‘Mikrop yuvası’ vuvuzela hastalık saçıyor
Haziran 11, 2010 admin
Kategori - Sağlık Bilgileri

Dünya Kupası’nın ‘resmi’ çalgısı vuvuzelanın sadece kulaklara zararlı olmadığı, grip ve nezle de yayabileceği öne sürüldü. İngiliz doktor Ruth McNerney, gripli bir kişinin çaldığı
vuvuzelanın etrafındaki sağlıklı insanların hastalık kapmasına neden olabileceğini ifade etti. Bu arada, Alman efsane Franz Beckenbauer de vuvuzelayı üfleme denemesi yaptı.
GAZETE HABERTÜRK
Erken boşalma sorunu yaşayan erkeklerin ortak özellikleri
Nisan 2, 2010 admin
Kategori - Erkek Sağlığı
Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri
Erkeklerin cinsel hayatlarındaki en büyük kabuslarından biri hiç kuşkusuz ki erken boşalmadır. Hemen her erkek hayatının bir döneminde erken boşalma sorunu yaşayabilir. Boşalma kontrol edilebilen bir reflekstir ve erken boşalmanın %100 tedavisi vardır.
Erkeklerin cinsel hayatlarındaki en büyük kabuslarından biri hiç kuşkusuz ki erken boşalmadır. Hemen her erkek hayatının bir döneminde erken boşalma sorunu yaşayabilir. Boşalma kontrol edilebilen bir reflekstir ve erken boşalmanın da tedavisi vardır.
Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri
Peki erkekler neden erken boşalır?
Erken boşalma genetik midir, yoksa öğrenilmiş bir refleks midir? Erken boşalmada psikolojinin rolü nedir? Cinsellik, aile ve evlilik konularında halkımızı bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı camaçlayan Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), erkeklerin korkulu rüyası erken boşalma hakkında çok çarpıcı bir basın açıklaması daha yaptı.
Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri
Erken boşalma yerine denetimsiz boşalma ifadesini kullanmak daha uygundur
Erken boşalma ilkel bir savunmadır. Erken boşalmanın erkeklerin en sık yaşadığı cinsel sorunlardan biri olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkanı Dr. A. Cem Keçe; ”Erken boşalma, erkeğin boşalma refleksi üzerinde istemli kontrolünün olmaması durumudur. Erkekler bize en çok erken boşalma şikayeti ile başvurmaktadırlar. Erken boşalma genellikle halk arasında partnerini tatmin edemeden boşalma, penis vajinaya girmeden, değer değmez ya da penis vajinaya girdikten birkaç dakika sonra boşalma olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımlar kısmen doğru olmakla birlikte aslında erken boşalma yerine denetimsiz boşalma ifadesini kullanmak daha uygun olacaktır. Yani önemli olan erkeğin ne kadar sürede boşaldığı değil, boşalma refleksi üzerinde istemli kontrolü olup olmadığıdır.” dedi.
Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri
Erken boşalmanın çok eski devirlerden beri var olduğunu söyleyen Dr. Keçe; ”Erken boşalma bize göre kazanılmış bir reflekstir. Çok eski devirlerde ilkel çağlarda yaşayan insanlar doğada yaşamlarını sürdürmek ve canlarını korumak zorundaydılar. Seks yaparken de bir yandan da her an vahşi bir hayvanın saldırabileceği korkusunu yaşamaktaydılar. Bu nedenle de erkek bir an önce işlerini bitirmeyi yani boşalmayı amaçlıyordu. Seksten keyif almak için huzurlu bir ortam gereklidir.
Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri
Eğer huzur yoksa ve tehlike varsa vücutta adrenalin salgılanır ve kişi bir an önce bulunduğu ortamdan kaçmak ister. Yani erken boşalma da insanın kendini korumak için geliştirdiği bir savunmadan oluşmuş ve nesilden nesile aktarılmış bir davranış örüntüsüdür. Yani erken boşalma ilkel bir savunmadır.” dedi.
Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri
Erken boşalmada suçlu olan penis değildir
Seksin kişinin en saf ve savunmasız hali olduğunu söyleyen CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psk. Gülüm Bacanak; ”Sevişirken insan en saf, en savunmasız halindedir, tehlikelere karşı açıktır. Bu, hem dışarıdan gelebilecek fiziksel tehlikeler olabileceği gibi, hem de başka bir insanla özel bir anı paylaşma ve ona karşı korunmasız durumda olmanın yaratabileceği tehlikedir. Yani erkek bazen bu yakınlıktan korkabilir ve yakınlığa karşı bir koruma kalkanı olarak da erken boşalma ortaya çıkabilir.” dedi.
Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri
Erken boşalmanın birçok farklı nedene bağlı olarak oluşabildiğini söyleyen Psk. Bacanak; ”Cinsel sorunla karşılaşmak ve bunu kabul etmek erkek için kolay değildir. Çünkü erkekler cinsel performansı erkekliğin göstergesi olarak görürler. Erken boşalan erkekler bu durum karşısında partnerlerinden utanırlar ve özür dilerler. Bu çok yanlış ve yapılmaması gereken bir davranıştır. Ayrıca, bütün suçu penislerinde görürler ve penisi kontrol edemedikleri için kızarlar. Oya ki erken boşalmada suçlu olan penis değildir, olusuz düşüncelere ve bilişsel çarpıtmalara sahip olan beyindir.” dedi.
Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri
Erken boşalma erkeğin hayata karşı duruşu olabilir
Erken boşalmanın erkeğin hayata karşı duruşu ve hayatı algılayış biçiminin bir sonucu olarak da yaşanabileceğine dikkat çeken CİSED Genel Sekreteri Psikolojik Danışman Fatma Ayrık; “ Erken boşalan erkeklerin ortak özellikleri vardır. Bunlar;
-Hızlı yemek yerler,
-Hızlı araba kullanırlar,
-Hızlı konuşurlar,
-Her konuda aceleci ve sabırsız davranırlar,
-Çabuk sinirlenirler, stresli ve gergindirler,
-Kontrolsüz davranışları vardır,
-Ya çok çabuk güvenirler ya da güven duymada zorlanırlar,
-Kaygılı ruh halleri vardır,
-Çocukluklarında babalarıyla sorunları vardır,
-Çocukluklarında yataklarını ıslatmışlardır,
-Genellikle eğitim düzeyleri yüksektir,
-A tipi kişilik yapısına sahiptirler.
Yani rekabetçi, sosyal alanda ve mesleğinde hırslı, sabırsız, aynı anda birkaç iş yapmayı seven, insanlara ve olaylara çabuk sinirlenen, onaylanmayı bekleyen, sorunlu bir dinlenme tarzı olan, daima telaşlı, vb. özellikleri vardır. Eğer erkek bu özelliklerini kontrol edemezse yatakta boşalmasını kontrol etmesi de çok zordur. Çünkü erken boşalma erkeğin hayata karşı bir duruşu, varoluş şekli de olabilir.” dedi.
Milliyet
Erken Boşalma cinsel hayatın kalitesini düşürüyor
Aralık 20, 2009 admin
Kategori - Cinsel Sağlık

Erken boşalma, çiftlerin cinsel hayat kalitesini olumsuz etkileyen bir sağlık sorunu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Alıcı, son araştırmaların ışığında, ilişkinin başlangıcından sonra 1 dakika içinde boşalmaya “erken boşalma” dendiğini belirtti
GAZETE HABERTÜRK - Ceyda ERENOĞLU
AMERİKAN Üroloji Derneği’nin 2004 yılındaki raporuna göre erken boşalmanın tanımı şöyle: “Boşalmanın erkekte ve kadında huzursuzluk yaratacak biçimde, istenenden önce, ilişkinin öncesinde veya hemen başlangıcında olması.”
OLDUKÇA YÜKSEK
Son 10 yılda yapılan çalışmaların ışığında erken boşalma, erkeğin ilişkinin başlangıcından sonraki “bir dakika” içinde boşalması, olarak tarif ediliyor. Erkekler arasında görülme sıklığı oldukça yüksek olan erken boşalmanın tarifi, geçmişten günümüze değişiklik gösteriyor. Geçmişte, “kadının tatmininden önce erkeğin boşalması” erken boşalma olarak tarif ediliyordu; ama bu tanımın süre içermemesi, eksiklik olarak gösteriliyordu. Kadının orgazma ulaşması için çok uzun bir süreye ihtiyacı olduğunda (gecikmiş orgazm), erkeğin boşalma süresi normal olsa da bu durumun “erken boşalma” olarak tanımlanması, çiftler arasında yaşanan huzursuzluğun önde gelen nedenleri arasında bulunuyor.
TEDAVİ EDİLEBİLİR
Erken boşalmanın sorun olarak görülmesi için belli aralıklarla tekrarlanması gerekiyor. Prof. Dr. Bülent Alıcı, ender olarak gerçekleşen erken boşalmanın
doğal kabul edilmesi gerektiğini söylüyor. Prof. Alıcı, “Çiftlerin ilişkilerinin yarıdan fazlasında erken boşalma oluyor ve bu durum taraflarda huzursuzluk
yaratıyorsa tedavi edilmelidir” diyor.
Her 3 erkekten 1’inde var
Dünyada ve Türkiye’de her 3 erkekten biri erken boşalma sorunu yaşıyor. Bu soruna en çok ergenlik çağından 40’lı yaşlara kadar olan dönemde rastlanıyor.
50 yaş üstünde zona riski
Aralık 13, 2009 admin
Kategori - Alerjik Hastalıklar
Domuz gribinden ölümlerin çoğunlukla 50 yaş altında olması, 50-60 yaş üstü kişilerin bu hastalıktan çok ‘’su çiçeği geçiren herkeste görülen ve bağışıklık sistemindeki zayıflamayla ortaya çıkan ”zona” (Herpes Zoster) hastalığının riski altında olduklarını bildirdi.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”zona” hastalığının her yaşta ve her mevsimde görüldüğünü ancak, bağışıklık sisteminin zayıfladığı ileri yaşlarda, sonbahar ve kış aylarında daha sık rastlandığını belirtti. Su çiçeği geçiren herkeste zona hastalığının görüldüğünü, alınacak tek önlemin ise bağışıklık sistemini güçlü tutmak olduğunu belirten Memişoğlu, ”Domuz gribi vakalarında ölümler daha çok 50 yaş ve altında görülüyor. Bu nedenle, 50-60 yaş üstü kişiler, bu hastalıktan çok bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla ortaya çıkan zona hastalığının riski altında” dedi. Memişoğlu, ‘’su çiçeği hastalığı geçirmiş olan kişilerde, su çiçeği virüsünün sinir köklerinde uyur durumda kalması ve yıllar sonra bile olsa tekrar aktive olmasıyla ortaya çıkan bir hastalık” olan zona hastalığının uyuşukluk, vücutta kaşıntı ve ağrıyı takiben ciltte ortaya çıkan döküntü benzeri deri lezyonları ile kendini gösterdiğini belirtti. Hastalığın saçlı deriden ayak ucuna kadar her yerde görülebileceğini ancak, daha çok göğüs, kalça ve yüzde görüldüğünü anlatan Memişoğlu, deride oluşan kabarcıkların iki ya da üç hafta içinde iyileşebileceğini ancak, ağrının geçmesinin daha uzun zaman aldığını kaydetti. -”SU ÇİÇEĞİ GEÇİRMEDİM” YANILGISI- Zona hastalığının ileri yaşlarda bazen ağır seyredebileceğini ifade eden Memişoğlu, ”Bazı yaşlılar, (ben su çiçeği geçirmedim, bu nedenle zona hastalığına yakalanmam) gibi bir yanılgıya düşüyor, oysa, bu yaşlılarımız su çiçeğini hafif geçirmiş, hatta ana rahminde bile geçirmiş olabilirler. Bu ihtimal de göz önünde tutulmalı” diye konuştu. Vücuttaki su kabarcıklarıyla kendini gösteren su çiçeği benzeri hastalığın tedavisinin ılık pansumanlar ve ağızdan alınacak ilaçlarla mümkün olduğunu ifade eden Memişoğlu, ancak, ağır seyrettiği durumlarda hastanın yaşam kalitesini büyük ölçüde düştüğünü kaydetti. Hastalığın bulaşıcı yönüne dikkati çeken Memişoğlu, ”Önceden su çiçeği geçirmemiş olan bir kişi zona hastalığı taşıyan bir kişiyle yakın temasta bulunursa su çiçeği hastalığına yakalanabilir. Ancak zona hastalığı taşıyan bir kimseden direk zona hastalığı bulaşması mümkün değildir” dedi. AA |
Çocuğum ateşlendi diye hemen telaş yapmayın
Kasım 29, 2009 admin
Kategori - Çocuk Sağlığı
Ateş, enfeksiyonla savaştığını gösterir. Bağışıklık sisteminin çalıştığının ve vücudun enfeksiyonu atmaya çabaladığının bir belirtisidir.
Pelin Hekimoğlu / Mother&Baby
Azıcık ateş yararlı!
Aslında ateş faydalı desek inanır mısınız? Ateş, vücut ısısını arttırırken, bazı mikropların da bölünerek sayıca artmasını engeller. Bununla birlikte savunma hücrelerinin bölünerek artmasını da hızlandırır. Bazı araştırmalara göre vücut ısısının artması enfeksiyonla savaşmaya yardımcı oluyor. Bu durum hastalık sürecini de kısaltabilir. Ama tabii çok yüksek olmaması koşuluyla.
Ateşini nasıl ölçeceksiniz?
Çocuklarınızın ateşini koltuk altı, rektal, kulak ve ağız yoluyla ölçebilirsiniz. Koltuk altının ısısı 36,5-37 derecedir. Civalı ve dijital termometreyle ya da rektal ve kulaktan ölçüm için özel yapılmış aletler kullanarak çocuğunuzun ateşini rahatlıkla ölçebilirsiniz. Ama biz yine belirtmek isteriz ki en güvenli yöntem koltuk altı ölçümü.
Termometrenin metal uç kısmını üç dakika süreyle çocuğunuzun koltuk altında tutun. Ölçtüğünüz değer 37,5 derece üzerindeyse çocuğunuz ateşli olarak kabul edilir. Buna karşın vücut ısısını en iyi yansıtan yöntem rektal ölçümü, ama ölçüm tekniği açısından çocuğunuza ciddi zararlar verebilir. Bu nedenle pek güvenli değil.
Ne yapacaksınız?
Bebeğinizin ateşi olduğunu fark ettiyseniz, hemen bir dijital termometreyle koltuk altından ateşini ölçün. Ateşi 38 derece olduysa, mutlaka doktorunuzu arayın. Bebeğiniz 6. ayının üstünde ve ateşi 37,4 ile 38 derece arasındaysa antipiretik (ateş düşürücüler) vererek ateşini bir-iki saat evde takip edebilirsiniz. Ama çok hasta görünüyorsa ve diğer hastalık belirtileri varsa, hemen doktorunuza danışın.
Evde mutlaka ateş düşürücü fitil veya şurup bulundurmanızda da fayda var. İlacı seçerken mutlaka doktora başvurun. Ateşi hızlı düşüren diğer bazı ilaçların tehlikeli yan etkileri olabilir, bebeğinize zarar verebilir. Biliyorsunuz ilaç konusunda titiz olmanızda her zaman yarar var.
Sağlıklı bir hayat için H2 REIKI
Kasım 12, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Biraz daha olumlu düşünebilmek, aklımızı kontrol etmek, sağlıklı bir hayat istiyorsanız. Belki de çözüm REIKI’de…
Reiki kelimesi Japonca’da “Evrensel Hayat Enerjisi” anlamına geliyor. Bireyin kişisel farkındalığının artması, enerjisini doğru kullanması ve sezgilerinin güçlenmesi üzerine kurulu bir şifa yöntemi. Her şeyin merkezinde de hayat enerjisi var.
Reiki’de kişi evrensel hayat enerjisine kanal oluyor. Ne kadar çok uygulama yaparsa da kendi enerjisi artıyor, daha dengeli, kendiyle uyumlu bir birey haline geliyor.
Reiki’nin prensipleri neler?
.Minnettar olacağım.
.Kızgınlık hissetmeyeceğim.
.Dürüst olacağım.
.Herşeye ve herkese saygılı olacağım.
Nereden çıktı bu Reiki?
Reiki, kökleri çok eskilere dayanmakla beraber ilk defa Japon rahip Mikao Usui tarafından bir iyileştir¬me yöntemi olarak kullanıldı.
Reiki tıbbi tedavileri reddetmiyor, tam tersine tamamlıyor. Pozitif düşünce ve rahatlama ile vücu¬dun gerginliğini alıyor, sakinleştiriyor. Yani fiziksel anlamda pozitif etki yaratıyor. Reiki’nin bırakın ağrı sızılara iyi gelmesini, kanser, tansiyon gibi daha ciddi hastalıklara da olumlu etki yarattığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği söyleniyor.
Reiki’nin yararları sadece fiziksel değil. Düzenli-Reiki yapan kişi dinginleşiyor, doğru noktalara odaklanabiliyor, sakinleşiyor. Duygusal karmaşaların daha kolay üstesinden gelebiliyor. Daha olumlu, yapıcı ve yaratıcı oluyor. Kendinde iyi olanı görüyor. Daha algıları açık, dinç oluyor.
Bunların sonucunda da Reiki’nin psikolojik so¬runlara da iyi geldiği söyleniyor. Depresyon, fobi, paranoya gibi sorunlar başta olmak üzere, daha hafif durumlara da olumlu sonuçları oluyor.
Reiki eğitimi
Reiki eğitimi aşama aşama. Biri tamamlanmadan diğerine geçilemiyor. Sabır istiyor, inanç istiyor.
Eğitimleri Reiki Master denilen özel eğitmenler veriyor.
1.Aşama
ilk aşamada Reiki’nin teorisi öğretiliyor, yani işin felsefesi. Bir veya iki gün süren eğitimde Reiki’nin ne olduğu ve nasıl işlediği öğreniliyor. Buna ek olarak, enerjiye kanal olmak için ne yapılması ge¬rektiği, vücutta hangi bölgelerden enerji akımının sağlandığı da bu aşamada yer alıyor. Bu bölgeler ise vücuttaki çakralar oluyor.
Aralarında kalp, alın ve mide de olan yedi temel bölgede bulunan çakra¬lar aracılığıyla enerji aktarımı nasıl yapılır öğrenili¬yor. Aktarım için ise avuç içleri kullanılıyor. Eller bu bölgeler üzerinde tutuluyor ve enerji aktarılıyor.
Sonra bu bilgiler uygulanıyor. Bu ilk eğitimi alan kişi artık Reiki için kanal oluyor ve dokunarak veya çok yakından enerji akımını sağlayabiliyor. Yani “uyumlanma” sağlanmış oluyor, ilk aşamadan son¬ra 21 günlük bir arınma süreci var. En az 21 gün boyunca Reiki uygulanıyor ve kişi uygulamayı iyice öğreniyor.
2.Aşama
ikinci aşamanın en önemli başlığı uzaktan ener¬jiye kanal olma yöntemleri. Bu yöntemleri uygu¬lamak için de Güç, Uzaklık ve Mental olmak üzere özel Reiki sembolleri kullanılıyor. Bu semboller öğretiye saygıdan gizli tutuluyor.
3.Aşama
Bu son aşama ile Reiki Master olunuyor. Bir ön¬ceki aşamada olduğu gibi, kişi bu aşamaya hazır ol¬malı ve yeterince uygulama yapmış olmalı deniyor. En önemlisi de, bu aşamaya gelen kişiler için Reiki bir yaşam felsefesi, hayatın ana öğretisi oluyor.
“Ben de bu eğitimi almak istiyorum!” diyorsanız…
•Sabırlı olmanız gerektiğini en baştan bilin.
•Biraz araştırın ve bu öğretinin size uygun olduğuna emin olun.
•Bol bol uygulama yapmanız gerekeceğini unutmayın.
Melis ÇETİNKAYA
Panik zatürre aşısını tüketti
Kasım 10, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Domuz gribi salgını ve aşısı konusunda tartışmalar sürerken; risk grubunda olmayanlar bile domuz gribinin zatürreye çevirip ölüme neden olacağı uyarıları üzerine zatürre (pnömokok) aşısı vurdurdu.
Piyasada zatürre aşısının kalmadığını belirten İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, “Herkes kendisi, ailesi, çocukları için önlem peşinde. Geçen yıl Türkiye’ye 120 bin doz zatürre aşısı gelmiş, tamamı satılmamıştı. Bu yıl 200 bin doz geldi, 65 bini İzmir’de haftalar öncesi de bitti, risk grubundakilere aşı kalmadı. Panikten çılgınca şeyler yaşanıyor” dedi. Eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş da Domuz gribi aşının gereksiz olduğunu öne sürüp, aslında zatürre aşısının yapılması gerektiğini öne sürmüştü.
Domuz gribi konusunda insanlar kime inanacağını şaşırırken, geçtiğimiz günlerde Domuz gribi ve aşısı konusunda görüşlerini açıklayan eski Sağlık Bakanı, MHP Kırıkkale Milletvekili Doç. Dr. Osman Durmuş, aşı olmayacağını, ailesini de aşılattırmayacağını söylemişti. Durmuş, zatürre hastalığından ölümlere ve zatürre aşısının önemine dikkat çekmişti. Bakan Durmuş’un eski bir Sağlık Bakanı olarak yaptığı bu uyarılar, domuz gribinden korunmak için önlem arayanlarda etki yaptı.
İzmirliler’in zatürre aşısına hücum ettiğini belirten Eczacı Odası Başkanı Sayılkan, geçen yıl kuş gribindeki paniğin daha yükseğinin yaşandığına dikkat çekti. Vatandaşların önlem arayışı içinde olduğunu ve her öneriyi dikkate aldığını belirten Sayılkan, şunları söyledi:
“Domuz gribinde ülkenin en yetkin ağızları görsel ve yazılı medyada çok net olarak bu hastalıktan kaç kişinin mağdur olacağı, kaç kişinin ölebileceği gibi sayılar verdi. Gerçekten bir salgının söz konusu olduğu bildirildi, aşı olunsun mu olunmasın mı tartışması başladı ve hala sürüyor. Bu konuda yetenekli, bilgi birikimi olan herkes bildiklerini ortaya dökünce vatandaşın kafası karıştı. Geçen yıl Aralık sonuna kadar bitmeyen mevsimsel grip aşıları bu yıl ekim ayı sonunda bitti. Türkiye’ye geçen yıl 2 milyon 300 bin doz mevsimsel grip aşısı gelmişti, tamamı tüketilmedi, elde kalanlar oldu. Bu yıl da aynı dozda mevsimsel grip aşısının Türkiye’ye geldiğini biliyoruz. Bu dozların 500 bini, daha Aralık ayı gelmeden ekim sonu itibariyle İzmir’de kullanılıp tükendi. Şu anda mevsimsel grip aşısı eczanelerde yok. Alkol bazlı el temizleme jellerinde yaşananları hergün haberlerden izliyoruz. Bir furya yaşanıyor. Hergün piyasaya gripten koruduğu iddiasıyla yeni ürünler giriyor. Hiç adını sanını duymadığımız, Tarım Bakanlığı’nın izniyle piyasaya verilen çeşit çeşit biktisel bağışıklığık sistemini güçlendirici ürünlere inanılmaz talep var. Piyasaya çıkıyor, kısa sürede tükeniyor. Buna bakınca vatandaşımızın psikolojisi çok net anlaşılıyor. Herkes kendisiyle ilgili bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ailesi, çocukları için bir önlem peşinde.”
TRAJİKOMİK BİR TABLO
Sayılkan bunların dışında vatandaşın kendisini, ailesini korumak için risk grupları için önerilen zatürre aşısına hücum ettiğini ve haftalar öncesinden bu aşının da tükendiğini söyledi. 30 bini İzmir’e olmak üzere geçen yıl Türkiye’ye 120 bin doz zatürre aşısı geldiğini, Aralık ayında hala satılmamış aşı olup bir bölümünün elde kaldığını belirten sayılkan, “Bu yıl ülkemize 200 bin doz zatürre aşısı geldi. Bunun 65 bini İzmir’deki eczanelerde satışa çıktı ve Ekim ayı sonu itibariyle zatürre aşısı da kalmadı. Sadece İzmir’de bu yıl geçen yıla göre -ki geçen yıl hepsi tüketilmedi- iki katı artış var. Şimdi arayan bulamıyor. Geçmiş yıllarda Aralık ayında bile eczanelerde bulunabilen mevsimsel grip aşısı ile zatürre aşısı şimdi yok. Vatandaşa kızamıyorum, eleştiri getiremiyorum. Çünkü kamuoyu önünde çok yetkili ağızlar böyle bir tablo ortaya koyarsa vatandaş kendi çözümünü üretmek zorunda kalır. Grip aşısının, zatürre aşısının kimlere vurulması gerektiği, kimlerin risk grubunda olduğu çok açık. Yani solunum yetmezliği, astımı, diyabeti gibi kronik rahatsızlıkları olanlar risk grubundayken çok sayıda genç yaştaki insanlar da, herkes bu aşıyı vurdurmakla ilgili gereksiz bir paniğe girdi. Sonuçta esas vurulması gereken risk grubu aşısız kaldı. Firma yetkililerine sorduğumuzda da aşının tükendiğini ve risk grubundakilerin bulamadığını söylediler. Bu trajikomik bir tablo.”
Öte yandan Sayılkan bu tabloya bakıldığında vatandaşın bu korkusundan, paniğinden birilerinin rant sağladığı gibi bir görüntünün ortaya çıktığını öne sürdü. Sayılkan, “Bize düşen, sağlık hizmetinde söyleyecek sözü olan kimselerin bu paniği makul bir düzeye indirip kimlerin aşı ya da ürünleri kullanması gerektiği konusunda net açıklama yapması gerekir. Bu açıklama geciktikçe kafa karışıklığı sürüyor. İzmir’de de bu panikten çılgınlık ötesi bu ürünlerin tüketimi, kullanımı var. Maalesef sağlık gibi önemli bir konuda herkes bütçesi oranında kendi önlemini almaya çalışıyor” dedi. Zatürre aşısı 32 lira 29 kuruştan satılırken, Sosyal Güvenlik Kurumu risk grubundakilerin aşı bedelini karşılıyor.
Nesrin COŞKUN/DHA
Sigara akciğer kanserini tetikliyor
Türk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) Başkanı Prof. Dr. Nezih Özdemir, yüzde 90′ı sigara kaynaklı bu hastalığın erkeklerde kanserden ölümlerin en büyük sebebi olduğunu, kadınlarda da altıncı sırada yer aldığını söyledi. Denizli’de, “Akciğer Kanseri Tedavisi ‘Uzlaşıya Doğru’ Sempozyumu” düzenlendi. Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin bilimsel katkıda bulunduğu sempozyumda, akciğer kanseriyle ilgili Türkiye’den ve dünyadan son veriler, teşhis ve tedavideki gelişmeler masaya yatırıldı.
Bir konuşma yapan Prof. Dr. Özdemir, akciğer kanseri sebeplerinin başında sigaranın geldiğini belirterek, “Ülkemizde yapılan bir çalışmaya göre akciğer kanserli hastaların yüzde 80′i sigara içen, yüzde 10′u bırakmış, yüzde 10′u ise içmemiş kişilerden oluşmaktadır.” dedi.
Türkiye’de her yıl 20 bin yeni akciğer kanseri teşhisi konulduğunun tahmin edildiğini vurgulayan Özdemir, “Bu kişilerin ortalama yüzde 15′i hastalığa erken evrede yakalanabiliyor. Bu oran, ABD’de yüzde 30 civarında. Erken evrede ameliyat olabilenlerin kurtulma şansı yüksek. İleri evrede ise hastaları uzun ve yorucu bir tedavi süreci bekliyor. Birkaç tedavi modeli kombinasyonu gerekebiliyor.” şeklinde konuştu.
Pasif sigara içiciliğiyle de akciğer kanserinin bir tipinin görülme sıklığının arttığını vurgulayan TAKD Başkanı Nezih Özdemir, tütün ürünlerinin vergilerinin yükseltilip fiyatlara olduğu gibi yansıtılmasını önerdi. Sigara içenlerin kalp krizi ve kanserden ölme ihtimalinin ortalama 20 misli arttığını vurgulayan Prof. Dr. Özdemir, “Akciğerleriniz yıllar içinde iflas eder, nefes darlığından yürüyemez hale gelirsiniz. Kol ve bacaklarınıza giden damarların tıkanmasına bağlı olarak riskli ameliyatlara maruz kalabilir, hatta bu uzuvlarınızı kaybedebilirsiniz. Cinsel performansınız azalabilir ve kısır kalabilirsiniz.” dedi.
Cihan
Hepatit C
Kasım 8, 2009 admin
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık
Hepatit C, hepatit C virüsünün (HCV) neden olduğu bir karaciğer hastalığıdır. Viral hepatite neden olan beş farklı virüsten (A, B, C, D ve E olarak tanımlanır) biri olan hepatitis C, karaciğerde iltihaba neden olur. Enfekte kişinin kanı ya da cinsel ilişki yolu ile yayılır. Her yıl, HCV ile enfekte kişilerin % 85 inde kronik enfeksiyon geliştiği tahmin ediliyor; bununla birlikte, enfeksiyon bulunan birçok kişide belirti görülmez. Bazılarında ise bu enfeksiyon, siroza (karaciğer hücrelerinde hasar), karaciğer yetersizliğine ve olası karaciğer kanserine yol açabilir.
Hepatit C, en sık görülen kanla bulaşan enfeksiyonlardan biridir ve karaciğer nakline yol açan nedenler arasında birinci sırada yer alır. Tüm dünyada yaklaşık 170 milyon kişi bu virüs ile enfektedir. Hastalığa yakalananlarda bazen 20 yıl boyunca belirti gözlenmediğinden, kişiler hastalıklarının farkına çok geç varırlar. Önümüzdeki on yılda bu hastalık nedeniyle ölenlerin ve karaciğer nakli için bekleyenlerin sayısında dramatik bir artış beklendiğinden, toplumda öncelikli bir sağlık sorunu durumuna gelme olasılığı yüksektir.
Erken tanı, hepatit C nin daha fazla yayılmasını önlemede ve virüsün karaciğerde yol açacağı hasarın azaltılmasında büyük önem taşır.|Hepatit C Testi:
Aşağıda belirtilen kişiler / gruplar risk altında oldugundan Hepatit-C testi uygulanmalıdır.
- Temmuz 1992 tarihinden önce kan nakli ya da organ nakli yapılan kişiler, 1987 yılından önce pıhtılaşma sorunları nedeniyle kan ürünü verilenler ya da uzun süreli böbrek diyalizine bağlı olanlar
- Kronik böbrek yetersizliği, hemofili ya da kemoterapi gerektiren kanser vakaları gibi sık olarak kan ürünlerinin verildiği hastalar
- Sağlık hizmetlerinde çalışanlar
- Enjeksiyonla madde kullananlar, eskiden enjeksiyonla madde kullanmış olanlar
- Yüksek risk taşıyan cinsel etkinlikleri, birden çok eşi ve/veya cinsel yolla bulaşan hastalığı olan kişiler|Korunma
- Üzerinde kan bulunabileceğinden iğne, diş fırçası, makas ya da benzeri araç ve gereci kimseyle paylaşmayın.
- Eldiven giymeden kimsenin kanına dokunmayın.
- Cinsel etkinliğiniz varsa, güvenli cinsel ilişki kurun ve prezervatif kullanın.
- Vücudunuza dövme yaptıracaksanız, kullanılan araç ve gerecin steril olmasına dikkat edin.
- Hepatit C virüsü taşıyorsanız, kan ya da plazma bağışlamayın.
- Hepatit C enfeksiyonunuz varsa fazla miktarda alkol kullanmayın.
KIZAMIK - KABAKULAK - KIZAMIKCIK
Kasım 8, 2009 admin
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık
Kızamık
Kızamık, ates, döküntü, nezle, öksürük ile gözlerde agrı ve kızarıklıga neden olan ciddi ve çok bulasıcı bir viral hastalıktır. Kızamık bazen, zatürree gibi tehlikeli komplikasyonlara neden olabilir. Hastalıga yakalanan 2000 çocuktan yaklasık bir tanesinde beyin iltihabı görülmektedir. Bu sekilde etkilenen her on çocuktan birisi yasamını kaybetmekte ve dördünün beyninde kalıcı hasar olusmaktadır.
Kızamık, hasta olan kisinin öksürme ve aksırması sırasında çıkan tükürük damlacıkları aracılıgıyla geçebilir.
Çocuklarda, kızamık hastalıgından birkaç yıl sonra SSPE olarak adlandırılan ender bir saglık sorunu ortaya çıkabilir. Hızlı bir sekilde beyni tahrip eden SSPE, her zaman öldürücüdür.
Kabakulak
Kabakulak, ates, basagrısı ve tükürük bezlerinin iltihaplanmasına neden olur. Bazen beyni çevreleyen zarda iltihaplanmaya yol açar. Ancak, hastalıgın kalıcı yan etkileri ender olarak görülmektedir. Bu hastalık ayrıca kalıcı sagırlıga da neden olabilir.
Kabakulak, hasta olan kisinin öksürme ve aksırması sırasında çıkan tükürük damlacıkları aracılıgıyla geçebilir.
Hastalıga yakalanan bes ergin ya da yetiskin erkekten yaklasık birisinde erbezlerinde (testislerde) agrılı iltihap ve sislik görülmektedir. Bu durumdaki erkekler genellikle tamamen iyilesmekte, ancak bu komplikasyon ender olarak kısırlıga yol açabilmektedir.
Kızamıkçık
Kızamıkçık, hafif bir çocukluk dönemi hastalıgıdır. Ancak, ergenlik çagındaki gençleri ve yetiskinleri de etkileyebilir. Hastalık lenf bezlerinde sisme, eklem agrısı ile yüzde ve boyunda iki üç gün süren döküntüye neden olur. Hasta her zaman hızla ve tam olarak iyilesir.
Kızamıkçık, hasta olan kisinin öksürme ve aksırması sırasında çıkan tükürük damlacıkları aracılıgıyla geçebilir.
Kızamıkçık, kadınların hamileliklerinin ilk 20 haftasında hastalıga yakalanmaları durumunda çok tehlikelidir. Bu, bebekte ciddi olusum bozukluklarına neden olabilir. Ísitme ve görme özürlülügü ile kalple ilgili olusum bozuklukları ve zihinsel özürlülüge yolaçabilir.
Kızamıkçık çok bulasıcı bir hastalık olup, hamile kadınları ve bebeklerini korumanın en uygun yolu, kadınların hamile kalmadan önce ası olmalarını saglamak ve hastalıgın yayılmasını önlemek için tüm çocukları asılamaktır.
Dogurganlık yasında olan ve özellikle hamile kalmayı düsünen kadınların doktora basvurmaları ve kızamıkçık kan testi yaptırmaları gerekir. Kan testi, baska bir MMR asısının gerekip gerekmedigini gösterecektir. Bir diger MMR asısı yapılmasının gerekmesi halinde, asının koruma sagladıgından emin olmak için, asının ardından bir kan testi daha yapılmalıdır. Hamile olan veya iki ay içinde hamile kalmayı planlayan kadınlara ası yapılmamalıdır. Kadınların her hamilelikten önce, koruma düzeyinin halen yeterli olup olmadıgının belirlenmesi için, kızamıkçık kan testi yaptırmaları önemlidir.
MMR ’nin Olası Yan Etkileri
MMR asısının yan etkileri, hastalıkların komplikasyonlarından çok daha az sıklıkta görülmektedir. En yaygın yan etkiler, kisinin kendisini iyi hissetmemesi, hafif ates ve muhtemelen asıdan sonra yaklasık altı ile onbir gün süren döküntülerdir. Bu süre içinde döküntüleri olan kisiler hastalıgı baskalarına bulastırmaz.
Ası olan kisilerde bazen, asının bilesimindeki kabakulak virüsü nedeniyle, asıdan yaklasık üç hafta sonra tükürük bezlerinde hafif sisme görülebilir.
Beyin iltihabı gibi, asının en önemli yan etkisi çok ender olarak görülmekte ve muhtemelen milyonda bir ya da daha az sıklıkta olusmaktadır.
Yaygın Yan Etkiler asagıdaki uygulamalarla azaltılabilir:
• Fazla miktarda sıvı içilmesini saglama.
• Fazla kalın giyinmeme.
• Ası yapılan yere soguk, ıslak bir bez parçası koyma.
• Herhangi bir rahatsızlıgı azaltmak için parasetamol alma (ya da çocugunuza verme)(yasa göre uygun dozda vermeye dikkat ediniz).
Yan etkilerin ciddi olması veya geçmemesi ya da kaygı duymanız halinde, doktorunuza ya da hastaneye gidiniz.
Aşı Öncesi Kontrol Listesi
Sizde ya da çocuğunuzda aşağıda belirtilen durumların olması halinde, aşı olmadan önce bunları doktor ya da hemşireye iletiniz:
. Son bir ay içinde başka bir a. ı olunması.
. A. ı yapılacağı gün hasta olunması.
. Herhangi bir aşıya karşı ciddi yan etkilerin olması.
. Herhangi bir ciddi alerjinin olması.
. Herhangi bir tür steroid ilaç kullanılması (sözgelimi, kortizon gibi).
. Son üç ay içinde gamaglobulin a. ısı veya kan nakli yapılması.
. Bağışıklık sistemini zayıflatan bir hastalığın olması ya da tedavinin uygulanması (sözgelimi, kan kanseri, kanser, HIV/AIDS, radyoterapi ya da kemoterapi gibi).
. Halen ara. tırmaları süren merkezi sinir sistemiyle ilgili bir hastalığın olması.
. Hamile olmanız veya aşıdan sonra iki ay içinde hamile kalmayı planlamanız.
Aşının farklı bir şekilde yapılması gerekebileceğinden, yukarıda
belirtilen durumların doktor ya da hemşireye iletilmesi gerekir.
http://www.saglikbilgileri.com


Domuz gribinden ölümlerin çoğunlukla 50 yaş altında olması, 50-60 yaş üstü kişilerin bu hastalıktan çok ‘’su çiçeği geçiren herkeste görülen ve bağışıklık sistemindeki zayıflamayla ortaya çıkan ”zona” (Herpes Zoster) hastalığının riski altında olduklarını bildirdi.