öğleden sonra 16.00 suları. Gün 24 saat ve insanların vücut ve ruh durumları 24 kez değişiyor. Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu olağanüstü duruma kronobiyoloji adını veriyor.
Vücut ritmine göre hangi eylemin hangi saat uygun olacağını şöyle sıralıyorlar:
07:00 Kortizon salgılamasıyla organizma uyanır. Ancak vücut hala zayıftır, bu nedenle spor yapmaktan kaçının.
08:00 Seks için en iyi zamandır, çünkü bezler fazla miktarda hormon salgılarlar.
09:00 Organizma şimdi faaliyete hazır. İnsan yaratıcı ve dinamik olur.
11:00 Vücudumuz tam formundadır.
13:00 Vücut formdan bir hayli düşmüştür. Verimlilik gün ortalamasının yüzde 20 altındadır.
15:00 Enerjimiz geri gelmiştir, belleğimiz tam formundadır. Ama bu enerji sabahkinden azdır.
16:00 Spor için en uygun saat. Tansiyon ve dolaşım çok iyi durumdadır.
17:00 Organların faaliyeti üst düzeydedir. Böbrekler ve mesane çok çalışır. Tırnakların ve saçın en çabuk uzadığı zamandır.
19:00 Tansiyon ve nabız tembelleşir. Tansiyon düşürücü ilaçlar tehlikeli olabilir.
21:00 Sindirim organlarının günlük görevi sona ermiştir. Yenen her şey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalır.
23:00 Tam dinlenme saatidir. Metabolizmanın faaliyeti giderek azalır.
01:00 Verimliliğimiz en alt düzeyde. Bu saatte çalışanlar hata yapar, dikkat son derece azalır.
03:00 Bedensel ve ruhsal olarak karanlık bir safhadır. Bu saatte intihar edenlerin sayısı fazlalaşır.
05:00 Hormon salgılaması giderek yükselir, kaybolan enerji geri gelir. Vücut, yeni bir gün için hazırlanır.

