Lohusalık Döneminde Cilt Bakımı

Nisan 3, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Lohusalık ve Gebelik döneminde ciltte değişiklikler gözlenir. Bu değişiklikleri en aza indirmek için cilt lekelerine karşı lohusalık döneminde vitamin C ve fitik asit gibi bitkisel içerikli doğal ürünlerden yararlanın; lohusalık bitiminde ise peeling uygulaması yaptırın.

Vücuttaki çatlaklarını emzirme bitiminde vitamin A tedavisiyle silin. Çatlamaması için göğüs uçlarını ılık suyla temizleyin, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle nemlendirin.

TEMİZLİK MADDELERİNİ DOĞRU SEÇİN: Gebelikte olduğu gibi lohusalıkla da özenli ve bilinçli bir bakıma ihtiyaç var. Gebelikteki hormonsal değişim; cilt, saç, tırnak, damarlar, yağ bezleri ve ter bezlerini de etkiler. Ciltte gebelik süresince hassasiyet görülür; cilt, kimyasal maddelere karşı çok duyarlıdır. Gebelik sürecinde cildi tahriş etmeyen ürün kullanımına mümkün olduğunca özen gösterilmelidir. Bu hassasiyet lohusalık süresince de devam eder. Bebekten dolayı annelerin su, sabun ve deterjanla teması; hassasiyetin daha da belirginleşmesine, ellerde kızarıklığa, çatlaklara ve kaşıntılı lezyonların gelişmesine neden olur. Bu nedenle lohusa annelerin ellerini kurutmayan, yumuşatıcı özelliği olan temizleyicileri tercih etmeli ve her el yıkama sonrası ellerini nemlendirmeleri gerekir.

SİVİLCELER İÇİN MUTLAKA DOKTORA DANIŞIN: Yüzde bulunan yağ salgısı gebelik süresince artar. Bu da gebelikte sivilcelerin artmasına neden olur. Anne adayları; dıştan kullanılacak ürün bile olsa, bunun emilip kana geçme ihtimali bulunduğunu unutmamalı. Özellikle gebelik süresince vitamin A ve yüksek dozda salisilik asit içeren ürün kullanımı önerilmez. Kullanılacak kozmetik ürünler geniş yüzeye uygulanacaksa kullanmadan önce cilt hekimlerine danışılmalıdır. İltihabi akneler mevcutsa, kullanılacak antibiyotiklerin lohusa anneler açısından risk taşımadığından emin olunması gerekir.

PEELİNG KANA GEÇER DİKKAT: Özellikle vücut peelingi amacıyla kullanılacak ürünlerin geniş yüzeyle temas edip kana geçme ihtimali göz ardı edilmemelidir. Gebelik ve lohusalık döneminde bu yüzden geniş yüzeylere kullanılacak peeling ürünleri seçiminde dikkatli olunmalıdır. Yağlı ciltler için uygun olan temizleyici ve toniklerle yağlanma baskı altına alınır. Cilt hekimlerinin önerdiği güvenilir olan sivilce ilaçlarıyla sivilceler tedavi edilir.

GÖĞÜS UÇLARINI ILIK SUYLA TEMİZLEYİN: Göğüs uçları, cilt çatlaklarının görüldüğü diğer bir bölgedir. Bebeğin meme emmesiyle göğüs uçlarında çatlaklar ve yarıklar oluşabilir. Bazı durumlarda çatlak olan bölgelerden enfeksiyon gelişebilir. Çatlaklardan korunmak amacıyla göğüs uçlarının ılık sularla temizlenmesine özen gösterilmeli, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle emzirmeyi takiben göğüsler nemlendirilmelidir.

AYAKLARI ÇOK İYİ KURULAYIN: Lohusalık döneminde ter bezlerinin sayısında artma görülür. Gebelikte vücutta biriken fazla suyun atılma yollarından biri de terdir. Ayaklardaki fazla terleme mantar hastalığının gelişmesine zemin hazırlar. Ayakların ıslak kalmamasına, çok iyi kurulanmasına ve nemli tutulmamasına önem verilmelidir.

TIRNAKLAR VE ELLER NEM İSTER: Tırnaklar bu sürede daha kırılgan, daha yumuşak olur. Emzirme döneminde kimyasal maddelerle temasın artması, tırnak sorunlarının bu dönemde devam etmesine neden olur. Tırnaklar nemlenmelidir, el bakımına dikkat edilmelidir. www.kadincazayiflama.com

SAÇLARINIZI KİMYASALLARDAN KORUYUN: Değişen hormonlar saçları da farklı şekilde etkiler. Gebelik süresince saçlarda gürleşme, sertleşme görülür. Doğum sonrası ilk 6 ay saç dökülmesi görülür. Bu dökülme geçicidir. En geç bir sene içinde dökülen saçlar tekrar çıkar. Hastalar dökülme süresince saç kozmetiklerinden uzak durmalı, saçlarını mümkün olduğu kadar az boyatmalı, kullanılacak boyaların da bitkisel olmasına dikkat etmelidirler. Emzirme süresince annede gelişebilecek vitamin ve mineral eksikliklerinin de dökülmeyi arttıracağı unutulmamalıdır. Cilt hekimlerinin önerisi doğrultusunda saç dökülmesine uygun tedavi başlanmalıdır.

CİLDİ NEMSİZ BIRAKMAYIN: Çatlaklar kadınları çok fazla rahatsız eden gebelikte gelişen bir diğer kozmetik sorundur. Özellikle karın, kalça ve göğüs uçlarında görülür. Başlangıçta pembe mor renkte olan çatlaklar ilerlediği zaman sedef ve gümüş rengine dönüşür. Kullanılacak ürünlerle başlangıç aşamasında olan çatlaklar hafifletilebilir. Çatlakların önlenmesinde alınacak en önemli önlem cildi nemlendirmektir. Cildin nemli tutulması ani gerilmeye karşı dayanıklılığı arttırır. Özellikle meyve asidi içeren ürünler çatlakların hafiflemesine yardımcı olur. Emzirme sonrası vitamin A içeren ürünlerle çatlak tedavisi yapılır.

Biberonlar ‘ölüm’ saçıyor

Nisan 2, 2010 admin  
Kategori - Anne ve Bebek Sağlığı

Türkiye’de de ürünleri satılan bebek ürünleri firması Boots ve Mothercare’in mağazalarında, sağlık açısından tehlikeli kimyasal maddeler içeren biberonlar sattığı ortaya çıktı.

İngiliz Independent gazetesinin dün ‘Biberonlardaki tehlikeli kimyasal madde skandalı’ başlığıyla manşetten yayınladığı haber, ülkede şok etkisi yarattı.

Bilimadamları, daha önce ‘Bisfenol A’ ya da kısaca ‘BPA’ olarak bilinen maddenin, meme kanseri, kalp hastalığı, obezite ve hiperaktiviteye yol açtığını öne sürmüş bunun üzerine pek çok biberon üreticisi BPA kullanmaktan vazgeçmişti. BPA maddesinin kullanımı Kanada ve ABD’de tamamen yasaklanmış bulunuyor.

ACİL ÖNLEM ALINMALI

BPA olarak bilinen ve sentetik olarak üretilen madde, plastiği daha sert hale getirmek için kullanılıyor. Mothercare yetkilileri, stokları tükendikten sonra biberonlarda BPA kullanmayı bırakacaklarını açıkladı. İngiltere’deki kanser araştırma merkezleri, hükümeti bu konuda ‘acilen’ önlem almaya çağırdı.

AKŞAM

Doğum kontrol hapına dikkat!

İstanbul Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahit Özmen, “Kadınların uzun süre doğum kontrol hapı kullanması meme kanseri riskini artırmaktadır” dedi.

Türkiye Meme Dernekleri Federasyonu Başkanı ve Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) Tarama Merkezi Proje Koordinatörü de olan Prof. Dr. Özmen, yaptığı açıklamada, kanserin en ciddi ölüm nedeni olan, görülme sıklığı hızla artan bir hastalık olduğunu söyledi.

Nükleer atıklar, genetik yapısı değiştirilmiş gıdalar ve stresin kanserin artışında önemli rol oynadığını ifade eden Özmen, dünyada her yıl 10 milyon insanın kanser olduğunu, bunlardan 5 milyonunun öldüğünü belirtti.

Özmen, şunları kaydetti: “Kadınların uzun süre doğum kontrol hapı kullanması meme kanseri riskini artırmaktadır. Hiç doğurmamak, erken adet görmeye başlamış olmak, süt vermeme gibi nedenler de bu kanserin oluşumunda önemli bir faktördür. Meme kanserinden korunulması için dengeli beslenmeli ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Kadınlar en sık, memelerinde ağrısız kitle şikayetiyle doktora gelmektedirler ama meme kanserinde amaç henüz hastalık belirtileri ortaya çıkmadan mamografiyle tanı koymaktır. Ülkemizde meme kanseri sıklığı hızla artarken bu konuda farkındalık oluşturulamaması hastalığın geç teşhis edilmesine, memenin alınmasına, ölüme neden olmaktadır.”

-BAHÇEŞEHİR MEME KANSERİ ERKEN TANI VE TARAMA PROJESİ-

Prof. Dr. Özmen, Bahçeşehir Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Projesi’nin Türkiye’de toplum tabanlı, 10 yıllık sürede uygulanması gereken bir proje olduğunu bildirdi.

Hedefin bu bölgede oturan 40-69 yaşlarındaki yaklaşık 5 bin kadını evlerinde ziyaret ederek ücretsiz dijital mamografi ve muayene yapılan MEMEDER’e davet etmek olduğunu bildiren Özmen, piyasa değeri yaklaşık bin TL’yi bulan bu hizmetin ücretsiz yapılacağını ifade etti.

MEMEDER’in Başakşehir Belediyesinin arkasındaki Gelişim Akademisinde yer aldığını bildiren Özmen, burada geçen yıl bin 600 kadına dijital mamografi, bin kadına doppler ultrasonografi, 35 kadına vakumlu biyopsi, 6 kadına erken meme kanseri tanısı konularak tedavilerinin yapıldığını söyledi.

Yıl içinde 3 bin kadına ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden  Özmen, Başakşehir’de gerçekleştirilecek projenin Türkiye’ye örnek olacağını ve yaygınlaştırılacağını kaydetti.

Çocukların okul başarısı için anne-baba neler yapmalı?

Mart 30, 2010 admin  
Kategori - Çocuk Sağlığı

Şüphesiz ki her anne-baba okulda çocuğunun başarılı olmasını ister. Okul başarısında eğitim sistemi, okul, müfredat, öğretmen gibi faktörlerin yanında çocuğun kapasitesi, istekli oluşu ve çalışması da önemlidir. Bunun yanında anne-baba da kendi üzerine düşeni yapar, çocukla ve öğretmenleriyle iyi diyalog içinde olup çocuğun bireysel farklılıklarına göre ihtiyaçlarını karşılarsa başarı da o oranda yükselir. Ebeveyn, çocuğun başarısına engel olabilecek şu sebepleri de gözden geçirmelidir:

Çocuğun öğrenme güçlüğü olabilir. Bu, kısmen veya tamamen tedavi edilebilecek bir problemdir. Çocuğun gelişimsel ve zekâ ile ilgili problemlerini anne-babaların çoğu erken yaşlarda fark eder. Özel öğrenme güçlüğü ise nispeten daha zor anlaşılır ve tam olarak bir uzman tarafından tespit edilebilir.

Çocuk hastalıkları başarıyı düşürür. Hastalık, çocuğun dikkat ve ilgisini olumsuz etkiler ve zorlama, çocuğu derslerden daha da soğutur. Önce hastalığın tespit edilip tedavi edilmesi önemlidir. Sağlıklı çocuk öğrenmekten zevk alır.

Çocuğun öğretmeni ile iletişim sorunu olabilir. Öğretmeninden istediği ilgi ve takdiri görmeyebilir. Öğretmen onu yanlış anlayabilir veya çocuk bir hata yapmış ve gergin ortamda hatalar zinciri devam ediyor olabilir. Bazı duygusal çocuklar öğretmenin kendisine ve diğer arkadaşlarına verdiği cezalardan daha çok etkilenir. Dikkatli ebeveyn, çocuğunu dinleyerek bu gibi sebepler olup olmadığını anlar ve öğretmenle iyi bir diyalog içinde bu tür sorunlar genelde kolaylıkla çözülebilir.

Arkadaşları ile sorunlar yaşayabilir. Arkadaşlık okulda çocuğun uyumunu olumlu-olumsuz etkileyen en önemli nedenlerdendir. Çocuğun okulda neler yaptığını gün sonunda dinleyen, okula belli aralıklarla giden, arkadaşları ve aileleri ile tanışan, karşılıklı ziyaretlerde bulunan anne babalar bu sorunları daha yakından anlayıp çözümüne yardımcı olur. Çocuğun kişiliğinde görülebilecek bazı sorunlar da arkadaş ilişkileri içinde ortaya çıkıp iyi bir iletişim ve eğitimle çözülebilir.

Çocuğun kaygıları, geçirdiği korkular, üzücü olaylar kişiliğini olduğu kadar dikkat, ilgi ve öğrenmesini, dolayısıyla ders başarısını da etkiler. Ruhsal problemlerin aşırı veya sürekli olması durumunda uzman desteği gerekir. Küçük sorunlar anne baba, aile desteği ile kolaylıkla aşılabilir. Aşırı stresli ortam, anne-baba geçimsizliği, olumsuz anne-baba tutumları, kardeşlerle ve diğer aile üyeleri ile sorunlar da ders başarısızlığının en önemli nedenleri arasındadır. Çocuğu baskıya varmadan yeterli disiplin içinde eğitirken, bir yandan da ailedeki stres ortamını azaltmaya çalışmak, onun öğrenmekten zevk almasını sağlayacaktır.

Çocuğun stresle başa çıkmayı öğrenmesi için beslenme, uyku, doğru nefes alma gibi alışkanlıklarına önem vermek gerekir. Çocuğun duygu ve düşünce kalıpları, olayları insan davranışlarını yorumlama biçimi, kendisine güven veya güvensizliği de stresle başa çıkmada etkilidir. Çocuk bunu büyük ölçüde sağlıklı ve huzurlu bir aile ortamında, anne babasını model alarak ve onların sağladığı ölçülü disiplin içinde, onlarla ve diğer insanlarla sağlıklı iletişimle öğrenir. Aldığı eğitim, kişilik ve karakter özellikleri, manevi değerleri de etkilidir.

İlgi ve kabiliyetine göre bir sanat alanına ve spora yönlendirilmesi başarısını olumlu etkiler. Ancak, bu konuda aşırıya kaçılması zaman ve ilginin dağılımı açısından başarıyı düşürebilecektir.

Hayatta gayelerinin olması da derslere ilgisini ve başarısını artırır. Ebeveynler kendileri de okumaya, öğrenmeye önem verip öğrendiklerini çocuklarıyla paylaştıklarında onları belli hedeflere daha kolay yönlendirir, gaye oluşumunda ortaya çıkan kaygılarını kolaylıkla giderirler. Uzun nasihatler yerine düşünmesine ve problem çözme becerisinin gelişmesine yardımcı olmak daha olumlu sonuç verir. ZAMAN

Uzman Psikolog Farika Teymur Artır

Çocuğunuz olmuyorsa Varikoseliniz olabilir!

Mart 20, 2010 admin  
Kategori - Erkek Sağlığı

Tek tedavisi ameliyat olan bu sorunun çözümü ile birlikte çocuk sahibi olabilme şansı da artıyor. Alman Hastanesi Üroloji Uzmanı Op. Dr. Tansel Kaplancan, çoğu zaman belirti vermeden seyreden ve bu nedenle çiftlerin canını sıkan bu sorunla ilgili olarak şu bilgileri verdi:

Sperm oluşumunu engelliyor
Varikosel; erkeklerde, torbalardaki ( testislerdeki ) toplardamarların genişleyip varisleşmesi sonucu içerisinde kan birikmesiyle oluşan bir hastalıktır. Toplardamarların iç yüzeyinde kan dolaşımını düzenleyen kapakçıklar işlevlerini yitirmiştir ve kanı boşaltamamaktadır. Testisten çıkan toplardamarların aşırı ve anormal olarak genişlemiş olması, testiste ısı etkisi ve beslenme bozukluğu sonucu sperm üreten hücreleri toksik bazı maddelerle karşı karşıya bırakır. Bu durum maddeler testis içinde etki yarattığı için sperm oluşumunu kötü etkiler. Testislerin sonografik muayenesi ve damarsal araştırılması gerekir. Böyle bir durum cerrahi müdahale ile düzeltilir.

Kısırlıkta payı büyük
Puberte sonrası erkeklerin yaklaşık % 10-20 sinde görülür. Kısırlık (infertilite) şikayeti olan erkeklerin ise yaklaşık %40’ında varikosel mevcuttur. Sekonder infertilite şikayeti olan erkeklerde (önceden en az bir çocuğu olan ancak şimdi kısırlık şikayeti çeken kişilerde) ise bu oran % 80’lerin üzerine çıkmaktadır. Varikosel her iki testiste de görülebilir. Ancak anatomik komşulukları dolayısıyla sol testiste görülme oranı % 85, sağ testiste görülme oranı ise % 15 civarındadır. Bir taraftaki varikosel genellikle diğer testisi de etkilemektedir.

Bu belirtilere dikkat!
Varikosel çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Ancak bazen aşağıdaki belirtiler görülebilir:
 Testislerde ağrı
 Testislerde küçülme
 Testislerde dolgunluk hissi
 İnfertilite (kısırlık)
 Gözle görülebilen genişlemiş damarlar
 Ele gelen genişlemiş damarlar

Tanısı nasıl konulur?
Bazen hastalar testislerinde gördükleri veya ayakta iken ellerine gelen genişlemiş damarlar sebebi ile doktora gelirler. Doktor tarafından yapılacak elle muayene ile genellikle tanı konur. Bazen ultrasonografi / Doppler gerekebilir. Bütün varikoselli hastalara 4 günlük cinsel perhizden sonra sperm tahlili (spermiogram) yapılıp sperm sayısı, hareketliliği ve şekilleri araştırılmalıdır. Hastaların yaklaşık %70 inde sperm yoğunluğu ve hareketliliği azalmış, şekilleri bozulmuştur. Bu hastalarda yüksek oranda kısırlık görülür. Kısırlık şikayeti olan varikoselli erkeklerde, çok yoğun ağrı şikayeti olanlarda ve testislerinden biri diğerine göre anlamlı küçülme göstermiş varikoselli erkeklerde cerrahi tedavi önerilir. Tedaviye geçmek için varikoselin mutlaka sperm değerlerini bozmuş olması gerekir. Yani spermi normal ise tedavi edilmeyebilir. Evli olmayan erkeklerde de varikosel bulunmuş ve sperminde bozulma başlamış ise tedavi yapılmalıdır.

Basit bir ameliyat ile çözülüyor
Ameliyat sırasında mikroskop kullanılması önerilmektedir. Ameliyatı kasık bölgesinden yapılan küçük bir kesi ile gerçekleşir. Basit bir ameliyattır ve genellikle hastane de yatmayı gerektirmez. Varikosel ameliyatının başarı şansı değişiktir. Mikroskobik yapılan ameliyatların başarı şansı diğerlerine oranla çok daha yüksektir. Yaklaşık 30-60 dk. sürer. Bu sırada testisle ilgili diğer oluşumların zarar görmemesine özen gösterilmelidir. Varikosel ameliyatı dikkatli yapılmaz ise hidrosel (testis çevresinde sıvı birikimi), atrofi gibi komplikasyonlar görülebilir. Ama son yıllarda, ameliyat tekniğinde elde edilen ilerlemeler sayesinde bu komplikasyonlara hemen hemen hiç rastlanılmamaktadır. Bunda cerrahın deneyimi önemlidir. Ameliyat olacak kişilerin bunu iyi bilmesi ve ameliyatı yapacak doktordan da bu konuda bilgi alması gerekir. Ameliyattan 3 ay sonra sperm üretiminde düzelme görülmeye başlar. Sperm üretimindeki düzelme ameliyat olan hastaların %50-80 inde görülür. Gebelik üzerindeki etkisi de yüzde 20-69 civarında artmaktadır. Azoospermi olgularında da varikosel ameliyatı yapılması önerilirse de, başarısının daha düşük olacağı önceden belirtilmelidir.

Anne adayında gebelik şekeri tespit edilirse nasıl bir tedavi uygulanır?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Gebelik döneminde hangi vitaminler mutlaka alınmalı?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Kadınlar gebelik öncesi hangi testleri yaptırmalı?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Erken doğum önlenebilir mi?

Aralık 20, 2009 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Erken doğum önlenebilir mi?
Erken doğum önlenebilir mi?
Kadıköy Şifa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Evrim Aksoy, erken doğum ile ilgili en önemli 5 soruyu cevaplandırdı.

Anne adayının son adet tarihinin ilk gününden itibaren başlatılmak kaydıyla, 40 hafta süren gebelik sürecinde, doğum eyleminin 37. gebelik haftasından önce olması durumuna “Preterm Doğum” deniyor.

Gebelik sürecinin kötü bir sürprizi olabilen erken doğum sıklığı % 5-10 arasında verilmekte; ne var ki günümüzdeki tüm tıbbi gelişmelere rağmen, sıklığı azaltılamamakta hatta tam tersine artış göstermektedir. Prematürite, maalesef bebek için ciddi bir risk durumu olup, birlikte ortaya çıkan komplikasyonlar ölümcül olabilmektedir. 22-23. gebelik haftalarında doğan bebeklerin yaşam şansı, gelişmiş ülkelerde bile %20’lerde verilmekte iken, ülkemizde daha da düşüktür. 28. gebelik haftasına doğru ilerledikçe yaşam şansı artmakta, olabilecek komplikasyonların insidansı ise düşmektedir.

Preterm Doğuma Sebep Olan Nedir?

Preterm doğumun oluşma mekanizması halen tam olarak aydınlatılamamıştır. %25 oranında bir grubu, bebeğin ve annenin iyilik hali için tıbbi zorunlulukla erken doğurtulan vakalar olarak incelemekteyiz. Kendiliğinden erken doğuma giden vakalarda sebep olarak hormonsal etkiler, enfeksiyonlar, çoğul gebelikler, rahimde oluşan gerilme gibi pek çok mekanizma düşünülmektedir.

Hangi Kadınlar Preterm Doğum İçin Risk Grubunda Olabilir?

Daha önce erken doğum yapmış olanlar
Çoğul gebeliği olanlar (ikiz, üçüz )
Rahim ya da rahim ağzı anormallikleri olanlar
17 yaşından küçük ya da 35 yaşından büyük olanlar
Sigara, alkol ya da ilaç kullananlar
Gebelik sırasında hekim kontrolüne girmeyenler
Hipertansif ya da diyabetli olanlar
Stresli yaşamı olan ya da kötü beslenenler
Alt genital sisteme ait enfeksiyonu olanlar

Prematüre Bebeklerde En Sık Karşılaşılan Problemler Nelerdir?

Solunum yetmezliği sıkıntısı (akciğer hasarı)
Beyin içi kanamalar
Kalp damar problemleri
Bağırsak problemleri - yaygın hasar
Körlük
Sarılık
Anemi (kansızlık)
Enfeksiyonlar
Beyin hasarına bağlı spastisite

Prematürite Riskine Karşı Alınabilecek Önlemler Nelerdir?

Gebelik planlayan tüm kadınların gebelik öncesi doktor kontrolünden geçmeleri gerekmektedir. Bu sayede anne adayının ileride erken doğum yapmasına neden olabilecek önemli bir sağlık problemi (yüksek tansiyon ya da diyabet gibi) olup olmadığının tespiti mümkün olabilmektedir. Yine gebelik planlayan tüm kadınların henüz hamile kalmadan önce ve gebeliklerinin 3. ayına kadar günde 400 mikrogram Folik asit kullanmaları gerekmektedir. Son çalışmalar, gebelikten 1 yıl öncesinde başlanan folik asitin prematürite riskini belirgin ölçüde azalttığını göstermektedir. Folik asit aynı zamanda beyin ve nöral tüp anomalilerini de azaltmaktadır.

Anne adayları gebelikten önce sigarayı bırakmalı, kullanılan ilaçlar hekime danışılarak düzenlenmeli, obez ya da aşırı düşük kiloya sahip olanlar ise kilolarını optimum seviyeye getirmelidirler, gebelik boyunca ortalama olarak 10-13 kg alınmalıdır.

Prematüre Bebeklerin Medikal Problemleri Önceden Önlenebilir Mi?

Erken doğuracağı öngörülen gebe, hospitalize edilerek bebeğin akciğer gelişmesini sağlayabilmek için kortikosteroid tedavisine başlanır, doğum eylemi bu tedavi süresince durdurulabilirse, akciğer yetmezliği, beyin içi kanama ve ölüm riski azaltılmış olabilir. “Tokoliz” dediğimiz doğum ağrılarını geçici olarak durdurma tedavisi için kullanılan çeşitli ilaç protokolleri her hasta için özel olarak seçilmelidir. Kısa süreli olsa da bu erteleme bize kortikosteroid tedavisi için zaman kazandırmaktadır.

Prematüre doğan bebekler, çoğu zaman yoğun bakım ünitesine ihtiyaç göstereceği için bu riskin olduğu durumda bebek yoğun bakım ünitesi iyi gelişmiş bir merkezde, doğum yaptırılması bebeğin daha sonra yaşayabileceği komplikasyonları azaltmada önemli rol oynayacaktır.

Kadıköy Şifa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı
Op. Dr. Evrim Aksoy

www.kadıkoysifa.com

Doğum metodları

Anne-babanın çocuğuyla ilişkisi oyunla gelişir!

Aralık 20, 2009 admin  
Kategori - Çocuk Sağlığı

Anne-babanın çocuğuyla ilişkisi oyunla gelişir!
Anne-babanın çocuğuyla ilişkisi oyunla gelişir!
Oyun, çocuğun dünyasında kendini ifade etmesi, yaratıcı becerilerini geliştirmesi ve iyi vakit geçirmesi kadar, anne-baba ilişkisindeki pek çok çatışmayı çözmek ve bir uzlaşma ortamı yaratmak için de en önemli alandır.

Oyun oynayarak anne-babalar başka türlü hiçbir yolla olamayacağı kadar çocuklarına yaklaşabilirler ve onları keşfetme fırsatı yakalarlar. Çocuğun sadece bakımı, korunması ve bir takım günlük yaşam hedeflerinin (temizlik, ödev yapma, oda toplama vb.) gerçekleştirilmesi üzerinden giden anne-babalık, çocuğun ihtiyaçlarını hiçbir şekilde karşılamaz. Oyun da bunlar kadar önemli ve rutinde yer alması gereken bir süreçtir.

Ebeveynler çocuklarıyla oyun oynarken hem onlarla güzel vakit geçirmek hem de onlara bir şeyler öğretmek amacı güderler. Özellikle çocuklarıyla paylaşacak vakti kısıtlı olanlar, gün içinde onlara vermek isteyip de veremediği “her şeyi” birlikte oynadığı oyuna sığdırmaya çalışırlar; lego yapmak isteyenin oğluna ‘ uçak böyle yapılır” ya da evcilik oynamak isteyenin kızına‘dikkat et, yemeği dökme” gibi müdahaleler yapması gibi.

Müdahale etmeyin!

Bazen farkında olmadan bu müdahaleler öyle çok olmaya başlar ki, hem çocuğun yaratıcılığını ve girişimciliğini engellemeye, hem de ebeveynin onunla olan ilişkisini germeye başlayabilir. Çocuk ebeveyni daha çok öğretici konumda görebilir. Bu da çocuğun ya onunla güç mücadelesine girmesine ya da tamamen pasif bir konuma geçerek boyun eğmesine yol açabilir.

Çocuğun hem kendisine güvenli hem de sınırlarını bilerek davranması için anne-babanın onunla geçirdiği olumlu bir zamanın olması, yaptıklarının ve söylediklerinin duyulduğunu ve önemsendiğini hissetmesi ve yaptığı olumlu davranışların ödüllendirilmesi gerekmektedir. Çocuk negatif bir davranış gösterdiğinde (zarar verme dışında) ise anne ve babanın bu davranışı görmezden gelmeleri gerekmektedir.

Anne-babanın çocuğuyla ilişkisinin önemli bir kısmı oyun aracılığı ile gerçekleşmektedir. Bu yüzden çocuğuyla ilişkisini daha olumlu bir hale getirmek isteyen anne-baba, ilk önce çocuğuyla oynadığı oyunu olumlu bir hale getirmelidir. Başlangıç olarak günün belirli bir saatinde oynanan oyunda uygulanacak yöntemler zamanla anne ve babanın günlük davranışlarına yansıyacak, çocuklarıyla daha verimli ilişki kurmalarına yardım edecektir.

Uzman Pedagog Feriha Şenkaya Dildar
PSİ Çocuk ve Aile Danışmanlık Merkezi

Sonraki Sayfa »