‘Ye ekşiyi doğur Ayşe’yi, ye tatlıyı doğur Hakkı’yı”

Ağustos 24, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

'Ye ekşiyi doğur Ayşe'yi, ye tatlıyı doğur Hakkı'yı"

Son yıllarda tıpta yaşanan ilerlemeye karşın Anadolu’da modern doğum yöntemlerinin uygulandığı durumlarda dahi geleneksel doğum kültürü ve halk inanışları geçerliliğini korumaya devam ediyor. Doğumların kolay olması için kadının saç bağlarının çözülüp kilitli olan kapı ve sandıklar açılırken çocuğun istenen özellikte olması için göbek bağı farklı yerlere gömülüyor.

Hamilelik ve doğuma ilişkin batıl inançların kadınlar için en önemli dönem olan annelik öncesini etkilediğini belirten uzmanlar, hamilelik döneminde kadından ayıya, maymuna ve deveye bakmaması, balık, tavşan, paça ve kelle eti yememesi sakız çiğnememesi, cenazeye gitmemesi, cesede bakmaması, gizli, saklı bir şeyi alıp yememesi istenirken aya, gökyüzüne, güzel kimselere bakması, gül koklaması, ayva, elma, yeşil erik ve üzüm yenmesinin istendiğini söylediler.

Hamile kadının karnının sivri olmasının yada tatlılara aş ermesinin erkek çocuğa işaret ettiğinin düşünüldüğünü ifade eden uzmanlar, karnın yuvarlak olmasının veya ekşili ve acılı yiyecekler istenmesinin kız çocuğa işaret olduğuna inanıldığını kaydettiler. Birçok kişinin kadının hamileliği sırasında baktığı, yediği, içtiği ve yaptıklarıyla doğacak bebek arasında bağ kurduğunu dile getiren uzmanlar, anne karnındaki bebeğin ilk kıpırdadığı an kime bakılırsa bebeğin ona benzeyeceği düşüncesiyle o dönemde kadınların sevdikleri insanlarla bir arada bulunmaya özen gösterdiklerini vurguladılar.

Anadolu kültüründe doğumla ilgili inanış ve uygulamalar çok zengin olduğunu anımsatan uzmanlar, doğum sırasında örgülü saçları çözmek, kilit açmak, dilenciye sabun vermek gibi zararsız inanışların yanı sıra doğum sırasında bebeğin rahimden sökülüp gelmesi için hamileyi sallamak, baş aşağı çevirmek, kollarında tutup sarsmak gibi tehlikeli uygulamalara da rastlandığını aktardılar.

Doğumdan sonra çocuğun göbek bağının herhangi bir yere atılmadığının altını çizen uzmanlar “Çoğu zaman göbek bağı, belirli bir yere saklanır veya gömülür. Göbek bağı, çocuğun evcil olması için dolabın ya da sandığın içine, akıllı olması için okul bahçesine, dindar ve imanlı olması için camii bahçesine gömülür” dedi.

Loğusa döneminde albastının anne ve çocuk için en büyük tehlikenin olduğuna inanıldığını vurgulayan uzmanlar, “Bunu önlemek için en yaygın uygulama kadının üzerinde kırmızı renk bulundurmaktır. Bunun yanı sıra loğusa şerbetinin ve loğusa şekerinin kırmızı renkli olması yada annenin başına kırmızı renkli kurdele takılması da vardır” dediler.

İHA

Gebelik testiyle yetinmeyin

Ağustos 17, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

Gebelik testiyle yetinmeyin

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Şatıroğlu, anne adayı için hayati tehlike taşıyan dış gebeliğin erken dönemde tespiti için kan tahlili ve gebelik testinin yetersiz olduğunu belirterek, hamileliğin ultrason aracılığıyla da gözlemlenmesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Şatıroğlu, gebeliğin rahim içi yerine, fallop tüpleri, yumurtalıklar, karın içi ya da rahim ağzında oluşması halinde ”dış gebelik”ten söz edildiğini bildirdi.

Dış gebeliğin çoğunlukla fallop tüplerindeki tıkanıklık veya tüplerin doğal yapısındaki bozukluktan kaynaklandığını ifade eden Şatıroğlu, şunları kaydetti:

”Fallop tüplerinin doğal yapısının bozulmasındaki en büyük etken enfeksiyonlardır. Daha önce üreme sistemi içinde geçirilmiş enfeksiyonel bir rahatsızlık ya da endometriozis ve kist operasyonu, tüplerin barsağa benzer yılanvari hareketlerinin bozulmasına ve kısmi tıkanıklıklar ile yapışıklıklar oluşmasına sebep olur. Sperm ile yumurtanın tüpte karşılaştığı göz önüne alındığında, bozuk bir zeminde verimsiz bir karşılaşma sonucunda çoğu zaman sağlıklı bir gebelikten söz edilemez. Sık yapılan kürtajlar da enfeksiyon oluşumuna sebebiyet vererek dış gebeliğe zemin hazırlayabilir.”

Dış gebeliğin, bir kadının üreme ile ilgili karşılaşabileceği en büyük problemlerden biri olduğuna dikkati çeken Şatıroğlu, ”Yaşanan her dış gebelik, bir sonraki gebelik için de aynı tehlikenin yaşanması ihtimalini doğurur ve anne adayının hayatını tehlikeye sokar. Ayrıca, dış gebeliklerden sonra yaşanan karın içi yapışıklıklar ağrıya, yumurtlama bozukluklarına da neden olur” şeklinde konuştu.

-”BELİRTİLER NORMAL GEBELİKLE AYNI”-

Normal gebelikteki, adette gecikme, kan ve idrar tahlillerinde gebelik oluşumunun tespiti, mide bulantısı gibi erken belirtilerin tamamının dış gebelikte de kendini gösterdiğini anlatan Şatıroğlu, şu uyarıları dile getirdi:

”Bu durum gebeliğin hekim kontrolünde tespiti ve takibinin önemi ortaya çıkarıyor. Anne adayının hayatının tehlikeye girmemesi için dış gebeliğin erken dönemde tespit edilip sonlandırılması gerekir. Dolayısıyla sadece kan tahlilleri ve gebelik testiyle yetinilmemeli, hamilelik, ultrason aracılığıyla da gözlemlenmelidir. Gebeliğin rahim içinde olup olmadığı ultrasonla kolayca tespit edilebilir.”

Dış gebeliğin ilerleyen evresinde ise kanama, karnın alt bölgesinde ağrı gibi belirtiler ortaya çıktığını kaydeden Şatıroğlu, dış gebeliğin, erken evrede teşhis edildiğinde ilaç tedavisinin mümkün olduğunu söyledi. Daha ileri boyutlarda ise, embriyonun artık tutunduğu tüpü sığamadığı için yırtacağını ifade eden Şatıroğlu, bunun da karın boşluğuna doğru bir kanamaya yol açtığını belirtti. Şiddetli bir karın ağrısının ortaya çıktığını anlatan Şatıroğlu, ”Kimi zaman da tansiyon düşmesine bağlı olarak bayılmalar görülür. Bu durumda hasta vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna götürülmeli ve gerekli cerrahi müdahalede bulunulmalıdır” dedi.

Dış gebeliğin, tüpte minimum hasarla doğurganlık kaybettirilmeden sonlandırılmasının önemine işaret eden Şatıroğlu, ”Dış gebelik, kanama ve yırtılmanın meydana geldiği durumlarda laparoskopi ya da açık cerrahi ile sonlandırılır. Bazı ilerlemiş vakalarda ise gebeliğin oluştuğu tüpün alınması gerekebilir’ dedi.

Bazı durumlarda ise dış gebeliğin kanama ve yırtılmaya sebep olacak olgunluğa erişmeden kendi kendine sonlandığını, hekim müdahalesine gerek kalmadan vajinal kanama ile vücuttan atıldığını kaydeden Şatıroğlu, ”Bu sebeple doğru müdahale için, bu sürecin en başından itibaren bir hekim tarafından takip edilmesi gerekir” uyarısını dile getirdi.

AA

Yüzme doğumu kolaylaştırıyor!

Temmuz 24, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

Yüzme doğumu kolaylaştırıyor!

Bunaltıcı sıcaklarda anne adaylarına dikkat etmeleri gereken hususlarda uyarıda bulunan Isparta İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Süleyman Önal, yüzmenin karın kaslarını sıklaştırması nedeniyle doğumu kolaylaştırdığını söyledi

Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte vücudun susuz kalmasının, hamilelerde erken doğuma neden olabildiğini belirten Isparta İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Süleyman Önal, hamilelerin sıcak havanın etkisiyle bazı sağlık sorunları ile karşılaşabileceğini söyledi. Hamilelerde giyim, spor ve beslenmeye yönelik önlemlerle, sıcak havanın olumsuz etkisinin azaltılabileceğini ifade eden Önal, “Sıcak havanın etkisiyle vücudun susuz kalması, rahimde kasılmalara, kasılmalar doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabiliyor” dedi.

ENFEKSİYONA DİKKAT

Gebelerin, enfeksiyonlara karşı direnci diğer bireylere göre daha düşük olduğunu kaydeden Isparta Sağlık İl Müdürü Uz. Dr. Süleyman Önal, “Mantar, idrar yolu ve vajinal enfeksiyonlar da erken doğuma neden olabilecek sorunlar yaratabilir. Sıcak havanın etkisiyle aşın terleme, kızarıklık ve kaşıntı çeşitli mantar rahatsızlıklarına yol açabilir. Gün içinde sık sık ılık duş almak gebeler için faydalı olacaktır2 dedi.

GÜNDE 10 BARDAK SU

Anne adaylarına sıcak havalarda, her zamankinden daha fazla sıvı alınmasını tavsiye eden Önal, şunları söyledi:
”Günde 8-10 bardak su içilmesi ve bunun yanı sıra taze meyve suları ile limonata gibi içeceklerin tüketilmesi gerekir. Çay, kahve, kola gibi kafein içeren içeceklerden uzak durulması gerekir.Hamileler, vücudun su ihtiyacını artıracağı ve tansiyonun yükselmesine neden olabileceği için tuzlu gıdalardan uzak durmalıdır”

ANNE ADAYLARINA ÖNERİLER

Hamilelerin, ter emilimini sağlayan açık renk, pamuklu, keten ve geniş kıyafetler giymesi gerektiğini kaydeden Önal, sözlerine şöyle devam etti:
”Sıcak havanın etkisiyle ayakların şişmemesi, nefes alabilmesi ve vücut dengesinin sağlanması için de ortopedik ve rahat ayakkabılar tercih edilmelidir. Sıcaklığın en fazla olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalı, güneşin zararlı etkilerinden korunmak için öğle saatlerinde kesinlikle dışarı çıkmamaları, çıkılması halinde ise geniş şapka takmaları ve vücudun açıkta kalan yerlerine yüksek faktörlü koruyucu krem sürmeleri gerekir. Aşın sıcağın etkisiyle besin zehirlenmeleri ile karşılaşılmaması için açık yerlerde satılan gıdalar tüketilmemelidir.Kan dolaşımının rahat sağlanabilmesi ve ödemin oluşmaması için uzun uçak yolculuğu yapılmamalı. Özel araçla yapılacak yolculuklarda ise 2 saatte bir mola verilerek 10 dakika kadar yürünmelidir.”

YÜZME, DOĞUMU KOLAYLAŞTIRIYOR

Yüzmenin karın kaslarını sıklaştırdığı için doğumu kolaylaştırdığına dikkat çeken Önal, “Özel bir durum söz konusu olmadığı sürece anne adaylarına bol bol yüzmelerini önerebiliriz. Hamilelerin çok sıkı olmayan bir mayo ile serbest ve sırt üstü stillerde yüzmesi hem anneyi hem bebeği rahatlatacağı gibi karın kaslarını sıklaştıracaktır” dedi.

İHA

Hamilelikte sorulan 15 sorunun yanıtı

Temmuz 2, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

Bunlar bir kadının hayatında hormonal, fiziksel ve psikolojik değişimlerin en sık yaşandığı dönem olan hamilelikle ilgili en merak edilen konular. Doç. Dr. Gürkan Zorlu, hamilelikte en sık sorulan 15 soruya yanıt verdi ve anne adaylarına tavsiyelerde bulundu.

1-)  Hamileliğim boyunca her ay ne kadar kilo almalıyım?

  Gebelik süresince vucüt ağırlığınız 9-13 kg arasında artacaktır. Hamileliğinizin ilk 3 ayında 0-3 kg alabilirsiniz. İlk 3 aydan itibaren vücut ağırlığınız da, her ay 1-1,5 kg kadar bir artış olmalıdır. 

 2-) Gebelikte cinsel ilişki sakıncalı mıdır? Sıklığı ve pozisyonu ne olmalıdır?

Daha önceki gebelikleriniz de düşük, erken doğum gibi durumlar söz konusu değilse, cinsel ilişki kısıtlanmaz. İlk aylarda gebeliğe bağlı şikayetleriniz, son aylarda da karın büyümesi nedeniyle, cinsel isteğinizde azalma olabilir. 3. ve 6. aylar arasında ise, hormon düzeyinde ki artış, genital bölgede ki kan akımının artması ve gebe kalma kaygısının olmaması nedeniyle; cinsel istekte artma görülebilir. Son haftalarda, karın bölgesine baskı yapılmayan pozisyonlar tercih edilmelidir

3-) Bulantı ve kusmalar beni çok rahatsız ediyor, nasıl kurtulabilirim?

Bu durum sizin için stres kaynağı oluyor ve hayatınızı olumsuz etkiliyorsa bu önerileri dikkate alabilirsiniz:

- Öğünlerinizi küçülterek, daha sık yemek yemeye çalışabilirsiniz.

- Sabahları yataktan kalkmadan önce birkaç tane tuzlu bisküvi, leblebi gibi kuru gıdalar yiyebilirsiniz.

- Özellikle kusma yolu ile sıvı kaybediyorsanız bol miktarda sıvı almalısınız.

- Kabız olmamak için, aşağıdaki önerileri dikkate alabilirsiniz: Günde 6-8 bardak su içmelisiniz.

-  Posalı yiyecekler yemelisiniz.

-  Günlük aktivitenizi artırmalı ve her gün düzenli olarak egzersiz yapmalısınız.

4-) Özellikle sıcak havalarda ayak bileklerim şişiyor. Bu durum bir tehlike işareti mi?

 Hormonların etkisi ile, vucütta su ve tuz tutulması, fazla ayakta kalma veya oturma  gibi durumlarda ayak bileklerinde ve bacaklarda şişme olması normal kabul edilmektedir. Bu durumun yaratacağı rahatsızlığı azaltmak için bacaklarınızı yükseğe kaldırın, yemeklerinizde tuzu azaltın, rahat ayakkabı ve terlikler giyin. Şişlikler sizi çok rahatsız ediyorsa korseli çoraplar giyebilirsiniz.

5-) Herkes meyve sebze isterken ben sigara ve alkol aşeriyorum, bu durum bebeğime zarar verir mi?

Gebelik sırasında, özellikle 4. aydan sonra sigara içmenin zararı belgelenmiştir. Sigara içiminin yol açtığı olumsuz durumlar arasında; düşük yapma, bebek ölümü, erken doğum, düşük doğum ağırlıklı bebek dünyaya getirme sayılabilir.  Diğer yandan gebelikte kullanılan alkolün dolaşıma geçerek bebeğinizde, zeka geriliği, gelişme bozuklukları, yüz anomalileri, ölü doğum gibi birtakım sorunlara neden olduğu gösterilmiştir. Bu nedenle, gebelikte alkol kullanmamalısınız.

6-) Hamileliğim süresinde, günlük kişisel bakımımda ( diş bakımı, banyo vs…) farklılık olacak mı?

Gebeliğiniz sırasında hormonal değişimler diş etinizde iltihaplanmaya, kusma ise dişlerinizde çürümeye yol açabilir. Tüm bu olumsuzluklara sebep olmamak için, öncelikle günde 2 defa dişlerinizi etkili bir biçimde fırçalamalısınız. Gebelik nedeniyle artan terleme ve akıntılar, size rahatsızlık verebilir. Her gün banyo yapmanız sizi rahatlatır ve dinlendirir. Gebelik boyunca banyo yapmada ve su dolu bir küvette yıkanmada bir sınır yoktur. Çünkü su vajinaya kaçmaz. Ancak küvette yatmak veya oturmak yerine, ayakta duş şeklinde banyo yapmayı tercih etmelisiniz. Böylece doğum yolunu enfeksiyondan korumuş olursunuz. Tedbir olarak, saçların boyanması ve perma işlemi gibi bakım uygulamalarını, doğum sonrasına bırakmanız tavsiye edilir.

7-) Seyahat etmeyi çok seviyorum, bir sakıncası var mı?

Gebelikte uzun süren yolculuklardan kaçınmalısınız. Otomobil ile yapılan yolculuklarda, bacaklarınızdaki dolaşımı sağlamak için, 2 saatte bir 15-20 dakikalık aralar vermelisiniz. Daha önceki gebeliklerinde, düşük yapmış kadınların ilk 3 ayda, erken doğum ile sonlanmış gebeliklerin ise son 3 ayda seyahat etmemesi gerekir. Erken doğum, düşük hikayesi yoksa, uçak yolculuğu yapmanızda bir sakınca yoktur. Yine de, bir önlem olarak 34. haftadan sonra uçağa binmemelisiniz.

8-) Sürekli kendimi yorgun hissediyorum ve çabuk yoruluyorum. Ne yapmalıyım?

Bulantı, kusma, kansızlık, son aylarda kilo artışı ve gebelik zehirlenmesine eğilim; çabuk yorulma ve yorgunluk hissinin sebepleri arasında sayılabilir. Bunun için, gebelik süresince düzenli egzersiz yapmalı, her gün belli bir süre istirahat etmeli, beslenmenize özen göstermeli, uyku sürenizi artırmalı, aşırı kilo almaktan kaçınmalısınız.

9-) Bacağımda ağrılar oluşuyor, geceleri ise bacaklarıma kramp giriyor. Nasıl kurtulabilirim?

Gebeliğe bağlı olarak vücutta fosforun artması, kalsiyum azalması, bebek başının kalça kemikleri arasına yerleşmesi ile sinire basıncın artması gibi nedenlerle kramplar oluşabilir. Uzun süre hareketsiz ve ya uygun olmayan pozisyonlarda kalmak,  uzun süre ayakta durmak, çok yürümek, bacaklara fazla yüklenmek, süt-yoğurt-peynir gibi gıda maddelerini yeterince tüketmemek gibi nedenler bacaklarda ki kramp yakınmalarını artırabilir. Bu durumda süt ve süt ürünlerini daha fazla tüketmeli, yeterli süre güneşte kalmalı, kramp olduğunda bacağınıza masaj yapmalısınız.

10-) Kontakt lens takmak istiyorum, hamile olduğum için bir sorun olur mu?

 Gebelikten önce hiçbir sorun yaratmayan gebelikle birlikte aniden rahatsız edici olabilmektedir. Bunun nedeni ise gebelikteki hormonal değişimlerden etkilenen korneadaki kurvatür değişikliği olabilir. Böyle durumlarda derhal göz muayenesi yapılmalıdır. Çoğunlukla bu tip göz muayenesinde damla kullanılmaz ama kullanılması gerekli ise göz damlalarının gebeliğe aksi yönde tesir ettiği gösterilememiştir. Ancak yine de gebenin kullanacağı göz damlasıyla ilgili bilgi verilmelidir. Güvenliliği test edilmiş damlalar kullanılabilir ve mümkünse gebelikte göz bebeğini büyütücü damlalardan kaçınılmalıdır.

 11-) Cep telefonumu yanımdan ayırmıyorum bebeğimi etkiler mi?

Cep telefonlarının piyasada yer tutması daha 10 yılını doldurmuş iken gebeliğe ters etkisi henüz bildirilmedi. Cep telefonları radyo frekanslarıyla çalışmakta olup, bu konuda herhangi bir ek uyarı gündeme gelmemiştir. Her ne kadar iyi ses kalitesi için yüksek frekanslar tercih ediliyorsa da bunların vücutta absorbsiyonu kabul edilen miktarların altında kalmaktadır. Eski telefonlar ve eski araba telefonu sistemleri daha yüksek frekanslarda çalışmaktadırlar, ancak bunlarla da ilgili olumsuz bir veri bildirilmemiştir. Cep telefonu vericileri bulunan alanlarda yaşayanlar için artmış bir riskten de bahsedilmemektedir.

Ancak yine de cep telefonu ile ilişkilerin iyi ayarlanması, kalp, karın gibi bölgelerden mümkün olduğu kadar uzak tutulması ve konuşma süresinin iyi ayarlanması önerilmektedir.

12-) Bilgisayarla çalışmak ve televizyon izlemek bebeğime zarar verir mi?

Bilgisayarlar radyo frekans yayarlar ve biz aslında zaten böyle bir alan içindeyiz. Ancak yüksek dozlarda mikro dalga fırın gibi etki gösterebilir ki; bu yüksek dozlar radar ve radyo istasyonlarında rastlanır. Bilgisayar monitörlerine gelince, onlar da iyonize edici olmayan elektromanyetik radyasyon yayarlar ve zararsızdırlar. Birçok çalışmada hem bilgisayarın hem monitörlerin zararsız olduğu gösterilmiştir. Sadece uzun süre bilgisayarla çalışmak rahatsız edici olabilir. Bu bağlamda televizyon seyretmek de zararsız demek gerekiyor ve zaten televizyon seyretme mesafesinde ışın enerjisi kaybolmakta ve herhangi bir etkisi beklenmemektedir.

13-) Küvet, banyo ve havuz sakıncalı mı?

Gebelikte hazneye su girmez ve bu nedenle küvet banyo ve havuza girmekte bir sakınca yoktur. Ancak gebelerin özellikle düşme ve çarpma gibi durumlara karşı bu gibi alanlarda daha da dikkatli olmaları tavsiye edilir. Bunun yanı sıra; bazı enfeksiyonlara yatkınlık nedeniyle ortam hijyenine daha da dikkat etmek durumdadırlar. Gebelerin en iyi yapabileceği sporlardan biri yüzme olduğundan havuz ve deniz banyoları faydalı olabilir. Ancak kramplara yatkınlık ve boğulma tehlikesi her zaman akılda olmalıdır.

14-) Dar kıyafetler giymeyi seviyorum, bu durum bebeğime zarar verir mi?

Özellikle vücudun alt bölgesinden yukarıda olan kan akımı gebeliğin büyüyen uterusu neden baskı altında olup yavaşlamıştır ve her geçen ay zamanla uterus daha da büyüyerek bu akım yavaşlamasını, damarlarda genişlemeyle durgunluk halini artırır. Karın bölgesini içine almayacak ve uterus üzerine baskı yapmayacak tipte sıkı çorap ve tayt giyilebilir. Sütyenler de asıcı nitelikte olmamalıdır.

15-) Tomografi çektirmem gerekiyor, ışın ve X-ışını bebeğim için zararlı mı?

Işın veya ışık enerjisi radyasyon olarak bilinir, ancak biyolojik maddeye zararlı olanlarına “iyonizan radyasyon” denir ki, aslında halk dilinde radyasyon hasarı denilen zararlı etkiler bu iyonizan radyasyondan gelir. İyonizan radyasyon çoğalan hücreleri daha kolay etkiler ve bu nedenle gebelikte daha zararlı olması beklenir. Ancak gebeliğinde belirli dönemleri vardır ki bebeğe etkileri çeşitlenir. Erken dönemlerde, büyük ve çeşitli zararlar verirken büyüme döneminde büyümenin sapması, durması şeklinde daha hedefli zararlar verir. 4 rad ve üzerindeki dozlarda oldukça dikkatli olunmalı ve gebelik olasılığı sorgulanmalıdır. Eğer hasta gebe ise ve film çekimi, tomografi gibi radyasyon alması muhtemel ise kurşun ile koruma gibi gerekli önlemler alınmalı ve bebeğe gidecek dozun hesaplanarak minimale indirilmesi sağlanmalıdır. Havaalanı gibi üst düzey güvenlik uygulanan yerlerde kullanılan X-ray cihazları çok iyi izole edilmiş olup etrafa hasar yaratıcı radyasyon yaymazlar. Bu alanda uzun süre çalışanlar bile radyasyon etkisi izlenmediği ileri sürülmektedir. Bu nedenle endişe etmeye gerek yoktur.

Hamileler, yaz aylarında dikkat!

Temmuz 2, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

Sıcak yaz günlerinin getirdiği aşırı terleme ile sıvı kaybı, hamilelerde rahim kasılmalarına ve erken doğum riskine yol açarken, uzmanlar alınacak basit önlemlerle hamilelerin bu mevsimin tüm güzelliklerinden faydalanabileceğini ifade ediyor.

Acıbadem Bağdat Caddesi Polikliniği Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Tayfun Osmanağaoğlu ile Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nden Diyetisyen Evrim Demirel, yaz hamilelerine özel 10 öneri sundu. Hamilelerin azar azar ve sık beslenmesi konusunun önemine değinen Diyetisyen Evrim Demirel, “Günlük beslenmeyi üç ana ve üç ara öğüne yaymak, gaz ve hazımsızlık gibi şikayetleri önlüyor.

Dengeli beslenme ile kilo kontrolünü sağlamak kolaylaşıyor, metabolizma bu şekilde daha ritmik çalıştığı için gebeliğin getirdiği yorgunluk hissi oluşmuyor” dedi. Hamilelere, yağlı ve tuzlu yiyeceklerden uzak durmaları uyarısında bulunan Demirel, “Kalitesi düşük, yağ ve karbonhidrat oranı yüksek, ağır yiyeceklerden uzak durmak gerekiyor.

Hamileliğin doğal etkisi olan “Kendini ağır hissetme” hali, yaz sıcağında, yağlı yiyeceklerin tüketilmesiyle birlikte daha da artıyor. Yaz ayları sebze ve meyve çeşitliliği açısından hamilelerin seçeneklerini artırıyor. Kalorisi düşük olan bu yiyecekler, vitamin ve mineral yönünden oldukça zengin oluyor. Ayrıca bolca posa içeren bu besinler, kabızlığın engellenmesini ve kilo kontrolünü de sağlıyor” diye konuştu.

Dr. Tayfun Osmanağaoğlu ise, hamilelere yönelik önerilerini şu şekilde sıraladı:
“Hamilelerin aşırı tuzlu kuruyemişler ve turşu gibi yiyecekler ile sodalı içeceklerden uzak durmaları gerekiyor. Ayrıca, sebze ağırlıklı beslenirken protein alımının da ihmal edilmemesi önemli. Çünkü protein, anne karnındaki bebeğin vücut ve beyin gelişimi için büyük önem taşıyor.”

Dışarıda yenilen yiyeceklere dikkat edilmesi gerektiğinin de altını çizen Demirel ise,”Koruması daha zor olan yiyecekler özellikle yaz aylarında hamileler için risk oluşturuyor. Sıcaklık nedeniyle zararlı bakterilerin kolayca üreyebileceği bu mevsimde az pişmiş ya da buzdolabında bekletilmeyen yiyeceklerden uzak durulmasında yarar var. Bol sıvı tüketin. Bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısı ve plasentanın, içeriğinin zenginliğini sağlamak için hamilelikte sıvı tüketimi her mevsim önem taşıyor.

Ayaklarınızı uzatın, dinlenin. Masaj yapın, yaptırın. Ağırlaşan vücudun yaptığı baskı nedeniyle ağrıların çok görüldüğü ayakların rahatlatılmasında masaj işe yarayan yöntemlerden biri oluyor. Masaj, bölgedeki kan akımını artırıyor, ayrıca ödemi azaltıyor.

Bunlara ek olarak, vücut ısısı normalden bir derece daha yüksek olan hamilelere, ılık banyo yapmaları da öneriliyor. Yürüyün, yüzün. Güneşe dikkat edin . Hamileler güneş ışınlarının dik geldiği 11:00-16:00 saatleri arasında dışarı çıkmamalı. Bu saatlerde dışarı çıkmak zorunda kalan hamilelere, şapka kullanmaları ve 50 koruma faktörlü bir krem sürmeleri öneriliyor. Sol tarafınıza yatın. Sırtüstü yatılması, “vena kava” adlı büyük toplardamarda baskıya neden olabiliyor. Tatilden önce kontrole gidin” dedi.

IHA

Hamileliğinize keyif katacak 10 şey

Haziran 27, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

1 İşte sonunda hamilesiniz! Eşiniz ile bu mutlu haberi nasıl paylaşacağınızı düşünün. Gözlerinin içine bakarak ‘‘baba olacaksın’’ demek yerine, ona farklı ve şaşırtıcı sürprizler hazırlayın ve bu mutlu anı en güzel şekilde değerlendirin.

2 Aileniz ve bazı akrabalarınıza bu müjdeyi vermek için evde hafif yemeklerden oluşan şık bir sofra hazırlayın. Hep beraber eğlenceli bir akşam geçirin.

3 Birkaç gününüzü kız arkadaşlarınıza ayırın. Kız kıza gezin, eğlenin, sinemaya gidin. Güzel bir yemek programı da hoş olabilir…

4 Hamileliğiniz ağırlaşmadan eşinizle tatile çıkın. Hatta birkaç hafta sonu küçük kaçamaklar yapın. İlerleyen dönemlerde zaten uzun bir süre eşinizle başa başa tatile çıkamayabilirsiniz…

5 Bol bol uyuyun… Uykunuz geldiği zaman direnmeyin uyuyun… Bebeğiniz olduğunda bu kadar rahat uyuyamayabilirsiniz…

6 Bilindiği gibi,rahim içindeki bebek 24. haftadan itibaren dış dünyadaki sesleri duymaya, kaydetmeye ve yorumlamaya başlar. Müzik doğru seçildiğinde bebeğin ruhsal gelişimine yardımcı olur. Bebeğinizle kendinize özel zaman ayırın müziğin beraberce keyfini çıkarın…

7 Bebeğiniz için özel bir defter hazırlayın. İçine sizin, eşinizin, ailelerinizin resimlerini koyun, yaşantınızı, arkadaşlarınızı ve bebeğiniz hakkında söylemek istediklerinizi fotoğraflar ve yazılarla anlatın.

8  Eşinizle beraber bebeğin odasını hazırlayın. Kendinizi alışveriş oluşturun ve yavaş yavaş zaruri şeylerden başlayarak ihtiyaçları giderin.

9   Bu arada artık çok şık hamile kıyafetleri var. Hamileliğinizi aynalardan uzak durarak ve iki kıyafetle bitirmeyin. Bu özel döneminiz için bir gardırop hazırlayın.

10  Okuyun… Çocuk sahibi olmak, bebek büyütmekle ilgili bol bol kitap okuyun ve dergi okuyun. Sonrasında bu kadar kolay zaman bulamayabilirsiniz…

Anne olmak isteyenler dikkat!

Haziran 24, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

VÜCUTTA yaşamsal bir görevi üstlenen tiroit bezinin işlevleri, katılım, radyasyon, iyot eksikliği ve yaşlanma gibi faktörlere bağlı olarak bozulabilir. Kadınların, hamile kalmadan önce tiroit fonksiyonlarının düzenli çalışıp çalışmadığıyla ilgili kontrolden geçmesinde yarar var. Konunun uzmanlarından Dr. Altuğ Semiz, “İhmal edilirse bebekte zekâ geriliği bile yaşanabilir. Bazı drumlarda da bebekte guatr ortaya çıkabilir.”

Hamilelikte Bebeği tehlikeye sokan 11 sinyal

Haziran 24, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

Hamilelik boyunca anne adayları, bebeklerinin gereksinimleri doğrultusunda bedensel ve ruhsal büyük değişimler yaşıyor. Anne adayları kimi zaman gözle görülebilen kimi zaman yalnızca uzmanların fark edebildiği değişikler yaşıyorlar. Bu değişimlerin pek çoğu aslında gebeliğe uyum sürecini hızlandırıyor. Bu yüzden “anne bedeninin gebeliğe uyumu” olarak tanımlanıyor. Ancak hamilelik boyunca öyle değişimler var ki, hiç zaman kaybetmeden doktora başvurmayı gerektiriyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Çepni, anne adaylarında hangi belirtilerin tehlike sinyali olduğu hakkında şu bilgileri veriyor: 

1- İlk 3 Ayda Gebelerin Yüzde 25’inde Vajinal Kanama Oluyor

Vaginal kanamalar, gebeliğin hangi haftasında olursa olsun süresi ve miktarına, birlikte ağrı ve diğer belirtilerin varlığına bakılmaksızın en önemli tehlikeli belirtisi olarak algılanarak en yakın hastaneye başvurulmasını gerektiriyor. Vajinal kanamalar, hamilelerin yüzde 20-25’inde ilk üç aylık dönemde görülebiliyor.

  • Bu dönemdeki kanama nedenleri arasında, ceninin rahme yerleşmesi ile oluşan “implantasyon kanaması” hamile kaldıktan bir hafta sonra gerçekleşiyor ve gebeliğe zararı olmuyor. Bir–iki gün içinde lekelenme tarzında olup geçiyor.
  • Kanama ile birlikte kramplar veya aktif kanama da olursa, düşük olasılığı yükseliyor. Bu nedenle zaman geçirmeden hekime başvurulması gerekiyor.
  • Dış gebelik de kanamaya yol açabilir. Durumu anlayabilmek için ultrason yapılıyor.
  • Eğer kanamalar hamileliğin ikinci üç aylık döneminde oluyorsa, geç dönem düşüklerine, bebeğin çok erken doğmasına, eşin önde durmasına (Plasenta Previa) ya da tansiyon yüksekliğinin de eşlik ettiği eşin erken ayrılması (Plasenta Dekolmanı) gibi ciddi tablolara yol açabiliyor.
  • Üçüncü üç aylık dönemde meydana gelen kanamalarda ise genelde bebeğe yaşamsal oksijen ve besinleri gönderen plasentada (eşte) bir sorun olduğuna işaret ediyor.

2- Karın Ağrısı Dış Gebelikten Kaynaklanabilir

  • Hamilelikte ciddiye alınması gereken belirtiler arasında ağrıyı da unutmamak gerekiyor. İlk üç aylık dönemdeki ağrı, dış gebelik nedeniyle olabilir.
  • Ağrının yanında kanamanın da olması durdurulamayacak düşük ihtimalı anlamına geliyor.
  • Ağrıya miyom da eşlik edebilir ya da yumurtalıklarda bir problem olabilir.
  • Erken hamilelikte rahmin büyümesine bağlı gerilme ağrısı da söz konusu olabiliyor.
  • Ayrıca karındaki diğer organ problemleri de; örneğin safra kesesi, apandisit nedenler arasında olabiliyor.
  •  Eğer ağrı sırtta hissediliyorsa ve idrar yaparken yanma oluyorsa, idrar yolu infeksiyonu ve özellikle sağ böbreğin genişlemesinden (hidronefroz) şüphelenmek gerekiyor. 
  • Daha önceden sezaryen ya da başka rahim ameliyatı geçirmiş anne adaylarında ağrı olduğunda nadir ama çok ciddi bir problem olarak rahim yırtılması (uterus rüptürü) da akla gelmeli.
  • İkinci ya da üçüncü ayda sağ üst karın bölgesinde şiddetli ağrı safra kesesi ile ilgili olabileceği gibi çok daha ciddi olarak gebelik zehirlenmesinin ağır tablosu “Hellp Sendromu” da olabilir. Bu sendrom, hamileliğin anne hayatını da tehlikeye atabilen en önemli komplikasyonlarından birisi. Ayrıca gebelik ile oluşan  hipertansiyonun en tehlikeli aşaması. Gebelikte baş ağrısı da yüksek risk gebeliğe bağlı hipertansiyon (preeklempsi) habercisi ya da migren, sinüzit gibi  baş ağrısı nedenlerinden oluşabiliyor.

3- Bebek Günde 10-20 Defa Hareket Ediyorsa İşler Yolunda!

Anne adayları ilk gebeliklerinde 20. haftada, daha sonraki gebeliklerinde ise 18-19. haftalarda bebeklerinin hareketlerini hissetmeye başlıyor. Bebeğin bir günde ayrı zamanlarda 20 defa ve fazla hareket etmesi iyi olduğunun işaretidir. Yine bir günde ayrı zamanlarda 10 defadan fazla hareket etmesi yeterlidir. Bebeğin günde 10 defadan daha az hareket etmesi, sıkıntıda olmasına (Fetal distress) işaret edebilir. Hareketlerin uzun süre hissedilememesinde bebek ölümü dahi akla gelir. Bunun dışında bebeğin uyku hali, plasentanın ön tarafta yerleşmiş olması da ‘masum hareketsizlik nedenleri’ arasında sayılabilir.

4- Ateş 37.5’u Aşıyorsa Enfeksiyon Gelişebilir 

Gebelikte ateş 37.5 santigrat derecenin üstünde ise herhangi bir yerde enfeksiyon habercisi olabilir.  Odak bulunamayan durumlarda çok dikkatle araştırılmasi gerekiyor. Özellikle yüksek ateşin erken doğumu tetikleyebileceğinin akılda tutulması önemli. Diğer olası nedenler arasında su alımında azalma (dehidratasyon) düşünülebilir.

5- Her 100 Anne Adayında 5-10’unda Şiddetli Kusma Oluyor

Ağızdan beslenemeyecek kadar şiddetli kusma ve yemek yiyememe durumu özellikle gebeliğin ilk 10-12 haftasına kadar görülebilen bir durum. Her 100 anne adayından 50 ile 70′inin az ya da çok bulantı ve kusma sorunu yaşadığı biliniyor. Her 100 anne adayından 5-10′unda ise bulantı ve kusmalar hastaneye yatacak ve besin maddelerinin damardan verilmesini gerektirecek kadar şiddetli olabiliyor. Gebelerin idrar tahlilinde aseton ya da keton pozitif olarak bulunursa, anne adayının hastane ortamında damardan beslenmesi gerekiyor. Bulantı ve kusma yakınmaları sabahın erken saatlerinde daha şiddetli görülüyor.  Bu duruma tıp dilinde “Emesis Gravidarum” deniyor. Diğer bulantı ve kusma nedenleri arasında besin zehirlenmesi, enfeksiyonlar ve mide-barsak sistem hastalıkları geliyor.

6- Rahimde Kasılma Ve Sertleşme Doğumu Başlatabiliyor

Rahimde bebek oynadığı esnadaki gibi kasılma ve sertleşmeler ritmik olarak, gittikçe sıklaşan, süresi uzayan ve kuvveti artan şekilde gerçekleşir ise erken doğum ya da doğum başlamasına işaret ediyor. Bazen de doğuma hazırlık ağrıları olarak tanımlanan Braxton Hicks kasılmaları olabiliyor. (Gerçek doğum kasılmaları başlamadan önce rahim kaslarında meydana gelen bazı kasılmalardır). Su alımında azalma ve dehidratasyonda da benzer bulgular oluşabiliyor.

7- Vajinadan Sıvı Gelirse, Gebelik Zarı Yırtılmış Olabilir

Gebeliğin özelliği nedeni ile daha çok mantar ağırlıklı vaginitis ortaya çıkabilir, ya da cinsel temasla bulaşan infeksiyonlarda akıntı olabilir. Ancak vaginal akıntı olduğunda gebeliğin haftasına göre düşük, erken doğum başlanması, bebeğin içinde yaşadığı amnios suyunun gelmesi yani gebelik zarının yırtılması akla gelmeli. Akıntı, bazı gebelerde idrar kaçırma sorunundan da kaynaklanabiliyor.

8- Eller, Ayaklar, Yüzde Ani-Aşırı Şişme Varsa Tehlikeli

Hamileliğe bağlı hipertansiyon (preeklampsi) da oluşur.  Özellikle kısa sürede normal kilo alış seyrinden fazla kilo alımı varsa, bu neden akla getirilmeli.

9- İdrar Yaparken Yanma Enfeksiyon Demek

İdrar yolu enfeksiyonu akla gelmelidir.

10 – Annede Sara Varsa Havale Gelişiyor

Gebeliğin hipertansiyonu ile birlikte ise ciddi gebelik zehirlenmesi olarak tanımlanan ve beyin dokusunun zarar görmesine yol açabilen anne ve bebek açısından hayati tehlikenin mevcut olduğu eklampsi tablosunda görülür ya da daha önceden var olan epilepsi hastalığına bağlı havale geçirme şeklinde oluşabiliyor.  

11- Görme Bozukluğu Yüksek Tansiyondan Kaynaklanıyor

Hamileliğe bağlı hipertansiyon (preeklampsi) veya ağır preeklampsi işareti olabilir. Ya da diğer görme problemi oluşturan hastalıklara bağlı görme bozuklukları ortaya çıkabiliyor. Anne adayının bedeninde ya da psikolojisinde oluşan her belirti gebelikte çok önemli bir durumun işareti olabilir.

Rutin gebelik takibi şart!

Her anne adayının, hamileliği boyunca düzenli olarak kontrollere devam etmesi büyük önem taşıyor. Bu izlemenin gebeliğin başından sonuna kadar aynı hekim tarafından yapılmasında yarar var. Düzenli gebelik muayeneleri ile anne ve bebeğin sorunları çözülür. Anne adayının sadece kan grubu, tansiyonu ve kilosunun belirlenmesi ile bile birçok sorun önceden belirlenerek önlem alınabilir.

İstediğiniz ayda hamile kalın

Haziran 24, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

Bir kadının hamile kalabilmesi için yumurtalıklarında düzgün bir yumurta oluşması, bu yumurtayı yumurtlaması ( ovulasyon ) ve yumurtlanarak overlerden (yumurtalıklardan) atılan bu yumurtanın tüpler tarafından yakalanılarak tüplerde sperm ile döllenmesi lazımdır.

Bir adetin ilk günü ile sonraki adetin ilk günü arasındaki süre kadının adet döngüsüdür (çoğu kadında bu süre 28 gündür).

Nasıl bir hesaplama yapmalı?

Bu süre hesaplandıktan sonra bulunan rakamdan 14 gün çıkarılır ve bu şekilde ortaya çıkan rakam bize adetin  birinci gününden itibaren hesaplanmak koşuluyla yumurtlamanın olacağı tarihi verir.

Kadının en fertil (gebeliğe en elverişli) günleri yumurtlamanın olduğu gün ve bundan önceki üç gündür. Gebe kalma olasılığını hesaplarken spermlerin üç gün süreyle canlı kalabildiklerini ve yumurtanın da 24 saat canlılığını koruduğunu unutmamak gerekir.

“Emin günleri” hesaplamak amacıyla, spermlerin canlı kaldıkları süreyi yumurtlama periyodunun ilk kısmına, yumurtanın canlı kalacağı günü ise yumurtlama periyodunun son kısmına eklemek gerekir . Buna göre 30 günlük periyotta emin devre ilk yarıda 11. güne kadar devam eder. İkinci yarıda ise emin devre 21. gün başlar.

Bu sayıların akılda kalması kolaydır. Çünkü her iki günde de bir sayısı vardır. Bu kural her türlü adet periyotlarına uygulanır. Örneğin 32 günlük periyotta emin günler birinci devrede 13. güne kadar devam eder ve ikinci yarının 23. gününde yeniden başlar. 28 günlük periyotta bu sayılar 9. ve 19. günlerdir. Böylece kadının kendi döllenme tehlikesi olmayan günlerini hesaplaması çok kolaylaşır.

Kadın teorik olarak adet döngüsünün her gününde gebe kalabilir. Adet görülen günlerde ve adetten hemen birkaç gün öncesindeki günlerde gebe kalma olasılığı oldukça düşük olmakla beraber bu olasılık hiçbir zaman sıfır değildir. Takvim yöntemi kullanılacaksa bu gerçek göz önünde bulundurulmalı ve adet gecikmesi olduğunda gebelik olasılığı araştırılmalıdır.

Özellikle hamile kalmak isteyen bayanların ovülasyon günlerini daha kolay tespit etmelerini sağlacak bir yol daha var. Hamilelik şanısını artıran yumurtlama dönemlerinin tespitinde Tükürükten Ovulasyon Testi’ni kullanabilirler.Amerikadan gelen Avrupa Normlarına uygunluk belgelerine sahip olan test T.C.Sağlık Bakanlığı onaylıdır.

Test, istenildiği zaman ve her yerde kullanılabilme pratiği sağlıyor, sınırsız kullanım özelliğiyle de ekonomik bir tercih sunuyor.Bu testi eczanelerden temin edebilirsiniz.

10 kadından birinde ‘doğum stresi’ var

Haziran 15, 2010 by admin  
Filed under Hamilelik - Gebelik

GAZETE HABERTÜRK

BURSA Zübeyde Hanım Kadın Doğum Hastanesi Psikoloğu Deniz Özcan, doğum sonrası
depresyona giren kadınların hemen hemen hepsinde “duygu dengesizliği” problemi yaşandığı, kadınların duygusal olaylara tepki vermediği gibi, ufak olaylara aşırı
duygusal tepkiler verebildiğini söyledi. Psikolog Özcan, “Üzgün hisset me, mutsuzluk, çaresizlik, fazlaca ağlamak veya ağlayamamak, kendini değersiz hissetme, ruh halinin
sıkça değişmesi, suçluluk hissetmek, ilginin azalması, mutluluk ve eğlencenin azalması, gergin veya panik olmak ve endişelenmek şeklinde görülebilir” dedi. Özcan, kadınların genelde doğum sonrası depresyonunu anlamakta zorluk çektiklerini, bunun nedeninin ise depresyonun çok büyük değişikliklerin olduğu bir zamanda ortaya çıkması ve yeni
annelerin neyin normal olduğunu  veya ne beklemeleri gerektiğini bilememeleri olduğunu söyledi. Özcan, “Eşler ilişkilerinde sorun yaşıyorsa, ailenin hayatında daha başka zorluklar varsa, anneye yardımcı olabilecek aile ve arkadaşlardan ayrı kalınmışsa,
yeni annenin kendi annesi yardımcı olmak üzere annenin yanında değilse, anne daha
önceki hamilelik dönemlerinde ya da doğumlar esnasında sorun yaşamışsa bu durumlarda daha fazla risk söz konusudur” diye konuştu.

DİĞER BELİRTİLERİ NELER?
Enerjinin azalması ve aşırı yorgunluk, uyku bozukluğu, genel yavaşlama veya yerinde duramama, rahatlayamama, cinsel ilişkiden soğuma, iştahta değişiklikler, çok fazla veya çok az yemek, kendi kendini eleştirmek, her şeyin en kötüsünü beklemek, umutsuzluğa kapılmak, konsantrasyon bozukluğu, karar vermede güçlük, tartışma, bağırma, kontrolü kaybetme.

DEPRESYONA GİREN ANNE NE YAPMALI?
DOĞUM sonrası depresyon sorunu yaşayan annelerin bu sorunu daha kolay atlatabilmek için yapableceklerini sıralayan Özcan, şöyle konuştu:

- Annenin duygularıyla ilgili konuşması önemlidir. Yeni anne için eşi ile konuşmak zor gelebilir, ancak anne duygularını sürekli kendine saklarsa, eş de kendini soyutlanmış
hissedebilir. Her gün, bütün gün boyunca yalnız kalmamaya çalışabilir. Arkadaşlarını ve başka anneleri görmeye özen göstermesi onun için rahatlatıcı olabilir. Kendisine teklif edi len her türlü pratik yardımı kabul etmelidir.

- Yardım isterken utanmamalı veya yardımı kabul ederken suçluluk hissetmemelidir.

- Mükemmel ev kadını olmaya çalışmamaya  dikkat etmelidir. Evin mükemmel şekilde derli toplu olup olmadığı  önemli değildir. Yapması gereken işleri en aza indirmeye çalışmalıdır.

- Mümkün olduğunca çok dinlenmelidir, çünkü  yorgunluğun depresyonu arttırmada önemli etkileri olduğu düşünülmektedir.

- Olabildiğince iyi  beslenmeye çalışmalıdır, kendine zaman ayırmalıdır. Bu tamamen hayalci gelebilir, ama uzun bir banyo, bir yürüyüş veya yarım saatliğine bir magazin okumak bile annenin dinlenmesini sağlayabilir.

Sonraki Sayfa »