Domuz gribine spreyli çözüm
Aralık 20, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Tayland’da burun spreyi şeklinde uygulanacak bir domuz gribi aşısının klinik denemelerinin başladığı bildirildi.
Sağlık yetkilileri, burun spreyi gibi uygulanan aşının klinik denemelerinin bugün Bangkok’taki Mahidol Üniversitesinde başladığını belirtti.
Denemelerin ardından aşının, insan sağlığına herhangi bir tehlike oluşturmadığı tespit edilmesi halinde tescil edileceği kaydedildi.
Denemeler kapsamında 15 erkek ve 9 kadının 28 günlük bir sürede değişik miktarlarda aşının test edilmesi için 12 kişiden oluşan iki gruba ayrıldığı belirtildi.
Bu grupların, ilk dozun ardından bir hafta süreyle karantina altına alınacakları ve üç hafta sonra ikinci dozun verileceği kaydedildi.
400 kişi üzerinde yapılacak diğer denemelerin sonuçlarının ise birkaç aydan önce alınmasının beklenmediği bildirildi.
Yaklaşık 30 bin domuz gribi vakasının saptandığı ülkede hastalıktan ölenlerin sayısının 190 olduğu açıklandı.
AA
Domuz gribi kan bağışını da vurdu!
Aralık 2, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Türk Kızılayı Kuzey Marmara Bölge Kan Merkezi Müdürü Hüsnü Altunay, ”domuz gribi” salgınının sadece toplumu değil kan alımları konusunda Kızılayı da vurduğunu söyledi.
AA muhabirine açıklama yapan Altunay, kan bağışı konusunda genellikle isteksiz davranan halkın, eğitilmesi gerektiğini ifade etti.
Bağışların istenilen düzeyde olmadığını vurgulayan Altunay, insanların genellikle akrabalarına veya arkadaşlarına lazım olduğu zaman bağışta bulunduğunu ve herhangi bir felaket anında kan bağışında artış olduğunu anlattı.
Altunay, rutin ameliyatlar ve kan hastalığı olanların kan ihtiyacının sağlanabilmesi amacıyla normal zamanlarda İstanbul’da her gün en az bin kişiden kan alımının yapılması gerektiğini vurgulayarak, kan bağışı konusunda grip salgını nedeniyle beklenilmeyen bir sorunla karşı karşıya kalındığını kaydetti.
”Salgın, toplumu yavaş yavaş etkilerken bizi de çok etkiledi” diyen Altunay, şöyle devam etti:
”Kasım ayının başında başlayan bugünlerde çok ciddi boyutlara ulaşan bir sorunla karşı karşıyayız. İnsanlar grip salgını nedeniyle ya hasta durumdalar ya da hasta olmamak için kalabalık ortamlara girmek istemiyor. Bir kısmı ise kan verdiği zaman vücut dirençlerinin düşeceğini bu nedenle gribe yakalanma ya da hastalığı ağır geçirme riskinin daha fazla olacağı şeklinde bir düşünceye sahipler. Aslında böyle bir şey yok. Kan bağışında bulunmak vücut direncini düşürmüyor. Böyle olunca da öngörülerimizin çok altında kaldık. Örneğin Kasım ayı için 12 bin civarında kan bağışı almayı hedefliyorduk. Sayımız şu anda 5 bin civarında. Hedeflediğimiz sayının yüzde 40′ındayız. İnsanlar bağışta bulunmadığı için hastanelerden gelen istekler çok arttı. Günlük 500-600 civarında kan isteği olurken, bu ay bir günde bin 300 kan isteği oldu. Biz bunun ancak 300 kadarını karşıladık.”
-SAĞLIK BAKANLIĞINA DURUM BİLDİRİLDİ-
Bazen sıkıntıda oldukları durumlarda diğer şehirlerden kan nakli yaptıklarını, ancak bütün şehirlerde bağış düştüğü için bunun da yapılamadığını ifade eden Altunay ”Grip salgını sadece toplumu değil, kan alımları konusunda Kızılayı da vurmuş durumda. Mutlaka bir önlem almak lazım. Çünkü önümüzdeki iki ay boyunca salgının devam edeceği düşünülürse, bu sorun da giderek önemli bir problem halinde karşımıza gelecektir” şeklinde konuştu.
Altunay, İl Sağlık Müdürlüğü ile neler yapılabileceği konusunda toplantı yaptıklarını, Kızılay Genel Müdürlüğünün, Sağlık Bakanlığına yazı ile durumu bildirdiğini, hastanelerin de haberdar edileceğini, acil olmayan kan istekleri ve acil olmayan ameliyatları ertelemelerini isteyeceklerini anlattı.
Asıl yapılması gerekenin, toplumun bilinçlendirilerek kan bağışlarının sürmesini sağlamak olduğuna işaret eden Altunay, kanın yerine konabilecek başka bir şey bulunmadığını, bu nedenle kan bağışının öneminin çok büyük olduğunu vurguladı.
-STOKLAR ERİDİ-
Hüsnü Altunay, son 15 gündür özellikle de bir haftadır eldeki stoklardan kullandıklarını ifade ederek, ”Kan stoklarımız eridi. Stoklarımız şu an en alt seviyede. Muhtemelen de önümüzdeki günlere stoksuz gireceğiz” şeklinde konuştu.
Kan bağışlarının özellikle ekim, kasım ve aralık aylarında ve yazdan çıkış ile ramazandan çıkış dönemlerinde arttığını anlatan Altunay, bu ayların kan bağışı anlamında kendileri için çok önemli olduğunu belirtti.
Havaların güzel olmasının da aslında bir avantaj olduğunu, kar veya yağmur yağdığı günlerde meydanlarda kurulu bulunan kan merkezlerinde sorun yaşandığını dile getiren Altunay, son zamanlarda durumun tahminlerden de kötü olduğunu, bir günde 70 bağışın beklendiği yerden üç, 90 bağışın beklendiği yerden yedi bağış geldiğini vurguladı.
Altunay, Ekim ayında 9 bin, geçen ay ise 5 bin civarında bağış olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
”Aralık ayında planlanan kan bağışı 9-12 bin arası. Böyle giderse zaten mümkün değil. Ağırlığı 50 kilogramın altında olmayan, belli bir hastalığı bulunmayan, sağlıklı, 18-65 arasında olan herkes kan verebilir. Normal şartlarda sağlıklı bir erkek yılda dört, sağlıklı bir kadın yılda üç defa kan bağışlayabilir. Biz en azından herkesin yılda en az iki defa kan vermesini öneriyoruz. Bunun sağlık açısından sorun yaratmayacağını biliyoruz. Bağışla kaybedilen kan önemli değil zaten. Yapım süresi içinde tamamen yine eski halinize dönmeniz ortalama iki ay sürüyor.”
AA
Annelere H1N1′den korunma yöntemleri anlatıldı
Aralık 2, 2009 admin
Kategori - Anne ve Bebek Sağlığı
Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Melahat Dönmez, hamile ve emziren annelerin domuz gribi aşısı yaptırmasında bir sakınca olmadığını söyledi.
Domuz gribi vakalarının giderek artması üzerine Prof. Dr. Melahat Dönmez, önemli açıklamalar yaptı. Hamile bayanların domuz gribine yakalanma riskinin daha yüksek olduğunu söyleyen Prof. Dr. Melahat Dönmez, “Gebe kadınların hastaneye kaldırılma oranı genel nüfustan daha fazladır. Bu hastalığa bağlı ölümlerin yüzde 6’sı, hamile bayanlarda olmaktadır. Yakın zamanda yapılan geniş ölçekli bir çalışmada, normal mevsimsel gribe karşı inaktif aşı yapılan gebe kadınların, 6 aydan küçük bebeklerinde grip riski yüzde 63 azalmıştır. Bu sonuç, gebe kadınlara yapılacak grip aşısının hem anne hem de bebek sağlığını korumaya yardımcı olabileceğini göstermektedir. Doktoruna kontrol için gelen gebe kadınların, bu esnada aşının yapılması en uygun zamanlamadır. Şayet şartlar uygun değilse, başka bir aşılama günü planlanması uygun olacaktır. Dolayısıyla bir doz H1N1 aşısı gebe kadınlara önerilmektedir” dedi.
Prof. Dr. Dönmez, domuz gribi aşısının hem anneyi hem de bebeği korumaya yardımcı olacağını beliterek, “Grip aşıları sadece 6 ay ve üzerindeki bebekler için önerilmektedir. Dolayısıyla 6 aylıktan daha küçük bebek ile birlikte yaşayan herkes hem H1N1 hem de mevsimsel grip aşısını olmalıdır. Domuz gribi aşısı, hem de mevsimsel grip aşısı, emziren annelere yapılabilir. Aşılı anneden bebeğe sütle geçecek antikorlar, bebeği korumaya yardımcı olacaktır” diye konuştu.
Çalışan hamile bayanların kesinlikle maske takması gerektiğini de vurgulayan Dönmez, şöyle konuştu;
“İnsan yoğunluğunun yaşandığı alanlarda çalışan ve sürekli insanlarla karşı karşıya olan hamile bayanların, domuz gribine yakalanma riski daha fazla. Hamile bayanlar çalışırken mutlaka maske takmalı.”
İHA
Domuz gribi Şubat’ta patlayacak!
Aralık 1, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Uzmanlar, Şubat ayında hastalığın pik yapacağını düşünüyorlar.
Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Üyesi ve Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlığı Derneği Başkanı Prof. Dr. Gaye Usluer, dünyada bugüne kadar 7 bin kişinin domuz gribinden öldüğünü belirterek, ”Şubat ayında hastalığın pik yapacağını düşünüyoruz. Şubat ayında en yüksek sayıya ulaşan vaka sayısının nisan ayı sonuna kadar en az seviyeye ineceğini tahmin ediyoruz” dedi.
Prof. Dr. Usluer, yaptığı açıklamada, tüm dünyada domuz gribi vakası sayısı ile yoğun bakım ünitesinde tedavi gören hasta sayısının dikkat çekici boyutlara ulaştığını söyledi.
”TÜM DÜNYADA GENÇ POPÜLASYON RİSK ALTINDA”
Havaların çok soğuk olmadığı bir dönemde hasta sayısının bu kadar artmasının düşündürücü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Usluer, şunları söyledi: ”Kaybettiğimiz hasta sayısındaki artış, önümüzdeki aylarda bu durumun önem taşıyacağını, daha farklı rakamların gündeme geleceğini gösteriyor. Ölen hastaların yüzde 46’sının 6 ayın üzerindeki çocuklarla 24 yaş arasındaki genç popülasyon olduğunu görüyoruz. Yaşamını yitiren bu gruptaki hastaların yüzde 56’sında kronik bir hastalık olduğunu, geri kalanlarında ise hiçbir risk faktörü olmadığını görüyoruz. Tüm bunları bir arada değerlendirdiğimizde tüm dünyada genç popülasyon risk altında görülüyor.”
”KORUNMADA EN ETKİLİ SİLAH AŞILAMA”
Prof. Dr. Usluer, korunmada en etkili silahın aşılama olduğunu belirterek, bu konuda hekimlere ve eğitimcilere büyük sorumluluk düştüğünü bildirdi.
Prof. Dr. Usluer, domuz gribiyle ilgili bilinen en önemli özelliklerden birinin de virüsün mutasyona uğraması ve yapısını değiştirmesi olduğunu belirterek, şunları kaydetti: ”Bir pandemi sürecinde mutasyon olasılığı her zaman var ama bu olasılık ne düzeyde bilemiyoruz. Mutasyon olduğunda klinik seviye daha da ağırlaşabilir. Mevcut aşı etkisiz kalabilir. Bunların hepsi olasılıklar dahilinde. Dünya Sağlık Örgütü, Norveç’te 4 hastada pandemik virüste mutasyon saptandı. ABD, Brezilya, Çin ve Ukranya’da da benzer mutasyonların görüldüğü belirlendi. Bu klinik açıdan ne kadar önemli bunu araştırmak lazım.”
Milliyet
Domuz gribine karşı elma ve üzüm sirkesi
Kasım 30, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
H1N1 Pandemi süreciyle ilgili aşı tartışmaları devam ederken, halk domuz gribinden korunma ve vücut direncini artırmanın yollarını arıyor.
Gülsan Gıda, grip ve soğuk algınlığının en sık görüldüğü kış aylarında, özellikle son zamanlarda “Domuz Gribi” tehlikesi için gıda maddesi olan üzüm ve elma sirkesini öneriyor.
Gülsan Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Güldüoğlu, elma ve üzüm sirkesinin metabolizmanın gelişip daha sağlıklı olmasında etkin olduğunu belirterek, “Sebze ve meyveler, mikroplarından arındırılmak için sirkeli su ile yıkanmalı ayrıca gripten kurtulmak için de önlem olarak boğaz ağrılarında sirkeyle gargara yapılmalıdır” dedi.
-ATEŞ DÜŞÜRÜCÜ SİRKE- Güldüoğlu, sirkenin özellikle ateş düşürücü özelliğinin olduğunu belirterek, öksürük ve soğuk algınlığının giderilmesinde kullanılmasının, boğaz ağrılarında sirke ile gargara yapılmasının ve yorgunluk için yatmadan önce sirkeli su içilmesinin eskiden beri uygulanan belli başlı yöntemlerden olduğunu da dile getirdi.Güldüoğlu, sirke üretimini doğal fermantasyon yöntemiyle gerçekleştirdiklerini söyleyerek, her gün içilecek sirkeli suyun domuz gribinden korunmada uygulanacak yöntemlerden biri olduğunu belirtti.
Güldüoğlu ayrıca, sirkenin yararlarının saymakla bitmeyen bir gıda maddesi olduğunu dile getirerek, “Özellikle gündemde olan domuz gribine karşı iyi gelen elma ve üzüm sirkesi, metabolizmanın gelişip daha sağlıklı olmasında, sindirimin kolaylaşmasında, öksürük ve soğuk algınlıklarının giderilmesinde, idrar problemi yaşayanların rahatlamasında, yüksek tansiyonla savaşta iyi gelir. Sebze ve meyveler, mikroplarından arındırılmak için sirkeli su ile yıkanmalı ayrıca gripten kurtulmak için de önlem olarak boğaz ağrılarında sirkeyle gargara yapılmalıdır” önerilerinde bulundu. Güldüoğlu, Gülsan Gıda’nın bünyesinde bulunan Nevbağ Sirke fabrikasıyla da bu konunun önemini ürünleriyle ön plana çıkarttıklarını dile getirdi. -SİRKE ÜRETİMİ- Güldüoğlu, sirke üretimini doğal fermantasyon yöntemiyle gerçekleştirdiklerini belirterek, müstahsilden alınan yaş üzümlerin sofralarda tüketilen yaş üzümlerin kalitesinde olduğunu söyledi. Güldüoğlu, sirke üretimi sistemiyle ilgili de şunları anlattı:
İşletmeye gelen yaş üzümler önce yıkama işlemine tabi tutulmaktadır. Sap ayırma ve dane patlatma aşamasından sonra küvlerde doğal fermantasyon yöntemiyle mayşe üretilmektedir (yaklaşık 30 gün). Üretilen mayşeden, jenaratörlerde doğal fermantasyon yöntemiyle yaklaşık 15-20 gün arasında sirke üretimi gerçekleştirilmektedir. Üretilen bu sirkelerin kalitesinin daha da artması için yaklaşık 3 ay süre ile fıçılarda dinlendirilmektedir. Böylece Türkiye’nin en kaliteli sirkeleri üretilmektedir. Bu sistemle üretilen sirkenin kalitesi asetatör sistemiyle üretilen sirkeden kat be kat daha üstündür. Çünkü üretim süresinin uzamasıyla sirkeye ayrı bir lezzet gelmektedir.
Günde 1,5 milyon kişiye domuz gribi aşısı
Kasım 19, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Çin Sağlık Bakanı Cın Cu, ülkede günde 1 milyon 500 bin kişinin İnfluenza A/H1N1 virüsüne karşı aşılandığını açıkladı.
China Daily gazetesinin haberine göre, Sağlık Bakanı Cın Cu, AP muhabirine yaptığı açıklamada, 50 milyon Çinlinin domuz gribine karşı bağışıklık kazandığını söyledi.
Çin’in, virüsün ilk dalgasında gerekli önlemleri erkenden alıp, aşı üretmeye başladığını belirten Cın, durumun tamamen kontrolleri altında olduğunu vurguladı.
Bakan Cın, ürettikleri aşıyı günde 1,5 milyon kişi üzerinde uyguladıklarını söyledi ve 2009 sonuna kadar 80 ila 90 milyon arasında insanı aşılayacaklarını kaydetti.
Cın, Global Sağlık Araştırmaları Forumu’nda yaptığı konuşmada da tüm risk gruplarının aşılanacağını belirtti.
ABD Salgın Hastalıkları Önleme ve Koruma Merkezi sözcüsü Tom Skinner, ABD’deki aşı üreticilerinin günde ancak 1 milyon doz aşı üretebildiğini, Çin’in dünya genelindeki aşı kampanyasına destek olabileceğini söyledi.
Bunun üzerine tekrar söz alan Çin Sağlık Bakanı Cın Cu, Çin’in şu anda aşısını ihraç etme gibi bir planının olmadığını, ancak kendi ihtiyacını sınırlı şekilde karşılayabildiğini kaydetti.
Bakan Cın, gelecek yıl salgını Çin’de tamamen kontrol altına aldıktan sonra aşıyı ihraç etmeyi düşünebileceklerini sözlerine ekledi.
AA
Domuz gribine bağlı zatürre öldürücü olabilir
Kasım 17, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Tüm dünyada salgın halinde yaşanan Domuz Gribi virüsü sonucunda oluşan zatürre ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Dr. Hakan Solak zatürre ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi.
Halk arasında zatürre olarak bilinen, (tıbbi tanımlamasıyla pnömoni), bakteri, virüs ve nadiren de parazitlerin oluşturduğu akciğer enfeksiyonu olarak tanımlanmaktadır. Akciğerde meydana gelen enfeksiyon sonucunda, alveol adı verilen hava keseciklerinin içinin dolmasına, bu durum da solunum yetmezliğine neden olmaktadır.
Zatürre daha çok, ileri yaşlarda, kronik akciğer ve kalp hastalığı olan kişilerde, sigara kullananlarda, alkolizm ve madde bağımlılarında, bilinç bozukluğu olan kişilerde sık görülmektedir. Küçük çocuklarda, ileri yaştakilerde ve kronik hastalığı olanlarda daha ağır seyreder ve ölümle sonuçlanabilir.
Hastalık genellikle ateş, halsizlik ve boğaz ağrısı ile üst solunum yolu enfeksiyonu gibi başlayabilir. Birkaç gün sonrasında, genellikle 39 dereceyi aşan yüksek ateş, titreme, nefes darlığı, öksürük ve balgam çıkarmayla beraber batıcı göğüs ağrısı da eklenebilmektedir. Bazen atipik seyirli zatürrelerde bu bulgular belirgin olmayıp karın ağrısı, bulantı, ishal gibi belirtilerde ön planda olabilir.
Çok yaşlı hastalarda öksürük ve balgam çok az olabileceği gibi, ateş de fazla yüksek olmayabilir. Bazen zatürreye neden olan bakteriler kan yolu ile tüm vücuda yayılarak ölümle sonuçlanabilen çok ciddi bir tabloya da neden olabilir.
Zatürreye neden olan bakteriler normalde sağlıklı kişilerin boğaz florasında bulunmaktadır ama hastalık oluşturmazlar. Virüslerin neden olduğu gribal enfeksiyon sonrasında bu bakteriler zatürreye sebep olmakta, esas tehlikeli ve solunum yetmezliğine sebep olan tablo oluşmaktadır.
Zatürre teşhisi, muayene, akciğer filmi ve bazı kan tetkikleri ile konulmaktadır. Hasta olan kişinin saçacağı damlacıkla (öksürme, hapşırma, hatta konuşma esnasında) temas eden kişilere (1-2 metre mesafe) zatürre bulaşabilmektedir. İnsanların kalabalık olarak bulunduğu, okul, cezaevleri gibi yerlerde zatürre salgınları olabilmektedir.
Virüsler de zatürreye sebep olabilmektedir, buna virüs direkt kendi sebep olabildiği gibi, grip salgınları esnasında bakterilerin (özellikle streptekok ve stafilokok bakterileri) eklenmesiyle çok tehlikeli ve öldürücü olabilecek zatürreler gelişmektedir.
Domuz gribi virüsü ile grip olmuş kişilerde de bu bakteriler öldürücü zatürrelere sebep olabileceği için çok dikkatli olunmalıdır. Zatürreye karşı geliştirilmiş aşı bazı bakteri türlerine karşı koruyucu olabileceğinden, risk gruplarında bu aşının yapılması önerilmektedir. Zatürre olan kişiler hastalığın ağırlığına ve seyrine göre, ayakta ya da evde tedavi edilebilir.
Haberturk
Çocuklar yarın aşılanacak
Kasım 15, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Kronik organ yetmezliği, bağışıklık sistemi ve kan hastalığı bulunanlarla 6 ay ile 5 yaş arası çocukların “domuz gribi”ne karşı aşı uygulaması yarın başlıyor.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ: “Aşı konusunda tereddüt etmeyin”
Bu kapsama giren, aşı yaptırmak isteyenlerin sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvuruların kendi beyanları yeterli olacak, herhangi bir belge istenmeyecek.
Yarından itibaren sağlık ocakları veya aile sağlığı merkezlerine başvurup durumlarını beyan ederek aşı yaptırabilecek olanlar şunlar:
“-Kronik bronşit, KOAH ya da astım gibi kronik akciğer hastaları,
-Kronik kalp-damar hastaları, kalbinde doğumsal delik, damar ve kapak darlığı, kalbin bölümleri arasındaki bağlantı bozukluğu gibi rahatsızlığı olanlar,
-Özellikle diyalize giren kronik böbrek hastaları,
-Şeker başta olmak üzere metabolik hastalığı bulunanlar,
-Siroz başta olmak üzere kronik karaciğer hastaları,
-Anemi ve lösemi gibi kan hastalığı bulunanlar,
-Kanser hastaları,
-Bağışıklık sistemini baskılayan diğer rahatsızlıkları olanlar.”
6 ay ile 5 yaş altındaki çocuklara da aile onayı alındıktan sonra aşı yapılacak.
Sağlık Bakanlığı yetkilileri, Domuz gribi aşılarının gönüllülük esasına göre yapıldığını, bu konuda herhangi bir zorlama olmadığını vurguladı.
Aşı uygulanan kişilere olası yan etkiler konusunda bilgi verildiğini kaydeden yetkililer, okul çağındaki çocuklara aşı uygulaması başladığında da veli onayı olmadan aşı yapılmayacağını bildirdi.
Hamileler için aşının etkinliğini artıran adjuvan maddesi bulunmayan özel aşıların Aralık ayının başında gelmesinin beklendiğini kaydeden yetkililer, “Ancak Dünya Sağlık Örgütü adjuvanlı aşıların da hamilelere uygulanabileceğini açıkladı. Gebeliğinin son 2-3 ayındakilerde hastalık ağır seyrediyor. Özellikle 20 haftanın üzerindeki gebelere aşı yaptırmalarını öneriyoruz. Beklemek isteyenler de aralıkta gelecek aşıdan yaptırabilirler” diye konuştu.
Yetkililer, ayrıca, aşının koruyucu etkisinin en erken 10 gün sonra başladığına da dikkati çekti.
RİSK GRUPLARI AŞI OLMALI
A.A
Domuz gribi bulaşıcı bir virüs
Kasım 14, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Dr. Ahmet Tanrıtanır, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ölümlere sebep olan domuz gribi hakkında vatandaşların duyarlı olması gerektiğini bildirdi.
Başhekimi Dr. Ahmet Tanrıtanır, yaptığı açıklamada, domuz gribinin Türkiye’de beklenenden daha fazla etkili olduğunu belirtti. Bir solunum hastalığı olan domuz gribinin, domuzdan insana ve insandan insana bulaşabildiğini kaydederek, “İnsandan insana; hapşırık, öksürük, hatta tokalaşma ve temas yoluyla bulaşabilen domuz gribine karşı doğal bağışıklığımız bulunmuyor. Hastalığa A tipi H1N1 adlı virüsün daha önce hiç görülmemiş bir türü yol açıyor. Bu tür, insan, domuz ve kuş gribi virüslerinin karışımından oluşuyor. Kuru öksürük, ani ateş, boğaz ağrısı, eklem ağrıları, üşüme, bitkinlik ve baş ağrısı hastalığın belirtilerini oluşturuyor. Bunların dışında, aşırı kusmaya ve ishale neden olabiliyor” dedi.
Domuz gribinin kuş gribinden farklı olduğuna dikkat çeken Dr. Tanrıtanır, “Kuş gribi virüsünün öldürücü etkisi çok yüksek. İki virüs bir araya gelip de insan virüsünün bulaşıcılığına ve kuş gribi virüsünün öldürücülüğüne sahip olsaydı o zaman gerçekten tam bir felaket senaryosu ortaya çıkardı. Ama bu olmadı. Çeşitli türlere ait virüsler eğer bir konakta bir araya gelirse, mesela insanda ya da domuzda, böyle bir risk oluşurdu. Ancak oluşmadı; o salgın atlatıldı. Domuz gribi diye adlandırılan bu salgında öyle bir risk yok, çünkü çok öldürücü bir virüs değil, sadece daha bulaşıcı bir virüs” diye konuştu.
Dr. Ahmet Tanrıtanır, domuz gribi virüsünün daha önce hiç görülmemiş bir biçimde hızla yayıldığını ifade ederek, şunları söyledi:
“Ne kadar önlem alırsak alalım bu hastalık yayılacaktır. Yani teorik olarak bütün toplumu etkileyebilir, böyle bir potansiyeli var. Çoğu kimse bu virüsle belki grip olacaktır, bunu tamamen önlemek imkansız. Çünkü hastalar izole edilse bile, belirtiler başlamadan önce hastalık bulaşmaya başlıyor. Kişi, kuluçka süresinin sonrasında kendisinde henüz hastalık belirtilerinin olmadığı bir günlük sürede bunu bulaştırmaya başlıyor. Ancak bulaşmaya karşın kişisel korunma önlemlerini almak gerekiyor. Nasıl olsa bu hastalığa yakalanacağız deyip teslim olmak doğru değil. Görünüşe göre domuz gribi virüsü kalıcı bir virüs gibi gözüküyor. Yayılacak ve mevsimsel grip haline gelecektir. Uzmanlara göre, bu yıl bu gribi geçirip bağışıklık kazananlar seneye korunacaktır. Bağışıklık yine işe yarayacaktır. Ayrıca aşılananlar olacak ve risk düşecektir. Bu yıl kimsede bağışıklık olmadığı için panik bundan kaynaklanıyor.”
Haberturk
Domuz gribi en çok elle bulaşıyor
Kasım 14, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
İnönü Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Domuz Gribi’nin en çok elle bulaştığını söyledi.
Kısa adı BİLSAM olan “Bilgi Yolu Eğitim Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi” tarafından İl Genel Meclis Salonunda “Domuz gribi ve aşı” başlıklı bir söyleşi programı düzenlendi. Söyleşiye konuşmacı olarak İnönü Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kızılay, katıldı.
Prof. Dr. Ahmet Kızılay, “Ateş, boğaz ağrısı, boğaz kuruluğu, halsizlik ve öksürük geçirenlerin hepsine Domuz Gribi vakası koyuyoruz. Çünkü Dünya Sağlık Örgütü böyle kabul ediyor. Şuanda hiç test felan yapmaya gerek yok. Eğer geçirdiyseniz, siz Domuz Gribi geçirdiniz. Dolayısıyla Domuz’u sevmemek, ona uzak olmak, ona karşı olmak, Domuz Gribi’nden bilgisiz olmayı, uzak kalmayı gerektirmiyor” ifadelerini kaydetti.
Gribin aşı ile önlenebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Kızılay, “En çok insanlar arasında dolaşma ve bulaşma elle oluyor. Virüs kapı koluna bulaşmışsa, o kapı kolunu tutan herkes, grip virüsünü almış oluyor. Yada paralarla. Para çok el değiştiriyor. Hepimizin elini değdirdiği yerler, grip virüsünün en çok bulaştığı yerdir.
Prof. Dr. Kızılay, “Bu gribi yok etmek mümkün değil. Gribi bilerek, griple yaşamak zorundayız. Ben Sağlık Bakanlığını çok beğeniyorum. Sağlık Bakanlığının ve ekibini çalışmalarını çok doğru buluyorum ve çok iyi çalışıyorlar” şeklinde konuştu.
Aşının gribe karşı etkili olduğunu aktaran Prof. Dr. Ahmet Kızılay, “Aşı gripte, aşının türüne göre, yüzde 70 ile 90 oranında koruyucu. Bu kesin bir bilgi. Aşı kesinlikle etkili ve koruyucu” ifadesini kaydetti.
Prof. Dr. Kızılay, grip salgının beklenilenin altında geçtiğini belirterek, “İlk dalga beklediğimden çok hafif geçiyor. Ama ikinci dalga bekliyoruz. Benim beklentim, beklediğimiz senaryodan daha iyi geçecek” diye konuştu.
Haberturk

