Annelere H1N1′den korunma yöntemleri anlatıldı

Aralık 2, 2009 admin  
Kategori - Anne ve Bebek Sağlığı

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Melahat Dönmez, hamile ve emziren annelerin domuz gribi aşısı yaptırmasında bir sakınca olmadığını söyledi.

Domuz gribi vakalarının giderek artması üzerine Prof. Dr. Melahat Dönmez, önemli açıklamalar yaptı. Hamile bayanların domuz gribine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Melahat Dönmez, “Gebe kadınların hastaneye kaldırılma oranı genel nüfustan daha fazladır. Bu hastalığa bağlı ölümlerin yüzde 6’sı, hamile bayanlarda olmaktadır. Yakın zamanda yapılan geniş ölçekli bir çalışmada, normal mevsimsel gribe karşı inaktif aşı yapılan gebe kadınların, 6 aydan küçük bebeklerinde grip riski yüzde 63 azalmıştır. Bu sonuç, gebe kadınlara yapılacak grip aşısının hem anne hem de bebek sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Doktoruna kontrol için gelen gebe kadınların, bu esnada aşının yapılması en uygun zamanlamadır. Şayet şartlar uygun değilse, başka bir aşılama günü planlanması uygun olacaktır. Dolayısıyla bir doz H1N1 aşısı gebe kadınlara önerilmektedir” dedi.

Prof. Dr. Dönmez, domuz gribi aşısının hem anneyi hem de bebeği korumaya yardımcı olacağını beliterek, “Grip aşıları sadece 6 ay ve üzerindeki bebekler için önerilmektedir. Dolayısıyla 6 aylıktan daha küçük bebek ile birlikte yaşayan herkes hem H1N1 hem de mevsimsel grip aşısını olmalıdır. Domuz gribi aşısı, hem de mevsimsel grip aşısı, emziren annelere yapılabilir. Aşılı anneden bebeğe sütle geçecek antikorlar, bebeği korumaya yardımcı olacaktır” diye konuştu.

Çalışan hamile bayanların kesinlikle maske takması gerektiğini de vurgulayan Dönmez, şöyle konuştu;
“İnsan yoğunluğunun yaşandığı alanlarda çalışan ve sürekli insanlarla karşı karşıya olan hamile bayanların, domuz gribine yakalanma riski daha fazla. Hamile bayanlar çalışırken mutlaka maske takmalı.”

İHA

Çocuğum ateşlendi diye hemen telaş yapmayın

Kasım 29, 2009 admin  
Kategori - Çocuk Sağlığı

Ateş, enfeksiyonla savaştığını gösterir. Bağışıklık sisteminin çalıştığının ve vücudun enfeksiyonu atmaya çabaladığının bir belirtisidir.

Pelin Hekimoğlu / Mother&Baby

Azıcık ateş yararlı!
Aslında ateş faydalı desek inanır mısınız? Ateş, vücut ısısını arttırırken, bazı mikropların da bölünerek sayıca artmasını engeller. Bununla birlikte savunma hücrelerinin bölünerek artmasını da hızlandırır. Bazı araştırmalara göre vücut ısısının artması enfeksiyonla savaşmaya yardımcı oluyor. Bu durum hastalık sürecini de kısaltabilir. Ama tabii çok yüksek olmaması koşuluyla.

Ateşini nasıl ölçeceksiniz?
Çocuklarınızın ateşini koltuk altı, rektal, kulak ve ağız yoluyla ölçebilirsiniz. Koltuk altının ısısı 36,5-37 derecedir. Civalı ve dijital termometreyle ya da rektal ve kulaktan ölçüm için özel yapılmış aletler kullanarak çocuğunuzun ateşini rahatlıkla ölçebilirsiniz. Ama biz yine belirtmek isteriz ki en güvenli yöntem koltuk altı ölçümü.

Termometrenin metal uç kısmını üç dakika süreyle çocuğunuzun koltuk altında tutun. Ölçtüğünüz değer 37,5 derece üzerindeyse çocuğunuz ateşli olarak kabul edilir. Buna karşın vücut ısısını en iyi yansıtan yöntem rektal ölçümü, ama ölçüm tekniği açısından çocuğunuza ciddi zararlar verebilir. Bu nedenle pek güvenli değil.

Ne yapacaksınız?
Bebeğinizin ateşi olduğunu fark ettiyseniz, hemen bir dijital termometreyle koltuk altından ateşini ölçün. Ateşi 38 derece olduysa, mutlaka doktorunuzu arayın. Bebeğiniz 6. ayının üstünde ve ateşi 37,4 ile 38 derece arasındaysa antipiretik (ateş düşürücüler) vererek ateşini bir-iki saat evde takip edebilirsiniz. Ama çok hasta görünüyorsa ve diğer hastalık belirtileri varsa, hemen doktorunuza danışın.

Evde mutlaka ateş düşürücü fitil veya şurup bulundurmanızda da fayda var. İlacı seçerken mutlaka doktora başvurun. Ateşi hızlı düşüren diğer bazı ilaçların tehlikeli yan etkileri olabilir, bebeğinize zarar verebilir. Biliyorsunuz ilaç konusunda titiz olmanızda her zaman yarar var.

Domuz gribine bağlı zatürre öldürücü olabilir

Kasım 17, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Tüm dünyada salgın halinde yaşanan Domuz Gribi virüsü sonucunda oluşan zatürre ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Dr. Hakan Solak zatürre ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.

Halk arasında zatürre olarak bilinen, (tıbbi tanımlamasıyla pnömoni), bakteri, virüs ve nadiren de parazitlerin oluşturduğu akciğer enfeksiyonu olarak tanımlanmaktadır. Akciğerde meydana gelen enfeksiyon sonucunda, alveol adı verilen hava keseciklerinin içinin dolmasına, bu durum da solunum yetmezliğine neden olmaktadır.

Zatürre daha çok, ileri yaşlarda, kronik akciğer ve kalp hastalığı olan kişilerde, sigara kullananlarda, alkolizm ve madde bağımlılarında, bilinç bozukluğu olan kişilerde sık görülmektedir. Küçük çocuklarda, ileri yaştakilerde ve kronik hastalığı olanlarda daha ağır seyreder ve ölümle sonuçlanabilir.

Hastalık genellikle ateş, halsizlik ve boğaz ağrısı ile üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayabilir. Birkaç gün sonrasında, genellikle 39 dereceyi aşan yüksek ateş, titreme, nefes darlığı, öksürük ve balgam çıkarmayla beraber batıcı göğüs ağrısı da eklenebilmektedir. Bazen atipik seyirli zatürrelerde bu bulgular belirgin olmayıp karın ağrısı, bulantı, ishal gibi belirtilerde ön planda olabilir.

Çok yaşlı hastalarda öksürük ve balgam çok az olabileceği gibi, ateş de fazla yüksek olmayabilir. Bazen zatürreye neden olan bakteriler kan yolu ile tüm vücuda yayılarak ölümle sonuçlanabilen çok ciddi bir tabloya da neden olabilir.

Zatürreye neden olan bakteriler normalde sağlıklı kişilerin boğaz florasında bulunmaktadır ama hastalık oluşturmazlar. Virüslerin neden olduğu gribal enfeksiyon sonrasında bu bakteriler zatürreye sebep olmakta, esas tehlikeli ve solunum yetmezliğine sebep olan tablo oluşmaktadır.

Zatürre teşhisi, muayene, akciğer filmi ve bazı kan tetkikleri ile konulmaktadır. Hasta olan kişinin saçacağı damlacıkla (öksürme, hapşırma, hatta konuşma esnasında) temas eden kişilere (1-2 metre mesafe) zatürre bulaşabilmektedir. İnsanların kalabalık olarak bulunduğu, okul, cezaevleri gibi yerlerde zatürre salgınları olabilmektedir.

Virüsler de zatürreye sebep olabilmektedir, buna virüs direkt kendi sebep olabildiği gibi, grip salgınları esnasında bakterilerin (özellikle streptekok ve stafilokok bakterileri) eklenmesiyle çok tehlikeli ve öldürücü olabilecek zatürreler gelişmektedir.

Domuz gribi virüsü ile grip olmuş kişilerde de bu bakteriler öldürücü zatürrelere sebep olabileceği için çok dikkatli olunmalıdır. Zatürreye karşı geliştirilmiş aşı bazı bakteri türlerine karşı koruyucu olabileceğinden, risk gruplarında bu aşının yapılması önerilmektedir. Zatürre olan kişiler hastalığın ağırlığına ve seyrine göre, ayakta ya da evde tedavi edilebilir.

Haberturk

Domuz gribine karşı çemen

Kasım 13, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

İçinde yüzde 20 oranında sarımsak ve birçok baharat bulunan çemenden yemenin, insanları domuz gribinden koruyacağı belirtildi.

Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof.Dr. Neriman İnanç, çemen hamurunda bulunan sarımsak ve 200’den fazla kimyasal bileşiğin insanları virütik ve bakteriyel enfeksiyonlardan koruyacağını belirtti.

Pastırmaların da dışını kaplayan Çemen hamurunda kullanılan baharatların yiyecek ve içeceklere farklı amaçlarla katılan aromatik bitkisel ürünler olduğunu ifade eden Prof.Dr. İnanç, “Çemenin bileşiminde buy otu (Trigonella foenum greacum) tohumlarının unu, kırmızı biber, sarımsak ve su bulunmaktadır. Ancak, günümüzde bunların yanı sıra çemene buğday unu, burçak unu ve çeşitli boyalar da katılmaktadır. Çemenleme işlemi Kayseri’de milli bir et ürünü olan pastırmaya uygulanmaktadır. Birçok araştırmada çemenleme işleminin faydaları araştırılmıştır. Çemenlemenin besini dış etkenlere karşı koruma, çemenlenen besinin fazla kurumasını önleme, lezzeti arttırma, besinin hava ile temasını önleyerek bozulma ve küflenmeyi önlemek ve içerdiği yüksek orandaki sarımsağın bakterisid yani bakteri öldürücü etkisi olduğu ortaya konmuştur. Mikrobiyolojik kalite açısından iyi bir çemen hamurunun yüzde 50’si su, yüzde 15’i çemen unu ve yüzde 20’si sarımsaktır. Baharatın mikroorganizmalar üzerine etkileri eskiden beri araştırılan bir konu olmuştur” dedi.

SARIMSAK İNSANLARI HASTALIKLARDAN KORUYOR

Prof.Dr. Neriman İnanç, sarımsağın içinde bulunan kimyasal maddelerin insan vücudunu geniş bir hastalıklar yelpazesinden korumaya sahip olduğunu vurguladı. Prof.Dr. İnanç şöyle konuştu:

“Çemen hamurundaki kükürt ihtiva eden bileşiklerden alicin, alliin ve ajoene ile uçucu yağlar ve enzimler, karbonhidratlar, mineraller, aminoasitler, A, B1, B2, Niasin ve C vitaminidir. Sarımsağa özel koku ve lezzeti veren taşıdığı kükürtlü uçucu yağdır. Türk sarımsakları yüzde 0.4 oranında alliin, alicin ve uçucu yağ taşımaktadır. Sarımsağın bakterileri, mantarları, parazitleri öldürmek, kan basıncını, kan şekerini ve kolesterolü düşürmek, karaciğeri korumak ve antitümör maddeler ihtiva etmek gibi özellikleri bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda sarımsağın insanların bağışıklık sistemini güçlendirdiği belirlenmiştir. Sarımsak anti bakteriyel ajan olarak birçok bakteriye karşı etkili olduğu ve bu etkinin içindeki allicinden ileri geldiği bilinmektedir. Sarımsağın antioksidan özelliğini hasadından sonra altı ay kadar muhafaza ettiği belirlenmiştir. Çemenin yüzde 20 oranında sarımsak ve baharatları içeren bir besin olması nedeniyle virütik ve bakteriyel enfeksiyonlardan ve domuz gribinden korunmak için kullanılmasını öneriyoruz.”
Ahmet Oğuz GÜNDÜZ/DHA

Bitki çayları su gibi gidiyor!

Kasım 12, 2009 admin  
Kategori - Şifalı Bitkiler

Van’da domuz gribi salgınından korkan vatandaşlar, bitki çayları içerek gripten korunmaya çalışıyor.

Domuz gribi salgınının ardından bitki satışlarında büyük oranda artış yaşandığını ifade eden 17 yıllık aktar Haşim Aşkan, Doğu Anadolu Bölgesi’nde birçok kente bitki ve baharat çeşitlerini sattıklarını söyledi.

Domuz gribi salgınının ardından 2 ayda satışlarının yüzde 500 arttığını belirten Aşkan, ”Geçen yıl 100 kilogram sattığım bir bitkiden bu yıl 2 ayda 1 tona yakın sattık. Kuş gribi olduğu dönemde de satışlarımız artmıştı ama bu kadar olmamıştı” dedi.

Vatandaşların televizyonlardan öğrendiği bitkileri istemek için aktarlara geldiğini ifade eden Aşkan, şöyle konuştu:

”Birçok çeşit bitki isteyen var. Kaynatılıp içilen ve demlenen bitkiler var. Bunlar insan sağlığına iyi de geliyor. Grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıkların atlatılmasında büyük yarar sağlıyor. Zaten önceden içilirse bu tür hastalıklara yakalanma riski de azalıyor. Vücut direncini ve bağışıklık sistemini güçlendiren bitkiler var. Bu bitkileri ucuz fiyata her yerde bulabilirsiniz.”

-”ÇAY GİBİ TÜKETİLİYOR”-

Kaynatılıp içilen bitkilerin bölgede çay gibi tüketildiğini belirten Aşkan, ”Bir demliğe 2 parça tarçın, bir parça zencefil, havlıcan, bir tutam ıhlamur, bir tutam kuş burnu, iki dilim ayva ve karanfil katılıp 5-10 dakika kaynatılıp tüketildiğinde vücut direnci artıyor, bağışıklık sistemi güçleniyor” diye konuştu.

Bitki satın alan ve mutfağında sürekli çeşitli bitkilerden bulundurduğunu belirten Nuray Hayatbaşı ise günlük hayatta sürekli bitki çayı tükettiğini ifade ederek, ”Her şeyin şifası bitkilerdir. Zaten bu konuda doktorlar ve halk sağlığı uzmanları önce bitkilere yönlenilmesi konusunda uyarıda bulunuyor. Bu yüzden illaki bitki diyorum, iyi de geliyor” dedi.

AA

Maske gripten korumuyor

Kasım 10, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Domuz gribi yüzünden ulusal salgın ilan edilen, tüm okulların bir hafta süreyle kapatıldığı Bulgaristan’da, hastalığın yayılması halk arasında panik yarattı.

Sağlık Bakanlığı Ulusal Salgın Hastalıklar Danışmanı Doç. Dr. Mira Kojuharova, Ulusal Haber Ajansı BTA’ya yaptığı açıklamada, maske takıp sokağa çıkan vatandaşların başarılı bir koruma önlemi aldıklarını zannettiklerini belirterek, “Yüz maskesi gripten korumaz” uyarısında bulundu.

Kojuharova, bir saatten uzun süre takılan yüz maskesinin hiçbir koruyucu etkisi kalmadığını, nemlenmesi sonucu virüsü geçiren bir filtre haline geldiğini söyledi.

Kojuharova, burun ve ağzı kapatan bu maskelerin hastalar tarafından takılmasının daha etkin olduğunu kaydederek, “Gripten korunmak istiyorsanız, hasta inanlardan ve virüsün bulunabileceği kalabalık ortamlardan uzak durun” dedi.
Grip virüsünün sadece solunum ile değil temas yoluyla da geçtiğini hatırlatan Kojuharova, “Ateşiniz 38 dereceye çıktığında işe gidip kahramanlık yapacağınıza, vatandaşlık görevinizi yerine getirdiğinizi evde kalarak gösterin” diye konuştu.

Bu arada Domuz gribi tedavisinde kullanılan “Tamiflu” ve “Relenza” adlı ilaçların yaşanan panik yüzünden vatandaşların eczanelere akın etmesi üzerine tükendiği bildirildi.

Bulgaristan’da Domuz gribi yüzünden bugüne kadar 9 kişi hayatını kaybetti.
A.A

Domuz gribi aşısı mevsimsel gribi de önlüyor!

Kasım 10, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

H1N1 virüsü için uygulanacak aşı, bir sonraki dönemdeki mevsimsel gribi de önleyecek. Çünkü mevsimsel gribin etkeni artık H1N1 virüsü olacak.

Hacettepe Üniversitesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları uzmanı ve Pandemi Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, tartışılan domuz gribi aşısıyla ilgili olarak, “H1N1 virüsü için uygulanacak aşı, bir sonraki dönemdeki mevsimsel gribi de önleyecek. Çünkü mevsimsel gribin etkeni artık H1N1 virüsü olacak” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, ANKA’ya yaptığı açıklamada, ABD’nin kullandığı aşının canlı virüs aşısı olduğunu ve içinde adjuvan maddesinin olmadığını belirterek, “Bu aşının avantajı adjuvan denilen maddenin yan etkileri görülmüyor. Dezavantajı ise, kısıtlı üretildiği için aşı yetişmiyor. ABD, parasını önceden ödediği için adjuvansız aşı kullanacak” dedi.

-”AŞININ DA HASTALIĞIN DA BİLİNMEYEN YÖNLERİ VAR”-

Prof. Dr. Ceyhan, devam eden aşı tartışmalarının bir taraftan aşının yan etkileri ve bilinmeyen yönlerinden kaynaklandığını, diğer taraftan ise domuz gribi hastalığının bilinmeyen yönlerinden kaynaklandığını ifade etti. Aşının yan etkileri hakkında “Türkiye’de yaklaşık olarak 200 bin doz aşı yapıldı. Çok önemli bir yan etki görülmedi. 100 bin doz aşıda 25-26 kişi yan etkilerinden dolayı hastaneye başvurdu. Ancak ciddi bir şey çıkmadı. 100 kişi aşılanmayıp hasta olsaydı, 100 civarında kişi ölürdü. Aşı yapılsın dememizin sebebi budur. Hiçbir yan etkisi yoktur demiyoruz ama hastalık aşıdan daha riskli olduğu için aşı yapılsın diyoruz. Aşıyı yan etkisi nedeniyle ‘yaptırmıyorum’ diyen bir ülke de yok” diye konuştu.

-”ABD ADJUVANLI AŞIYI İNCELİYOR, KULLANABİLİR”-

Prof. Dr. Ceyhan, ABD’nin öncelikle tüm halkı aşılamak istediğini ancak aşı yetmediği için risk gruplarına öncelik verdiğini belirtti. Prof. Dr. Ceyhan, risk gruplarına aşının yetmemesi söz konusu olunca, risk gruplarında da kısıtlamaya gittiklerini bildirerek, “ABD, Avrupa’nın kullandığı adjuvanlı aşıyı inceliyor, o aşıyı da kullanabilir” diye konuştu.

-”AŞIDA TERCİH HAKKIMIZ YOK”-

Prof. Dr. Ceyhan, “Türkiye adjuvanlı aşıyı tercih etti” şeklinde yanlış anlaşılmalar olduğunu belirterek, “Adjuvanlı aşı ile diğeri arasında 70 cent fiyat farkı var. Sorun fiyattan kaynaklanmıyor. Aşı firmaları adjuvansız aşıdan dünyada ABD dışında hiçbir ülkeye veremeyeceklerini söylediler. Avrupa’ya da bu cevap verildiği için herkes adjuvanlı aşıyı tercih etmek zorunda kaldı. Diğer aşıyı tercih etme şansımız yoktu” şeklinde açıklama yaptı.

-”AŞI FİRMALARININ PEŞİNDEN BİZ KOŞTUK”-

Prof. Dr. Ceyhan, aşıların İtalya, Belçika ve Fransa’da üretildiğini söyleyerek, üç ayrı firmadan da Türkiye’nin siparişi olduğunu dile getirerek, “Bu ülkeler de adjuvanlı aşı kullanıyor” dedi. Prof. Dr. Ceyhan, firmaların aşıyı yetiştiremediğini belirterek, “Almayı düşündüğümüz 43 milyon doz aşıyı hemen çıkarıp veremiyorlar. Firmaların Türkiye’ye aşı satma gibi bir dertleri yok. Aşı firmalarının peşinden biz koştuk, biz uğraştık” dedi.

Prof. Dr. Ceyhan, parasını ödeyebilecek durumda olan her ülkenin adjuvanlı aşıyı aldığını ve 50’ye yakın ülkede bu aşının uygulandığını söyledi. Prof. Dr. Ceyhan, Dünya Sağlık Örgütü’nün çalışmalarıyla 10 zengin ülkenin 200 milyon doz aşıyı satın alarak, fakir ülkelere göndereceğini de belirtti.

Milliyet

Gripten koruyan besinler

İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar:

Domuz gribi hastalığına yakalandığınız zaman virüsü yenebilmek için en önemli önkoşul, bağışıklık sisteminizin güçlü olması. İşte bağışıklık sistemini domuz gribine karşı güçlü tutmak için tüketmeniz gereken gıdalar:

Kırmızı biber: Portakalda bulunan C vitamininin 2 katını içerir. C vitamini gribin etkisini yüzde 80 oranında azaltabilecek kadar güçlü bir silahtır.

Yoğurt: İçinde bağırsaklarda mikroplarla savaşan yararlı bakteriler olan probiyotik bulunur. Böylece grip virüsü vücutta barınamaz.

Yeşil çay: Bağışıklığı güçlendiren “epigallocatechin gallate” isimli kimyasalı içerir. Günde 3 fincan tavsiye ediliyor.

Ginseng: ABD’li bilim adamları günde 2 tane 200mg’lık ginseng kökü kapsülü alan insanların grip riskinin yüzde 31 azaldığı belirlendi. Bağışıklığı harekete geçirir.

Badem: Hastalıklarla savaşan antioksidan E vitamini bakımından zengindir. Gripten korunmak için her gün bir ara öğün olarak 24 tane badem yemeye çalışın.

Taze patates: İçindeki “beta carote ”, gribe karşı koruma özelliğini verir. Vücutta A vitaminine çevriliyor ve grip tedavisinde önemli rol bir oynuyor.

Tavuk suyuna çorba: Vücutta mukus üretimini artırarak gribin boğaz ağrısı ve öksürük gibi etkilerini yatıştırmaya yardımcı olur.

Sarımsak: Sülfür maddesi grip sezonunda bu hastalığa yakalanma riskini 2.5 kat azaltıyor ve virüsü öldürme özelliği de bulunuyor. Taze sarımsak daha etkili.

Zencefil: İçeriğinde doğal olarak bulunan “gingerol” maddesi, her türlü enfeksiyonu uzakta tutmaya yardımcı. Zencefil çayını tercih edebilirsiniz.

Ceviz: Antioksidan selenyum soğuk algınlığı, grip ve kansere karşı koruma sağlar. İçindeki selenyum oranı diğer tüm gıdalardan 10 kat oranında daha fazladır.

Turunçgiller: Önemli bir C vitamini kaynağıdır. Özellikle sigara kullanıyorsanız gribe yakalanma riski daha yüksek olduğu için bol bol C vitamini almanız gerekiyor.

Bal: Doğal olarak antibakteriyel özelliklere sahiptir. Çaya ya da yoğurda katarak tüketirseniz etkisi daha da güçlü olur.

Lahana: Ispanak ve lahana gibi koyu yeşil renkli yaprağa sahip sebzeler, bağışıklık sistemini gribe karşı güçlendiren D vitamini bakımından zengindir.

Mantar: Beta-glucan isimli gribe karşı koruyan bir madde içerir. Bağışıklığın grip virüsünü tanımasını ve onu yok etmek için harekete geçmesini sağlar.

Yulaf: Lif, E ve B vitamini ayrıca bağışıklık sistemini güçlendiren mineraller ve beta-glucan’lar bakımdan zengindir.

Elma: Bilim adamları, düzenli olarak elma yiyen insanların gribe yakalanma riskinin azaldığını ortaya koydu. Günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 25’ini karşılar.

Kırmızı et: Bağışıklık sistemini harekete geçirmek için kırmızı et tüketmek gerekiyor. Yetişkinlerin günde ortalama 40-60 gram et tüketmesi tavsiye ediliyor.

Balık: Omega 3 tüketimini artırarak grip ve benzeri enfeksiyonları uzakta tutabilirsiniz. Haftada 2 porsiyon balık tüketilmeli.

Soğan: Doğal antibiyotikler içerir. Bunun yanında gribe karşı bağışıklık sistemini güçlendiren “quercetin” isimli bir madde de bulundurur.

e-kolay

Maske takmadan önce sakal tıraşı ol!

Kasım 9, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Halk arasında domuz gribi olarak bilinen Pandemik A (H1N1) gribine karşı kullanımı yaygınlaşan maskenin etkinliğini artırmak için bazı konulara dikkat edilmesi gerekiyor.

Erkeklere tıraş olduktan sonra maske takmaları, maskenin bir kişi tarafından kullanılması ve başkasıyla paylaşılmaması tavsiye ediliyor.

3M Türkiye firması yetkililerinden alınan bilgiye göre, domuz gribi salgınının başlamasının ardından maskeye olan talep arttı.

Fabrikalarındaki üretimin yüzde 80 arttığını ifade eden şirket yetkilileri, maskelere diğer ülkelerden de yoğun talep olduğunu belirtti.
Talepleri karşılamak için üretimlerini 2 kat artırmayı planladıklarını dile getiren yetkililer, maske üretimi yapan diğer firmaların da yoğunluk yaşadığını söyledi.

Maskelerin kullanımı konusunda vatandaşların dikkatli olmasını isteyen yetkililer, bir maskeyi sadece bir kişinin kullanması ve başkasıyla paylaşmaması gerektiğini belirtti.

Astım hastalarının maske kullanmadan önce mutlaka doktora başvurmaları gerektiğini vurgulayan yetkililer, şu açıklamalarda bulundu:

“Maskenin yüze tam oturması çok önemli. Kullanıcı, maskeyi uygun şekilde yüze tam olarak oturtamamışsa havadaki kirleticilere maruz kalabilir. Ayrıca maske ile yüz arasında herhangi bir şey bulunursa maskenin etkinliği azalır. Bu nedenle erkeklerin her gün tıraş olduktan sonra maske takmalarını tavsiye ediyoruz. Yüz ile maske arasında, saç, sakal, bıyık, takı ve herhangi bir giysinin bulunmamasını öneriyoruz. Maskeler, havadaki mikrop veya virüs gibi biyolojik kirliliklere maruz kalma durumunu azaltmaya yardımcı olabiliyor ancak maruz kalma riskini, enfeksiyonu, hastalığı veya ölümü engelleyemiyor. Kullanıcılar, maskelerden en iyi etkiyi alabilmek için, maskeleri, biyolojik kirliliğe maruz kalmadan önce ve maruz kalma süresince takmalılar. Maskeler, kirleticilerin solunum yoluyla vücuda girmesini engellemeye yardımcı olur. Ancak insan vücudu, bazı mikrop ve virüsleri, cilt veya göz yoluyla da alabilir. Bu nedenle, salgının büyümesi durumunda, cilt ve göz koruması için de koruyucular gerekebilir.”

-TEB BAŞKANI ÇOLAK-

Türk Eczacılar Birliği (TEB) Başkanı Erdoğan Çolak ise eczanelerde maske ve dezenfektan satışlarının arttığını bildirdi. Domuz gribi vakalarının artmasıyla vatandaşların maske ve dezenfektan almaya başladığını anlatan Çolak, “Eczanelerde maske ve dezenfektan satışlarında 2-3 kat artış oldu” diye konuştu.

Vatandaşların grip salgınından korunmak için el temizliğine özen göstermesini isteyen Çolak, sağlıklı beslenmenin de gripten korunmaya yardımcı olduğunu kaydetti.

Milliyet

Domuz gribi aşısının yan etkisi geçici

Kasım 9, 2009 admin  
Kategori - Sağlık Haberleri

Sağlık Bakanlığı tarafından risk grubunun ilk sırasında yer alan sağlıkçılarla hacı adaylarına domuz gribi aşısı yapılmaya başlanırken, yan etkileri tartışılıyor.

Sağlık Bakanlığı tarafından risk grubunun ilk sırasında yer alan sağlıkçılarla hacı adaylarına domuz gribi aşısı yapılmaya başlanırken, yan etkileri tartışılıyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Çağrı Büke, aşı olanların dahi kişisel tedbiri elden bırakmaması gerektiğini söyledi.

Domuz gribi aşısının yapılır yapılmaz hastalıktan korumadığını ifade eden Prof.Dr. Çağrı Büke, “En erken 10- 15 günde aşının koruma etkisi başlıyor. Yapıldıktan 15 gün sonra da aşı koruyacak değil, koruyuculuğu yüzde 90. Yani yüzde 10′u aşı korumuyor. Domuz gribi aşısı yapılan kişiyi hasta yapmaz, çünkü ölü virüsle üretilmiş aşılar. Bizde de Avrupa’da da cansız virüsle yapılmış aşı kullanılıyor. Canlı virüslü aşıyı sadece Amerika kullanıyor. Dolayısıyle bu aşı hastalık yapmaz, aşı olanların da etraflarına virüs saçmaları söz konusu olamaz” dedi.

Prof.Dr. Büke, normal mevsimsel grip aşısı yaptıranların da ‘Aşı yaptırdım, grip oldum’ dediğini belirterek, “Aşı sonrasında 2-3 gün sürebilen kolda ağrı, sızı, 38′e varan ateş, karın ağrısı, kas, eklem hatta baş ağrısı yapabilir. Bunlar aşıdan beklenen yan etkilerdir. Birkaç gün içinde düzelir. Vücut buna reaksiyon verecek ki antikor oluşturacak. Bunlar tolere edilebilir yan etkiler. Risk gruplarının aşılanması yararlı olacak” diye konuştu.

Milliyet

Sonraki Sayfa »