Ozon tedavisi domuz gribinde kullanılabiliyor
Aralık 13, 2009 admin
Kategori - Sağlık Haberleri
Ozon tedavisinin domuz gribi ve kene hastalıklarında bile vücudun direnç sistemini sağlayan bir tedavi sistemi olduğu bildirildi.
Dr. Ahmet Özdemir, ozon tedavisinin, alerjik hastalıklarda çok kullanılan bir yöntem olduğunu söyledi. Ozon tedavisinin yaşlanmayı durduran bir özelliği olduğuna dikkat çeken Özdemir, “Bütün vücut hücrelerini gençleştiriyor. Metabolizmayı hızlandıran bir özelliği olduğu için zayıflama tedavilerinde kullanabiliyoruz.” dedi. Romatizma hastalığının azalmasında tedavinin çok etkili olduğunu belirten Özdemir, varislerde, damar hastalıklarında çok olumlu etkileri olduğunu söyledi. Akut bronşit gibi vücudunun direnci ile direk alakalı hastalıklarda ozon tedavisinin faydasının büyük olduğunu anlatan Özdemir, tedavinin kanı oksijenlendirme olarak tanımlanabileceğini kaydetti. Ozon terapileri sonunda vücudun tüm bakterilere, mikroplara, gribe karşı bağışıklık sisteminin güçlendiğini belirten Özdemir, sağlıklı insanlarında bu tedaviyi yaptırabileceğini ifade ederek, “Bu yöntem aynı zamanda anti-kanserojendir. Yani kanserin oluşmasını önlemek içinde kullanılabiliyor.” diye konuştu. Cihan |
Kanser, Kanser Türleri ve Korunma Yolları
Ülkemizde 1970’li yıllarda sebebi bilinen ölümler arasında 4. sırada yer alan kanser, son yıllarda kardiyovasküler sistem hastalıklarından sonra 2. sıraya yükseldi.
Vücudumuzda tüm organlar hücrelerden oluşur. Hücreler vücudumuzun en küçük yapıtaşlarıdır ve ancak mikroskopla görülebilirler.
Sağlıklı vücut hücreleri (kas ve sinir hücreleri hariç) bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların (vücut içi ve dışındaki) onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre gerektiği yerde ve gerektiği kadar bölüneceğini bilir.
Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri birikerek tümörleri (kitleleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler yada tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan yada lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.
Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır.
Kanser hücreleriyle (pembe), lenfositlerin (sarı) savaşı.
Kanserin Nedenleri ?
Kanserin sebebi henüz kesin olarak bilinmemektedir. Kanser hastalığı için iki grup risk faktörü vardır. Kanser için risk faktörleri yaşam şekillerine, yaşa, cinsiyete ve aile öykülerine bağlı olarak değişir. Bir başka risk grubu ise çevresel faktörlerdir.
Sigara alkol kullanımı,
Uzun süre ve tehlikeli saatlerde güneş altında kalma,
Aşırı dozda röntgen ışınına maruz kalma,
Bazı kimyasal maddeler (katran, benzin, boya maddeleri, asbest v.b.)
Bazı virüsler
Hava kirliliği
Radyasyona maruz kalma,
Kötü beslenme alışkanlığı
Kanser Tehlikesinin 7 Habercisi
Kanserin belirti ve bulguları köken aldığı doku ve organlara göre değişir. Hatta bazen hiç belirti ve bulgu vermeden kontrol muayenelerinde kanser tanısı konulabilir.
Aşağıdaki belirtilere dikkat edin:
Rahim ve makattan gelen normal olmayan bir kanama veya akıntı
Memede veya vücudun herhangi bir yerinde ortaya çıkan şişlik ve sertlikler
İyileşmeyen yaralar
Uzun süreli ses kısıklığı ve öksürük
Yutkunma güçlüğü ve hazımsızlık
Ben ve siğillerde meydana gelen büyüme, kanama, renk değişikliği, yara…
Büyük ve küçük abdest yapmakta ki değişiklikler
Bu değişiklikler görüldüğünde bir hekime başvurmayı ihmal etmeyiniz….
Kanserin sebebi nedir?
Çevresel ve içsel nedenler olarak ikiye ayrılabilir. Çevresel nedenler (kimyasal, radyasyon, viruslar gibi) ve içsel nedenler (hormonal, bağışıklık bozuklukları, kalıtsal mutasyonlar ve diğer genetik nedenler gibi) birlikte veya ardışık olarak hücreleri etkileyerek uzun yıllar içinde kansere yol açabilirler.
Hangi organlarda kanser olur?
Kanser tek bir hastalık olmayıp, vücuttaki tüm doku ve organlarda kanser gelişebilir.
İyi huylu ve kötü huylu tümör ne demektir?
İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere yayılmazlar. Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da kanser ise komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, lenf ve kan yoluyla uzak organlara da yayılır. Uzak organlardaki yayılımına metastaz (yayılma) denir.
EN SIK GÖRÜLEN KANSER TİPLERİ
Meme kanseri
Akciğer kanseri
Prostat kanseri
Mide kanseri
Kalın barsak kanseri
Rahim ağzı kanseri
KENDİ KENDİNİZİN BEKÇİSİ OLUN
Önce kanserden korkmamayı öğrenmeliyiz. Korku doktora gitmeyi önler ve hastalığın iyileştirilmesini engeller. Hastalık belirtilerini yorumlamak yalnızca doktorların görevidir. Kanserin belirtilerini bilmek bu belirtilerin herhangi birini hissettiğimizde derhal doktora başvurmak şarttır. Hiç rahatsızlık duymasak da yılda bir kez mutlaka genel kontrolden geçmeliyiz. Kanserin iyileştirilir bir hastalık olduğunu unutmamalıyız. İyileşme oranı kanserin erken teşhisi ile doğru orantılıdır.
1. Akciğer Kanseri;
Uzun süre devam eden öksürük
Öksürürken kan gelmesi
Nefes darlığı
Akciğer kanserini önlemek için sigarayı bırakın ve sigara içilen kapalı ortamlardan kaçının.
2. Cilt Kanseri;
İyileşmeyen yara
Ben ve siğillerde şekil, renk değişikliği
Ani oluşan ben ve siğiller
Tehlikeli saatlerde güneşlenmeyin, mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş kremleri kullanın.
3. Meme Kanseri;
Memede ele gelen sertlik
Meme başında içeri doğru çekilme
Meme başında akıntı
Meme şeklinde ki değişiklikler
Aylık olarak kendi kendinize meme muayenesi yapın, düzenli olarak mutlaka doktora gidin.
4. Ağız Kanseri;
Düzenli muayene ile diş hekiminiz ve doktorunuz ağız kanserini saptar
5. Rahim Kanseri;
Menopozdan sonra olan kanamalar
Nedeni belli olmayan vaginal akıntılar
Bir aydan fazla devam eden adet kanaması, düzensizlikler veya anormal kanamalar
Karında şişlik
Düzenli olarak PAP smear testi yaptırın ve pelvik muayene olun.
6. Kolon Kanseri;
Makattan gelen kanama ve dışkılama alışkanlıklarının değişmesi
Karın ağrısı
Karında kitle
Kilo kaybı
Sağlıklı ve dengeli beslenmeye dikkat edin. Az yağlı, bol lifli (sebze, meyve, kepekli unla yapılmış yiyecekler) besinleri tercih edin.
7. Prostat Kanseri;
Sık sık (özellikle geceleri) idrara kalkma
Kesik kesik, ağrılı ve sızılı idrar yapma
İdrar kesesini tam boşaltamama hissi
İdrar tutmada güçlük
İdrar akış gücünde azalma
Hiçbir şikayeti olmasa da 45 yaş üzerinde her erkek, senede bir defa, PSA (prostat spesifik antijen) kan testi yaptırmalıdır.
Kanser ne sıklıkla görülen bir hastalıktır?
Erişkinlerde her yıl 100 bin nüfus için 150-300 kişi kansere yakalanır. Ülkemizde her yıl 150 bin kişinin kansere yakalandığı tahmin edilir.
Kanserden korunmak mümkün mü?
Sigara ve alkol kullanımı ile gelişen kanserlerin önlenmesi mümkün. Bu maddelerin kullanılmaması ile tam koruma mümkün olur. Ayrıca güneş ışınlarından korunma ile deri kanserinden çok yüksek oranlarda korunmam mümkün. Kanserden korunmada beslenmenin de rolü büyük.
Kanserden nasıl korunabilirsiniz?
Sigara içmeyerek, beslenme alışkanlıklarına ve yaşam tarzına dikkat ederek, güneş ışınlarından korunarak kanserden korunmak mümkün.
Sigara ve tütün kullanımından kaçınmak:
Sigara ve tütün ürünlerinin akciğer kanseri, ağız, yutak (farinks), soluk borusu (larinks), yemek borusu, pankreas, rahim ağzı (serviks), böbrek ve idrar torbası (mesane) kanserlerine yol açtığı kesin olarak biliniyor. Bu nedenle sigarayı içmeyerek bu kanserlerdenkorunubilirsiniz.
Sadece sigara içenler değil, pasif sigara içicileri de bu hastalıklara karşı risk altında bulunur.
Beslenme ve diyet:
Bitkisel kaynaklı besinlerin fazla tüketilmesi, özellikle hayvansal kaynaklı yüksek yağlı gıdaların sınırlandırılması, bitkisel yağların tercih edilmesi, fiziksel olarak aktif olup, egzersiz yapılması ve ideal ağırlığın korunması, alkol tüketiminin sınırlandırılması kanserden korunmada etkin rol oynuyor.
Güneş ışınlarından korunma:
Bazal ve skuamöz hücreli deri kanserleri güneş ışınlarına maruz kalma sonucunda ortaya çıkıyor. Bu nedenle güneş ışınından korunulması ile bu kanserlerin gelişimi engellenebilir.
KANSERDE ERKEN TANI HAYAT KURTARIR
Tedavi şansını artırır
Tedaviyi kolaylaştırır
Tedavi giderlerini azaltır
Doku ve organ kaybını önler
Sakatlık bırakmaz
Günümüzde, milyonlarca insan kanserli yada kanseri tedavi edilmiş olarak yaşamaktadır. Kanser tanısı ne kadar erken konursa, tedavisi o kadar erken başlar ve kanser tedavisi ne kadar erken başlarsa tedavinin başarıya ulaşma şansı da o kadar yüksek olur.
Kaynaklar
1. American Cancer Society
2. Cecil Textbook of Medicine
3. National Foundation for Cancer Research
4. National Cancer Institute
5. T.C Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı
6. Türkiye Kanserle Savaş Vakfı
7. Türkiye Kanser Derneği
8. Göğüs Kanseri Dayanışma Grubu
Ihlamur
Kasım 22, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
Ihlamur, 18. yüzyıldan beri çeşitli hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Sakinleştirici ve yumuşatıcı özelliğiyle kış aylarının vazgeçilmez içeceği. Ihlamurun bu özellikleri yağlı yada kuru her tür cilt için de geçerli. Ihlamur, cildi sakinleştiriyor ve yatıştırıyor.
BİBERİYE
Kasım 22, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
Eski zamanlarda gençliği geri getiren bitki olarak adlandırılan biberiye, sivilcelere iyi geliyor. Cildin esnekliğini ve sıklığını artırıyor. Bir litre suya, biberiye ve kekik yağından iki kaşık ekleyin. Bu karışımı cildinizi temizlemek ve yumuşatmak için kullanın.
Rezene Çayı
Kasım 22, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
Rezene, Ege Bölgesi pazarlarında bahar aylarında bol bulunan bir bitkidir. Rezene çayı özellikle gaz ve kramp ağrılarında, mide ve bağırsak rahatsızlıklarında kullanılır. Özellikle bebeklerin gazlı olduğu zamanlarda sık başvurulan bir ilaçtır rezene çayı. Öksürük ve soğuk algınlıklarında ve çocuklarda boğmaca hastalığı sırasında rezene çayı yararlıdır. Listeyi uzatmak mümkün: Hıçkırık, bulantı, idrar yolları iltihabı, böbrek taşları gibi birçok durumda rezene çayına başvurabiliriz.
Grip döneminde antibiyotik mi ekinezya mı?
Kasım 18, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
Kanadalı bilimadamları: Ekinezya antibiyotik kadar önemli!
Gribal enfeksiyonlar kış döneminde çok sıklıkla karşılaşılan ve çalışan bireylerde ciddi iş gücü kaybına, çocuklarda ise okul devamsızlığına yol açan, kimi zaman çok ağır geçirilebilen, influenza virüs tiplerine bağlı gelişen solunum yolu hastalıklarıdır. Bugünlerde reyting rekorları kıran domuz gribi tartışmaları ve hergün televizyonlarda ya da gazetelerde çıkan domuz gribine bağlı hasta ve ölüm rakamları herkesi ciddi ölçüde tedirgin etmektedir.
Ekinezya bitkisi üzerinde Devlet Planlama Teşkilatı, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Konya Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile ortak bir proje yürüten Mikro – Gen İlaç’in Ar-ge direktörü Dr. Özgür Göknel; Herkese ellerini yıkamaları salık verilse de el yıkamak virüsün solunum yoluyla insan vücuduna girmesini engellemez.” diyor ve ekliyor; El yıkamak bireysel temel hijyen koşuludur ve her zaman uygulanmalıdır. Ancak insanlara 1 metreden fazla yaklaşmayın demek, el sıkışmayın demek özellikle sosyal ve kalabalık ortamlarda çalışan ya da okuyan hem çocuklar hem de erişkinler için hiç de uygulanabilir metotlar değillerdir.
Öyleyse ne yapacağız?
Sıklıkla gripte antibiyotik kullanımı tartışma konusu olmaktadır. Grip bir virüse bağlı ortaya çıktığından (örneğin domuz gribi H1N1 İnfluenza virüsü), antibiyotikler doğrudan virüse etki göstermezler. Ancak grip ilerlediğinde, solunum yolunu harap etmesi nedeniyle o bölgede bağışıklık direnci kaybolmakta ve üzerine çok kolaylıkla bakteriler yerleşerek çok ciddi zatürreye neden olabilmektedir. Ancak hiç kimse doktor önerisi ve gözetimi olmadan antibiyotik kullanmamalıdır. Adı üstünde anti-biyotik; “canlılığa ya da hayata karşı” demektir ve çok ciddi yan etkilerinin ötesinde toplum sağlığını çok derinden etkileyen mikropların özellikle bakterilerin antibiyotiklere direnç kazanmasına yol açar. Bu nedenle reçetesiz satılmaları yasaktır. Peki bir de antiviral ilaçlar var. Bunlar virüslerin çoğalmalarını engelleyerek virüslere bağlı hastalıklarla etkin bir şekilde savaşmaktadır. Burada mutlaka belirtilmelidir ki bu antiviral ilaçlar çok sınırlı sayıdadır ve bu ilaçlara virüsler direnç kazanırsa hayatımız kararabilir.
Grip gibi virüslere ve özellikle domuz gribine yol açan influenza virüsüne karşı ne yapmalıyız?
Devlet Planlama Teşkilatı, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Konya Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve Mikro-Gen İlaç ortak bir proje yürüterek gribal enfeksiyonlara çok güçlü bir direnç oluşturan ekinezya bitkisini yetiştirip saflaştırarak Echinol isimli preparatı geliştirmişlerdir. Echinol içinde bulunan Ekinezya bağışıklık sistemini güçlendiren, iltihaplanmaya karşı koyan, vücudun direncini arttıran çok güçlü tıbbi bir bitkidir. Ancak çok özel metotlarla işlendiğinde gribe karşı hem koruyucu hem de tedavi edici etkiler göstermektedir. Dünya tıp literatürüne baktığımızda birkaç ay önce dünyanın en prestijli virüs araştırma dergisi olan “Antiviral Research” adlı dergide yayınlanan ve Kanadalı bilim adamları tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada, Ekinezya’nın güçlü bağışıklık güçlendirici etkisinin yanı sıra influenza virüsünün oluşturduğu iltihaplanmaya da çok güçlü bir şekilde karşı koyduğu bildirilmiştir.
Ekinezya nasıl kullanılmalıdır?
Dünya Sağlık Örgütü ya da Avrupa İlaç Birliği, Ekinezya kullanımını günlük 3 defa 300 mg olarak önermektedir. Küçük çocuklara bunun yarı dozu kullanılabileceği gibi ciddi hiçbir yan etkisinin olmaması nedeniyle erişkin dozu da büyük çocuklara verilebilir. Erişkinler ise en az günlük 900 mg Ekinezya standardize ekstresi almalıdırlar. Ancak dünyanın en ünlü herbalistlerinden biri olan Kalifornia’dan Dr. Michael Tierra, Ekinezya’nın özellikle gribal enfeksiyonun ilk iki gününde daha yüksek ve sık dozlarda alınmasını, 3. günden sonra normal doza inilmesini önermekte ve Ekinezya’nın antibiyotikler kadar önemli olduğunu vurgulamaktadır. Ekinezya şurupları kullanırken olabildiğince ağızda tutulmalı, mümkün ise birkaç dakika gargara yaptıktan sonra içilmelidir. Böylece ağız ve boğaz boşluğuyla temas süresi arttırılarak etkinliğin daha fazla ortaya çıkması sağlanabilir.Ekinezya’nın 8 haftadan uzun, aralıksız kullanılmaması gerektiği bilinmektedir; ancak doktor kontrolünde ve gerekli olduğu durumlarda daha uzun süre de kullanılabilir. Allerjik astımı bulunan ve 1 yaşından küçük çocuklar sadece doktor kontrolünde ekinezya kullanabilirler.Domuz gribinin çok sık konuşulduğu bugünlerde hijyen elbette ki çok önemlidir ancak yetmez. Bu nedenle kişilerin bağışıklık sistemini güçlendirecek ekinezya, vitamin C, çinko, propolis, nar suyu, yeşil çay olabildiğince sık kullanılmalıdır.
Milliyet
Kalp hastalarına meditasyon önerisi
Kasım 17, 2009 admin
Kategori - Kalp Sağlığı
Meditasyonun, kalp hastalarındaki ölüm riskini azalttığı ileri sürüldü.
Amerikalı uzmanlar, 201 kişi üzerinde yapılan 9 yıllık araştırmanın, kalp hastalıklarının yol açtığı ölümlerin, kalp krizlerinin ve inmelerin yüzde 47 oranında azaldığına işaret ettiğini söyledi.
Wisconsin’deki Medical College ile Maharishi Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, ortalama yaşı 59 olan 201 kişiden meditasyon yapmalarının veya yaşam tarzlarını değiştirmelerinin istendiği, meditasyon yapan grubun günde iki kez 20′şer dakikasını buna ayırdığı belirtildi.
Sonuç olarak meditasyonun hem ölüm oranını azalttığı, hem de kan basıncını önemli ölçüde düşürdüğünü ileri süren uzmanlardan Robert Schneider, uygulamanın psikolojik açıdan faydalarının da unutulmaması gerektiğini hatırlattı.
Schneider, stresi azaltan bu uygulamanın, kalp krizi, felç ve kalp hastalıklarından kaynaklanan ölüm oranlarını da aşağıya çektiğinin ilk kez tıbbi bir araştırmayla doğrulandığını söyledi.
AA
ZENCEFİL
Kasım 16, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
Ayurveda ve Çin Tıbbı’nda 5 bin yıldır kullanılan zencefil, ısıtıcı bir ottur. Özellikle metabolizma rahatsızlıklarında temizleyici, düzenleyici ve canlandırıcı bir etkiye sahip. Ayrıca faranjitte, ishal, gaz gibi durumlarda, kan dolaşımını artırmak için, kas hastalıklarında ve romatizmal ağrılarda kullanılıyor. Soğuk algınlıklarında çayını içebilir, öksürük için zencefil, zerdeçal ve bal karışımını sabah ve akşam aç karnına şurup niyetine kullanabilirsiniz. Zencefil canlandırıcı olduğu için akciğerleri temizler, gazı önler ve terlemeyi artırarak cildin de temizlenmesini sağlar.
ADAÇAYI
Kasım 16, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide bulantısını keser.Hazım sisteminin düzenli çalışmasını sağlar. Göğsü yumuşatır. Astım hastaları için yararlıdır.Bu uyarıcı bitki kan dolaşımını hızlandırır. Hücre yenilenmesini ve cildin elastikiyetinin artmasını sağlar. Bu bitkiyle sivilcelerinizden de kurtulabilirsiniz.
KUŞBURNU
Kasım 16, 2009 admin
Kategori - Şifalı Bitkiler
Çok yoğun vitamin zenginliği nedeniyle gözlerin dostudur.Vücuda dirilik sağlar. 100 gram kuşburnunda bir sandık portakala eşdeğer C vitamini vardır. İyi bir raşitizm ilacı, etkin bir kan temizleyicisidir. Güçlü bir kurt düşürücü ve bağırsak yumuşatıcısıdır. Mide kramplarına ve sindirim sistemi zorluklarına karşı faydalıdır. Romatizma ağrılarını gideriyor. Basur tedavisinde iyi sonuç veriyor.


Ozon tedavisinin domuz gribi ve kene hastalıklarında bile vücudun direnç sistemini sağlayan bir tedavi sistemi olduğu bildirildi.