Türk bilim adamları, kanser tedavisinde dünya çapında bir başarıya imza attı

ANKARA Üniversitesi Eczacılık Fakültesi öğretim üyelerinin de aralarında bulunduğu uluslararası bir araştırma sonucunda üretilen yeni bir ilaç, kanser kemoterapisindeki ilaçların toksik (zehirli) etkilerini azaltıyor. Türk bilim adamlarının katkılarıyla keşfedilen yeni ilaç, ilaç kullanımıyla tedavi edilemeyen veya tedavi edilmesinde kısıtlamalar yaşanan hastalarda daha etkin bir tedavi fırsatı yaratıyor.
Kanser hastaları için umut olan çalışmada, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Yalçın, Prof. Dr. Esin Akı,
Prof. Dr. İlkay Yıldız, Prof. Dr. Özlem Temiz Arpacı ve Doç. Dr. Betül Tekiner Gülbaş’ın yanı sıra, Macaristan, Rusya ve Portekiz’den birer, Almanya’dan dört araştırmacı yer aldı. Buluş sahipleri, 2008 yılında Alman Patent ve Marka Ofisi’ne (DPMA) başvurmuştu.
BİR-İKİ YILDA PİYASADA
Prof. Dr. Esin Akı, yeni geliştirilen ilacın en önemli özelliğinin, toksik madde içermemesi olduğunu, kanser hastalığında kullanılan diğer ilaçlardaki gibi bünyeye zarar vermediğini söyledi. İlacı geliştiren çalışma grubunun başındaki isimlerden biri olan
Prof. Akı, “Uzun süredir bu proje için çalışıyoruz. Birçok testten geçerek ilacın patentini
aldık. Şu anda piyasada bulunan birçok ilaçtan daha etkili ve toksik etkisi yok. Her
şey yolunda giderse 1-2 yıl içinde piyasaya sürülür” dedi.
GAZETE HABERTÜRK
Dikkat! Kanser büyük bir hızla yayılacak

Sağlık Bakanlığı Kanser Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, 2030 yılında dünyada kanserli hasta sayısının 25 milyondan 75 milyona çıkacağını bildirdi.
TBMM Kanser Araştırma Komisyonuna bilgi veren Tuncer, 2005′teki 11 milyon kanser vaka sayısının, 2030 yılında 27 milyona, ölümlerin 7 milyondan 17 milyona, yaşayan kanser hasta sayısının ise 25 milyondan 75 milyona çıkacağını belirtti.
Tuncer, 1,4 milyar olan sigara içen sayısının, 2020′de 1,6 milyar, 2030′da 1,8 milyara ulaşacağını söyledi. Tuncer, her 8 saniyede 1 kişinin sigaradan öldüğünü, dünya savaşlarında ölenlerin tümünden fazla insanın sigaradan hayatını kaybettiğini ifade etti.
Kanser hastalarının, kırmızı reçete almak zorunda bırakıldığını, morfinman gibi muamele gördüğünü belirten Tuncer, palyatif bakımın önemine işaret etti. Tuncer, Türkiye’de kanserin yüzde 80′inin geç evre olduğunu vurgulayarak, ilerlemiş kanserlerde kemoterapinin yüzde 5′inde sonuç elde edildiğini söyledi. Tuncer, vakit kaybedilmeden Ulusal Kanser Enstitüsü kurulmasını da önerdi.
AA
En fazla mide kanseri Türkiye’de
Türkiye’de kişi başı 18 gram tuz tüketildiğini belirtilen uzmanlar, aşırı tuz tüketiminin mide kanseri riskini artırdığına dikkat çekiyor.
Türk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği Başkanı Prof. Dr. Kutluk Tezer, Türkiye’de kişi başına 18 gram tuz tüketildiğine, bunun mide kanseri oranını yükselttiğine dikkati çekerek, “Buna rağmen tuzluk sallamaya devam ediyoruz” dedi.
Tezer, 5. Ulusal Kanserli Hastalar Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, kanser konusunda vatandaşlarda farkındalık ve bilinç yaratmanın önemini vurguladı.
Tüm kanserlerin yüzde 43 oranında engellenebileceğine dikkati çeken Tezer, hastalığın önlenmesi konusunda vatandaşların sahip olduğu bilgileri davranış değişikliğine dönüştürmesi gerektiğini belirtti.
Türkiye’de ciddi bir kanser yükü olduğuna işaret eden Tezer, kanserden korunma çalışmalarının önemine değindi. Tezer, vatandaşların birçoğunun alkol ve tütün kullanımının kansere yol açtığını bildiğini ancak tütün kullanımı konusunda davranış değişikliğine gitmediğini söyledi.
Obezite ve fiziksel aktivite konusunda ise farkındalık düzeyinin oldukça geri olduğunu belirten Tezer, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hala kişi başına 18 gram tuz tüketen bir ülkeyiz. Bu da mide kanserine rastlanma oranını yükseltiyor. Buna rağmen tuzluk sallamaya devam ediyoruz. Tuzluk sallamayın diyoruz. Haftada üç defa fiziksel aktivite yapmak gerek. Fiziksel aktivite yapmanın yolu pahalı spor salonlarından geçmiyor. Hava kötüyse evde kalmak istiyorsanız, ister yarım saat dans edin, ister folklor oynayın ya da evin camlarını silin.”
Tezer, kanserden korunmada gençlerin doğru beslenmeye yönlendirilmesinin ve ürünlerin üzerinde kalori bilgilerinin yer almasının da önemini vurguladı. Uluslararası Kanser Savaş Örgütü Başkanı Prof. Dr. David Hill de kanserle mücadelede işbirliğinin şart olduğuna işaret etti. Dünya Kanser Örgütü’nce (UICC) yapılan araştırma hakkında bilgiler veren Hill, katılımcıların alkol ve sigaranın kansere yol açtığını bildiğini, ancak obezite ile kanser arasındaki ilişki konusunda bilgi sahibi olmadığını söyledi.
Araştırmaya katılanların dörtte birinin kanser konusunda kaderci bir yaklaşım sergilediğini ifade eden Hill, katılımcıların yüzde 25′inin kanser konusunda tam bilgilendirme ve tedaviye katkı sürecine katılma gibi bir isteğinin olmadığını kaydetti.
AVRUPA KANSERE KARŞI HAFTASI
Avrupa Kanser Cemiyetleri Direktörü Wendy Yared ise Avrupa’da kanserle mücadele konusunda devlet kurumlarının temsilcilerinin, hasta yakınlarının ve hastaların katılımıyla “Avrupa Kanser İnisiyatifi” oluşturulmasının planlandığını bildirdi.
AB Komisyonu’nun, Avrupa Kanser Ligi’nden “kanserden korunma”, “kanser araştırmaları”, “sağlık ve bakım” ile “bilgilendirme” konularından birini yönetmesini istediğini kaydeden Yared, Avrupa Kanser Ligi’nin kanserden korunma programını yürütmeyi tercih ettiğini söyledi.
Yared, 2011′den itibaren mayıs ayının son haftasının, “Avrupa Kansere Karşı Haftası” olarak kabul edileceğini ve çeşitli etkinlikler yapılacağını açıkladı. Bir gazetecinin, “morfin kullanım oranları” ile ilgili sorusu üzerine, Prof. Dr. Hill, kanserde ağrının en önemli tedavi ilacı olan narkotik ilaçların değişik nedenlerle kullanılamadığını söyledi. Dünyada afyon ve morfinin kanunsuz kullanımı nedeniyle tıbbi kullanımı konusunda sıkıntılar yaşandığına işaret eden Hill, bunların kanunsuz kullanımının engellenmesi, tıbbi kullanımının önünün açılması için uluslararası anlaşmalar yapılması yönünde çabalar olduğunu kaydetti.
KANSERLE İLGİLİ BİLGİ VE DAVRANIŞLAR ARAŞTIRMASI
UICC, Roy Morgan Research International ve Gallup tarafından Türkiye’nin 18 ilinde 18 yaş üstü 2 bin 19 kişinin katılımıyla yapılan araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 85′i hiç alkol almıyor. Tütün kullanım oranı erkeklerde yüzde 54, kadınlarda ise yüzde 20.
“Son bir ayda hiç güneş yanığı oldunuz” sorusuna katılımcıların yüzde 61.6’sı hayır, yüzde 35.3 “evet” yanıtı veriyor.
Kişilerin fiziksel aktivitelerin yoğunluk gösterdiği yerlerin başında yüzde 8.8 ile işyerleri geliyor, bunu yüzde 7.6 ile ev, yüzde 1.4 ile spor salonları takip ediyor.
Katılımcıların yüzde 52.6’sı kanserin tedavi edilebileceğini, yüzde 24.1′i ise tedavi edilemeyeceğini düşünürken yüzde 23.3′ü bu konuda kararsız kalıyor. Kanser, kalp hastalıkları ve AIDS’ten daha önemli bir sağlık sorunu olarak görülüyor. Katılımcıların yüzde 80.5′i kanseri, 60.4′ü kalp hastalıklarını, yüzde 20.1′i AIDS’i önemli bir sağlık sorunu olarak değerlendiriyor.
Kanser risk faktörleri açısından katılımcıların yüzde 92.9′u sigarayı, yüzde 90.4′ü alkolü, yüzde 71.5′i tütünü, yüzde 70.9′u stresi, yüzde 67.8′i yağlı yiyecekleri, yüzde 61.5′i aşırı kiloyu, yüzde 43.6’sı cep telefonunu, yüzde 39.6’sı sebze tüketilmemesi, yüzde 38.4′ü yetersiz fiziksel aktivite, yüzde 23.6’sı ise musluk suyu kullanımını ilk sıraya koyuyor.
A.A
Kanserde memenin alınmasına gerek yok
Michigan Üniversitesi’nde onkoloji profesörü olan doktor Lori Pierce ve ekibi, 655 meme kanseri hastası üzerinde inceleme yaptı. Sonuçları Barcelona’da düzenlenen Avrupa meme kanseri konferansında açıklanan araştırmada, kanser teşhisi konulduktan sonra bir memeleri alınan kadınların 15 yıl sonra hastalığa yeniden yakalanma oranının yüzde 6, bu oranın memesi alınmayan kadınlarda 24 olduğu, ancak memesi alınmayan kadınlara kemoterapi uygulandığında bu oranın yüzde 12′ye düştüğü gözlendi. Yaşama şansına bakıldığında memelerini aldırmayan veya aldıran kanser hastaları arasında neredeyse hiç fark görülmedi. Memelerini aldırmayan kadınların teşhis konulduktan 15 yıl sonra hayatta kalma oranının yüzde 87, aldıranlarınkinin ise yüzde 89 olduğu açıklandı. Lori Pierce, kemoterapi ve hormon tedavisiyle memenin muhafaza edilmesinin mastektomiye çok makul bir alternatif olduğunu söyledi. Barcelona AA ZAMAN
Bu yumurta kansere iyi geliyor
Tavuk yumurtasından farklı olan ve sağlığa yararları saymakla bitmeyen bıldırcın yuvası ile ilgili merak edilen soruları İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr.M.Nafiz Karagözoğlu yanıtladı.
Bıldırcın yumurtası neden önemlidir? Sağlıklı olmak için ihtiyaç duyduğumuz birçok madde içermektedir.Bunlar bol miktardaki faydalı iz elementler ve vitaminlerdir. Besleyici değeri tavuk yumurtasından 3-4 kez daha yüksektir. Bıldırcın yumurtasının içeriğinde neler bulunur? Tavuk yumurtasından farkı nedir? Gebelik açısından tavuk yumurtasına göre avantajları var mı? Çocuklar için durum nasıl? Yumurta denilince aklımıza “Kolesterol” ve “Kolesterol korkusu” geliyor.Bıldırcın yumurtasında durum nasıl? “Bıldırcın Yumurtasının” sağlık açısından bilinen diğer faydaları nelerdir? -Sindirim sistemi düzensizliklerinden olan gastiritis, mide ülseri ve duodenal ülserin düzelmesinde etkilidir. Hürriyet |
Ozon tedavisi domuz gribinde kullanılabiliyor
Aralık 13, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Ozon tedavisinin domuz gribi ve kene hastalıklarında bile vücudun direnç sistemini sağlayan bir tedavi sistemi olduğu bildirildi.
Dr. Ahmet Özdemir, ozon tedavisinin, alerjik hastalıklarda çok kullanılan bir yöntem olduğunu söyledi. Ozon tedavisinin yaşlanmayı durduran bir özelliği olduğuna dikkat çeken Özdemir, “Bütün vücut hücrelerini gençleştiriyor. Metabolizmayı hızlandıran bir özelliği olduğu için zayıflama tedavilerinde kullanabiliyoruz.” dedi. Romatizma hastalığının azalmasında tedavinin çok etkili olduğunu belirten Özdemir, varislerde, damar hastalıklarında çok olumlu etkileri olduğunu söyledi. Akut bronşit gibi vücudunun direnci ile direk alakalı hastalıklarda ozon tedavisinin faydasının büyük olduğunu anlatan Özdemir, tedavinin kanı oksijenlendirme olarak tanımlanabileceğini kaydetti. Ozon terapileri sonunda vücudun tüm bakterilere, mikroplara, gribe karşı bağışıklık sisteminin güçlendiğini belirten Özdemir, sağlıklı insanlarında bu tedaviyi yaptırabileceğini ifade ederek, “Bu yöntem aynı zamanda anti-kanserojendir. Yani kanserin oluşmasını önlemek içinde kullanılabiliyor.” diye konuştu. Cihan |
8 kadından birinde meme kanseri var!
Aralık 4, 2009 admin
Kategori - Kadın Sağlığı
Dünyada kadınlar arasında en çok görülen kanser olan “meme kanseri”, kadınların ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıklarından sonra ikinci sırada yer alıyor. Araştırmalara göre meme kanserinin en sık rastlandığı ülke olan ABD’de her 8 kadından birinde meme kanseri görülüyor.
İstatistiki çalışmaların Türkiye için de tehlikenin çok büyük olduğunu gösterdiğini söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu, Sağlık Bakanlığı’nın ve üniversitelerin bilgileri birlikte değerlendirildiğinde en iyimser ihtimalle Türkiye’de her 11-12 kadından birinde meme kanseri görüldüğünü ifade etti.
Gelişmiş ve modern yaşama geçmiş ülkelerde meme kanserine rastlanma sıklığının çok daha fazla olduğunu belirten Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu, “Bir ülke batılı anlamda ne kadar çok gelişmişse, ne kadar modern bir hayat yaşanıyorsa, bu ülkenin kadınlarında meme kanseri daha çok görülüyor.” dedi. Prof. Dr. Ertuğrul Gazioğlu bu durumun sebeplerini söyle sıraladı:
1. Çocuk doğurmamak: Modern yaşamın en önemli etkilerinden biri olarak kadınlar daha az çocuk doğuruyor ya da kariyer kaygısıyla çocuk konusunu erteleyerek ilerleyen yaşlarda da hiç çocuk sahibi olamıyor.
2. Emzirmeme: Çocuk sahibi olan kadınlar yoğun iş temposu veya estetik kaygılarla bebeklerini emzirmiyor veya emzirme dönemlerini kısa tutuyorlar.
3. Hormon alımı: Menopoz belirtileri başladığında önceki yıllarda bunlar çok doğal kabul edilip hiç ilaç alınmadan bu dönem geçiriliyordu. Günümüzde, çok sayıda kadın menopoz şikayetlerini yaşamamak veya menopozu ertelemek için hormon (östrojen, progesteron) kullanıyor. Modern çağda, hormon içeren doğum kontrol haplarının yaygın ve çok uzun yıllarca kullanılması da benzer etkiye sahip.
4. Aşırı kilo: Şişmanlık (obezite) Amerikan toplumunda olduğu gibi bütün dünyanın problemi. Fast-food ve benzeri aşırı kalorili besinlerle sağlıksız ve düzensiz beslenmenin doğal sonucu şişmanlık oluyor. Özellikle menopozdan sonra hızla kilo alan kadınlarda meme kanserine yakalanma riskinin arttığı bilimsel olarak gösterildi. Menopoz sonrası dönemde kadınlarda östrojen hormonunun ana kaynağı yağ dokularıdır.
5. Fiziksel aktivitenin azalması: Masa başı çalışma, fazla otomobil kullanımı ve birçok işin internet yoluyla evden çıkmadan halledilmesi gibi modern yaşamın getirileri fiziksel hareketliliği kısıtlıyor. Araştırmalar fiziksel aktivitesi fazla olan insanlarda meme kanserine daha az rastlandığını gösteriyor. Meme kanserine yakalanıp tedavisini tamamlamış kadınlarda fiziksel aktivitelerin artırılması bile sağ kalım oranlarını yükseltiyor.
6. Stres: Modern ve batı tarzı yaşamın vazgeçilmez unsurlarından biri olan stres, bağışıklık sistemi üzerine olumsuz etkileri nedeniyle diğer birçok hastalıkta olduğu gibi meme kanseri için de bir risk etkeni olarak kabul edilebilir.
7. Alkol: Sosyo-ekonomik yönden gelişmiş ülkelerde daha yaygın kullanılan alkollü içeceklerin fazla miktarda tüketilmesi ile meme kanseri görülme sıklığı arasında ilişki belirlenmiştir.
Begüm Çelikkol / HABERTURK.COM
Mideyle ilgili doğru bilinen yanlışlar
Aralık 2, 2009 admin
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık
ÜLSER: Baharatlar ve stres mide ülseri yapar Ülsere, genellikle “helikobakter” denen bakterinin, aspirinin veya romatizma ilaçlarının neden olduğu bilinir. Tedavide antibiyotikler ve asit giderici ilaçlar başarılıdır. Stres
veya baharatlı gıdalar ülser yapmaz. Ancak var olan ülserin azmasına
neden olabilir. Mide ülseri kanser zemininde de oluşabilir.
MİDE YANMASI: Sigara içmek yangıyı azaltır Bilinenin aksine sigara, yanma
şikâyetlerini artırır. Mide yanması yemek borusunun altındaki kapağın gevşemesi sonucunda asitlerin yemek borusuna geçmesiyle oluşur. Buna “reflü” denir. Sigaranın bu kapağın gevşemesine neden olduğu sanılmaktadır.
DIŞKILAMA: Tuvalete çıkma sıklığı günde birdir Sağlıklı kişilerde dışkılama
sıklığı günde üç ile haftada üç arasındadır. Ancak bunun dışındakiler de normal olabilir. Önemli olan, anormalliği işaret eden her zamanki bağırsak
alışkanlıklarının değişmesidir. Tuvalete çıkma sayısının artması veya azalması hastalık işareti olabilir.
SİROZ: Alkol sirozun tek nedenidir Alkol, birkaç nedenden biridir. Siroz karaciğerin hasar görmesi sonucu fonksiyonlarının geri dönüşsüz bir şekilde azalmasıdır. Diğer nedenleri arasında B ve C tipi hepatit, demir veya bakır birikmesi, ilaç reaksiyonları veya safra yolları hastalıkları yer alır. Karaciğer
yağlanması da siroz yapabilir.
İç Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Metin Okucu - GAZETE HABERTÜRK
Yumurtalık Kanseri
Yumurtalık kanseri, kadın üreme organları kanserleri içinde en zor tedavi edilenidir. Yaklaşık 1000 kadından 12’sinde bu kansere rastlanabilir. Hastalar genelde 40 yaşından daha yaşlıdırlar. Yumurtalık kanserinin bir kötü özelliği başladığında pek bir şikayete neden olmamasıdır.
Her yaşta görülebilmesine rağmen en fazla 45 yaşından sonra rastlanır. 75-79 yaşlar arasında pik yapar.
İngiltere’de her yıl 6.800 civarındaki kadına yumurtalık kanseri teşhisi konur. Bu herhangi bir yaşta meydana gelebilir fakat en çok görülen dönem menopoz sonrasıdır ve teşhisinin zor olduğu söylenmektedir.
Yumurtalık kanseri nedir?
Yumurtalık kanserinin birçok türü vardır fakat %90 EPİTELYAL yumurtalık kanseri yada yumurta üst yüzey tabakası kanseri oluşturur.
Yumurtalık kanseri teşhisi konmuş kadınların %40–50 si beş yıl sonra dahi hala hayattadır. Erken teşhis durumunda hayatta kalanların oranı oldukça yüksektir.
Nedenleri
Yumurtalık kanserine neden olan etkenler tam olarak bilinmezken yakalanma riskini arttıran etmenler aşağıdaki gibi ifade edilebilir:
Hatalı genler yumurtalık kanseri taşıma riskini arttırır.
Diğer muhtemel risk faktörleri kısırlık tedavisi, ağır diyetler ve genital alanda talk pudrası kullanmaktır.
Kaynağı hakkında bir takım ipuçları olmasına rağmen, bilim adamları yumurtalık kanserinin nedenleri hakkında henüz yeterli bilgiye sahip değillerdir. Yakın bir akrabada bu hastalığın görülmesi, kanserin oluşma riskini artıran faktörlerden biridir. Uzmanlar, genetik yatkınlığa sahip kadınlara kanserin teşhisi için gerekli olan görüntüleme, kan ya da ultrason gibi testleri hayatlarının belli dönemlerinde rutin olarak yaptırılması gerekliliğini vurguluyorlar. Hiç çocuğu olmamış kadınların doğum yapmış kadınlara oranla daha fazla yumurtalık kanseri riski taşıdığı ve yine 50 yaş üzerindeki kadınlarda yumurtalık kanserinin daha sık görüldüğü belirten uzmanlar yaşı ilerlemiş bayanların genç bayanlara oranla yumurtalık kanseri açısında daha fazla risk taşıdıkları belirtiliyor. Yine daha önce meme kanseri geçirmiş kadınların ileride Yumurtalık kanserine de yakalanma olasılıkları, hiç meme kanserine yakalanmamış kadınlara nazaran riskin iki kat daha fazla olduğu belirtiliyor.
Belirtiler
Belirtiler özellikle ilk safhalarda genellikle anlaşılmaz. Bazı kadınlarda hiçbir evrede bir belirtiye rastlanmaz. Fakat ilk belirtiler karnın alt ya da yan kısmında ağrı ve şişkinlik hissidir.
İleriki safhalarda iştahsızlık, mide bulantısı, kilo kaybı, yorgunluk ve kısa soluk alıp verme gözlenebilir.
Teşhis
Yumurtalık kanserinin teşhisi oldukça zordur ve birçok kadın belirtileri için farklı ifadeler kullanırlar.
Tedavi
Yumurtalık kanserine yakalanmış birçok kadın için tümörü uzaklaştırmak amacıyla ameliyat önerilir. Bazıları ise kemoterapi ve/veya radyoterapi görebilmektedir. Önerilen tedavi yumurtalık kanserinin türüne, yayılma hızına ve sağlık durumunuza göre belirlenir.
Kaynak: Turk.net
Rahim Kanseri
RAHİM KANSERİ NEDİR?
Rahim kanseri en sık rahmin iç tabakasını oluşturan endometrium dediğimiz tabakasından gelişmektedir. tabaka her menstruel siklusda (adet dönemi) değişikliğe uğrar. Menopoz döneminde ise rahmin iç tabakası olan endometriumda meydana gelen değişimlerle sonlanır. Rahim kanseri, endometrium tabakasındaki hücrelerin kontrolsuz çoğalması sonucu oluşur.Oluşan kanser hücreleri lenf bezlerine, çevre organlara veya kan akımı ile uzak bölgedeki organlara ulaşabilirler. Daha seyrek görülen rahim tümörü ise sarkomlardır. Bu tümörler rahmin kas tabakasında oluşur.
RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?
Şişmanlık, hipertansiyon (yüksek tansiyon), diyabet (şeker hastalığı), karşılanmamış östrojen hormonu (progesteronla birlikte verilmeyen) kullanımı, meme kanseri tedavisinde etkili olan tamoksifen adlı ilacın kullanımı,geç yaşta menopoza girme, doğum yapmamış olmak rahim kanseri oluşumunda risk faktörleridir.
BELİRTİLERİ NELERDİR?
En önemli belirtisi menapoz sonrası görülen kanamadır.Menapoz öncesinde ise uzayan veya aşırı veya düzensiz adet kanamaları olan kadınlar mutlaka bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmaları gerekir. Hastalık ilerlemişse karında şişkinlik, sarılık dışkılama güçlüğü gibi belirtiler bulunabilir.
ERKEN TANISI MÜMKÜN MÜDÜR?
Rahim kanseri, hazneden (vajina) kanamanın hastayı uyarması nedeni ile erken dönemde teşhis edilir. Hastalığın erken teşhisi için kadınlar mutlaka yılda bir kez kadın hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmelidir.
TANI NASIL KONUR ?
Rahim kanseri şüphesi olan kadınlardan jinekolojik muayene sonrasında küretaj yapılarak parça alınır. Küretaj materyali patolog tarafından incelenir. Kanser hücrelerinin görülmesi ile tanı konur.
Nasıl Tedavi Edilir?
Rahim kanserinin ana tedavisini cerrahi oluşturmaktadır. Patoloji sonucuna göre tekrarlama ihtimali yüksek olan hastalarda cerrahinin ardından radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır. Tümörü ilerlemiş veya cerrahi yapılamayan hastalarda tek başına radyoterapi de bir tedavi seçimidir. Hormon tedavisi ve kemoterapi rahim kanserinde sık uygulanan tedavi yöntemleri değildir. İlerlemiş hastalıkta tümörün özelliklerine göre hormon tedavisi veya kemoterapiye başvurulur.
Kaynak:Tıbbi Onkoloji Derneği



Ozon tedavisinin domuz gribi ve kene hastalıklarında bile vücudun direnç sistemini sağlayan bir tedavi sistemi olduğu bildirildi.