Kadınlarda Tüylenme Sorunu

Nisan 3, 2010 admin  
Kategori - Kadın Sağlığı

Aşırı tüylenme kadınlarda çoğu yerlerde, erkeklerde ise üst dudak ve çene, meme çevresinde olmak üzere göğüs, omuz üstleri ve alt karinda meydana gelir. Aşırı tüylenme genellikle sert ve koyu (bazı kadınlarda üst dudak, çene, göğüs ve mide üzerinde ince tüylenmeler) farklıdır. Bıyık, kol, karın gibi kısımlarda kadınların tüylenme uzunluğu azdır. Bıyık bölgesi farkedilmeyecek kadar azdır. Uzaması, yapılan traş sıklığına da bağlıdır. Kadınlar genelde tüylenmeyi erkeklere benzemekle eş tutar.

Her kadının vücudunda az da olsa erkek hormonu olan testesteron vardır. Böbrek üstü bezleri tarafından üretilmektedir. Kadınlarda, ergenlik ile menopoz dönemi arasında, yüz ve saç hariç tüylenme devam eder ve artış gösterir.

Bu kalıtsal da olabilir. Epilepsi, sedef hastalığı, artrit ilaçları gibi ilaçlar buna neden olabilir. Kadınlarda, yumurtalıkta kist olduğunda bu bölgede aşırı tüylenme görülür. Kan testi ve ultrason ile teşhis edilir. Tüyleri ağda ile alabilir ya da oksijenli suyla sarartabiliriz. Kilo vermek te faydalı olacaktır.

Dövme Sildirme Operasyonu nasıl yapılır?

Nisan 3, 2010 admin  
Kategori - Sağlık Bilgileri

Dövmeler farklı boya maddelerin deri içine uygulanması ile elde edilen figürlerdir. Aynı şekilde kalıcı makyaj uygulamaları da yapılmaktadır ve bunlar bir süre sonra çıkartılmak istenebilmektedir. Dövme ve kalıcı makyaj silme işlemi için Q anahtarlı lazerler kullanılıyor. Bu lazerler 1064 nm dalga boyu ve KTP kristali kullanıldığında 532 nm dalga boyu ile farklı renk pigmentleri parçalama özelliğindedir. Kişinin açık tenli olması, dövmenin çok eski olmaması, sarı-turuncu renk haricindeki renkler(mavi, siyeh, yeşil, kırmızı) kullanılması dövme silme açısından olumlu özellikler olup seansların azalmasını sağlamaktadır.

Etki mekanizması
Deri içindeki boyar maddeler tarafından tutulanr laser dalga boyu milyarda 4-6 saniye ( nanosaniye) gibi çok kısa bir sürede dövme üzerine verilir. Derideki büyük parçacıklı boyar maddeler laser ışığının etkisi ile küçük parçacıklara ayrıştırılır . Bu sayede büyük moleküllü boyar maddeleri yok edemeyen deri bağışıklık sistemi küçük parçacıklara ayrılan pigmenti kademeli olarak yok eder. www.kadincazayiflama.com

Q-anahtarlı laserler ile uygulama sırasında hafif bir ağrı hissedilebilmektedir. Bu nedenle uygulama öncesi anestetik bir krem sürmek gerekebilir. İşlem sonrası dövme alanında bir kabuklanma, nadiren noktasal kanamalar oluşmaktadır. Bu deri değişimleri 3-7 günde düzelmektedir. Yine dövme rengine bağlı uygulanan dalga boyuna göre pigmentlerde başlangıçta bir koyulaşma görülebilir veya işlem anında birden yok olan renk ertesi gün geri dönebilir. Dövmedeki değişiklikler 3-4 hafta içinde oluşacaktır. Dövme tedavisi bir seansta olmamaktadır. Amatör dövmelerde ortalama 4 seans, profesyonel dövmelerde 6-20 seans tedavi gerekebilmektedir. Tedavi seans aralıkları 2 aydır.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Mart 24, 2010 admin  
Kategori - Güzellik ve Makyaj

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı
1. Fondötenden vazgeçin: Akne sorunu olan kişilerin ilk başvurdukları yollardan biri, onları kalın bir fondöten tabakasıyla kapatmaya çalışmaktır. Ancak fondöten 30 yaş üstü kadınlar içindir. Sadece natürel güzelliğinizi kapatmakla kalmaz, sizi doğallıktan uzaklaştırır. Genç teninizi fondötenin arkasına gizlemek yerine, sadece hatalı noktalarda kapatıcı ürünler kullanın. Üzerine çok hafif bir pudra ya da renklendirilmiş nemlendirici sürebilirsiniz. Renklendirilmiş nemlendiriciler daha hafif ve doğal bir görünüm verir. Ancak illa fondöten kullanacaksanız, toz formundaki mineral ürünleri tercih edin.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

2. Kapatıcıyı yaymayın: Kapatıcıyı uygularken ovalayarak yaymak yerine, orta parmağınıza bir miktar alıp kapatacağınız noktaya hafifçe vurarak üzerini kapatın. Yaymayın, ovalamayın, sadece küçük vuruşlarla kapatın!

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

3. Ya gözlerinizi ya dudaklarınızı öne çıkarın: Eğer gözlerinize makyaj yaptıysanız dudaklarınıza sadece bir parça parlatıcı sürmeniz yeterli olur. Kırmızı, dramatik görünümlü bir ruj mu sürmek istiyorsunuz? O zaman, yüzünüzü aydınlık tutun. Koyu  renk allıklardan kaçının, sadece kirpiklerinize maskara ve gözlerinize çok hafif 

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı
4. Abartmayın:  Hangi yaşta olursanız olun, çok fazla boyanmak kimseyi güzelleştirmez. Fondöten, pudra, allık, göz kalemi, maskara, göz farı ve ruju günlük makyajınızda kullanmayı alışkanlık haline getirdiyseniz, yaşınıza göre abartılı makyaj yapıyorsunuz demektir. Gerçekten neye mi ihtiyacınız var? Harika bir maskara, sivilceler ve bıraktıkları lekeleri kapatmak için bir kapatıcı ve dudak parlatıcısı. Kış aylarında yüzünüz solgun görünüyorsa allık da kullanabilirsiniz.
Saçlarınız beyazlayamaya başlayınca her ay dip boyasıyla uğraşacaksınız. O yüzden saç boyası için acele etmeyin. Saçınızın rengini biraz açmak istiyorsanız çok hafif gölgeler attırabilirsiniz. Ancak sizi basit gösterecek kadar yoğun olmamasına dikkat edin. Buradaki amaç, çevrenizdekilerin saçlarınızın doğal olarak güneşte açılmış gibi görünmesini sağlamak, ucuz bir kuaförde meç yaptırmış izlenimi vermek değil!

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

6. Vazelin dostunuz olsun: Pahalı dudak ürünleri yerine vazelin kullanabilirsiniz. Kuruyan, çatlayan, pul pul olan dudaklarınıza bir miktar vazelin sürüp masaj yapın. Daha yumuşak ve pürüzsüz olduklarını göreceksiniz. Vazelini zorda kaldığınızda göz makyajını temizlemek için de kullanabilirsiniz.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

7. Akne için dermatoloğa gidin: Akne sorunu olanların yaptığı en büyük hata nedir? Dermatoloğa gitmemek. Bir çantaya 200 lira yatırmak yerine, bu parayı dermatoloğa verin. Sivilcelerden kurtulmak yapabileceğiniz en iyi yatırımdır. Bunun en garanti yoluysa dermatologdan geçer. 
Hiçbir zaman! Cilt güzelliğiniz için ilk yapmanız gereken şey, her gün güneş koruyucu kremi kullanmak. Böylece 50 yaşınıza geldiğinizde bile harika görüneceksiniz. Keşke 20 yıl önce birileri bize güneş kreminden bahsetseydi. Keşke güneşin altında ıstakoz gibi kızarıp durmasaydık! Unutmayın, UV ışınları bulutları geçebilir ve bu ışınlar cildinizin yaşlanma sürecini hızlandırır. Akne sorunu olanlar, özel olarak bu soruna yönelik olarak üretilmiş güneş kremlerini kullanabilirler.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı
9. Tırnaklarınıza bakın: İnsanlar genellikle karşıdakilerin el ve ayaklarına bakarak onları yargılar. Tırnaklarınızı temiz ve aynı uzunlukta tutun. El tırnaklarınızı yuvarlak, ayak tırnaklarınızı düz kesin. Bu alışkanlık ilerde ayak tırnaklarında görülebilecek travmaları, tırnak deformasyonlarını engeller. Eğer onları boyamak istiyorsanız, ojeyi yarısı dökülüp ucuz bir görüntüye neden olacak kadar uzun bir süre tırnaklarınızda tutmayın.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

10. Bu ürünleri denemeden almayın: Bazı güzellik ürünlerini denemeden almamak gerekiyor. Ruj, pudra ve allık alırken mutlaka teninize uyup uymadığını deneyin. Eğer parfüm satın almak istiyorsanız yine almadan önce mutlaka denemelisiniz. Çünkü bir parfüm başkasında harika kokarken sizde aynı etkiyi yaratmayabilir. Hatta bazı parfümlerin kokusu bir saat sonra değişip size rahatsızlık verebilir. Neleri denemeden alabilirsiniz? Maskara, göz kalemi, dudak parlatıcısı ve birçok temel renk göz farını…

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

11. Gözlerinizin içine kalem çekmeyin: Bu gözlerinizi olduğundan daha küçük gösterir. Bunun yerine kalemi kirpik hizasına çekin. Ayrıca çok keskin hatlı bir çizgi doğal görünmez. Bu nedenle kalemi çektikten sonra parmağınızla keskin çizgiyi hafifçe dağıtın.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

12. En güzel yanınızı keşfedin: İnsanlar genellikle dudaklarınızın ne kadar güzel olduğunu söylüyorsa, parlatıcılarla dudaklarınızı ön plana çıkartabilirsiniz. En çok gözlerinin rengi iltifat alıyorsa, onu daha da belirginleştirecek bir far ya da maskara kullanabilirsiniz.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı
13. İstenmeyen tüyler meselesi: Çok şanslısınız. Çünkü günümüzde istenmeyen tüylerden kurtulmak için geliştirilen lazerli epilasyon teknolojisi geçmişe göre hem çok gelişti, hem de ucuzladı. Epilasyonu güvenilir, en yeni teknolojileri kullandıklarına emin olduğunuz bir yerde, işin uzmanlarına yaptırmakta fayda var. İşlem sonrası dikkat etmeniz gereken en önemli noktaysa kesinlikle işlem görmüş bölgeyi güneşe maruz bırakmamak. Mutlaka güneş koruma kremi kullanmalısınız. Aksi takdirde kalıcı lekeler oluşabilir. Eğer tüyleri jiletle temizleme yoluna giderseniz, işlemi banyonuzun sonunda yapmaya özen gösterin. Böylece cildinizde oluşacak tahrişi azaltmış olursunuz.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

14. Anahtar ürünlere para harcayın: Sınırlı bütçenizi en iyi şekilde değerlendirmek için hangi ürünler için gerçekten para harcamalı? İşte birkaç öneri: 50 liralık bir göz kalemiyle güvenilir bir markanın 10 liralık göz kalemi arasında büyük bir fark görmeyeceksiniz. Ancak göz farı seçerken lüks bir ürünle, ucuz bir ürün fark yaratabilir. Kaliteli bir far bütün gün gözünüzde kalırken, ucuz olan uçup kaybolabilir ya da göz kapağınızda çamura dönüşebilir. Pudra ve allığa harcadığınız paraya acımayın. Çünkü lüks pudralar, o kadar ince zerreciklerden oluşur ki, yüzünüze birkaç kat bile sürseniz doğal bir görünüm elde edebilirsiniz. Çok sorunlu bir cildiniz yoksa nemlendiriciye ve cilt temizleyicisine de servet yatırmanız

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

15. Saç ürünlerini doğru miktarda kullanın: Saçlarınız için kullandığınız şekillendirici ürünlerin miktarını abartmayın. Saçların itseline şekle girmemesinin ya da yarım saat sonra düşmesinin esas nedeni de budur. Bu tip ürünleri çok fazla miktarlarda kullanmak saçınızı ağırlaştırır, yağlı görünmesine neden olur.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

16. İyi uyuyun: Geç saatlere kadar eğlenmek ya da twitter başında vakit geçirmek tabiî ki keyifli. Ancak, dengeyi tutturmakta fayda var. Uzmanlar, sekiz saat uykuya ihtiyacımız olduğunu söylüyor. (Bu durumda sabah yedide kalkıp güne başlıyorsanız, maalesef saat 23.00’da yatağa girmeniz gerekiyor) Cilt uyku sırasında yenileniyor, hücreler kendini onarıyor. Sağlıklı bir uyku düzeni, cildi genç tutmak için pahalı kremlerden daha fazla işe yarıyor.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

17. İyi beslenin: Sağlıklı beslenme düzeninin de pahalı kremlerden daha çok işe yaradığı bir gerçek. Eğer hamburger ve patates cipsiyle besleniyor, sebze yemeklerine burun kıvırıyor, su yerine kola içiyorsanız, problemli bir cilde davetiye çıkarıyorsunuz demektir. Mesele, cipsin sivilceye neden olup olmaması değil, bu tip bir beslenme düzeninin cildin ihtiyaç duyduğu besinleri sağlayamaması. Unutmayın, taze sebze ve meyveler, tam tahıllar, et, balık, yumurta ve baklagiller cilt hücreleriniz için eşsiz birer besin kaynağıdır.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı
18. Sigara ve alkol o kadar da “cool” değil: “Erkek gibi içmek” kimi zaman alkışlanan bir durumdur. Geçtiğimiz aylarda İngiltere’de kadınların aşırı alkol kullanımına karşı yapılan bir kampanyanın sloganı, “Erkekler gibi içersen onlara benzersin!”idi. Afişlerinde, aşırı boyanmış, içkiden burnu kızarmış yaşlı bir erkek yüzü kullandılar. Aşırı alkol kullanımı cildin susuz kalmasına, cilt için çok gerekli olan A vitamini oranlarının düşmesine neden olur. Bu da cildi erken yaşlandırır. Sigaradaki zehirli kimyasallar da cildi yaşlandırır, solgun bir görünüme ve lekelere neden olur.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

19. Temizleyin, nemlendirin: Yüzünüzü günde iki kez, sabah uyandığınızda ve akşam yatağa gitmeden önce temizleyin. Sert sabunlar yerine, cilt tipinize uygun temizleyici jeller ve barlar kullanın. Cildi yağlı olan kişiler, yüzlerini çok yıkarlarsa, yağdan ve sivilceden kurtulacaklarını düşünürler. Ancak bu, yağ bezelerini uyararak daha fazla yağ üretimini tetikler, ciltteki koruyucu tabakayı ortadan kaldırır ve cildin nem kaybetmesine neden olur. Yıkadıktan sonra yüzünüzde gerginlik hissediyorsanız bu, daha hafif bir temizlik ürünü kullanmanız gerektiği anlamına gelir. Cilt tipinizi iyi tahlil edin ve ona uygun bir nemlendirici seçin. Her cildin ihtiyaç duyduğu bakım farklıdır.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı
20. Aslolan iç güzelliktir: Unutmayın, asıl güzellik içtedir. Kendinizi güzel hissederseniz, başkaları da sizin güzelliğinizi görür. Hiçbir makyaj malzemesi, kendine güvenin ya da ışıltılı bir gülümsemenin yapabildiğini yapamaz.

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı
8. Güneş koruyucusunu ne zaman sürmeseniz olur?

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı

Bilmeniz gereken 20 güzellik sırrı
5. Doğal saçlar her zaman daha etkileyicidir:

Milliyet

Gebelik döneminde çıkan sivilceler nasıl tedavi edilir?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

“Sedef hastalarını dışlamayın”

Aralık 20, 2009 admin  
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serap Öztürkcan, bulaşıcı özellik göstermeyen sedef hastalığına karşı toplumun ön yargılı yaklaşımının, sedef hastalarını olumsuz etkilediğini söyledi.

Prof. Dr. Öztürkcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ismini vücutta görülen sedef renkli kabuk ve döküntülerden alan sedef hastalığının toplumda görülme sıklığının yüzde 1 ile 3 arasında değiştiğini anlattı.

Hastalık nedeniyle oluşan kızarıklar üzerinde meydana gelen kepekli döküntülerin saçlı deri, diz, dirsek, avuç içi, ayaklar başta olmak üzere vücut genelinde görülebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Öztürkcan, ”Bazı durumlarda hastalığa eklem bulguları eşlik edebiliyor. Bu gibi durumlar da yaşamı iyice çekilmez hale getiriyor. Yaşam kalitesini bozuyor” dedi.

Toplumda yaygın görülen sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını vurgulayan Öztürkcan, şöyle konuştu:

”Sedef hastalığı, bulaşıcı özellik göstermemesine karşın, hastalara nedense bulaşıcıymış gibi yaklaşılıyor. Bu nedenle de hastaların psikolojisi bozuluyor. İnsanların tepkisi, sedef hastalarının daha çok içe dönmesine, sosyal ilişkilerini kısıtlamasına neden oluyor. Sedef hastalarının yaşam kalitesi de bu şekilde daha çok bozuluyor. Sedef, bulaşıcı olmayan bir hastalık ama toplumun, bulaşıcı olduğu düşüncesiyle yaklaşması hastaları olumsuz yönde etkiliyor.”

Öztürkcan, sedef hastalarının toplumdan dışlanmamasının, bilinç düzeyinin artmasına bağlı olduğuna dikkati çekerek, bu nedenle hastaların sosyal dayanışma içinde olmaları ve hastalık konusunda bilinç düzeyinin artmasını sağlamak amacıyla Manisa Sedef Hastalığı Derneğini kurduklarını söyledi. Avrupa’da sedef hastalığı konusunda pek çok dernek bulunduğunu, ortak sorunlara sahip hastaların bir araya gelip, sosyal faaliyetler gerçekleştirdiğini ifade eden Prof. Dr. Öztürkcan, kendilerinin de dernek olarak benzer etkinlikleri hayata geçireceklerini vurguladı.

Manisa Sedef Hastalığı Derneği’nin Türkiye’de hastalığa ilişkin il bazında kurulmuş ilk dernek olduğunu hatırlatan Öztürkcan, ”Eğitim toplantıları, sosyal etkinlikler ve daha birçok paylaşımın düzenleneceği derneğin kapısı, tüm Türkiye’den sedef hastalarına açık” diye konuştu.

-STRES SEDEFİ DE VURUYOR-

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, genetik bir rahatsızlık olan sedef hastalığının seyrinde çeşitli dış etkenlerin de rolü olduğunu belirtti.

Stresin, hastalık üzerinde yoğun etkisi bulunduğunu vurgulayan Prof. Dr. Öztürkcan, şunları kaydetti:

”Bazı ilaçlar, iltihabi durumlar sedef hastalığını artırabiliyor ya da ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu, hastalığın ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Stres en önemli faktörler arasında. Hastalık stresle ortaya çıkabiliyor ya da stresle alevlenebiliyor. Yakın zamana kadar sedef hastalığının sadece deriyle ilgili bir hastalık olduğu söyleniyordu. Ancak artık yaşamın diğer alanlarında da etkileri olduğu biliniyor. Genetik olarak geçen sedef hastalığı, çeşitli dış faktörlerin etkisiyle ortaya çıkıyor. Henüz kesin bir tedavisi yok. Ancak her geçen gün çok daha etkili ilaçlarla çalışılıyor. Şu anda elimizde hastalarımızı memnun edecek düzeyde gerçekten önemli ilaçlar var. Hasta gerçekten rahatlıyor ve uzun bir dönem döküntüler ve ağrılar olmadan rahat bir şekilde hayatını sürdürebiliyor.”

AA

Çatlaklardan kurtulmanın yolu!

Aralık 13, 2009 admin  
Kategori - Güzellik ve Makyaj

Kadınların korkulu rüyalarından biri olan vücut çatlakları, genellikle ergenlik döneminden itibaren hızlı kilo alıp verme, hızlı boy uzaması, dengesiz beslenme, hamilelik ve genetik yatkınlık gibi nedenlere bağlı olarak ortaya çıkar ve bacak, kalça, bel çevresi, göğüs ve diz arkalarında enine-boyuna ince beyaz çizgiler şeklinde yer alırlar.
 
Op. Dr. Atilla Alp, çoğu kadının problemi olan vücut çatlaklarının tam olarak bir tedavisi olmadığını, fakat günümüzde geliştirilen yeni yöntemler sayesinde çatlakların iyileştirilip, doku kalitesinin artırılabileceğini belirterek, çatlaklardan kurtulmanın yollarını anlattı:

Çatlak nedir ve nasıl oluşur?
Derinin aşırı gerilmesine bağlı olarak, cildin elastin ve kolajen dokularındaki tahribat sonucunda ortaya çıkan vücut çatlakları, bir çeşit deri yırtılmasıdır. İlk oluştuklarında pembemsi görünümdedirler, zamanla bu pembe çizgiler mora, soluklaşarak beyaza, sedef rengine dönüşür. Ayrıca yine derideki esnemelerin yoğunluğuna bağlı olarak çatlaklar sadece renk farklılıkları şeklinde değil aynı zamanda kabarık veya çukurlaşmış görüntüler şeklinde de oluşabilirler.

Çatlakların oluşmaması için önceden alınabilecek önlemler nelerdir?
Özellikle açık tenliler, gelişme çağında ani kilo alan ve boyu aniden uzayan gençler, doğum nedeniyle karnı gerilen anneler ve her şeyden önemlisi ailelerinde çatlak olan kişiler, diğer insanlara göre daha fazla çatlak oluşma riskini taşırlar. Bu sebeple her şeyden önce beslenmemize dikkat edip, dengeli beslenmeli hızlı kilo alıp vermekten kaçınmalıyız. Düzenli ama çok ağır olmayan egzersizler yapmalıyız. Vücudumuzu sürekli kremler ve yağlarla nemlendirmeli, cildimizin kurumasına ve gerilmesine izin vermemeliyiz. Ayrıca düzenli masaj ile ve banyoda fırçayla mümkün olduğu kadar dolaşımını kan artırıp deriyi uyarmalıyız.

Hangi tür çatlakların iyileşme olanağı daha yüksektir?
Çatlakların türü değil safhaları vardır. Çatlaklar taze yani henüz renkleri mor veya soluk kırmızıyken bu, dokunun kan dolaşımının mevcut olduğunu göstermektedir. Bu safhada doku kollajen ve elastin üretebilecek kabiliyettedir. Bu safhada yapılacak olan her türlü sağlıklı müdahale, iyileşme süreci için katkıda bulunur. Daha sonra beyazlayınca yapılan tedaviler daha uzun sürede yanıt verecektir. Ama yine de tedaviye her safhada başlamakta yarar vardır.

Çatlakları iyileştirmek için hangi yöntemler kullanılıyor?
Özel cilt masajları, mikrodermabrazyon, kimyasal peelingler, karboksiterapi, mezoterapik tedaviler, çeşitli dermo kozmetik kremler, ilaç (tretnoin) tedavileri, tedavileri günümüzde vücut çatlakları için kullanılan yöntemlerdir. Tedavilerde cildin tipine, çatlağın safhasına, genişliğine, bölgesine, mevsime göre gibi çeşitli faktörler göz önüne alınarak kombine programlar uygulanır.

Cildinizde sorun mu var?

Aralık 13, 2009 admin  
Kategori - Alerjik Hastalıklar

Uzm. Dr. Buket Pençe kısaca dermatolojik rahatsızlıklardan bahsediyor.

Vücutta hissedilen kaşıntı
Kaşıntının ne kadar süredir ve daha çok hangi bölgelerde olduğunun teşhis edilmesi önemli. Yine de genel olarak karaciğer hastalıkları, böbrek yetmezliği, guatr, bağırsak parazitleri gibi nedenlerde cilte kaşıntı olur. Bazı kan hastalıkları (anemi, polisitemi) kanser türleri (lösemi, lenfoma) psikiyatrik hastalıklar ve deri kuruluğu da cilt kaşıntınıza yol açar.

Saç dökülmesinin nedenleri
Saça uygulanan travmalar (sürekli sıkı bağlama, çok sık sıcak fön, boya, ve perma) saç dökülmesinin nedenleri arasında. Hamilelik ve sonrası, hormonal sorunlar, guatr, anemi, ateşli hastalıklar, bazı ilaçlar ve yanlış diyet uygulamaları da saçların dökülmesine neden olur. Ameliyatlardan sonra, stres, kanser hastalıkları, böbrek diyalizi, A vitamini fazlalığı, normali günde ortalama yüz tel olan saç dökülmesini artıran nedenler arasında.

Ayaklarda oluşan mantar
Ayaklarda görülen mantarın kesin tedavisi için dikkat edilmesi gereken bazı koşullar var. Uygulanan tedaviye en az 4 hafta devam edilmesi gerekir. Tırnaklarda mantar varsa onların tedavi edilmesi şart. Derinin kuru tutulmasına (özellikle parmak aralarının) özen gösterilmesi önemli. Başkalarının terlik, ayakkabı, havlu, tırnak makası ve törpüsünün kullanılmaması gerekir. Toplu kullanılan yerlerde (havuz, deniz kenarı, duş, sauna, otel odaları gibi) çıplak ayakla gezmemenizi öneririz. Terlik, çorap ve ayakkabılarınızı dezenfekte edin.

Mother&Baby

Siğil bulaşır mı?

Aralık 13, 2009 admin  
Kategori - Hastalıklar ve Genel Sağlık

İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Server Serdaroğlu, siğille ilgili soruyu yanıtladı.

26 yaşımdayım. 7 yıldır ellerimde var olan siğiller ne yaptıysam geçmedi. Siğil önemli bir hastalık mıdır ve bulaşır mı?
Siğiller, “Human papilloma virüs” adı verilen bir mikrop tarafından oluşturulur ve bulaşıcıdır. Çocuklukta başlayan siğiller ergenlik ile beraber kendiliğinden kaybolabilir. Ancak bazı insanların bu virüse karşı direnci fazladır ve siğil
oluşturmazlar. Bu nedenle tıbbi tedavisinde kullanılan asitli solüsyonlar, cerrahi yöntemler (elektro cerrahi, kriyo cerrahi gibi) doğru uygulandığında iyi sonuçlar alınır. Çocuğunuza bulaşmaması için direkt temastan kaçınmalı ve
gerekirse eldiven kullanmalısınız. Ancak tedavi olduğunuzda bulaşma riski ortadan kalkar.

GAZETE HABERTÜRK

50 yaş üstünde zona riski

Aralık 13, 2009 admin  
Kategori - Alerjik Hastalıklar

Domuz gribinden ölümlerin çoğunlukla 50 yaş altında olması, 50-60 yaş üstü kişilerin bu hastalıktan çok ‘’su çiçeği geçiren herkeste görülen ve bağışıklık sistemindeki zayıflamayla ortaya çıkan ”zona” (Herpes Zoster) hastalığının riski altında olduklarını bildirdi.

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Memişoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ”zona” hastalığının her yaşta ve her mevsimde görüldüğünü ancak, bağışıklık sisteminin zayıfladığı ileri yaşlarda, sonbahar ve kış aylarında daha sık rastlandığını belirtti.

Su çiçeği geçiren herkeste zona hastalığının görüldüğünü, alınacak tek önlemin ise bağışıklık sistemini güçlü tutmak olduğunu belirten Memişoğlu, ”Domuz gribi vakalarında ölümler daha çok 50 yaş ve altında görülüyor. Bu nedenle, 50-60 yaş üstü kişiler, bu hastalıktan çok bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla ortaya çıkan zona hastalığının riski altında” dedi.

Memişoğlu, ‘’su çiçeği hastalığı geçirmiş olan kişilerde, su çiçeği virüsünün sinir köklerinde uyur durumda kalması ve yıllar sonra bile olsa tekrar aktive olmasıyla ortaya çıkan bir hastalık” olan zona hastalığının uyuşukluk, vücutta kaşıntı ve ağrıyı takiben ciltte ortaya çıkan döküntü benzeri deri lezyonları ile kendini gösterdiğini belirtti.

Hastalığın saçlı deriden ayak ucuna kadar her yerde görülebileceğini ancak, daha çok göğüs, kalça ve yüzde görüldüğünü anlatan Memişoğlu, deride oluşan kabarcıkların iki ya da üç hafta içinde iyileşebileceğini ancak, ağrının geçmesinin daha uzun zaman aldığını kaydetti.

-”SU ÇİÇEĞİ GEÇİRMEDİM” YANILGISI-

Zona hastalığının ileri yaşlarda bazen ağır seyredebileceğini ifade eden Memişoğlu, ”Bazı yaşlılar, (ben su çiçeği geçirmedim, bu nedenle zona hastalığına yakalanmam) gibi bir yanılgıya düşüyor, oysa, bu yaşlılarımız su çiçeğini hafif geçirmiş, hatta ana rahminde bile geçirmiş olabilirler. Bu ihtimal de göz önünde tutulmalı” diye konuştu.

Vücuttaki su kabarcıklarıyla kendini gösteren su çiçeği benzeri hastalığın tedavisinin ılık pansumanlar ve ağızdan alınacak ilaçlarla mümkün olduğunu ifade eden Memişoğlu, ancak, ağır seyrettiği durumlarda hastanın yaşam kalitesini büyük ölçüde düştüğünü kaydetti.

Hastalığın bulaşıcı yönüne dikkati çeken Memişoğlu, ”Önceden su çiçeği geçirmemiş olan bir kişi zona hastalığı taşıyan bir kişiyle yakın temasta bulunursa su çiçeği hastalığına yakalanabilir. Ancak zona hastalığı taşıyan bir kimseden direk zona hastalığı bulaşması mümkün değildir” dedi.

AA

Kara üzüm cildi güzelleştiriyor!

Aralık 2, 2009 admin  
Kategori - Şifalı Bitkiler

Kara üzüm, vücutta yağların erimesine yardımcı olarak cildin taze ve temiz bir görünüm almasını sağlıyor. İşte diğer faydaları…

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik, “Kara üzüm güzellik iksiri, gerçek beyin besini ve zayıflama rejimlerinin de ana ürünüdür” dedi.

Prof. Dr. Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kara üzümün yapısında bulunan vitamin, mineral, potasyum, magnezyum ve demirin vücudun bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğini söyledi.

Kara üzümün ayrıca cilt bakımı için büyük yararlar sağladığını belirten Prof. Dr. Çelik, şunları kaydetti:

“Kara üzüm, vücutta yağların erimesine yardımcı olarak cildin taze ve temiz bir görünüm almasını sağlıyor. İçerdiği maddeler sayesinde güzellik iksiri olarak nitelendiriliyor. Bir salkım kara üzüm veya buna eş değer kurutulmuş kara üzüm, vücudu ve beyin hücrelerini zindeleştiriyor. Bir kilo üzüm, 1150 gram süt, 390 gram et, 300 gram ekmek ve 1200 gram patatese eşdeğerdir. Bu nedenle de bayanlar için en ideal rejim menüsüdür.”

Kara üzümün bilinenden çok daha fazla yararı bulunduğunu bildiren Prof. Dr. Çelik, şöyle devam etti:

“İnsanlar kara üzümü sadece vücudun kan ihtiyacı arttığında tüketmeye başlıyor. Oysa kara üzüm başlı başına bir sağlık meyvesi. Kara üzüm güzellik iksiri, gerçek beyin besini ve zayıflama rejimlerinin de ana ürünüdür. Daha da önemlisi kabuklarında bulunan resveratrol maddesi kansere karşı savaşmakta, antioksidan görevi sayesinde yağlı bileşiklerin kılcal damarlarda birikmesini engellemekte yani antikoagulant olarak davranmakta ve kanı sulandırarak koroner kalp hastalıklarına karşı insanları korumaktadır.”

Kara üzümün bazı karaciğer rahatsızlıkları ve kansızlık tedavisinde de etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Çelik, “İçerdiği meyve asitleri ve lifli yapısından dolayı mideye zarar vermeksizin böbrek ve bağırsak sisteminin düzenli çalışmasını sağlar ve kanın temizlenmesine yardımcı olur” diye konuştu.

Prof. Dr. Çelik, kara üzümün, ayrıca alerji ve kireçlenmelerde iltihap oluşumuna engel olduğunu söyledi.

Milliyet

Sonraki Sayfa »