Vajinal Mantar Hastalığı ve Tedavisi
Nisan 3, 2010 admin
Kategori - Kadın Sağlığı
VAJİNAL KANDİDİYAZİS
Candida albicans özellikle kadınların genital florasında sıklıkla bulunan bir mantardır. Bu etkenin şikayete neden olacak şekilde vajinada aşırı çoğalmasına kandidiyazis denir. Bu hastalık kadınların 3/4‘ünde hayatlarında bir kez, yarısında da birden fazla kez olur. Normalde bulunan bu mantarın aşırı çoğalmasının altında pek çok faktör yer almaktadır. Geniş spektrumlu antibiyotiklerin kullanımı ve ağız yoluyla alınan doğum kontrol hapları alımı bu risk faktörlerinden ikisidir. Hamilelik, menstruasyon, şeker hastalığı, sıkı iç çamaşırları, HIV virüsü veya bazı ilaçlarla bağışıklığın baskılanması da diğer nedenlerdir.
Şikayetler ve belirtiler
Kadınlarda genellikle cinsel organda tahriş ve akıntı vardır. Kaşıntı ve yanma da önemli şikayetlerdir. Kaşımak nedeniyle vulva şişebilir ve çatlaklar oluşabilir. Cinsel ilişki sırasında ağrı hissedilebilir. Akıntı beyaz, peynirimsidir. Erkekler genellikle şikayetsiz taşıyıcılar şeklindedirler. Nadiren idrar yapılan yerden hafif bir kaşıntı olabilir. Özellikle cinsel ilişkiden sonra erkekler yanma ve tahriş hissedebilirler. Ciddi olgularda penis başında aşınmalar, çatlaklar olabilir.
Önlemek için neler yapılabilir
- Sıkı ve sentetik giysiler giymekten kaçının.
- Pamuklu çamaşırlar giyin.
- Genital bölgenizi yıkadıktan sonra kuru tutun. Çünkü nemli ortamlar mantarların üremesi için daha uygundur.
- Genital temizliği önden arkaya doğru yapın, böylece rektumdaki mikroorganizmaları vajinanıza taşımamış olursunuz.
- Mayo veya diğer ıslak giysilerinizi hemen değiştirin.
- Kadın hijyenik spreyleri veya deodorantlarını, parfümlü pedleri kullanmayın. Parfümlü, kremli tuvalet kağıtları kullanmayın. Bu gibi malzemeler vajinanın asitliğini değiştirerek enfeksiyona yatkın hale getirebilir.
Kadınlarda Tüylenme Sorunu
Nisan 3, 2010 admin
Kategori - Kadın Sağlığı
Aşırı tüylenme kadınlarda çoğu yerlerde, erkeklerde ise üst dudak ve çene, meme çevresinde olmak üzere göğüs, omuz üstleri ve alt karinda meydana gelir. Aşırı tüylenme genellikle sert ve koyu (bazı kadınlarda üst dudak, çene, göğüs ve mide üzerinde ince tüylenmeler) farklıdır. Bıyık, kol, karın gibi kısımlarda kadınların tüylenme uzunluğu azdır. Bıyık bölgesi farkedilmeyecek kadar azdır. Uzaması, yapılan traş sıklığına da bağlıdır. Kadınlar genelde tüylenmeyi erkeklere benzemekle eş tutar.
Her kadının vücudunda az da olsa erkek hormonu olan testesteron vardır. Böbrek üstü bezleri tarafından üretilmektedir. Kadınlarda, ergenlik ile menopoz dönemi arasında, yüz ve saç hariç tüylenme devam eder ve artış gösterir.
Bu kalıtsal da olabilir. Epilepsi, sedef hastalığı, artrit ilaçları gibi ilaçlar buna neden olabilir. Kadınlarda, yumurtalıkta kist olduğunda bu bölgede aşırı tüylenme görülür. Kan testi ve ultrason ile teşhis edilir. Tüyleri ağda ile alabilir ya da oksijenli suyla sarartabiliriz. Kilo vermek te faydalı olacaktır.
Lohusalık Döneminde Cilt Bakımı
Nisan 3, 2010 admin
Kategori - Hamilelik - Gebelik
Lohusalık ve Gebelik döneminde ciltte değişiklikler gözlenir. Bu değişiklikleri en aza indirmek için cilt lekelerine karşı lohusalık döneminde vitamin C ve fitik asit gibi bitkisel içerikli doğal ürünlerden yararlanın; lohusalık bitiminde ise peeling uygulaması yaptırın.
Vücuttaki çatlaklarını emzirme bitiminde vitamin A tedavisiyle silin. Çatlamaması için göğüs uçlarını ılık suyla temizleyin, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle nemlendirin.
TEMİZLİK MADDELERİNİ DOĞRU SEÇİN: Gebelikte olduğu gibi lohusalıkla da özenli ve bilinçli bir bakıma ihtiyaç var. Gebelikteki hormonsal değişim; cilt, saç, tırnak, damarlar, yağ bezleri ve ter bezlerini de etkiler. Ciltte gebelik süresince hassasiyet görülür; cilt, kimyasal maddelere karşı çok duyarlıdır. Gebelik sürecinde cildi tahriş etmeyen ürün kullanımına mümkün olduğunca özen gösterilmelidir. Bu hassasiyet lohusalık süresince de devam eder. Bebekten dolayı annelerin su, sabun ve deterjanla teması; hassasiyetin daha da belirginleşmesine, ellerde kızarıklığa, çatlaklara ve kaşıntılı lezyonların gelişmesine neden olur. Bu nedenle lohusa annelerin ellerini kurutmayan, yumuşatıcı özelliği olan temizleyicileri tercih etmeli ve her el yıkama sonrası ellerini nemlendirmeleri gerekir.
SİVİLCELER İÇİN MUTLAKA DOKTORA DANIŞIN: Yüzde bulunan yağ salgısı gebelik süresince artar. Bu da gebelikte sivilcelerin artmasına neden olur. Anne adayları; dıştan kullanılacak ürün bile olsa, bunun emilip kana geçme ihtimali bulunduğunu unutmamalı. Özellikle gebelik süresince vitamin A ve yüksek dozda salisilik asit içeren ürün kullanımı önerilmez. Kullanılacak kozmetik ürünler geniş yüzeye uygulanacaksa kullanmadan önce cilt hekimlerine danışılmalıdır. İltihabi akneler mevcutsa, kullanılacak antibiyotiklerin lohusa anneler açısından risk taşımadığından emin olunması gerekir.
PEELİNG KANA GEÇER DİKKAT: Özellikle vücut peelingi amacıyla kullanılacak ürünlerin geniş yüzeyle temas edip kana geçme ihtimali göz ardı edilmemelidir. Gebelik ve lohusalık döneminde bu yüzden geniş yüzeylere kullanılacak peeling ürünleri seçiminde dikkatli olunmalıdır. Yağlı ciltler için uygun olan temizleyici ve toniklerle yağlanma baskı altına alınır. Cilt hekimlerinin önerdiği güvenilir olan sivilce ilaçlarıyla sivilceler tedavi edilir.
GÖĞÜS UÇLARINI ILIK SUYLA TEMİZLEYİN: Göğüs uçları, cilt çatlaklarının görüldüğü diğer bir bölgedir. Bebeğin meme emmesiyle göğüs uçlarında çatlaklar ve yarıklar oluşabilir. Bazı durumlarda çatlak olan bölgelerden enfeksiyon gelişebilir. Çatlaklardan korunmak amacıyla göğüs uçlarının ılık sularla temizlenmesine özen gösterilmeli, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle emzirmeyi takiben göğüsler nemlendirilmelidir.
AYAKLARI ÇOK İYİ KURULAYIN: Lohusalık döneminde ter bezlerinin sayısında artma görülür. Gebelikte vücutta biriken fazla suyun atılma yollarından biri de terdir. Ayaklardaki fazla terleme mantar hastalığının gelişmesine zemin hazırlar. Ayakların ıslak kalmamasına, çok iyi kurulanmasına ve nemli tutulmamasına önem verilmelidir.
TIRNAKLAR VE ELLER NEM İSTER: Tırnaklar bu sürede daha kırılgan, daha yumuşak olur. Emzirme döneminde kimyasal maddelerle temasın artması, tırnak sorunlarının bu dönemde devam etmesine neden olur. Tırnaklar nemlenmelidir, el bakımına dikkat edilmelidir. www.kadincazayiflama.com
SAÇLARINIZI KİMYASALLARDAN KORUYUN: Değişen hormonlar saçları da farklı şekilde etkiler. Gebelik süresince saçlarda gürleşme, sertleşme görülür. Doğum sonrası ilk 6 ay saç dökülmesi görülür. Bu dökülme geçicidir. En geç bir sene içinde dökülen saçlar tekrar çıkar. Hastalar dökülme süresince saç kozmetiklerinden uzak durmalı, saçlarını mümkün olduğu kadar az boyatmalı, kullanılacak boyaların da bitkisel olmasına dikkat etmelidirler. Emzirme süresince annede gelişebilecek vitamin ve mineral eksikliklerinin de dökülmeyi arttıracağı unutulmamalıdır. Cilt hekimlerinin önerisi doğrultusunda saç dökülmesine uygun tedavi başlanmalıdır.
CİLDİ NEMSİZ BIRAKMAYIN: Çatlaklar kadınları çok fazla rahatsız eden gebelikte gelişen bir diğer kozmetik sorundur. Özellikle karın, kalça ve göğüs uçlarında görülür. Başlangıçta pembe mor renkte olan çatlaklar ilerlediği zaman sedef ve gümüş rengine dönüşür. Kullanılacak ürünlerle başlangıç aşamasında olan çatlaklar hafifletilebilir. Çatlakların önlenmesinde alınacak en önemli önlem cildi nemlendirmektir. Cildin nemli tutulması ani gerilmeye karşı dayanıklılığı arttırır. Özellikle meyve asidi içeren ürünler çatlakların hafiflemesine yardımcı olur. Emzirme sonrası vitamin A içeren ürünlerle çatlak tedavisi yapılır.
Türk kadını ve menopoz
Mart 25, 2010 admin
Kategori - Kadın Sağlığı
Bir ilaç firması tarafından 43-58 yaşları arasındaki 1007 kadınla yapılan “Türk Kadınları ve Menopoz Araştırması”, kadınların menopozun nedenini bilmediğini ortaya koydu.
Araştırmaya göre kadınların yüzde 51’i menopoz ile ilgili bilgileri doktorlarından, yüzde 29’u televizyondan, yüzde 27.8’i ise arkadaş ve tanıdıklarından alıyor. Kadınların yüzde 38’i aldıkları bilgiyi yeterli bulurken, yüzde 62’si bilgilerinin yetersiz olduğunu düşünüyor. Araştırmaya katılan kadınların yüzde 79’unun “hormon destek tedavisini” bilmiyor.
Schering Alman İlaç firması tarafından Türk kadınlarının menopoza bakışı ve menopoz tedavi yöntemlerine yaklaşımlarını anlamak amacıyla 19 ilde 1007 kadın üzerinde gerçekleştirilen araştırmanın sonuçları açıklandı.
MENOPOZA GİRME YAŞI 45.8
Türkiye’de 43-58 yaş arası kadınların yüzde 72’sinin menopozda olduğunu gösteren araştırmaya göre, ortalama menopoza girme yaşı 45.8.
Menopoza daha erken yaşta girenler (43-47) daha çok İç Anadolu, Ege bölgesi ve kentsel kesimden kadınlardan oluşuyor. 48-52 yaş arası menopoza giren kadınlar ise Akdeniz, Karadeniz Bölgesi ve kırsal kesimden.
Araştırma sonuçlarına göre kadınların büyük çoğunluğu menopozu doğru tanımlarken, yüzde 13’ü ise menopoz döneminde olmalarına rağmen tanımını tam olarak bilmiyor.
YÜZDE 61.8’İ NEDENİNİ BİLMİYOR
Menopozun nedeni sorulduğunda kadınların yüzde 61.8’i “bilmiyorum” yanıtını verirken, diğerleri ise sırasıyla yüzde 9.4’ü “yaşlılık”, yüzde 8.1’i “üremenin sona ermesi”, yüzde 7.4’ü “adet bitimi”, yüzde 3.7’si “stres”, yüzde 3.3’ü “doğal bir olay”, yüzde 2.4’ü de “hormonal dengesinin bozulması” olarak yanıtladı.
Araştırmaya göre, stres, uykusuzluk, gerginlik, kolay sinirlenme, kemik ağrıları ve kemik erimesi gibi menopoz sıkıntılarının en az Marmara, en çok ise Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaşandığı görüldü.
Araştırma sonuçlarına göre menopoz dönemindeki Türk kadınlarının yüzde 61’i ortalama yılda 1.3 kez düzenli kontrol amacıyla jinekologa gidiyor. Jinekologa gitme sıklığı 43-47 yaş grubu kadınlarda daha yüksek.
BİLGİLERİNİ YETERLİ BULMUYOR
Araştırmaya göre kadınların yüzde 51’i menopoz ile ilgili bilgileri doktorlarından, yüzde 29’u televizyondan, yüzde 27.8’i ise arkadaş ve tanıdıklarından alıyor. Kadınların yüzde 38’i aldıkları bilgiyi yeterli bulurken, yüzde 62’si bilgilerinin yetersiz olduğunu düşünüyor.
Araştırma, kadınların yüzde 79’unun “hormon destek tedavisini” bilmediği de ortaya koyarken, kadınların yüzde 15.3’ü menopoz için biri laç kullandıklarını belirtti.
Araştırmaya katılan kadınlara menopoz döneminde yaşadıkları problemleri kimlerle paylaştıkları sorulduğunda, birinci sırayı yüzde 40.1 ile eşler aldı.
YÜKSEK TANSİYONDAN ŞİKAYETÇİLER
Araştırmaya katılan 1007 kadından elde edilen sonuçlara göre menopoz döneminde kadınlarda en sık görülen sağlık problemi, yüzde 21.5 ile yüksek tansiyon oldu.
Elitkadın
Uzun süren adet kanamalarına dikkat
Mart 25, 2010 admin
Kategori - Kadın Sağlığı
Kadın hastalıklarının önemli belirtiler gösterebileceği, bu belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiği belirtildi.
Adet kanamasının normalden uzun sürmesi durumunda, kanamanın bitmesi beklenmeden hekime başvurulması gerektiği vurgulandı.
Kemer’de düzenlenen Türk-Alman Jinekoloji Derneği Kongresi’ne katılan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihat Ünlü, kadın hastalıklarının önemli belirtiler gösterebileceğini, bu belirtilerin mutlaka dikkate alınması gerektiğini bildirdi. Adet kanamasının normalden uzun sürmesi durumunda, kanamanın bitmesi beklenmeden hekime başvurulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Ünlü, şöyle konuştu:
“(Kanama dursun öyle gideyim) düşüncesi yanlıştır. Bu kadının hiçdüşünmediği bir gebelik, dış gebelik, acil müdahale gerektiren bir durum olabilir. Kanamaya eşlik eden ağrı, akıntı, ateş, genital bölgede şişlik gibi durumlar varsa, bunlar ciddi bir rahatsızlığın belirtisi olabilir.”
KONTROLÜNÜZÜ YAPIN
Kadınların, vajinal bölgede kendi kendilerine kontrol yapabileceklerini belirten Prof. Dr. Ünlü, vajinal bölgede siğil veya şişlik olup olmadığının kontrol edilebileceğini, akıntı ve adet kanamasının takip edilerek anormal durumların belirlenebileceğini kaydetti.
ENFEKSİYONLARA DİKKAT!
Yaz aylarında yaşanabilecek enfeksiyonlara da dikkat çeken Prof. Dr. Ünlü, “Özellikle ıslak mayoyla oturmak bu tip enfeksiyonlara davetiye çıkarır. Islak mayo, vajen içindeki ısıyı düşürecek, dolayısıyla vücudu enfeksiyonlara karşı koruyan ph değişerek riskin ortaya çıkmasına neden olabilecektir” diye konuştu.
Kadınlar gebelik öncesi hangi testleri yaptırmalı?
Ocak 7, 2010 admin
Kategori - Hamilelik - Gebelik
Kapalı vajina kabusu!
Aralık 20, 2009 admin
Kategori - Cinsel Sağlık, Kadın Sağlığı

Genç kızların baba evine bile gönderilmesine yol açan “kapalı vajina” sorunundan artık kurtulmak mümkün.
Anne karnındaki kız bebeğin embriyonik gelişimi sırasında oluşmayan ve geçmişte evlendirilen genç kızların baba evine bile gönderilmesine ya da “koca karı yöntemi” diye tabir edilen ilaçlar ya da muskalarla çözüm bulunmaya çalışılan “kapalı vajina” sorununun artık küçük bir cerrahi operasyonla kabus olmaktan çıktığı bildirildi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Turan Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kadınlık organlarının, çoğunlukla doğuştan gelen ve nedeni henüz belli olmayan yapısal bozukluklarının aynı zamanda işlevsel sorunlara da yol açtığını söyledi.
Kadınlık organlarındaki doğumsal yapı bozuklukların görülme sıklığıyla ilgili detaylı istatistiki veriler bulunmadığını, ancak kadınların yaklaşık yüzde 5-6’sında görüldüğünün tahmin edildiğini belirten Çetin, son yıllarda yaygın olarak rastlanılan vajina yokluğunun gelişen tıp imkanları sayesinde artık kabus olmaktan çıktığını ifade etti.
Cinsel ilişkiyi engelleyen bir sorun
Her bin kadından birinde görüldüğü tahmin edilen vajina yokluğunun, cinsel ilişkiye girmeyi engellediğine dikkati çeken Prof. Dr. Çetin, şunları söyledi:
“Yıllar önce bu tür hastalar evlendirildiklerinde cinsel ilişkiye girilemediği için eşleri tarafından baba evlerine gönderilirlerdi. Bir sağlık sorunu olmanın yanı sıra toplumsal yaralar da açan bu durum artık küçük bir cerrahi operasyonla gideriliyor. Eskiden hiç yapılmayan bu tür operasyonları artık laparoskopik yöntemlerle de gerçekleştirmek mümkün.
Son yıllarda standart yöntemin aksine laparoskopik yöntemi tercih ediyoruz. Bu yöntemde, karın duvarında 3 tane kesi açıyoruz. Özel olarak geliştirdiğimiz alet sistemini kullanarak, oluşmamış vajina dokusunun bir haftada normal vajina uzunluğuna getirilmesini sağlıyoruz.”
Prof. Dr. Çetin, bu operasyonda, vajinasını oluşturdukları hastaların sadece cinsel ilişkiye girebildiklerini, ancak çocuk sahibi olmadıklarını belirterek, “Çünkü, doğuştan vajinası olmayan kadınların uterusları (rahim) da olmuyor. Bu durumdaki hastalar adet kanamaları görmediklerinde hekime başvurunca bu anomaliyi fark edebiliyorlar” diye konuştu.
Küçük bir cerrahi operasyonla vajinası oluşturulan hastaların yumurtalıklarının bulunabildiğini, bu durumdaki hastaların anne olabileceklerini anlatan Çetin, şöyle devam etti:
“Ancak, bu hastaların normal yolla hamile kalmaları mümkün değil. Yumurtaları varsa, bu yumurtalar alınmak suretiyle taşıyıcı anne kanalıyla çocuk sahibi olabiliyorlar. Ancak, Türkiye’de yasalar izin vermediği için yurt dışına giden çok sayıda hastamız var.”
Çetin, Türkiye’de tıp alanındaki gelişmelerin Avrupa ülkelerinden geri kalmadığını, bu nedenle sağlıkta yurt dışına döviz kaptırmayı da doğru bulmadıklarını belirterek, “Ancak, elbette taşıyıcı anneliğe Türkiye’de yasalarımızın izin vermesi için bunun öncelikle altyapısını oluşturmak gerekir” diye konuştu.
AA
Yılbaşı gecesinin yıldızı olmak için
Aralık 20, 2009 admin
Kategori - Güzellik ve Makyaj
![]() |
|
|
Yılbaşı gecesi yılın en önemli olaylarından biridir şüphesiz. İnanışa göre yılbaşına nasıl girerseniz, tüm yılınız da öyle geçer… Tüm yılınızın güzel geçmesi için o gece her zamankinden daha güzel ve alımlı olmanız gerekir. Sizi o gece her zamankinden daha güzel kılacak kusursuz bir makyaj için yapmanız gerekenleri Alix Avien uzmanları, adım adım sıraladılar.
1. İlk adımın yüzün iyice temizlenmesi olduğunun altını çiziyorlar. Temiz bir cilde yapacağınız makyaj, makyajın daha pürüzsüz görünmesini sağlayacaktır. Uzun zamandır peeling ve maske yapmadıysanız, makyaj öncesi gün içerisinde bunları yapmanızda fayda var… 2. Yüzü temizleyip nemlendirdikten sonra ilk adım makyaj için baz oluşturmaktır. Bunun için cildinizin renginde bir fondöten seçmeniz en doğrusu olacaktır. Cildinizin renginde olmayan bir fondöten maske gibi duracağından istemeyeceğiniz bir görüntüye neden olabilir… Cilt rengi ve tipine uygun olan fondöteni bir sünger yardımıyla boyun dahil olmak üzere uygulayın. 3. Fondötenin kurumasının birkaç saniye bekledikten sonra ikinci adıma yani pudra uygulamaya geçebilirsiniz. Pudranın da yine ten renginize uygun tonda olmasına dikkat edin. 4. Cildimizi makyaja hazırladığımız gibi, göz çevresini de göz makyajına hazırlamamız gerekiyor. Göz altındaki morluk, torba, şişlik vb.’yi azaltmak, göz çevresini pürüzsüz bir tuale çevirmek için concealer (kapatıcı) uygulanması şart. Uygulayacağınız concealer kusurları kapatırken, göz çevresinin daha aydınlık görünmesini sağlayacaktır. Concealer’ı parmak uçlarınıza sürüp, ardından tampon hareketlerle parmaklarınızı çok bastırmadan göz çevrenize uygulamanız en doğrusudur. 5. Göz makyajına hazır hale gelen göze artık far uygulayabilirsiniz. Far rengini kıyafetinize uygun seçebileceğiniz gibi, yılbaşı gecesinin klasiği olan füme ve siyah tonlarından da seçebilirsiniz. Yılbaşı gecesinin ruhunu hafif pırıltılı ve metalik farlarla bakışlarınıza yansıtabilirsiniz. Alix Avien’in geniş far yelpazesinde, metalik fardan ışıltılı fara, hem kuru hem de ıslak kullanılabilen farlara kadar çok geniş çeşitler bulunmaktadır. 6. Sıra göz çevresini belirginleştirmeye geldi. Göz çevresini eyeliner ile keskin bir hat şeklinde belirginleştirebileceğiniz gibi, göz kalemi ile göz çevresine buğulu bir efekt de verebilirsiniz. Alix Avien’in keratinli eyeliner’ı kirpik diplerini besleme özelliği ile makyaj yaparken bakım yapmanızı da sağlar. Alix Avien göz kalemleri ise göz çevresini tahriş etmeyen özel ve kullanımı kolay yumuşak formülü ile vazgeçilmeziniz olacak! |
ekolay.net
Mastürbasyon Yapmak Zararlımıdır?
Aralık 2, 2009 admin
Kategori - Cinsel Sağlık
İnsanların yüzde doksanbeşi (%95′i) mastürbasyon yapar, peki kalan yüzde beşi (% 5′i) ne yapar?
Kalan % 5′i yalan söyler! Biraz yumuşatırsak bunu; yaptıkları şeyi mastürbasyon olarak kabul etmemeye çalışırlar, yada mastürbasyon yaptıklarını bilmezler. Cinsel organlarla ilgili haz verici her şey mastürbasyon sayılabilir, mesela bir kadının heyecanlanıp bacaklarını sıkıştırıp bırakması bile,ve mastürbasyonda illa orgazma ulaşmak gerekmez.
Mastürbasyon kelimesi latince ”masturbare=(elle bozmak )” fiilinden türemiştir.
Günümüzde kullanımı; kişinin (kadın veya erkek) kendi kendine cinsellik yaşaması veya cinsel doyuma ulaştırması için yaptığı eyleme denir. Daha modernize bir açıklama ile ; bir cinsel tepki üreten istemli kendi kendine uyarım olarak tanımlanabilir.
Mastürbasyon hayal gücünün veya fantezinin sonsuz kullanımı ile gerçekleşir,kişi bu sırada kendisini ve karşıdakini dilediği gibi düşünür ve sonsuz bir güce sahip olur, bu yüzden de hiç bir cinsel eylem bu sınırsızlıkta ve mükemmellikte gerçekleşmez. Bu da ilk cinsel eylemlerde bazen hayal kırıklığı yaratabilir. Ama hiç bir düşünce de tensel dokunmanın veya hissetmenin ve de sevginin yerini de tutamaz.
Mastürbasyon zararlımıdır ? Eğer kişinin sosyal yaşantısını, normal seksüel ilişkilerini bozacak düzeyde değil ise zararsızdır.
Kişi eğer bir seksüel partneri varsa o olmadığı zamanlarda mastürbasyon yapabilir ama bunun sayısı ve sıklığı partnerine olan arzusunu etkilemeyecek şekilde olmalıdır.
Eğer kişinin düzenli seks partneri yoksa veya hiç partneri yoksa, arzu ettiği sürece, hissettiği sıklıkta mastürbasyon yapabilir.
Mastürbasyonun kadında veya erkekte hiç bir fiziksel (bedensel) kötü tesiri yoktur ,aksine rahatlamayı ve gevşemeyi sağlar.
Ayıp değil bir gerekliliktir.
Toplumda söylenen diğer her şey tamamen uydurmadır;
-yok sivilce yapar,
-gözleriniz kör olur,
-boy uzamasını durdurur,
-ileride çocuğunuz olmaz,
-kızlarda adet düzenini bozar,
-erkeklerde ileride sertleşme sorunu yaratır,
-penis boyunun uzamasını durdurur gibi söylentiler ve bilgiler ve buna benzer her şey tamamen uydurmadır.
Dilediğiniz yer ve zamanda tabi ki başkalarının haklarına (kişisel veya kanuni) saygı duyarak, kimseye zarar vermeden mastürbasyon yapabilirsiniz. Bu sizin hakkınız ve bedensel özgürlüğünüzdür.
Özellikle bazı gençler mastürbasyon sonrası suçluluk duygusuna kapılırlar, bu yaptığınızdan suçluluk duymak anlamsız ve gereksiz bir duygudur, ayıp,yasak,kötü,size veya başkasına zarar vermeyen, yalnızca sizin bedeninizi ve hislerinizi ilgilendiren bir şeyden huzursuz olmanın gereği yoktur, bu bir ihtiyaçtır, bundan utanmayınız, suçluluk duymayınız.
Yalnız mastürbasyon sizin için kaçınılmaz bir olay, bir tutku haline gelmişse, normal cinsel ilişkiye tercih ediyorsanız, veya normal seksten partnerinizden zevk alamayıp mastürbasyona yöneliyorsanız bir cinsel tedavi merkezine baş vurup bu alışkanlığınızı veya tercihinizi değiştirmek için öneri ve tedavi almalısınız.
Mastürbasyon konusunu biraz yaşa ve cinsiyete göre ayırırsak;
Genç erkeklerde özellikle cinsel hayatı olmayan gençlerde, mastürbasyon neredeyse bir zorunluluk halindedir, bunun nedeni ise:
Sperm (meni - er suyu) üretimi devamlıdır ve hiç durmaz, üretilen spermler bir kesede toplanır ve boşaltılmaya hazır beklerler, arkadan da devamlı sperm üretimi olur ve bu keseye boşalır, bu kesenin bir hacmi, bir kapasitesi vardır, bu hacim dolunca cinsel istek artar, yoğunlaşır eğer ilişki veya boşalma gerçekleşmezse kasıklarda ağrı, aşırı cinsel istek başlar, bazen kese o kadar dolmuştur ki büyük tuvalet yaparken veya ıkınırken vücut içi basınç arttığından bu sırada penisten sperm akar veya idrar sonrasında sümüksü bir akıntı olarak penisten gelir (bu boşalma değildir ve zevk vermez sadece sperm akar). Eğer kişi boşalmaz veya ilişki kurmazsa belli bir süreden sonra ki bu süre kişiden kişiye değişir( 4 ila 15 gün), erkek uykuda boşalır ve keseyi boşaltarak arkadan gelen spermlere yol açar. Hamamcı olduk veya rüyacı olduk deyimi buradaki boşalmaya bağlı yıkanma gerekliliğinden gelmiştir. Erkeklerdeki cinsel arzu kontrolsüzlüğü de devamlı üretilen sperm ve onun boşaltılması isteği sonucu ve toplumsal öğretilerin yani tabuların erkeğe kuralsız cinsellik yaşamayı bir hak ve övünç kaynağı olarak hissettirmesi olup bayanların erkeklerde anlayamadıkları duygusuz cinsel istek bundan dolayıdır.
Erkeklerde uyarı ve doyuma ulaşma daha çok penisin etrafının kavranma hissinin tatmini ve özellikle penisin baş kısmında bulanan zevk hücresi diye isimlendirilen sinir uçlarının sürtünmeye ve karşıdan gelen basınca karşı taşıdıkları hislerden oluşur.
Erkekler genelde elleriyle cinsel organlarını okşayarak mastürbasyon yaparlar, bunun için elleri kuru olabilir, genelde kayganlaştırıcı bazı maddeler; tükürük, krem, sabun (sabunun penis içine kaçtığında acıya yol açacağı unutulmamalıdır) kullanılır. Gene erkekler mastürbasyon yaparken penislerini başka cisimlere sürerek de veya kavrama hareketini sağlayıcı bir takım boşluklara penislerini sokup çıkararak yaparlar. Veya sertleşmiş penise su tutarakta mastürbasyon gibi çeşitli yöntemlerde kullanırlar. Son zamanlarda ülkemizde de satılan yapay vajina benzeri araçlarda erotik malzeme satılan dükkanlarda bulunmakta ve kullanılmaktadır. Kısaca kişiye zevk veren her şey bu amaçla kullanılabilir.
Kadınlarda ise; bakire olanlar veya olmayanlar olarak değerlendirmeliyiz çünkü toplumumuzda bekaret hala önemli bir konu olarak kabul edilmektedir .
Kadınlarda mastürbasyon erkeklerdeki kadar fiziksel dokunma gerçekleşmeden düşünce bazında da gerçekleşebilir. Sadece göğüslerine dokunarak dahi mastürbasyon yapabilirler.
Fiziksel istek kasık bölgesine yayılan sıcaklık orada bir basınç hissinin duyulmasına ve klitorise dokunulmasının ihtiyacı ve vajen içinde doldurulması gerekli bir boşluk hissi ile ortaya çıkar. Vajende ki boşluk hissi daha önce cinsel ilişkiye girmemiş bayanlarda çok az veya yoktur.Cinsel ilişki yaşamış kadınlarda ise bu vücut tarafından tanınmıştır ve hissedilir.
Genelde ya klitoris (bızır) elle okşanır veya iki bacak açıp kapanarak sıkıştırılır veya kadına zevk verebilecek bir şeye sürtülür. Bakire olan kadınlar genelde bu şekilde mastürbasyon yaparlar. Ve bunun kızlık zarına hiç bir zararı yoktur.
Daha az olarak klitoris okşanırken vajen girişine parmakla baskı uygulanabilir veya vajen girişi veya küçük dudaklar okşanabilir. Bunun da kızlık zarına hiç bir zararı yoktur.
Ve bazı bayanlar kızlık zarı olmayanlar veya önemsemeyenler vajen içine parmak veya parmaklarını sokarlar veya içeriye doluluk hissi verebilecek herhangi bir şey (deodorant kutusu, salatalık, muz, kalem gibi) kullanırlar.Son zamanlarda ülkemizde de bulunan yapay penisler de veya titreşim sağlayan bazı seks oyuncakları da yaygın olarak kullanılmaktadır.
Bazı bayanlar ise hem klitorise sürtünme veya baskı hem de vajen içine doluluk sağlayarak mastürbasyon yaparlar.
Duşta basınçlı suyun klitorise tutulması ile mastürbasyon ise bayağı yaygın bir yöntemdir, bu da kızlık zarına zarar vermez.
Anne ve babalara ve de herkese; cinsellik içgüdüsel bir duygu olup soyunu sürdürme, hayata ve kendinden sonraya bedeninden bir parça bırakma hissinin bir uzantısıdır. Yani frenlenemez,önlenemez ve yok edilemez. Belki baskılayabilir veya başka bir hisse veya uğraşa yönlendirebilirsiniz ama bunun sağlıksız sonuçları ve acısı daha sonra çok fazla olarak başka yerlerde ve konumlarda ortaya çıkmaktadır.Kuşumuzun, kedimizin veya köpeğimizin cinsel arzularını düşünüp dikkate aldığımız halde kendimizin ,yakınlarımızın veya çocuklarımızın bu tip ihtiyaçlarını görmemezlikten gelmeye veya anlamamaya çalışmak kendimizi kandırmaktır.
Özellikle cinsel yaşantıya sahip olamayan veya olamamış gençlerde bu istek frenlenemez. Bu yüzden gerekli olan mastürbasyon için onları yanlış bilgilendirip korkutmayınız.
Yaş ve kişinin sosyal konumu bu arzuyu yok etmez bu bir ihtiyaçtır.
Yalnız bebekler de de bazen mastürbasyon benzeri davranışlar görülebilir bu onları korkutmadan önlenebilir, anlayabilecek yaşta olanlar doğru yönlendirilip bilgilendirilmelidir. Bu konu ilerdeki yazılarımızda ele alınacaktır.
Peki çocuklarımıza nasıl davranalım;
ilk önce onlara bu konularda sağlıklı bilgiler verelim eğer sizde bilmiyor veya bu konuları konuşamıyorsanız çekinmeden destek alabileceğiniz yerlere baş vurabilirsiniz veya okuyup öğrenebilecekleri bazı bilgi kaynakları sağlayabilirsiniz. En önemli olan şey yanlış bilgi vermemektir. Ufak bir kızken annesi tarafından anal (arkadan-popodan - makat-rektum ) ilişkiye girmesin diye arkadan ilişki kuranlar kanser olur diye korkutulup yönlendiren bir hastamın kabız olursam da aynı etki olur kanser olurum ölürüm fikri ile yaşadığı ve hissettiklerini, bu yüzden yeme içme problemi yaşadığını, uzun süre psikiyatrik tedavi alıp halen de tam olarak iyileşemediğini ve de iyileşemeyeceğini düşünürseniz yanlış bilginin bir insanın hayatına, yaşantısına nasıl bir etki yaptığını anlarsınız.
Onları kendileri ile kalabilecekleri ruhları ve bedenlerini tanıyabilecekleri mekanlarda rahat bırakalım. Odasının kapısını kilitlemesine izin verin veya kapısını çalıp onun olurunu almadan odasına girmeyiniz. Kötü bir şey yapacaksa zaten yapar, sertlikle hiç bir şey engellenmez sadece inanarak doğruyu anlatın oda anlayacaktır. Veya banyoda gereğinden fazla kalırsa onu rahatsız etmeyiniz, orayı gerçekten kullanmaya ihtiyacınız olana kadar onu rahat bırakınız, bir insan banyoda ne yapabilir ki veya ne yapar sizce? En önemli şey ise onlar her ne kadar sizin bedeninizin bir parçası olsalar da onlarında bir ruhlarının olduğunu unutmamak, onların kişiliklerine saygı duymaktır.
Vatan
Yumurtalık Kanseri
Yumurtalık kanseri, kadın üreme organları kanserleri içinde en zor tedavi edilenidir. Yaklaşık 1000 kadından 12’sinde bu kansere rastlanabilir. Hastalar genelde 40 yaşından daha yaşlıdırlar. Yumurtalık kanserinin bir kötü özelliği başladığında pek bir şikayete neden olmamasıdır.
Her yaşta görülebilmesine rağmen en fazla 45 yaşından sonra rastlanır. 75-79 yaşlar arasında pik yapar.
İngiltere’de her yıl 6.800 civarındaki kadına yumurtalık kanseri teşhisi konur. Bu herhangi bir yaşta meydana gelebilir fakat en çok görülen dönem menopoz sonrasıdır ve teşhisinin zor olduğu söylenmektedir.
Yumurtalık kanseri nedir?
Yumurtalık kanserinin birçok türü vardır fakat %90 EPİTELYAL yumurtalık kanseri yada yumurta üst yüzey tabakası kanseri oluşturur.
Yumurtalık kanseri teşhisi konmuş kadınların %40–50 si beş yıl sonra dahi hala hayattadır. Erken teşhis durumunda hayatta kalanların oranı oldukça yüksektir.
Nedenleri
Yumurtalık kanserine neden olan etkenler tam olarak bilinmezken yakalanma riskini arttıran etmenler aşağıdaki gibi ifade edilebilir:
Hatalı genler yumurtalık kanseri taşıma riskini arttırır.
Diğer muhtemel risk faktörleri kısırlık tedavisi, ağır diyetler ve genital alanda talk pudrası kullanmaktır.
Kaynağı hakkında bir takım ipuçları olmasına rağmen, bilim adamları yumurtalık kanserinin nedenleri hakkında henüz yeterli bilgiye sahip değillerdir. Yakın bir akrabada bu hastalığın görülmesi, kanserin oluşma riskini artıran faktörlerden biridir. Uzmanlar, genetik yatkınlığa sahip kadınlara kanserin teşhisi için gerekli olan görüntüleme, kan ya da ultrason gibi testleri hayatlarının belli dönemlerinde rutin olarak yaptırılması gerekliliğini vurguluyorlar. Hiç çocuğu olmamış kadınların doğum yapmış kadınlara oranla daha fazla yumurtalık kanseri riski taşıdığı ve yine 50 yaş üzerindeki kadınlarda yumurtalık kanserinin daha sık görüldüğü belirten uzmanlar yaşı ilerlemiş bayanların genç bayanlara oranla yumurtalık kanseri açısında daha fazla risk taşıdıkları belirtiliyor. Yine daha önce meme kanseri geçirmiş kadınların ileride Yumurtalık kanserine de yakalanma olasılıkları, hiç meme kanserine yakalanmamış kadınlara nazaran riskin iki kat daha fazla olduğu belirtiliyor.
Belirtiler
Belirtiler özellikle ilk safhalarda genellikle anlaşılmaz. Bazı kadınlarda hiçbir evrede bir belirtiye rastlanmaz. Fakat ilk belirtiler karnın alt ya da yan kısmında ağrı ve şişkinlik hissidir.
İleriki safhalarda iştahsızlık, mide bulantısı, kilo kaybı, yorgunluk ve kısa soluk alıp verme gözlenebilir.
Teşhis
Yumurtalık kanserinin teşhisi oldukça zordur ve birçok kadın belirtileri için farklı ifadeler kullanırlar.
Tedavi
Yumurtalık kanserine yakalanmış birçok kadın için tümörü uzaklaştırmak amacıyla ameliyat önerilir. Bazıları ise kemoterapi ve/veya radyoterapi görebilmektedir. Önerilen tedavi yumurtalık kanserinin türüne, yayılma hızına ve sağlık durumunuza göre belirlenir.
Kaynak: Turk.net



