Domuz gribine spreyli çözüm

Aralık 20, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Tayland’da burun spreyi şeklinde uygulanacak bir domuz gribi aşısının klinik denemelerinin başladığı bildirildi.

Sağlık yetkilileri, burun spreyi gibi uygulanan aşının klinik denemelerinin bugün Bangkok’taki Mahidol Üniversitesinde başladığını belirtti.

Denemelerin ardından aşının, insan sağlığına herhangi bir tehlike oluşturmadığı tespit edilmesi halinde tescil edileceği kaydedildi.

Denemeler kapsamında 15 erkek ve 9 kadının 28 günlük bir sürede değişik miktarlarda aşının test edilmesi için 12 kişiden oluşan iki gruba ayrıldığı belirtildi.

Bu grupların, ilk dozun ardından bir hafta süreyle karantina altına alınacakları ve üç hafta sonra ikinci dozun verileceği kaydedildi.

400 kişi üzerinde yapılacak diğer denemelerin sonuçlarının ise birkaç aydan önce alınmasının beklenmediği bildirildi.

Yaklaşık 30 bin domuz gribi vakasının saptandığı ülkede hastalıktan ölenlerin sayısının 190 olduğu açıklandı.

AA

En büyük salgın domuz gribi değil

Aralık 2, 2009 admin  
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık

Amerika’da yapılan bir araştırma modern hayatın en büyük salgınının yalnızlık olduğunu ortaya çıkardı.

Araştırma, yalnızlık kasvetine kapılan kimselerin kendi iç dünyalarına kapanmadan önce çevresinde var olan az sayıdaki insana da aynı bunalımları bulaştırdıklarını belirledi. Araştırmacılar, bulaşıcı olan yalnızlığın, bir hastalık ya da kişisel zayıflık değil, bir ‘biyolojik reaksiyon’ olduğunu vurguladı.

Chicago, California ve Harvard üniversitelerin ortaklaşa yürüttükleri 10 yıllık araştırma, yalnızlık salgınından kadınların erkeklere oranla daha çok etkilendiğini de ortaya çıkardı.

Araştırma dün ‘Journal of Personality and Social Psychology’ adlı dergide neşredildi. Araştırmayı değerlendiren Chicago Üniversitesi psikologlarından John Cacioppo, yalnız kişilerin az sayıdaki dostunu kaybetmeden önce, kasvetlerini bu kişilere bulaştırdığını savundu. Yalnızlığın bir hastalık ya da kişisel zayıflık değil, bir ‘biyolojik reaksiyon’ olduğunu vurgulayan Cacioppo, kişinin yalnızlığından doğan hem fiziksel hem de ruhsal rahatsızlıklara girebileceğini kaydetti. Psikolog Cacioppo, yalnızlığın depresyon ve yüksek tansiyona neden olabileceği, stres hormonu seviyesini yükseltip bağışıklık sistemini zayıflatabileceğinin araştırmada ortaya çıkarıldığını kaydetti.
Cacioppo, “Yalnız kişi, yakınındaki insanları tek tek kaybetmeye başlayınca bu, çorap söküğü gibi devam ediyor ve toplumda iyice uç noktaya kendisini iterek tamamen sosyal iletişimlerini koparıyor.” dedi.

Binlerce hastanın sağlık kaydı incelenerek yapılan araştırmaya göre, yalnız insanlar, etrafındakilere daha az güvenmeye başlıyor ve bu da kişinin arkadaşlık kurma şansını engelliyor.

Sonra bu kişinin iletişim içinde olduğu diğer kişiler de benzer davranışlar sergilemeye başlıyor ve kendisini toplumdan tecrit ediyor.

Bilimadamları, toplumların, sosyal iletişim ağının sınırlarında dolaşan yalnız kişileri dışlama eğiliminde olduğuna dikkat çekerek, bunun yayılmamasını önlemek için yalnız kişilere yardım edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Cihan

Annelere H1N1′den korunma yöntemleri anlatıldı

Aralık 2, 2009 admin  
Kategori - Anne ve Bebek Sağlığı

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Melahat Dönmez, hamile ve emziren annelerin domuz gribi aşısı yaptırmasında bir sakınca olmadığını söyledi.

Domuz gribi vakalarının giderek artması üzerine Prof. Dr. Melahat Dönmez, önemli açıklamalar yaptı. Hamile bayanların domuz gribine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Melahat Dönmez, “Gebe kadınların hastaneye kaldırılma oranı genel nüfustan daha fazladır. Bu hastalığa bağlı ölümlerin yüzde 6’sı, hamile bayanlarda olmaktadır. Yakın zamanda yapılan geniş ölçekli bir çalışmada, normal mevsimsel gribe karşı inaktif aşı yapılan gebe kadınların, 6 aydan küçük bebeklerinde grip riski yüzde 63 azalmıştır. Bu sonuç, gebe kadınlara yapılacak grip aşısının hem anne hem de bebek sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Doktoruna kontrol için gelen gebe kadınların, bu esnada aşının yapılması en uygun zamanlamadır. Şayet şartlar uygun değilse, başka bir aşılama günü planlanması uygun olacaktır. Dolayısıyla bir doz H1N1 aşısı gebe kadınlara önerilmektedir” dedi.

Prof. Dr. Dönmez, domuz gribi aşısının hem anneyi hem de bebeği korumaya yardımcı olacağını beliterek, “Grip aşıları sadece 6 ay ve üzerindeki bebekler için önerilmektedir. Dolayısıyla 6 aylıktan daha küçük bebek ile birlikte yaşayan herkes hem H1N1 hem de mevsimsel grip aşısını olmalıdır. Domuz gribi aşısı, hem de mevsimsel grip aşısı, emziren annelere yapılabilir. Aşılı anneden bebeğe sütle geçecek antikorlar, bebeği korumaya yardımcı olacaktır” diye konuştu.

Çalışan hamile bayanların kesinlikle maske takması gerektiğini de vurgulayan Dönmez, şöyle konuştu;
“İnsan yoğunluğunun yaşandığı alanlarda çalışan ve sürekli insanlarla karşı karşıya olan hamile bayanların, domuz gribine yakalanma riski daha fazla. Hamile bayanlar çalışırken mutlaka maske takmalı.”

İHA

Domuz gribine bağlı zatürre öldürücü olabilir

Kasım 17, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Tüm dünyada salgın halinde yaşanan Domuz Gribi virüsü sonucunda oluşan zatürre ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Dr. Hakan Solak zatürre ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

Halk arasında zatürre olarak bilinen, (tıbbi tanımlamasıyla pnömoni), bakteri, virüs ve nadiren de parazitlerin oluşturduğu akciğer enfeksiyonu olarak tanımlanmaktadır. Akciğerde meydana gelen enfeksiyon sonucunda, alveol adı verilen hava keseciklerinin içinin dolmasına, bu durum da solunum yetmezliğine neden olmaktadır.

Zatürre daha çok, ileri yaşlarda, kronik akciğer ve kalp hastalığı olan kişilerde, sigara kullananlarda, alkolizm ve madde bağımlılarında, bilinç bozukluğu olan kişilerde sık görülmektedir. Küçük çocuklarda, ileri yaştakilerde ve kronik hastalığı olanlarda daha ağır seyreder ve ölümle sonuçlanabilir.

Hastalık genellikle ateş, halsizlik ve boğaz ağrısı ile üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayabilir. Birkaç gün sonrasında, genellikle 39 dereceyi aşan yüksek ateş, titreme, nefes darlığı, öksürük ve balgam çıkarmayla beraber batıcı göğüs ağrısı da eklenebilmektedir. Bazen atipik seyirli zatürrelerde bu bulgular belirgin olmayıp karın ağrısı, bulantı, ishal gibi belirtilerde ön planda olabilir.

Çok yaşlı hastalarda öksürük ve balgam çok az olabileceği gibi, ateş de fazla yüksek olmayabilir. Bazen zatürreye neden olan bakteriler kan yolu ile tüm vücuda yayılarak ölümle sonuçlanabilen çok ciddi bir tabloya da neden olabilir.

Zatürreye neden olan bakteriler normalde sağlıklı kişilerin boğaz florasında bulunmaktadır ama hastalık oluşturmazlar. Virüslerin neden olduğu gribal enfeksiyon sonrasında bu bakteriler zatürreye sebep olmakta, esas tehlikeli ve solunum yetmezliğine sebep olan tablo oluşmaktadır.

Zatürre teşhisi, muayene, akciğer filmi ve bazı kan tetkikleri ile konulmaktadır. Hasta olan kişinin saçacağı damlacıkla (öksürme, hapşırma, hatta konuşma esnasında) temas eden kişilere (1-2 metre mesafe) zatürre bulaşabilmektedir. İnsanların kalabalık olarak bulunduğu, okul, cezaevleri gibi yerlerde zatürre salgınları olabilmektedir.

Virüsler de zatürreye sebep olabilmektedir, buna virüs direkt kendi sebep olabildiği gibi, grip salgınları esnasında bakterilerin (özellikle streptekok ve stafilokok bakterileri) eklenmesiyle çok tehlikeli ve öldürücü olabilecek zatürreler gelişmektedir.

Domuz gribi virüsü ile grip olmuş kişilerde de bu bakteriler öldürücü zatürrelere sebep olabileceği için çok dikkatli olunmalıdır. Zatürreye karşı geliştirilmiş aşı bazı bakteri türlerine karşı koruyucu olabileceğinden, risk gruplarında bu aşının yapılması önerilmektedir. Zatürre olan kişiler hastalığın ağırlığına ve seyrine göre, ayakta ya da evde tedavi edilebilir.

Haberturk

Çocuklar yarın aşılanacak

Kasım 15, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Kronik organ yetmezliği, bağışıklık sistemi ve kan hastalığı bulunanlarla 6 ay ile 5 yaş arası çocukların “domuz gribi”ne karşı aşı uygulaması yarın başlıyor.

Sağlık Bakanı Recep Akdağ: “Aşı konusunda tereddüt etmeyin”

Bu kapsama giren, aşı yaptırmak isteyenlerin sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvuruların kendi beyanları yeterli olacak, herhangi bir belge istenmeyecek.

Yarından itibaren sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvurup durumlarını beyan ederek aşı yaptırabilecek olanlar şunlar:

“-Kronik bronşit, KOAH ya da astım gibi kronik akciğer hastaları,
-Kronik kalp-damar hastaları, kalbinde doğumsal delik, damar ve kapak darlığı, kalbin bölümleri arasındaki bağlantı bozukluğu gibi rahatsızlığı olanlar,
-Özellikle diyalize giren kronik böbrek hastaları,
-Şeker başta olmak üzere metabolik hastalığı bulunanlar,
-Siroz başta olmak üzere kronik karaciğer hastaları,
-Anemi ve lösemi gibi kan hastalığı bulunanlar,
-Kanser hastaları,
-Bağışıklık sistemini baskılayan diğer rahatsızlıkları olanlar.”

6 ay ile 5 yaş altındaki çocuklara da aile onayı alındıktan sonra aşı yapılacak.

Sağlık Bakanlığı yetkilileri, Domuz gribi aşılarının gönüllülük esasına göre yapıldığını, bu konuda herhangi bir zorlama olmadığını vurguladı.

Aşı uygulanan kişilere olası yan etkiler konusunda bilgi verildiğini kaydeden yetkililer, okul çağındaki çocuklara aşı uygulaması başladığında da veli onayı olmadan aşı yapılmayacağını bildirdi.

Hamileler için aşının etkinliğini artıran adjuvan maddesi bulunmayan özel aşıların Aralık ayının başında gelmesinin beklendiğini kaydeden yetkililer, “Ancak Dünya Sağlık Örgütü adjuvanlı aşıların da hamilelere uygulanabileceğini açıkladı. Gebeliğinin son 2-3 ayındakilerde hastalık ağır seyrediyor. Özellikle 20 haftanın üzerindeki gebelere aşı yaptırmalarını öneriyoruz. Beklemek isteyenler de aralıkta gelecek aşıdan yaptırabilirler” diye konuştu.
Yetkililer, ayrıca, aşının koruyucu etkisinin en erken 10 gün sonra başladığına da dikkati çekti.

RİSK GRUPLARI AŞI OLMALI
A.A

Domuz gribine karşı çemen

Kasım 13, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

İçinde yüzde 20 oranında sarımsak ve birçok baharat bulunan çemenden yemenin, insanları domuz gribinden koruyacağı belirtildi.

Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Neriman İnanç, çemen hamurunda bulunan sarımsak ve 200’den fazla kimyasal bileşiğin insanları virütik ve bakteriyel enfeksiyonlardan koruyacağını belirtti.

Pastırmaların da dışını kaplayan Çemen hamurunda kullanılan baharatların yiyecek ve içeceklere farklı amaçlarla katılan aromatik bitkisel ürünler olduğunu ifade eden Prof.Dr. İnanç, “Çemenin bileşiminde buy otu (Trigonella foenum greacum) tohumlarının unu, kırmızı biber, sarımsak ve su bulunmaktadır. Ancak, günümüzde bunların yanı sıra çemene buğday unu, burçak unu ve çeşitli boyalar da katılmaktadır. Çemenleme işlemi Kayseri’de milli bir et ürünü olan pastırmaya uygulanmaktadır. Birçok araştırmada çemenleme işleminin faydaları araştırılmıştır. Çemenlemenin besini dış etkenlere karşı koruma, çemenlenen besinin fazla kurumasını önleme, lezzeti arttırma, besinin hava ile temasını önleyerek bozulma ve küflenmeyi önlemek ve içerdiği yüksek orandaki sarımsağın bakterisid yani bakteri öldürücü etkisi olduğu ortaya konmuştur. Mikrobiyolojik kalite açısından iyi bir çemen hamurunun yüzde 50’si su, yüzde 15’i çemen unu ve yüzde 20’si sarımsaktır. Baharatın mikroorganizmalar üzerine etkileri eskiden beri araştırılan bir konu olmuştur” dedi.

SARIMSAK İNSANLARI HASTALIKLARDAN KORUYOR

Prof.Dr. Neriman İnanç, sarımsağın içinde bulunan kimyasal maddelerin insan vücudunu geniş bir hastalıklar yelpazesinden korumaya sahip olduğunu vurguladı. Prof.Dr. İnanç şöyle konuştu:

“Çemen hamurundaki kükürt ihtiva eden bileşiklerden alicin, alliin ve ajoene ile uçucu yağlar ve enzimler, karbonhidratlar, mineraller, aminoasitler, A, B1, B2, Niasin ve C vitaminidir. Sarımsağa özel koku ve lezzeti veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır. Türk sarımsakları yüzde 0.4 oranında alliin, alicin ve uçucu yağ taşımaktadır. Sarımsağın bakterileri, mantarları, parazitleri öldürmek, kan basıncını, kan şekerini ve kolesterolü düşürmek, karaciğeri korumak ve antitümör maddeler ihtiva etmek gibi özellikleri bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda sarımsağın insanların bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirlenmiştir. Sarımsak anti bakteriyel ajan olarak birçok bakteriye karşı etkili olduğu ve bu etkinin içindeki allicinden ileri geldiği bilinmektedir. Sarımsağın antioksidan özelliğini hasadından sonra altı ay kadar muhafaza ettiği belirlenmiştir. Çemenin yüzde 20 oranında sarımsak ve baharatları içeren bir besin olması nedeniyle virütik ve bakteriyel enfeksiyonlardan ve domuz gribinden korunmak için kullanılmasını öneriyoruz.”
Ahmet Oğuz GÜNDÜZ/DHA

Maske gripten korumuyor

Kasım 10, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Domuz gribi yüzünden ulusal salgın ilan edilen, tüm okulların bir hafta süreyle kapatıldığı Bulgaristan’da, hastalığın yayılması halk arasında panik yarattı.

Sağlık Bakanlığı Ulusal Salgın Hastalıklar Danışmanı Doç. Dr. Mira Kojuharova, Ulusal Haber Ajansı BTA’ya yaptığı açıklamada, maske takıp sokağa çıkan vatandaşların başarılı bir koruma önlemi aldıklarını zannettiklerini belirterek, “Yüz maskesi gripten korumaz” uyarısında bulundu.

Kojuharova, bir saatten uzun süre takılan yüz maskesinin hiçbir koruyucu etkisi kalmadığını, nemlenmesi sonucu virüsü geçiren bir filtre haline geldiğini söyledi.

Kojuharova, burun ve ağzı kapatan bu maskelerin hastalar tarafından takılmasının daha etkin olduğunu kaydederek, “Gripten korunmak istiyorsanız, hasta inanlardan ve virüsün bulunabileceği kalabalık ortamlardan uzak durun” dedi.
Grip virüsünün sadece solunum ile değil temas yoluyla da geçtiğini hatırlatan Kojuharova, “Ateşiniz 38 dereceye çıktığında işe gidip kahramanlık yapacağınıza, vatandaşlık görevinizi yerine getirdiğinizi evde kalarak gösterin” diye konuştu.

Bu arada Domuz gribi tedavisinde kullanılan “Tamiflu” ve “Relenza” adlı ilaçların yaşanan panik yüzünden vatandaşların eczanelere akın etmesi üzerine tükendiği bildirildi.

Bulgaristan’da Domuz gribi yüzünden bugüne kadar 9 kişi hayatını kaybetti.
A.A

Domuz gribi aşısı mevsimsel gribi de önlüyor!

Kasım 10, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

H1N1 virüsü için uygulanacak aşı, bir sonraki dönemdeki mevsimsel gribi de önleyecek. Çünkü mevsimsel gribin etkeni artık H1N1 virüsü olacak.

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı ve Pandemi Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, tartışılan domuz gribi aşısıyla ilgili olarak, “H1N1 virüsü için uygulanacak aşı, bir sonraki dönemdeki mevsimsel gribi de önleyecek. Çünkü mevsimsel gribin etkeni artık H1N1 virüsü olacak” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, ANKA’ya yaptığı açıklamada, ABD’nin kullandığı aşının canlı virüs aşısı olduğunu ve içinde adjuvan maddesinin olmadığını belirterek, “Bu aşının avantajı adjuvan denilen maddenin yan etkileri görülmüyor. Dezavantajı ise, kısıtlı üretildiği için aşı yetişmiyor. ABD, parasını önceden ödediği için adjuvansız aşı kullanacak” dedi.

-”AŞININ DA HASTALIĞIN DA BİLİNMEYEN YÖNLERİ VAR”-

Prof. Dr. Ceyhan, devam eden aşı tartışmalarının bir taraftan aşının yan etkileri ve bilinmeyen yönlerinden kaynaklandığını, diğer taraftan ise domuz gribi hastalığının bilinmeyen yönlerinden kaynaklandığını ifade etti. Aşının yan etkileri hakkında “Türkiye’de yaklaşık olarak 200 bin doz aşı yapıldı. Çok önemli bir yan etki görülmedi. 100 bin doz aşıda 25-26 kişi yan etkilerinden dolayı hastaneye başvurdu. Ancak ciddi bir şey çıkmadı. 100 kişi aşılanmayıp hasta olsaydı, 100 civarında kişi ölürdü. Aşı yapılsın dememizin sebebi budur. Hiçbir yan etkisi yoktur demiyoruz ama hastalık aşıdan daha riskli olduğu için aşı yapılsın diyoruz. Aşıyı yan etkisi nedeniyle ‘yaptırmıyorum’ diyen bir ülke de yok” diye konuştu.

-”ABD ADJUVANLI AŞIYI İNCELİYOR, KULLANABİLİR”-

Prof. Dr. Ceyhan, ABD’nin öncelikle tüm halkı aşılamak istediğini ancak aşı yetmediği için risk gruplarına öncelik verdiğini belirtti. Prof. Dr. Ceyhan, risk gruplarına aşının yetmemesi söz konusu olunca, risk gruplarında da kısıtlamaya gittiklerini bildirerek, “ABD, Avrupa’nın kullandığı adjuvanlı aşıyı inceliyor, o aşıyı da kullanabilir” diye konuştu.

-”AŞIDA TERCİH HAKKIMIZ YOK”-

Prof. Dr. Ceyhan, “Türkiye adjuvanlı aşıyı tercih etti” şeklinde yanlış anlaşılmalar olduğunu belirterek, “Adjuvanlı aşı ile diğeri arasında 70 cent fiyat farkı var. Sorun fiyattan kaynaklanmıyor. Aşı firmaları adjuvansız aşıdan dünyada ABD dışında hiçbir ülkeye veremeyeceklerini söylediler. Avrupa’ya da bu cevap verildiği için herkes adjuvanlı aşıyı tercih etmek zorunda kaldı. Diğer aşıyı tercih etme şansımız yoktu” şeklinde açıklama yaptı.

-”AŞI FİRMALARININ PEŞİNDEN BİZ KOŞTUK”-

Prof. Dr. Ceyhan, aşıların İtalya, Belçika ve Fransa’da üretildiğini söyleyerek, üç ayrı firmadan da Türkiye’nin siparişi olduğunu dile getirerek, “Bu ülkeler de adjuvanlı aşı kullanıyor” dedi. Prof. Dr. Ceyhan, firmaların aşıyı yetiştiremediğini belirterek, “Almayı düşündüğümüz 43 milyon doz aşıyı hemen çıkarıp veremiyorlar. Firmaların Türkiye’ye aşı satma gibi bir dertleri yok. Aşı firmalarının peşinden biz koştuk, biz uğraştık” dedi.

Prof. Dr. Ceyhan, parasını ödeyebilecek durumda olan her ülkenin adjuvanlı aşıyı aldığını ve 50’ye yakın ülkede bu aşının uygulandığını söyledi. Prof. Dr. Ceyhan, Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmalarıyla 10 zengin ülkenin 200 milyon doz aşıyı satın alarak, fakir ülkelere göndereceğini de belirtti.

Milliyet

Domuz gribine karşı böyle korunun!

Kasım 9, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Ülkemizde hızla artan “Domuz Gribi” vakaları halk arasında paniğe yol açıyor. Salgından korunmak için alınan birçok önlemin yanı sıra beslenmenin de önemini unutmamak gerekiyor. Herhangi bir hastalık sırasında savunma yani bağışıklık sisteminin vücudu enfeksiyonlara karşı korumaya çalıştığını belirten Beslenme ve Diyet uzmanı Hülya Günsoy, enfeksiyonlarla savaş halindeki vücudun bağışıklık sistemini güçlü tutmanın elimizde olduğunu, bunun da yeterli ve dengeli beslenme ile sağlanabildiğini belirtiyor.

Dyt. Hülya Günsoy domuz gribi ve çeşitli enfeksiyonlara karşı yeterli ve dengeli beslenme önerilerini aktardı:

Koruyucu Beslenme Önerileri

• Temel besin gruplarında dengeli dağılım temel kural
Süt ve süt ürünleri, et, balık ve kümes hayvanları, sebze ve meyveler, tahıllar dört temel besin grubunu oluşturur. Dört temel besin grubunu oluşturan çeşitli besinler, günde en az 3 ana, 3 ara öğünde yeterli miktarda tüketilmeli.

• En Yararlı Mikroorganizmalar: Probiyotikler
Bağışıklık sistemini güçlendiren yararlı mikroorganizmaları (probiyotikleri) içeren süt, yoğurt veya kefir günde en az 2-3 porsiyon/bardak tüketilmeli.

• A ve C Vitaminin yanı sıra antioksidanların önemi büyük
Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi olan A ve C vitamini ve antioksidanları içeren havuç, brokoli, kabak, lahana, karnabahar, maydanoz gibi sebzelerin yanı sıra portakal, mandalina, greyfurt, elma mevsim meyveleri ve antioksidan etkisinden dolayı nar bol tüketilmeli.

• Suyun Yanı Sıra Taze Meyve Suları
Vücut ısısını dengede tutabilmek amacıyla bol sıvı alımı yapılmalı. Her gün en az 2-2,5 litre su içilmeli. Gerek C vitamini ihtiyacının karşılanmasında gerekse de sıvı alımına katkı sağlaması açısından taze sıkılmış meyve sularının tüketimi sıkça yapılmalı.

• E vitaminin önemi de kaynağı da çok
Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde önemli etkiye sahip E vitaminini sağlamak için yeşil yapraklı sebzeler, fındık, ceviz gibi yağlı tohumlar ve kuru baklagiller yeteri miktarda tüketilmeli.

• Güneş yok, D vitamini ihtiyacı çok
Kış mevsiminde güneşten alınan D vitamininden de yoksun kalınıyor. Özellikle kemik ve diş gelişimi için önemli olan D vitaminin diğer bir kaynağı olan balık, artan D vitamini gereksinimini karşılamak için kışın daha fazla tüketilmeli.

• Yağ tüketiminde tercih sıvı yağ
Yağ tüketimine özellikle dikkat edilmeli, katı yağlar yerine sıvı yağların tüketimine özen gösterilmeli.

• İyi beslenirken kilo alımına dikkat
Kilo kontrolünün sağlanması için kepekli ekmek, makarna, bulgur gibi tam tahıl ürünlerinin tüketilmesine dikkat edilmeli. Tatlı olarak sütlü tatlılar ve meyve tatlılarının tercih edilmeli ve hareketsizlik nedeniyle artan sindirim problemlerinin önlenmesi için fiziksel aktivite yapılmalı.

• Enerji için çok fazla tatlı ve yağlı yiyecek tüketilmemeli

Soğuklarla birlikte vücut ısısını yükseltmek için enerji açığı ortaya çıkar. Ancak bu enerji açığının yağlı yiyeceklerle (fastfood, kızartma, kavurma), tatlı ihtiyacının da aşırı şekerli tatlılarla (hamur işi, şerbetli) karşılanmaması gerekiyor. Dört temel besin grubunu oluşturan besinlerden eksik ve yetersiz tüketmek vücudumuzun bağışıklık sistemi zayıflatıyor ve vücudu hastalıklara karşı savunmasız hale getiriyor.

• Tazesi yok diye beslenme az çeşit sebzeyle sınırlanmamalı

Mevsimsel nedenlerden ötürü tazesi bulunamadığı için daha az tüketilen sebzeler, kışın da aynı sıklıkla tüketilmeli. Bu amaçla dondurulmuş veya konserve edilmiş sebzeler kullanılarak yiyecekler çeşitlendirilebilir.

• Et yine vazgeçilmez

Haftanın 2-3 günü kırmızı et, diğer günler de beyaz et veya balık öğünlerimizin vazgeçilmez yiyeceği olmalı.

Domuz Gribine Yakalananlar Nasıl Beslenmeli?

• Sağlıklı kahvaltı şart
Mutlaka kahvaltı yapılmalı. Kahvaltıda, ayaküstü atıştırılan poğaça, börek gibi yağlı besinler yerine peynir, yumurta (yetişkinlerde haftanın her günü olmaması kaydı ile), zeytin veya ceviz, mevsim yeşillikleri, açık çay, ıhlamur, bitkisel çaylar veya taze sıkılmış meyve suyu olmalı.

• Öğlen ve akşam, besinlerde dengeli dağlım
Öğlen ve akşam öğünleri de sağlıklı besinlerden seçmeli. Sıvı alımını destekleyen çorba, ızgara, haşlama veya buğulama yapılmış kırmızı et, tavuk, hindi veya balık, mutlaka sebze yemeği, mevsim yeşillikleri ile yapılmış salata, yoğurt ve bol tahıl içeren ekmek çeşitleri seçilmeli.

• Sağlıklı kaynaklardan sıvı tüketimi
Grip ile daha da artan sıvı ihtiyacının (2,5-3 litre) önemli bir kısmını su olarak karşılanmalı. Su dışında da bitkisel çaylar (ıhlamur, kuşburnu, adaçayı, ekinezya, yeşil çay, vb.) ve taze sıkılmış meyve suları içilmeli.
• 5 porsiyon sebze-meyve
Günlük toplam 5 porsiyon taze sebze ve meyve tüketmeye özen gösterilmeli. Sebze ve meyveler çok iyi yıkanmalı, haşlanan sebzelerin suları dökülmemeli, kendi suyu içinde pişirilmeli ve vitamin kaybının önlenmesi gerekir.

• Probiyotikler çok yararlı
Probiyotik(yararlı mikroorganizmalar) içeren süt, yoğurt veya kefir günde en az 2-3 porsiyon/bardak tüketilmeli.

• Yağ alımı yine az miktarda
Yağlı kızarmış yiyeceklerden uzak durularak, günlük yağ alım miktarı azaltılmalı.

Haberturk

Çocuğunuzu domuz gribinden nasıl koruyorsunuz?

Kasım 9, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar arasında yayılma riski artan domuz gribiyle ilgili sorularınızı bekliyoruz.

Meksika’da başlayan Influenza A H1N1 grip salgını tüm dünya gibi ülkemizde de hızla yayılmaya devam ediyor. Mevcut salgını oluşturan bu virüsün yapısı incelendiğinde hem ‘domuz tipi’, hem mevsimsel grip oluşturan ‘insan tipi’, hem de ‘kuş gribi tipi’ ile karışmış melez bir virüs olduğu saptandı.

Okulların açılmasıyla birlikte çocuklar arasında yayılma riski artan domuz gribiyle ilgili öğrenmek istediklerinizi Uzm. Dan. Psi. Esin Hekimoğlu ve bu haftaki konuğu Çocuk Doktoru Neslihan Kokmaz’a sorabilirsiniz; mesajlarınızı bebeksorucevap@milliyet.com.tr adresine bekliyoruz…

Sonraki Sayfa »