Lohusalık Döneminde Cilt Bakımı

Nisan 3, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Lohusalık ve Gebelik döneminde ciltte değişiklikler gözlenir. Bu değişiklikleri en aza indirmek için cilt lekelerine karşı lohusalık döneminde vitamin C ve fitik asit gibi bitkisel içerikli doğal ürünlerden yararlanın; lohusalık bitiminde ise peeling uygulaması yaptırın.

Vücuttaki çatlaklarını emzirme bitiminde vitamin A tedavisiyle silin. Çatlamaması için göğüs uçlarını ılık suyla temizleyin, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle nemlendirin.

TEMİZLİK MADDELERİNİ DOĞRU SEÇİN: Gebelikte olduğu gibi lohusalıkla da özenli ve bilinçli bir bakıma ihtiyaç var. Gebelikteki hormonsal değişim; cilt, saç, tırnak, damarlar, yağ bezleri ve ter bezlerini de etkiler. Ciltte gebelik süresince hassasiyet görülür; cilt, kimyasal maddelere karşı çok duyarlıdır. Gebelik sürecinde cildi tahriş etmeyen ürün kullanımına mümkün olduğunca özen gösterilmelidir. Bu hassasiyet lohusalık süresince de devam eder. Bebekten dolayı annelerin su, sabun ve deterjanla teması; hassasiyetin daha da belirginleşmesine, ellerde kızarıklığa, çatlaklara ve kaşıntılı lezyonların gelişmesine neden olur. Bu nedenle lohusa annelerin ellerini kurutmayan, yumuşatıcı özelliği olan temizleyicileri tercih etmeli ve her el yıkama sonrası ellerini nemlendirmeleri gerekir.

SİVİLCELER İÇİN MUTLAKA DOKTORA DANIŞIN: Yüzde bulunan yağ salgısı gebelik süresince artar. Bu da gebelikte sivilcelerin artmasına neden olur. Anne adayları; dıştan kullanılacak ürün bile olsa, bunun emilip kana geçme ihtimali bulunduğunu unutmamalı. Özellikle gebelik süresince vitamin A ve yüksek dozda salisilik asit içeren ürün kullanımı önerilmez. Kullanılacak kozmetik ürünler geniş yüzeye uygulanacaksa kullanmadan önce cilt hekimlerine danışılmalıdır. İltihabi akneler mevcutsa, kullanılacak antibiyotiklerin lohusa anneler açısından risk taşımadığından emin olunması gerekir.

PEELİNG KANA GEÇER DİKKAT: Özellikle vücut peelingi amacıyla kullanılacak ürünlerin geniş yüzeyle temas edip kana geçme ihtimali göz ardı edilmemelidir. Gebelik ve lohusalık döneminde bu yüzden geniş yüzeylere kullanılacak peeling ürünleri seçiminde dikkatli olunmalıdır. Yağlı ciltler için uygun olan temizleyici ve toniklerle yağlanma baskı altına alınır. Cilt hekimlerinin önerdiği güvenilir olan sivilce ilaçlarıyla sivilceler tedavi edilir.

GÖĞÜS UÇLARINI ILIK SUYLA TEMİZLEYİN: Göğüs uçları, cilt çatlaklarının görüldüğü diğer bir bölgedir. Bebeğin meme emmesiyle göğüs uçlarında çatlaklar ve yarıklar oluşabilir. Bazı durumlarda çatlak olan bölgelerden enfeksiyon gelişebilir. Çatlaklardan korunmak amacıyla göğüs uçlarının ılık sularla temizlenmesine özen gösterilmeli, bitkisel içerikli ve lanolin içeren kremlerle emzirmeyi takiben göğüsler nemlendirilmelidir.

AYAKLARI ÇOK İYİ KURULAYIN: Lohusalık döneminde ter bezlerinin sayısında artma görülür. Gebelikte vücutta biriken fazla suyun atılma yollarından biri de terdir. Ayaklardaki fazla terleme mantar hastalığının gelişmesine zemin hazırlar. Ayakların ıslak kalmamasına, çok iyi kurulanmasına ve nemli tutulmamasına önem verilmelidir.

TIRNAKLAR VE ELLER NEM İSTER: Tırnaklar bu sürede daha kırılgan, daha yumuşak olur. Emzirme döneminde kimyasal maddelerle temasın artması, tırnak sorunlarının bu dönemde devam etmesine neden olur. Tırnaklar nemlenmelidir, el bakımına dikkat edilmelidir. www.kadincazayiflama.com

SAÇLARINIZI KİMYASALLARDAN KORUYUN: Değişen hormonlar saçları da farklı şekilde etkiler. Gebelik süresince saçlarda gürleşme, sertleşme görülür. Doğum sonrası ilk 6 ay saç dökülmesi görülür. Bu dökülme geçicidir. En geç bir sene içinde dökülen saçlar tekrar çıkar. Hastalar dökülme süresince saç kozmetiklerinden uzak durmalı, saçlarını mümkün olduğu kadar az boyatmalı, kullanılacak boyaların da bitkisel olmasına dikkat etmelidirler. Emzirme süresince annede gelişebilecek vitamin ve mineral eksikliklerinin de dökülmeyi arttıracağı unutulmamalıdır. Cilt hekimlerinin önerisi doğrultusunda saç dökülmesine uygun tedavi başlanmalıdır.

CİLDİ NEMSİZ BIRAKMAYIN: Çatlaklar kadınları çok fazla rahatsız eden gebelikte gelişen bir diğer kozmetik sorundur. Özellikle karın, kalça ve göğüs uçlarında görülür. Başlangıçta pembe mor renkte olan çatlaklar ilerlediği zaman sedef ve gümüş rengine dönüşür. Kullanılacak ürünlerle başlangıç aşamasında olan çatlaklar hafifletilebilir. Çatlakların önlenmesinde alınacak en önemli önlem cildi nemlendirmektir. Cildin nemli tutulması ani gerilmeye karşı dayanıklılığı arttırır. Özellikle meyve asidi içeren ürünler çatlakların hafiflemesine yardımcı olur. Emzirme sonrası vitamin A içeren ürünlerle çatlak tedavisi yapılır.

Biberonlar ‘ölüm’ saçıyor

Nisan 2, 2010 admin  
Kategori - Anne ve Bebek Sağlığı

Türkiye’de de ürünleri satılan bebek ürünleri firması Boots ve Mothercare’in maÄŸazalarında, saÄŸlık açısından tehlikeli kimyasal maddeler içeren biberonlar sattığı ortaya çıktı.

İngiliz Independent gazetesinin dün ‘Biberonlardaki tehlikeli kimyasal madde skandalı’ baÅŸlığıyla manÅŸetten yayınladığı haber, ülkede ÅŸok etkisi yarattı.

Bilimadamları, daha önce ‘Bisfenol A’ ya da kısaca ‘BPA’ olarak bilinen maddenin, meme kanseri, kalp hastalığı, obezite ve hiperaktiviteye yol açtığını öne sürmüş bunun üzerine pek çok biberon üreticisi BPA kullanmaktan vazgeçmiÅŸti. BPA maddesinin kullanımı Kanada ve ABD’de tamamen yasaklanmış bulunuyor.

ACİL ÖNLEM ALINMALI

BPA olarak bilinen ve sentetik olarak üretilen madde, plastiÄŸi daha sert hale getirmek için kullanılıyor. Mothercare yetkilileri, stokları tükendikten sonra biberonlarda BPA kullanmayı bırakacaklarını açıkladı. İngiltere’deki kanser araÅŸtırma merkezleri, hükümeti bu konuda ‘acilen’ önlem almaya çağırdı.

AKÅžAM

Doğum kontrol hapına dikkat!

İstanbul Üniversitesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahit Özmen, “Kadınların uzun süre doÄŸum kontrol hapı kullanması meme kanseri riskini artırmaktadır” dedi.

Türkiye Meme Dernekleri Federasyonu Başkanı ve Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) Tarama Merkezi Proje Koordinatörü de olan Prof. Dr. Özmen, yaptığı açıklamada, kanserin en ciddi ölüm nedeni olan, görülme sıklığı hızla artan bir hastalık olduğunu söyledi.

Nükleer atıklar, genetik yapısı değiştirilmiş gıdalar ve stresin kanserin artışında önemli rol oynadığını ifade eden Özmen, dünyada her yıl 10 milyon insanın kanser olduğunu, bunlardan 5 milyonunun öldüğünü belirtti.

Özmen, ÅŸunları kaydetti: “Kadınların uzun süre doÄŸum kontrol hapı kullanması meme kanseri riskini artırmaktadır. Hiç doÄŸurmamak, erken adet görmeye baÅŸlamış olmak, süt vermeme gibi nedenler de bu kanserin oluÅŸumunda önemli bir faktördür. Meme kanserinden korunulması için dengeli beslenmeli ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Kadınlar en sık, memelerinde aÄŸrısız kitle ÅŸikayetiyle doktora gelmektedirler ama meme kanserinde amaç henüz hastalık belirtileri ortaya çıkmadan mamografiyle tanı koymaktır. Ülkemizde meme kanseri sıklığı hızla artarken bu konuda farkındalık oluÅŸturulamaması hastalığın geç teÅŸhis edilmesine, memenin alınmasına, ölüme neden olmaktadır.”

-BAHÇEŞEHİR MEME KANSERİ ERKEN TANI VE TARAMA PROJESİ-

Prof. Dr. Özmen, Bahçeşehir Meme Kanseri Erken Tanı ve Tarama Projesi’nin Türkiye’de toplum tabanlı, 10 yıllık sürede uygulanması gereken bir proje olduğunu bildirdi.

Hedefin bu bölgede oturan 40-69 yaşlarındaki yaklaşık 5 bin kadını evlerinde ziyaret ederek ücretsiz dijital mamografi ve muayene yapılan MEMEDER’e davet etmek olduğunu bildiren Özmen, piyasa değeri yaklaşık bin TL’yi bulan bu hizmetin ücretsiz yapılacağını ifade etti.

MEMEDER’in Başakşehir Belediyesinin arkasındaki Gelişim Akademisinde yer aldığını bildiren Özmen, burada geçen yıl bin 600 kadına dijital mamografi, bin kadına doppler ultrasonografi, 35 kadına vakumlu biyopsi, 6 kadına erken meme kanseri tanısı konularak tedavilerinin yapıldığını söyledi.

Yıl içinde 3 bin kadına ulaşmayı hedeflediklerini ifade eden  Özmen, Başakşehir’de gerçekleştirilecek projenin Türkiye’ye örnek olacağını ve yaygınlaştırılacağını kaydetti.

Bebeklerde göz yaşarması

Mart 30, 2010 admin  
Kategori - Anne ve Bebek Sağlığı

Gözyaşı vücudun salgıladığı basit bir sıvı değildir. Bebeğinizin göz yaşarması fazla oluyorsa dikkate alınmalıdır.

Her hareketini ve vücudundaki her değişimi dikkatle incelediğiniz bebeğinizin gözleri sürekli sulanıyorsa bu pek çok rahatsızlığın işareti olabilir. Op. Dr. Mustafa Temel, bebeklerde göz yaşarmasının nedenlerini ve dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.

Gözyaşı basit bir sıvı, su değildir. Genel olarak üç tabakadan oluşur ve içerisinde gözü koruyan birçok madde bulunur. Uyanık olduğumuz sürece gözyaşı üretimi devam eder. Çünkü gözyaşı kornea tabakamız için hayati derecede önemlidir.

Gözyaşı akmaması ne gibi sağlık sorunlarına neden olur?

Gözyaşı sistemi ile ilgili olarak pek çok hastalık mevcuttur. Bunlardan birisi de bebeklerde alt gözyaşı kanalının kapalı olmasıdır. Bu hastalıkta bu kanalın buruna açıldığı ucundaki kapakçığın doğumda açılmaması söz konusudur. Kanaldan buruna geçemeyen gözyaşı önce gözyaşı kesesinde birikir, sonra da göz kapaklarından dışarıya akarak sulanmaya yol açar. Ayrıca, bir süre sonra da özellikle gözyaşı kesesi enfekte olarak çapaklanma ortaya çıkar. Hatta bazen bu enfeksiyon o kadar güçlü olabilir ki göz çevresine, başa ve hatta vücuda bile yayılabilir.

Nasıl tedavi edilebilir?

Alt gözyaşı kanalı ucunu örten kapakçık aslında çok ince ve narindir. Doğumda kapalı olsa da bazen birkaç hafta veya ay içinde kendiliğinden açılabilir. Ancak birçok bebekte tedavi ihtiyacı oluşabilir. Tedavide tıkanıklık için genellikle masaj yapılır. Gözyaşı kesesi üzerine günde en az üç kez 5-10 kez uygun şekilde basarak yapılacak masaj hastaların büyük çoğunluğunda sorunu çözmeye yeterlidir. Eğer etkili masaja rağmen açılmıyorsa sondalama dediğimiz bir işlemi yapmak gerekir. Bu işlemde cerrahi bıçak, lazer gibi aletler kullanılmaz. Özel, ince sondalarla kapakçık kolayca açılır. Pek çok vakada kolayca ve bir kerede açılır. Tabii söz konusu olan bebek olduğu için işlemi yapabilmek için narkoz gerekir. Ancak bu narkoz yüzeysel ve kısa sürelidir. Ayrıca, narkoz için işlem öncesi 4-6 saat ve işlem sonrası 2-3 saat açlık gerekir.

İlaç kullanımı ne zaman gereklidir?

Masaj ve sondalama dışında bazen antibiyotikli damla ve seyrek olarak da sistemik antibiyotik gerekir. Bu tedaviler enfeksiyon oluştuğunda gereklidir. Enfeksiyon geçince antibiyotik tedavisi kesilir.

Göz yaşarmasının diğer etkenleri

Ayrıca, çocuklarda göz yaşarmasının gözyaşı kanalı sorunları dışında başka çok önemli nedenleri de olabilir. Bunlar arasında gözyaşı drenaj sistemindeki başka çeşit tıkanıklıklar, konjenital glokom (doğuştan göz tansiyonu yüksekliği), kapak kenarlarıyla ilgili olabilecek çeşitli sorunlar, yabancı cisim, bazı kornea hastalıkları, konjonktivit, …gibi göz hastalıkları sayılabilir. Dolayısıyla, göz sulanması şikayetini küçümsememek, aksine çok ciddiye almak gerekmektedir.

Meme kanserine en iyi ilaç bebek

Mart 9, 2010 admin  
Kategori - Kadın Sağlığı, Kanser

 

Kadınlarda en çok görülen kanser türleri arasında ilk sırada yer alan meme kanserine, dünyada her 10 kadından biri yakalanıyor. İstatistikler, dünyada her 3 dakikada bir bir kadına meme kanseri teşhisi konulduğunu gösteriyor. Kadınlarda görülen kanserlerin beşte birini oluşturan meme kanseri son yıllarda artsa da tedavisinde alınan yol, teknolojik gelişmeler ve tanı olanakları hastalığı tedavi edilebilir bir hale getirdi. Öyle ki, en sık görülen kanser olmasına rağmen, diğer kanser türleriyle karşılaştırıldığında ölüm oranı artmayan ve yaşam süresinin daha uzun olduğu bir kanser türü olarak karşımıza çıkıyor.karşı önemli

Erken teşhis çok önemli

Yeni tedavi yöntemleri ve ilaçlar, günümüzde meme kanserine karşı önemli silahlar. Ancak bunlara raÄŸmen üzerinde durulan ve hâlâ önemini yitirmeyen en önemli nokta; erken teÅŸhis…
Meme kanseri, erken teşhisle bugün, yüzde 95’in üzerinde başarıyla tedavi ediliyor. Böylece hastalıktan tamamen kurtulma şansı da artıyor.

Meme kanserinin belirtileri nelerdir?
Meme kanserinde belirtiler ortaya çıktıktan sonra hastalık epey ilerlemiş durumdadır. Önemli olan, belirtiler ortaya çıkmadan hastalığın yakalanması. Belirti olarak ele bir kitle gelmesi, onun deriye yapışması, akması gibi lezyonlar, hastalığın çok ileri olduğunu gösterir. Önemli olan daha ele gelmeden yakalanması. Bu nedenle erken teşhis çok önemli.

Erken teşhis için ne yapmalı?
20 yaşından sonra kadınların her ay aynanın önüne geçip memelerini kendi kendilerine muayene etmelerini öğrenmeleri lazım. Özellikle annesi, teyzesi, ablasında, daha doğrusu yakın akrabalarında ikiden fazla meme kanseri bulunanlar daha erken yaşta başlamalı. Genel olarak 30 - 35 yaşından sonra her ay muayene ve 35 yaşından itibaren her yıl bir mamografi çekilmesi gerekiyor. Bunlarda bir şey yoksa menopoza kadar tekrar bir mamografi yaptırmalarına gerek yok. Menopozdan sonra da her yıl mamografi çektirilmeli.

Elle kontrol nasıl yapılır?

Elle muayene nasıl ve ne zaman yapılmalı?
Öncelikle doktorun göstermesi, kadının bunu öğrenmesi lazım. Aynanın karşısına çıplak olarak geçip elini beline koyup göğüslerinde bir değişiklik var mı bakması lazım. Sonra kolunu yukarı kaldırıp göğsünün üzerinde diğer eliyle hafif hareketler yapıp bir kitle gelip gelmediğine bakması lazım. Muayene dönemi önemli. En iyi muayene zamanı, adet gördükten sonraki haftadır.

Risk faktörleri nelerdir?
Meme kanseri riski yaşla artıyor. Ayrıca ailesinde meme kanseri öyküsü olması, erken yaşta adet görmek, geç yaşta menopoza girmek, beslenme tarzı, menopozda hormon kullanımı, riski artıran faktörler. Fazla kilo, özellikle menopoz sonrasında riski 2 kat arttırıyor.

Kimleri daha çok tehdit ediyor?
Meme kanseri üst sosyal sınıflarda daha sık görülüyor. Bu gruptakilerin daha fazla yağ ve kalori alımıyla meme kanserinin ilişkisi olabileceği düşünülüyor.

Nasıl beslenilmeli?

Ne tip beslenme meme kanseri açısından riskli?
Araştırmalar et ve süt ürünleri gibi yüksek yağ içeren yiyeceklerin tüketilmesiyle meme kanseri riski arasında pozitif bir ilişki olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan bitkisel gıdalarla beslenen kadınlarda meme kanseri eğilimi daha az bulunmuştur. Ayrıca günlük alkol alım miktarı artışıyla risk artışı arasında ilişki var. Günde 15 gram ve üstü alkol alımı, alkol içmeyenlere göre meme kanseri riskini yüzde 50 arttırır.

Kalıtımın rolü ne kadar?
Görülen tüm meme kanserleri arasında rolü yüzde 15 kadar. Bu kişilerde meme kanserine neden olan gen, BRCA 1 ve BRCA 2 genleridir. Ailesinde çok sayıda meme kanseri olanlarda bu genler var mı bakılmalı. Kişi bu genleri taşıyorsa hayatı boyunca meme kanseri gelişme riski çok yüksektir ve erken yaşta ortaya çıkabilir. Bu nedenle erken yaşta takibe almak lazım.

Nasıl korunulur?


Meme kanserinden korunmanın yolları nelerdir?
En kolay yolu genç yaşta sağlıklı doğum yapmak ve bebeği emzirmek. Bunu yapmakla meme kanseri riski önemli ölçüde azalacaktır. Bunun yanında kilo almamaya gayret edilecek, alkol alımının makul ölçülerde olmasına dikkat edilecek, egzersiz yapılacak.

Gebelik riski nasıl azaltıyor?
Meme kanseri üzerine gebeliğin etkisi ilk doğum yaşıyla ilgili. İlk doğum yaşı 18 - 19 olanlara karşın, ilk doğum yaşı 30 ve üstünde olanların meme kanseri olma riski 4 - 5 kat artmakta. Doğum yapmamış veya 30 yaşından sonra ilk doğumunu yapmış, bebeğini emzirmemiş kadınlar açısından da risk artıyor.

Doğum kontrol hapları risk yaratır mı?
Hormon kullanılan her türlü ilaç mutlaka bir doktor denetiminde olmalı. Doğum kontrol haplarının riski küçük oranda artırdığı saptanmıştır. Ancak uzun süreli ve genç yaşta kullanmaya başlamak riski arttırır. Özellikle annesi veya kız kardeşi meme kanseri olanlarda risk, kullanmayanlara göre 3 kat artar.

Mutlaka egzersiz yapın

Egzersizin olumlu katkısı var mı?
Fiziksel aktivitenin meme kanseri riskini azalttığına dair çok önemli kanıtlar var. Özellikle kız çocuklarında erken yaşlardan itibaren atletizm ve balenin vücudun hormon yapımını etkileyerek adeti geciktirebileceği (yani yumurtlama sayısını azaltabileceği) ve meme kanseri riskini düşürebileceği biliniyor. Özellikle ailesinde meme kanseri olanların kızlarına spor yaptırmaları öneriliyor.

Meme kanseri son yıllarda arttı mı?
Evet. Görülme sıklığı Batı ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de arttı. Bunun nedenlerinden biri, hastalığın tanıyla erken dönemde artık daha kolay anlaşılması. Bunun dışında kesin olmamakla birlikte sosyo ekonomik seviyedeki kişilerin beslenme tarzı, fast food yemek, düzensiz beslenme kısacası Batı tarzı beslenme üzerinde duruluyor. Örneğin Japonya’da artmıyor.

Tedavide yeni geliÅŸmeler neler?
Kemoterapide her gün yeni ilaçlar geliştiriliyor. Kemoterapi, tedavide hâlâ çok etkili. Hayatı uzatıyor. Tümörün durumuna göre, hormona duyarlı olup olmaması diğer risk faktörlerine göre kemoterapiyle birlikte hormonal tedavi de uygulanıyor. Hormonol tedavide de kullandığımız yeni ilaçlar var.

Bunlara dikkat!


Hem meme kanseri olmamak hem de tekrarlama ihtimalini azaltmak için ideal kiloda olmak şart.

Haftada 4 gün, 45 dakika tempolu yürüyüş yapan kadınlarda meme kanserinin ortaya çıkma riski yüzde 25 azalıyor.

Teşhis konulan hastalarda kilo risk yaratıyor. Tedavinin yan etkileri nedeniyle kilo alan hastaların bu kilolarından kurtulması şart.

Alkol önerilmiyor.

Radyoterapiye giren hastalar sigara içmeye devam ederlerse tedavinin etkisi azalıyor ve meme içinde nüks ihtimali 2,5 kat artıyor. California’da 100 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırmada sigara içen kadınlarda meme kanserinin yüzde 30 daha sık görüldüğü saptandı.

Riskiniz ne kadar?

Aile üyeleri arasında meme kanseri olan kadınlarda meme kanseri riskinin arttığı biliniyor. Bu nedenle Türkiye Meme Vakfı, özellikle ailesinde meme kanseri olan kadınların riskini belirlemek için bir test uyguluyor. Amerikan Kanser Enstitüsü tarafından hazırlanan bilgisayar ortamındaki `Meme Kanseri Risk Hesaplanması Programı’yla meme kanseri riski, yüzde olarak saptanıyor. Vakıfta, bu program desteğiyle meme kanseri riskinizi hesap ettirip, gerekli önlemleri de öğrenebilirsiniz.

‘Tedaviye en iyi yanıt veren kanser’

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü’nden Prof. Dr. Maktav Dinçer, meme kanserinin tedavide en iyi cevap veren kanser türü olduÄŸunu vurgulayarak ÅŸunları söyledi: “Öncelikle tarama çok önemli. Erken tanı hâlâ en sıcak konu. Tarama yapılan toplumlarda meme kanserinden ölümlerin yüzde 25 - 30 azaldığı ispatlandı. İki hafta önce yapılan Avrupa Meme Kanseri Kongresi’nde bu konu yine vurgulandı. Meme kanseri ÅŸifa ÅŸansı olan, erken yakalandığında tedavi ÅŸansı artan bir hastalık. Erken tanı dediÄŸimiz zaman elle hissedilmeyecek kadar ufakken mamografiyle tespit edilmesini kastediyoruz. Tümörün çapı 1 santimetrenin altında oluyor. Böylece meme kanserinin nüksetmemesi ve ömrü uzatma ÅŸansı yüzde 95’in üzerinde oluyor.”

Meme kanseri tedavisinde en son geliÅŸmeler neler?

Prof. Maktav Dinçer, meme kanseri tedavisindeki son gelişmeleri şöyle özetledi:

Cerrahide: Meme kanserinde cerrahi giderek minimalize oluyor. Bunun önemi yan etkileri azaltması. Eskiden meme alınıyordu, şimdi memedeki tümörü alıyoruz. Ayrıca koltuk altı boşaltılıyordu şimdi özel bir teknikle sadece memeden muhtemelen gitmiş olan metastazı barındıracak lenf bezini bulabiliyoruz. Ve 15 tane çıkarmak yerine bir veya iki tane nöbetçi dediğimiz bezler çıkarılıyor. Bu da ameliyat süresini kısaltıyor, komplikasyon olasılığını azaltıyor ve en önemlisi uzun vadede kadının kolunda olabilecek ödemi, şişliği azaltıyor. Klasik koltuk altı cerrahisi geçiren kadınlara o taraf kolunuzu kullanmayın, ağırlık taşımayın derdik. Spor yapıyorsa tenis oynuyorsa bunları yapamıyordu cerrahi sonrasında. Bunlar da yaşam kalitesini etkiliyordu. Koltuk altını koruyucu yaklaşımla hayat kalitesi yükseliyor, kolda ödem ve enfeksiyon riski kalkıyor.

İlaçlarda: Yeni ilaçlar ömrü uzatıp iyileşme şansını artırıyor. Artık erken dönemdeki hastalardaki başarıların yanında hastalığı nükseden hastalarda da başarılı sonuçlar alınıyor. Hastalığı metastaz yapanlarda da etkili ilaçlar yıllarca yaşamasını sağlıyor.
Radyoterapide: Cerrahi gibi radyoterapi de ufalıyor. Meme alınmadığı zaman 6 hafta radyoterapi yapıyorduk. Bunun yerine bir haftalık radyoterapi var. O da memenin tamamına değil sadece tümör yatağına ışınlanıyor. Bu, rutin uygulamaya geçmedi ama İtalya, Amerika ve İngiltere’de bazı hastaneler tedavi protokollerine alıp uygulamaya başladı. Bu da önemli bir konfor sağlayacak kadına. Başarı şansı yüksek. `Kısmi meme ışınlaması’ denen bu yöntemde hasta 30 seans yerine, 5 seans gelerek tedavisini yaptıracak.

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı ve Acıbadem Sağlık Grubu Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Haluk Onat

Kısırlık tedavisi ile hamile kalanlarda dış gebelik daha sık mı görülür?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Anne adayında gebelik şekeri tespit edilirse nasıl bir tedavi uygulanır?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Dış gebelik geçirmiş kadın yeniden hamile kalabilir mi?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Gebelik döneminde hangi vitaminler mutlaka alınmalı?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Kadınlar gebelik öncesi hangi testleri yaptırmalı?

Ocak 7, 2010 admin  
Kategori - Hamilelik - Gebelik

Sonraki Sayfa »