Balık yağı yaşam iksiri!
Nisan 1, 2010 admin
Kategori - Sağlıklı Beslenme
Ortaçağ ’da yoksulların en büyük hayali ‘biraz yağ yiyebilmek’miş. Bazı ilkel kabileler, doğurma çağına gelen genç kızlarını yağlı etle beslermiş. Çocukların pembe yanaklı ve sağlıklı olmasına süt kaymağının yardım ettiği de bilinir. Fakat günümüzde hemen hemen bütün beslenme uzmanları yağları yasaklıyor. “Et, süt, yoğurt ve peynirin yağsızını alın. Tereyağ yemeyin” diyorlar.
Yağ, büyümeyi destekliyor
Prof. Dr. Ahmet Aydın, Hayy Kitap’tan çıkan ‘Taş Devri Diyeti’ adlı kitabında yağların beslememizde çok önemli bir rolü olduğunu söylüyor: “Yağlar, sadece yüksek bir enerji kaynağı değil; birçok hormon, hormon benzeri yapılar ve hücre zarlarının yapısında bulunuyor. Mesela erkeklik hormonu testosteron, kadınlık hormonu östrojen, D vitamini, safra asitleri ve kolesterol olmadan sentezlenemiyor. A, D, E, K gibi önemli vitaminler, yağ olmadan bağırsaktan emilemiyor. Bu nedenle yağların diyetimizden çıkartılması ya da kısıtlanması, vücut sistemlerinin işlevlerini olumsuz etkiliyor. Çocuklarda ise büyüme ve gelişmeyi büyük ölçüde bozuyor.”
YAĞLARIN ÖZELLİKLERİ
Sanılanın aksine yağı az, dolayısıyla şekeri fazla yiyecekler insanları daha çok acıktırır ve daha çok şişmanlatır!
Margarin: Kimyasal bir ürün olup insan vücudunu yozlaştırır. Son yıllarda bazı margarinlerde trans yağlar çıkartıldı. Onun yerine ‘interesterifikasyon’ denilen ve yine zararlı olan bir yöntem kullanılmaya başlandı. Margarinlerin kolesterol içermemeleri bir üstünlük değil, zaaftır. Zaten bitkisel kaynaklı yağların hiçbiri kolesterol içermez.
Tohumlu sıvı yağlar: Ayçiçek, pamuk, kanola, mısırözü ve soya yağı, omega-6’dan zengin çoklu doymamış yağ asitleridir. Omega-6/omega-3 dengesini, omega-6 lehine bozarlar. Sıcak presten çıkan bu yağların, dokuları yıpratıcı özellikleri de var. Kullanılmamalı ya da çok az kullanılmalıdır.
ZEYTİNYAĞI
* Mükemmel bir yağdır. Halis sızma olanlar tercih edilmelidir (Soğukta donar).
* Salatalarda ve zeytinyağlı yemeklerde kullanılmalıdır. Bütün yemekleri zeytinyağıyla yapmak doğru değildir.
* Riviera ikinci seçenektir (Sıcak baskı).
FINDIK YAĞI
* Riviera zeytinyağına çok benzer özelliklere sahiptir, (O da tekli doymamış yağ asitlerinden zengin); ancak sıcak baskı bir yağdır; ikinci seçenek olarak kullanılabilir.
HAYVANSAL (DOYMUŞ) YAĞLAR
* Oldukça dayanıklı yağlardır. Trans yağ asitleri oranları düşüktür.
Tereyağı: Mükemmel! Mümkünse özgür otlayan hayvanların yağı (köy tereyağı).
* Tereyağının piyasada sahtesi çoktur (Margarin üzerine giydirilmiş). Sahtesi dışarıda bırakıldığında geç erir, bıçakta fazla leke bırakır.
Tereyağının yararları:
* En iyi A vitamini kaynağıdır.
* Yüksek oranda antioksidan (Kolesterol, A vitamini, E vitamini, selenyum) içerir.
* Bol CLA içerir, iltihap karşıtı, antialerjik ve antikanserojen etkileri vardır.
* İyi bir iyot kaynağıdır.
* Diş çürükleri ve osteoporoz riskini azaltır.
* Lesitin yönünden zengindir.
* Urfa yağı da, tereyağı gibi yararlıdır.
KUYRUK VE İÇ YAĞI
* Tereyağı gibi faydalıdır.
BALIKYAĞI
* Hayat iksiridir! Büyük ölçüde omega-3 yağ asidi içerir. Bebeği, hamilesi, genci ve yaşlısına kadar herkes kullanmalıdır.
* Günde en az 1-2 kapsül (0.5-1 gr) kullanılmalıdır. Müzmin hastalıklarda bu miktar hekim kontrolünde 5-6 grama kadar çıkar.
* Balıkyağı şişmanlatmaz. Yaz-kış kullanılabilir.
‘TAŞ DEVRi DiYETi’NiN GENEL iLKELERi
* İki beyazı (şeker ve beyaz un) iyice azaltın, hatta mümkünse hiç yemeyin. Tuzu (üçüncü beyaz) tamamen kesmeseniz de azaltın.
* Her mevsimin taze meyve sebzesini tüketin.
* Özgür dolaşan hayvanların etini, süt ürünlerini ve yumurtasını yiyin.
* Zeytinyağı dışındaki sıvı yağları ve margarini tüketmeyin. Doymuş yağları (tereyağı, iç yağı, kuyruk yağı) tercih edin.
* Her yiyeceği doğal şekline en yakın olarak tüketin. Paketlenmiş gıdalara itibar etmeyin.
* Toplam diyetin en az yarısını çiğ yiyeceklerden oluşturun.
* Kefir, yoğurt, turşu, sirke, nar ekşisi ve boza gibi probiyotiklerden (faydalı mikroplar) zengin gıdaları fazla tüketin.
* Yasaklar haricinde yeme sınırı yoktur. Doyuncaya kadar yiyebilirsiniz (patlayıncaya kadar değil!).
* Yeteri kadar güneşlenin ya da kan düzeylerini 40-120ng/ml arasında tutacak kadar D vitamini takviyesi alın.
* Omega-3/omega-6 oranınızı artırın. Mutlaka omega-3 takviyesi alın.
* Günde en az 2 litre su için.
* Derin nefes alın, stresten uzak durun, iyi uyuyun.
Prof. Dr. Ahmet Aydın kimdir?
1977’de bitirdiği Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde 1988’de doçent, 1994’te profesör oldu. 1993’ten beri İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Beslenmesi ve Metabolizması Bölüm Başkanlığı görevini sürdürüyor.
Gebelik döneminde hangi vitaminler mutlaka alınmalı?
Ocak 7, 2010 admin
Kategori - Hamilelik - Gebelik
Hamileler nasıl beslenmeli?
Aralık 13, 2009 admin
Kategori - Hamilelik - Gebelik
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ayşe Müsellim, sağlıklı gebelik döneminde dengeli beslenme alışkanlığının önemine işaret ederek, “Gebe anne iyi beslenmez ise bebek, annenin vücudundaki besin depolarını tüketmeye başlar ve böylece anne ve bebeğinin sağlığı tehlikeye girer” dedi.
Normal sınırlar içinde kilo almak, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek doğurmak ve doğum sonrası eski kilolara dönmek için ilk adımın çok önemli olduğunu kaydeden Dr. Müsellim, “Dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde kilo almak, sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek doğurmak ve doğum sonrası eski kilolarınıza dönmek için ilk adımları başarıyla attınız demektir. Gebe anne iyi beslenmez ise bebek, annenin vücudundaki besin depolarını tüketmeye başlar, böylece anne ve bebeğinin sağlığı tehlikeye girer. Bebekte ölü doğum, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, bedensel veya zihinsel özürler; annede ise kansızlık, bacaklarda şişkinlik, yorgunluk, kemiklerde zayıflık görülebilir. Et, yumurta, kuru baklagiller; beyin, kas, kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir. Süt ve süt ürünleri, kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidir, protein ve kalsiyum kaynağıdır” dedi. SİGARADAN UZAK DURULMALI Gebelikte sigara içiminin bebeği olumsuz yönde etkilediğini belirten Dr. Müsellim, “Gebelikte sigara tüketimi bebek ve gebelik üzerine son derecede olumsuz etkilere sahiptir. Gebeliklerinde sigara kullananlarda erken doğum eylemi, Amnion suyunun erken gelmesi (erken membran ruptürü), bebeğin rahim içinde gelişme geriliği (intrauterin gelişme geriliği), bebeğin anne rahminde ani ölümü (intrauterin exitus) gibi olumsuzluklar ortaya çıkmaktadır” dedi. Bebeğin, merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftasından itibaren folik asit alınmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Dr. Müsellim, “Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır. Ancak uzun süreli pişirilen ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarı azalır. En çok ıspanak, yer fıstığı, fındık, karnabahar, kepekli ekmekte mevcuttur. Doğal gıdalar gebenin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü, gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır. Gebelerde folik asit eksikliğine bağlı bir takım anormallikler çıkabilir” dedi. “BALIK BEBEĞİN ZEKA GELİŞİMİ ÜZERİNDE OLUMLU ETKİ YAPAR” Gebelik döneminde balığın zeka gelişiminde önemli etken olduğunun altını çizen Dr. Müsellim, “Gebelikte artan protein gereksinimini karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta, balık, kuru baklagiller ( fasulye, mercimek, barbunya) gibi proteince zengin besinler önerilir. Proteinler, hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır. Hayvansal gıdalardaki yağın mümkün olduğu ölçüde alınarak, etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir. Ayrıca balık da bebeğin zeka gelişimi üzerinde olumlu etki yapar. Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler, gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır. Genellikle tüm sebze ve meyveler lif açısından zengindir. Her gün bolca yiyebilirsiniz. Kepekli besinler de lif içerir ancak diğer bazı besinlerim bağırsaklarda emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir. Lifli gıdalar en sık kepekli ekmek, barbunya, kayısı, kuru üzüm, bezelye, pırasa, esmer pirinç ve kuru yemişte bol miktarda bulunur. C vitaminini de unutmamak gerekir. C vitamini, demirin bağırsaklardan emiliminde, vücudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı bağışıklık direncinin arttırılmasında ve metabolizmadaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir. Düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir. C vitamini portakal, limon, kırmızı ve yeşil biber, domates, çilek, greyfurt, karnabahar, lahana, Brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzede bulunur. Vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır” diye konuştu. |
Boğaz ağrısı hakkında herşey
Aralık 4, 2009 admin
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık
Kendisi bir hastalık olmayan ve çoğu zaman başka bir hastalığın, genellikle soğuk algınlığı veya grip (influenza) gibi bir virüs enfeksiyonunun bulgusu olan boğaz ağrısı, kişinin yaşam konforunu bozarak büyük sıkıntılara yol açıyor.
Tıptaki adı farenjit olan ve genelde bazı hastalıkların habercisi olarak kabul edilen boğaz ağrısının en sık nedenleri arasında boğaz enfeksiyonları yer alıyor. Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ve Baş-Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Tamer Haliloğlu, boğaz ağrısına yol açan enfeksiyonların genelde bulaşıcı özelliğe sahip virüs ve bakteriler tarafından oluşturulduğunu belirterek şu bilgileri verdi:
“Boğaz ağrılarının büyük çoğunluğunun nedeni virüstür ve genellikle bir hafta içinde kendi kendilerine geçerler. Bakteri enfeksiyonlarının sadece yaklaşık yüzde 10’unda tıbbi bakıma gerek duyulabilmektedir. Çoğu boğaz ağrısı mikrobu, doğrudan temas ile aktarılır. Hasta biri bir kapı koluna, telefona veya başka bir nesneye dokunur. Siz de aynı nesneyi tutarak, mikropları alırsınız, mikroplar en sonunda ellerinizden ağzınıza ve burnunuza aktarılır. Bakteri enfeksiyonları, zaman zaman antibiyotiklerle tedavi edilse de, ilaçlar her zaman iyileşmeyi hızlandırmaz ya da enfeksiyonların nüksetmesini engellemez.”
Hangi hastalıklarda boğazımız ağrır?
Op. Dr. Tamer Haliloğlu, toplumun pek çok kesimini ilgilendiren boğaz ağrısının genellikle başka belirtilerle birleşik olarak meydana geldiğinin de altını Bu belirtilerin kişideki enfeksiyon türüne bağlı olarak büyük değişiklik gösterdiğini ifade eden Op. Dr. Haliloğlu şöyle devam etti:
“Örneğin soğuk algınlığı; boğazda kaşıntı ve ağrının yanı sıra, hapşırma, gözlerde sulanma, öksürme, düşük ateş, burun tıkanıklığı, hafif vücut ağrıları veya şiddetli olmayan baş ağrılarına da neden olur. Mononükleoz da, şiddetli boğaz ağrısına neden olan, çok daha uzun süren bir virüs hastalığıdır. Kızamık, su çiçeği ve krup hastalığı da dahil olmak üzere, diğer virüs hastalıkları da genellikle boğaz ağrısı ile meydana gelir. Boğaz ağrısı ile bağlantılı bakteri enfeksiyonları arasında bademcik iltihabı, difteri ve yaygın görülmeyen bir bakteri enfeksiyonu olan epiglotit de bulunmaktadır.”
Boğaz ağrısını yaygın nedenleri
Çoğu boğaz ağrısının nedeninin soğuk algınlığı ve gribe neden olan mikroplarla aynı olan virüsler olduğunu kaydeden Op. Dr. Tamer Haliloğlu, ancak bütün boğaz ağrılarının virüs ya da bakteri enfeksiyonlarından ileri gelmediğini vurgulayarak, “Boğaz ağrısının pek çok yaygın nedeni de bulunmaktadır. Bu nedenler arasında alerjiler, odalardaki havanın kuruluğu, kirlilik ve diğer tahriş ediciler, kas zorlanması, asit (gastroözofajyal) reflü, HIV enfeksiyonu ve Tümörler bulunmaktadır” dedi.
Ne zaman tıbbi yardım alınmalı?
Op. Dr. Tamer haliloğlu, boğaz ağrılarının çoğunun rahatsız edici olmakla beraber zararlı olmadığını ve beş ila yedi gün içerisinde kendi kendine geçtiğini söyledi. Boğaz ağrılarının zaman zaman, daha ciddi bir rahatsızlıkların işareti olabileceğinin altını çizen Op. Dr. Haliloğlu şu bilgileri verdi:
“Eğer; şiddetli olan veya bir haftadan daha uzun süren boğaz ağrısı, yutkunmada veya nefes almada büyük zorluk, boyunda acıyan veya şişmiş lenf düğümleri, boğazın arka tarafında irin, isilik, iki haftadan daha uzun süren ses kısıklığı, tükürük veya balgamda kan, gözlerde içe göçme, şiddetli yorgunluk, idrar çıkışında azalma ve nükseden boğaz ağrılarınız varsa mutlaka doktora görünmelisiniz.”
Nasıl önlem alınmalı?
Pek çok hastalıkta olduğu gibi boğaz ağrısında da kuşkusuz el yıkamanın büyük önemi bulunuyor. Op. Dr. Tamer Haliloğlu, hastalığı önlemenin tek ve aynı zamanda en basit yolunun el yıkamaktan geçtiğini söyledi. Boğaz ağrısının en çok görüldüğü çocuklarda el yıkama alışkanlığının mutlaka erken yaşta edinilmesi gerektiğini ifade eden Op. Dr. Haliloğlu, alınması gereken diğer önlemleri ise şöyle sıraladı:
-Çatal bıçakları, bardakları, mendilleri, yemek veya havluları başkaları ile paylaşmaktan kaçının.
-Kamuya açık telefonlara veya çeşmelere ağzınızı değdirmekten kaçının.
-Hasta olan kişilerle yakın temastan kaçının.
-Kirliliğin yüksek olduğu günlerde mümkün olduğunca kapalı mekanlarda kalın.
-Sigara içmeyin ve sigara dumanına maruz kalmaktan kaçının.
-Eğer hava kuru ise evinizi nemlendirin.
Boğazı ağrıyanlara öneriler
Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tamer Haliloğlu, boğaz ağrısının kişideki devresi tamamlanıncaya dek, hastalara şu önerilerde bulundu:
-Sıvı alımınızı iki katına çıkarın. Sıvılar, balgamın ince tutulmasına ve kolay temizlenmesine yardımcı olur.
-Ilık ve tuzlu su ile gargara yapın. Su ile dolu bardağa yarım çay kaşığı tuz koyun, gargara yapın, daha sonra suyu tükürün. Bu sayede boğazınız temizlenecek ve balgamdan arınacaktır.
-Bal ve limon kullanın. Bal ve limonu karıştırarak çok sıcak bir bardak suyun içine ekleyin. Bal boğazınızı kaplar ve yumuşatır, limon da balgamın azaltılmasına yardım eder. Zamanın testinden geçmiş bu tarif ağrınızı, sadece geçici süreyle olsa da, büyük ölçüde hafifletir.
-Boğaz kapsülü veya sert bir şeker emin. Bu hareketin kendisi, mutlak rahatlama sağlamaz, ancak tükürük üretimini uyararak, boğazınızı yıkar ve arındırır.
-Havayı nemlendirin. Havadaki nemi artırmak, balgam zarlarınızın kurumasını önler. Bu da iltihaplanmayı azaltarak uyumayı daha kolay hale getirir. Tuzlu burun spreyleri de işe yarar.
-Dumandan ve havayı kirleten diğer maddelerden uzak durun. Duman, ağrıyan boğazı tahriş eder. En azından hasta iken, sigarayı kesin ve ev temizleyicilerinden ya da boyadan ileri gelen tüm buharlardan kaçının. Ayrıca çocuklarınızı sigara dumanına maruz bırakmayın.
-Sesinizi dinlendirin. Eğer boğaz ağrınız gırtlağınızı (larenks) etkilediyse, konuşmak daha fazla tahrişe ve geçici ses kaybına (laranjit) neden olabilir.
Risk faktörleri nelerdir?
-Yaş
-Sigara kullanmak veya dumanına maruz kalmak
-Alerjiler
-Kimyasal tahriş edicilere maruz kalma
-Kronik ya da sık görülen sinüs enfeksiyonları
-Kapalı yerlerde yaşama veya çalışma
-Bağışıklıkta düşüş
Milliyet
B Vitamini
Kasım 29, 2009 admin
Kategori - Vitaminler
Hayvansal ve bitkisel gıdalarda bulunur. Süt, ciğer, yumurta ve yeşil yapraklı sebzeler ile işlenmemiş hububat ürünleri bunlar arasında sayılabilir.
Yararları : Gıdalarda bulunan enerjinin açığa çıkmasını, hormonların üretilmesini, ağız dil ve cilt dokusunun sağlıklı kalmasını sağlamak.
B12 Vitamini
Kasım 29, 2009 admin
Kategori - Vitaminler
B12 VİTAMİNİ
Yararları: Suda eriyen B12 özellikle sinir sistemi fonksiyonları için gereklidir. Folik asit ile birlikte doğum defektlerini önlemekte önemli rol oynar. Yine folik asit ve B6 vitamini ile birlikte kalp hastalıklarını ve damar tıkanıklığını önleyici rol oynamaktadır. Asetilkolin üretimini arttırdığı ve beyinde sinir iletimini düzenlediği için Alzheimer hastalığında koruyucu rolü olabileceği düşünülmektedir. Normal büyüme gelişmede olumlu rol oynar. Sinir hasarlarında tedavi edici rol oynar. Pernisiyöz anemi tedavisinde kullanılır. Mide bağırsak sisteminin bir kısmı cerrahi olarak çıkartılmış hastalarda oluşabilecek B12 vitamin eksikliğine bağlı belirtileri önler. Vejeteryanlarda ve birtakım emilim bozukluğu olan hastalarda oluşabilecek B12 vitamin eksikliğine bağlı belirtileri önler. Bağışıklık sistemini ve sinir sistemini güçlendirir. DNA molekülünü sentezler ve kırmızı kan hücrelerini üretirler.
Hangi besinlerde bulunur?
B12 vitamini folik asit ile birlikte alınmalıdır. Karaciğerde, sütte, yumurta akında, peynirde, balıkta, ette ve karideste bol miktarda, bitkilerde ise son derece az miktarda bulunur. Dana eti, dana karaciğeri, böbrek, midye, dil balığı, ringa balığı, uskumru, sardalya B12 vitamini içeren yiyeceklerdir. Sebzelerde ise B12 vitamini bulunmaz.
Eksikliği nelere yol açar?
B12 vitamin eksikliklerinde zihinsel ve sinirsel fonkisyonlar bozulabilir ve kulak çınlaması, hissizlik gibi belirtileri görülür. Yaşlı insanlarda depresyonun en önemli nedenidir. Yaşlandıkça B12 vitamininin emilimi için gerekli olan mide asitimiz giderek düşer. Besinlerin emilim yeteneğini kaybeden yaşlı insanlarda, B12 gereksinimi giderek artar. Bu nedenle 50 yaş üzerindeki insanların B12 vitaminini harici alınması önerilir. Diğer suda eriyen vitaminlerden farklı olarak vücut dokularında depolanabilir. Bu yüzden eksiklik belirtilerinin ortaya çıkması yıllar alabilir. Ağır vitamin B12 eksikliğinde ise sinir fonksiyonlarının bozulduğu kronik hastalıklar ortaya çıkmaktadır. Yaş ilerledikçe vitamin B12 eksikliğinin görülme sıklığı artmaktadır. Araştırmalar 65 yaşın üstündeki kişilerin yaklaşık % 40′ında vitamin B12 eksikliği olduğunu göstermektedir. Bu yaşlarda görülen bazı zihinsel bozukluklar ve depresyonun bu nedenle oluşabileceği düşünülmektedir. Alzheimer hastalığına benzer belirtiler verebilir ve eksiklik uzun yıllar sürerse zihinsel bozulma geriye dönüşümsüz hale gelebilir. B12 vitamini eksikliğinin, iyileşmesi mümkün olmayan sinir tahribatlarına neden olması dolayısıyla, hayvansal ürünlerin hiçbirini yemeyen vejeteryanların, mutlaka ayrıca B12 vitamini alması gerekir. Hafif derecede B12 eksikliği çok sık görülür. Uyuşukluk, unutkanlık, sabahları yataktan yorgun kalkma gibi belirtiler HIV pozitif kişilerin yüzde 35 inde vitamin B12 eksikliği olduğu bulunmuştur. Yararı tam olarak kanıtlanamasa da AİDS tedavisinde vitamin B12 eklenmektedir.
A Vitamini
Kasım 29, 2009 admin
Kategori - Vitaminler
A vitamini faydaları denilince akla ilk gelen göz sağlığına olan etkileridir. A vitamini ilk keşfedilen vitamindir.
A Vitamini Nedir - A Vitaminleri Nelerdir?
A Vitamini doğal olarak iki farklı şekilde meydana gelen yağda eriyen bir maddedir. Biri sadece hayvansal gıda kaynaklarında bulunan hazır besin maddesi olan retinoldür.
Diğeri karoten olarak bilinen pro-vitamin şeklindedir, o da ihtiyaç halinde sadece retinole dönüşür. Bu hem hayvansal hem de bitkisel gıda kaynaklarında bulunmaktadır.
A Vitamini Yararları Nelerdir?
Bu vitamin göz sağlığını muhafaza etmek için temel bir besleyicidir. Gece körlüğüne karşı etkilidir ve birçok göz bozukluklarının tedavisine yardımcı olması A vitamini faydaları arasındadır.
Vücudunuz bu mikro besleyiciye cilt, saç, dişler ve kemiklerin oluşum ve muhafazası için de ihtiyaç duyar.
A vitaminin yararları arasında enfeksiyonlara karşı koruyucu etkisinin bulunmasından dolayı aynı zamanda “enfeksiyona karşı vitamin” olarak da bilinir. Zira vücudun doğal savunma sistemini akyuvarları (T-hücreleri) ve antikor üretimini artırarak güçlendirir.
A Vitamini İçeren Besinler
A vitamini kaynakları : Hazır şekli karaciğer, balık yağı, yumurta ve süt gibi hayvansal kaynaklarda bulunur. Pro vitamin tipi brokoli, havuç, biber, kabak dâhil sarı ve yeşil sebzelerde ve aynı zamanda sarı meyvelerde mevcuttur.
A vitamini ısıya ve pişirmeye karşı dayanaklıdır. Ultra-viyole ışınlarına karşı ise dayanıksız olduğu için renkli şişede muhafaza edilmelidir.
A vitamini Eksikliği Belirtileri Nelerdir?
A Vitamini karaciğerde depolanır ve retinol veya karoten alımı düşük olduğunda vücut onu bu kaynaktan kullanır. Dolayısıyla, bir eksiklik kısa vadede meydana gelmez. Ancak bu maddenin emilimi yağ varlığına bağlı olduğundan, herhangi bir yağ emilim problemi bir eksikliğe yol açabilir.
A vitamini eksikliği, gözde kornea hasarı sonucunda gece körlüğü gibi göz bozukluklarına sebep olabilir. Göz altı lekeleri görülür. Eksiklik bağışık sistemini zayıflattığından, aynı zamanda vücudun enfeksiyonlarla mücadele kapasitesi de azalır.
A vitamini Fazlalığı: Yüksek dozda sürekli kullanım halinde A vitamini zararları ortaya çıkar. A vitamini fazlalığı baş ağrıları, eklem ağrıları, bulantı, kusma, saç dökülmesi, karaciğer sorunlarına ve riskli doğuma sebep olur. Hamile kadınlar doktorun önerdiği doza uymalıdır.
A vitaminleri akne ilaçlarıyla birlikte kullanılmamalıdır.
A Vitamini Dozu
A vitamini kullanımı : RDA (Önerilen Günlük Kullanım) değeri günlük 4,000-5,000 IU dür. Beta karoten için resmi bir RDA yoktur ancak 10,000 ve 15,000 IU arası RDA değerinin eşdeğeridir. Bu maddenin fazla miktarları kemik ağrısı, saç dökülmesi, halsizlik ve baş ağrıları gibi toksik yan etkilere sebep olabilir ve günlük 15,000 IU ‘yu aşan dozları yalnızca mutlak doktor gözetimi altında almalısınız.
A vitamininin faydaları etkin bir şekilde görülebilmesi için çinko kalsiyum fosfor mineralleri ile C, D, E ve B vitaminleri ile birlikte alınması gerekir.
A Vitamini İçeren Besinler
A vitamini içeren besinler hayvansal besinler ve bitkisel besinler olmak üzere iki gruptadır.
http://www.saglikrehberiniz.com
Isırgan Otu
Kasım 22, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
Isırgan, birçok rahatsızlığa iyi gelen ve sonbahardan ilkbaharın sonuna kadar bahçelerde bol miktarda yetişen bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarına, mide, bağırsak, böbrek, romatizma ve gut hastalıklarına iyi gelir. Ayrıca nefrit, sarılık, idrar yolları taşları ve özellikle kansere karşı günde 3-4 fincan ısırganotu çayı çok yararlıdır. Isırgan çayını hazırlamak için kişi başına bir tatlı kaşığı kuru veya bir avuç taze ısırganotu yeterlidir.
KUŞBURNU
Kasım 16, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur.Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.
Soğuk Aylarda Cilt Bakımı
Kasım 16, 2009 admin
Kategori - Güzellik ve Makyaj
Öncelikle ilk kural bol su içmektir. Su, cildi nemli tutar, kurumasını önler, ipeksi, canlı ve sağlıklı bir görüntü elde edersiniz.
Akşamları bakım kremi sürmeden önce cilt güzelce temizlenmeli. Bunun için salatalık sütlü bir tonik yapabilirsiniz. Küçük bir salatalığı rendeleyip suyunu sıkın. İçine aynı miktarda süt katın. Bu karışımla pamuk kullanarak cildinizi silin.
Arkasından gülsuyu ve kekikle yapılan bir tonik ile cildinizi iyice temizleyin. Cildi kurutmayacak banyo köpüğü, şampuan ve sabun ürünleri kullanılmalıdır. Banyo sonrası vücut sütleri de cildi besler ve nemini korur. 2 kaşık bal ile 2 kaşık sütü karıştırın. İyi bir yüz maskesidir.
Kentte yaşayanların cilt bakımına daha çok ihtiyacı vardır.
Düzenli olarak C vitamini almaları gerekiyor. Özellikle sigara içenlerin C vitaminine ihtiyacı daha fazladır. Haftada 2 kere de peeling yapmalılar. Bunun dışında rahat uyumaya özen gösterin. Güne ılık bir duşla başlayın. Vücuttaki kan dolaşımını düzenleyerek cildi canlandırır.
Çinko asit içeren bir nemlendirici kullanın. Yoğun nem veren E vitaminli dudak bakım kremlerini kullanın. Sigaradan uzak durulmalıdır. Kış aylarında cilde daha yumuşak davranmak gerekir.



Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ayşe Müsellim, sağlıklı gebelik döneminde dengeli beslenme alışkanlığının önemine işaret ederek, “Gebe anne iyi beslenmez ise bebek, annenin vücudundaki besin depolarını tüketmeye başlar ve böylece anne ve bebeğinin sağlığı tehlikeye girer” dedi.