Maranki Türk Çayını Dünyaya Duyurdu!

Kasım 30, 2009 by admin  
Filed under Ahmet Maranki

Kitapları yüz binlerce basılan, konferanslarında binlerce kişiye hitap eden, televizyon programları reyting rekorları kıran Prof. Dr. Ahmet Maranki, asılsız bir iddia ile karşı karşıya kaldı.

Aktardığı sağlıklı yaşam formülleri ve insanlığın hizmetine sunduğu Kozmik Bilim gerçeğiyle, her yeni gün hizmetlerine bir yenisini ekleyen Maranki’nin, ulusal bir gazetede yer alan sözleri yanlış yorumlandı.

Rize’de yetiştirilen yeşil çaydan tablet üreterek bakanlıktan kanuni ruhsat alan ilk kişi olan Maranki, çay içmemeyi teşvik ettiği iddialarına şaşırdığını belirterek konuyla ilgili sorularımızı cevapladı.
Çay İçmemek Değil, Çayı Doğru Zamanda İçmek
Bahsi geçen röportajda, herkesin bildiği bir hadise olan Çernobil Faciası’ndan bu yana radyasyonun etkilerine değinen Ahmet Maranki, ortada bir yanlış anlama olduğunu belirtti. Çay içmemek gibi bir öneride bulunmanın mümkün olamayacağını söyleyen Maranki, çayın kahvaltıdan veya yemeklerden hemen sonra içilmesi halinde, içinde yer alan ve insana çok faydalı olan etken maddelerin, yediğimiz gıdalara olumsuz anlamda tesir edeceğini ifade etti. Çayın demir maddesini bağlayıp bedenden atması sonucu, kişilerde anemi/kansızlık gibi rahatsızlıklara rastlanabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Ahmet Maranki, sözlerine şöyle devam etti:
“Çay, dünyanın en güçlü antioksidanıdır. Bu nedenle biz, bırakın çay içmemeyi, bedendeki toksinlerin atılmasında her zaman kullanabileceğimiz çayı ve bilhassa yeşil çayı insanlığa öneriyoruz. Kaldı ki, biz detoks programlarımızı Rize’de üretilen çayları içirerek uyguluyoruz, üstelik bunun şahitleri de mevcuttur. Dünyanın her yerinden gelen katılımcılarımıza, geleceğimizin teminatı olan Karadenizli hemşerilerimizin ürettiği çayı içirmenin ve tanıtmanın övüncünü taşıyoruz.”

Maranki Rize Çayından Tablet Üretti
Rize, Artvin ve Trabzon’da konferanslar veren, Rize ve Artvin’deki çay arazilerini dolaşan Prof. Dr. Ahmet Maranki, tüm kamplarında “yeşil çay” içilmesini sağlamış ve çayın öneminin anlaşılması için uzun yıllar çaba göstermişken bu tür bir yanlış anlamayla karşılaştığına üzüldüğünü belirtti. Rizeli işadamı Mehmet Zerdeci’nin ürettiği tabii çaylarla “Yeşil Çay Tablet” ürününü çıkaran, Avrupa ülkeleri ve Çin dahil olmak üzere tüm dünyaya tanıtan ve ihraç eden Maranki, bölgenin ve Türkiye’nin kalkınması için doğru bildiği şeyi yapmaya devam edeceğini söyledi.

“308 konferansta çayın faydasını anlattık!”

“Çayın faydasını dün anlattım, bugün anlatıyorum, yarın da anlatacağım” diyen Maranki, sohbetimiz esnasında bir darb-ı meselden de örnek verdi:
“Dervişe sormuşlar, niçin namaz kılmıyorsun? O da, Kuran’da namaza yaklaşmayın yazıyor, o yüzden kılmıyorum, demiş. Ama, demişler o lafın bir başı da var, onu niye okumuyorsun? O da demiş ki, bana burası lazım. Ben de değerli Rizeli hemşerilerime, bu konuda açıklama yapan, uzman yada uzman olmayan herkese açıklamalarımı bir bütün halinde, iyi okumalarını öneriyorum ve bu tavırları üzüntüyle karşılıyorum. Biz bu ülkeyi ve güzelliklerini yine tanıtmaya devam edeceğiz, bizim husumete vaktimiz yoktur. Şayet Rizeliler ve Rize Üniversitesi bir konferans tertip ederlerse çayın insan sağlığına ne kadar faydalı olduğunu, diğer 308 konferansta anlattığımız gibi 309. kez anlatmaya da hazırız.”

Organik Çay Çalışmaları

Prof. Dr. Ahmet Maranki, çay çiftçilerine bir de tavsiyede bulundu. Gübreleme yapılırken dikkatli olunmasını, bu işlemin bitkilerin üstüne serpme yöntemiyle değil, toprağın kendisinin gübrelenerek yapılmasını, bu sayede verimin artırılabileceğini dile getirdi. Artvin - Borçka ve Rize bölgesinde organik çay çalışmaları yürüten Maranki, Türk çayını dünyaya tanıtmak için Rize Ticaret Borsası ve Çaykur başta olmak üzere, her türlü kurum ve kuruluşla işbirliğine hazır olduklarını söyledi.

“Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” diyen ve kozmik yeşil çayı her türlü mamul hale getirerek üretmeyi, bu ürünü tüm dünyaya tanıtmayı hedefleyen Maranki, “Yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır” diyerek sözlerine son verdi.

maranki.com

Ahmet Maranki’den Armutun Mucize Sırrı

Kasım 30, 2009 by admin  
Filed under Ahmet Maranki

Armut Maskesi Bir adet olgun armudu soyup cam bir kasenin içinde çatalla iyice ezin. kalın bir tabaka halinde yüzünüze sürün. 15 dakika bekledikten sonra cildinizi yıkayın. Armut maske si cildi beslemek ve serinletmek, için ideal bir maske dir.

Ahududu Maskesi Ahududu bol miktarda A vitamini içerdiği için cilde pürüzsüz ve kadife gibi bir görünüm kazandırır. Bir avuç dolusu ahududuyu cam bir kasenin içinde püre haleni gelene kadar ezin. Cildinizi temizledikten sonra ezilmiş ahududuyu cildinize uygulayın. 10 dakika beklettikten sonra cildinizi yıkayın.

Avokado maskesi. (cİLt)Kırışıklıkları İçin)Bir tane avokadonun kabuklarını soyup çatalla ezin. İçine yarım tatlı kaşığı bal, bir tatlı kaşığı elma sirkesi ve bir tane çırpılmış yumurta sarısı ekleyip iyice karıştırın. Karıştırma sırasında içine üç yemek kaşığı zeytinyağını da yavaş yavaş ekleyin. Yüzünüze, boynunuza ve dekolte bölgenize bol miktarda sürüp yarım saat bekleyin daha sonra bu bölgeleri ılık su ile yıkayın.Kırışıklıklar ve özellikle kuru ciltlerin için etkili bir maskedir Ayrıca avokadoyu lapa halinde de tek başına cildinize kompres yaparak uygulayabilirsiniz. Hem Cilt Bakımınızı yapmış hem de kırışıklıklarınızın kaybolmasına yardımcı olmuş olursunuz.
Çilek Maskesİ Bir avuç dolusu çileği cam bir kasenin içinde püre haline gelene kadar çatal yardımı ile ezin ve yüzünüze sürün. (Eğer kuru bir cilde sahip iseniz pürenin içine birkaç damla badem yağı veya bir kaşık süt kreması katın.) 10 dakika bekledikten sonra cildinizi ılık su ile yıkayın. (Cilt BakımınıZ.için son derece faydalı ve etkilidir. Ancak alerjisi olan ciltler için önerilmez.)

maranki.com

Dr.Ahmet maranki doğal bebek maması ve beslenme

Kasım 30, 2009 by admin  
Filed under Ahmet Maranki

Prof. Dr. Ahmet Maranki doğal bebek maması önerisi:

Annelerimizi yakından ilgilendiren bebeklerinin beslenmesi nasıl bir gıda ve besin verilmeli özellikle anne sütü almıyan bebeklerin daha iyi beslenmesi önemlidir anne sütü almayan bebekler daha sık hastalanırlar bunun icin bebeklerimizin daha iyi besinler alması icin kolay ve pratik doğal mama öneriyorum

Sebzeli püre maması

Malzemeler:

1/4 kereviz

1/2 havuç

1/4 patates

2 dal maydanoz

2 dal dereotu

1 dal tere

1 çorba kaşığı pirinç unu

1 tatlı kaşığı zeytinyağı

5 dal ıspanak

Hazırlanışı:

Sebzeleri temizleyip yıkadıktan sonra 1.5 su bardağı su ile 10-12 dakika haşlayın.

Sebzelerin suyunu süzüp süzgeçten geçirdikten sonra soğumaya bırakın.

Sebzeleri de püre haline getirin.

Soğuyan sebze suyuna bir yemek kaşığı pirinç unu ilave ederek kaynayana kadar kısık ateşte karıştırın.

Kaynadığında sebze püresini ve zeytinyağını ilave edin. Mamayı bebeğinize ılık olarak yedirin.
maranki.com

AHMET MARANKİ ALTERNATİF TIP’ TA BİTKİLERİN ŞİFASI

Kasım 30, 2009 by admin  
Filed under Ahmet Maranki

Dr.Ahmet Maranki. Alternatif Tıp.da hangi bitki hangi hastalıklara karşı faydalıdır ve bitkileri nasıl hazırlamalıyız Bitki kürü hazılarken nelere DİKKAT etmeliyiz.bitkilerin faydasını ve cabuk etki etmesi icin nelere DİKKAT etmeliyiz.

Son 70-80 yıldır hayatımıza giren sadece kimyasal terkiplerden oluşan ilaçlardan medet umarak çığ gibi büyüyen hastalık çeşitlerini ve oranlarını yok etmeyi beklemek yerine, binlerce yıldır insanlığın şifa bulduğu eskimez metotlarla birlikte gelişen teknolojinin ışığı altında ORTODOKS TIBBININ deneyimve engin tecrübelerinden de istifade ederek işbirliği ile İntegratif-Bütünsel Tıp metotlarını da kullanarak çözüm yolları aramanın vaktinin geldiğini hatta geç kalındığını paylaşarak sizlere yeni bir ufuk açmak istiyoruz.• İlkokuldan başlayarak, lise ve üniversitede mutlaka önleyici, koruyucu hekimlik ve sağlıklı beslenme ile ilgili dersler zorunlu olarak okutulmalıdır.• Tıp fakültelerine dünyadaki emsalleri gibi bitkisel tedavi ile ilgili bölümler ve yan bilim dalları geç kalmadan kurulmalıdır.• Avrupa ve Dünya ülkeleri kendi ilacını kendi üretmektedir.• Türkiye yüz milyarlarca dolar dövizi ilaca vermektedir. Ülkemiz bu kadar zengin değildir. Ülkemizdeki yetkililer sağlıkta başka metotlar aramadığı için birtakım telkinlerinde etkisiyle bu necip milletin torunları sadece kimyasal ilaç lara mahkûm edilmekte kısır bir döngüde kalan son ömürlerini elinde ilaç torbalarıyla hastane kapılarında geçirmektedir.• Türkiye binlerce yıllık tababet kültür birikimiyle çaresiz değildir. Yeterki irade ortaya konulabilsin çare çoktur. • Bitkiler dünyası bunlardan sadece birisi olup, bilimin ışığında insanlığın kurtuluş reçetelerini ortaya koyabilecek birikime sahip olduğunun işareti, dünyamızın kuruluşundan bugüne kadar insanlığa yaptığı ve hiçbir zarar ve yan etkisi ve bağımlılığı olmayan, doğru kullanıldığında şifa veren bitkiler dünyasıdır. • Bitkilerden; meyve ve sebzelerin geni değiştirilmiş-melez-hibrit-ebter-geridönüşümsüz-tek kullanımlık dünya literatüründeki adıyla disposable tohumlardan üretilenleri kullanmayınız. Israrla doğal tohumlardan üretilen bitkileri tercih ediniz. Bu gibi tohumla rdan üretilen bitkiler şifacı olamayacağı gibi bağışıklık sistemine hiçbir katkısı olmayan antioksidan mineral ve vitamin içermeyen, bugün hızla artan kanser hastalıklarını tetiklemektedir.•
ÇÜNKÜ İYİ NİYETLERLE ORTAYA ÇIKAN BU GİBİ ÇALIŞMALARIN BİLİMSEL OLARAK İNSANA VE DOĞAYA TESİR VE GERİ DÖNÜŞÜMLERİ, SONUÇLARI MUTLAKA ARAŞTIRILMALIDIR! •
Toprağın biyolojik yapısını bozduğu ve sonraki kullanımlar için dejenerasyona uğratması yanında bu tohumlardan çıkan bitkilerden uçan polenlerin son zamanlarda artan allerjik hastalıklara sebep olduğu, floraya tesir ederek çevre ekolojik dengeyi etkilediği dikkate alınmalıdır.• Son zamanlarda ülkemizde sık sık ve dünyada da yaygın olarak görülen mucizevi iksir “ balı” üreten arıların ölümü acaba bu hibrit tohumlardan üretilen bitkilerin polenlerinden mi kaynaklanmaktadır. Daha bunun gibi yine ülkemizde yetişen sulu bitkiler; kavun, karpuz, domates, salatalık gibi antialerjik, soğutucu bitkiler oldukları halde tam aksine kendileri allerjen duruma gelmişlerdir. Bütün bu bitkilerin tüketilmesiyle insan genininde zamanla dejenerasyona uğrayabileceği de dikkatle düşünülmelidir.• Doğum oranlarının son yıllarda azalması ve kısırlık probleminde hibrit tohumların etkisi mutlaka araştırılmalıdır. Dölsüz tohumlardan tüketerek döl vermek mümkün müdür? Kesinlikle ve acil olarak araştırılmalıdır.• Bu, asrımızın çözümsüz problemlerinin en başında yer alan bir durumdur. Bu duruma devlet ve sağduyulu çiftçiler mutlaka el atmalı, gelecek nesillerimizi korumak için Anadolumuzun tabii tohumları tamamen yok olmadan müdahale edilmelidir. • Bitkileri tohumlarını seçtikten sonra ekilecek arazinin münbit ve temiz olması, tohumu ekecek kişinin ruh durumu, sağlığı düzgün olmalı, yani ekimi, dikimi, büyütme, hasadı, kurutmasından bize ulaşan en son mamül haldeki içecek ve droglarına kadar yapılacak işlerin SEVGİYLE VE İSTEYEREK YAPILMASI çok önemlidir. Gelişen teknolojik aletlerle yapılan Kirlian fotğraf tekniği, termal kamera ve rezonans aletlerinin de görüntülemeleriyle ortaya çıkan bir gerçek, sevgiyle yapılan bu işlerde bitkilerin tamamen etkilendiği hatta kimyalarında değişiklikler husule gelerek etkin maddelerinin oranlarının ve enerji boyutlarının tamamen farklılaştığı ortaya konulmuştur. • Sebzeler temizleyici, meyveler ise besleyicidir. Sebze ve meyvelerinizi tüketmeden önce günümüz çevre ve toprak kirliliğini (nitrat fazlalığı ve toksin vs), yetiştirme aşamasında tatbik edilen hormon ve antibiyotik vs. katkıların zararlarını minimuma indirmek için elma, üzüm, limon sirkelerinden birine karıştırılmış sıcağa yakın ılık suda 5 dakika tutulmasını öneririz. • Bitkilerden hazırlanan yiyecek ve içecekler tedavi edici kürler dışında kesinlikle fazla pişirilmeden, tıkırında ve suları dökülmeden günlük olarak tüketilmelidir. Mümkünse suları içilerek, yemek haricinde günlük tüketilmelidir. Meyve ve meyve hoşaflarında da aynı metot geçerlidir.• Alışkanlık haline getirdiğimiz ve sıkça kullandığımız portakal, greyfurt, elma, vişne, kayısı, erik gibi meyve sularını mevsiminde çiğden sıkarak içmeli, konsantre halde kullanmamalıyız. Bunları tüketirken en fazla kilonuza göre içeceğiniz miktar 1-2 bardak olmalıdır. • Boş karna portakal, greyfurt gibi asitli meyve suları içilmemeli, mümkünse yemek aralarında uygun miktarda tüketilir. Kür uygulamaları bunun haricindedir. Kür uygulamalarında zeytinyağı ile yudum yudum içilen meyve suları bununla karıştırılmamalıdır. • Günde iki öğün ve öğünlerinizde her zaman bir çeşit gıda tüketiniz. Örneğin; bir öğün lahana, bir öğün makarna gibi…• Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim gibi cihan padişahlarının herkesten çok imkânlarının olmasına rağmen hayatları anlatılırken en önemli özelliklerinin başında her gün iki öğün ve bir çeşit yemek yediklerine ibretle şahit oluruz. “Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözünün açılımından bunu mu anlamalıyız acaba?• Salatalarınızı mutlaka mevsimlik sebze ve meyvelerden seçiniz. Yani kışın domates, salatalık, yeşilbiber kullanmayınız. Yazında kışlık sebzeleri kullanmayınız. Türkiye için havuç ve lahanayı(yuvarlak, suni lahana) bu kışlık sebzeler içinde gösterebiliriz. Bu sebzeler yaşadığınız iklime göre değişim göstermektedir.• Yenilebilecek et yemek türlerinden önce salata yiyiniz ki, bitkilerdeki temizleyici özellikle etten gelebilecek zararların önüne geçilsin.• Bitkileri ve çaylarını kür uygulaması haricinde DEVAMLI VE PEŞPEŞE tüketmeyiniz. • Beyaz ekmek tüketmeyiniz. ÇOK ÇABUK ACIKIRSINIZ. Tabi mayayla üretilmiş tabi buğday unundan ekmeği diğer günlerde kepek, yulaf, çavdar, mısır gibi veya çekirdek ekmek gibi ekmek çeşitlerini münavebeli olarak tüketiniz. Acıkmadığınızı göreceksiniz. • Siyah çayı radyasyonsuz olarak yemeklerden bir saat önce veya bir saat sonra içebilirsiniz. Ancak yeşil çayı içebilir, hatta posasıyla birlikte tüketmenizi öneririz. (Yeşil çayın içindeki Kateşin etken maddesinin demlemeyle suya %15-25 oranında geçtiği, daha iyi aktioksidan etki göstermesi sebebiyle yeşil çayı posasıyla veya sıkıştırılmış tablet olarak tüketilmesini öneririz. • Her türlü bitki çayını aromatik ve uçucu yağlar ihtiva eden bitkiler hariç. aşırıya kaçmamakla günde 2-3 bardak birkaç damla limon damlatarak içebilirsiniz. • Bütün bitki çaylarınızı tatlandırılırken bal, hurma, kuru üzüm, siyah kuru kayısı, tabii pestil, dut vs. kullanabilirsiniz. • Her gün 2 veya 3 küçük fincan dövülmüş Türk kahvesini kahvaltı ve öğle yemeği sonrası ve akşamüstü (ikindi çayı yerine) içebilirsiniz. (Her hangi bir kronik rahatsızlığınız, kalp kolesterol rahatsızlığınız, alerji sorununuz ve vitiligo rahatsızlığınız mevcut değil VE SAĞLIKLIYSANIZ.) • Vitamin, mineral, enzim ve besin destek ürünlerini suni, kimyevi, tabii olmayan metotlarla saflandırılmış droglar-tabletler halinde almamaya çalışınız. Metabolizma bunları belli yaşlarda (erken ve geç yaşlarda), tolare edememekte, bedende alınan bu ağır metaller sebebiyle çökme yaparak toksin ve kitleler oluşabilmektedir. • Kanser diye teşhis konulan vakaların bazılarında yapılan laboratuar analizlerinde, oluşan kitlelerin, safra ve böbrek taşlarının bu sebeple oluştuğu üzerinde görüşler ağırlık kazanmaktadır. Biz bu destekleri tamamen ve doğrudan tabii olarak kaynağından yani bitkilerden-sebze ve meyvelerden almaya gayret göstermeliyiz. Mesela hepimizin alışkanlık haline getirdiği ve bilhassa çocuklarımızın kullandığı C vitaminleri ve yaşlılara kullandırılan kalsiyumun fazla kullanımı vücutta kireçlenmelere böbrek, prostat ve safrada taşlaşmalara sebep olabileceği göz önüne alınarak bu gibi vitamin, mineral ve enzimleri havuç, brokoli, lahana, maydanoz gibi bitkilerden almalıyız. Burada çok önemli bir detayı açıklamak istiyorum; suni olarak aldığımız vitamin ve minerallerden sadece o özelliği yani kalsiyumu veya vitamini bildirilen miktarda alırız. Bitkilerle tabi yoldan o özellikleri almak istediğimizdeyse, o özellikle beraber onun bedene girmesiyle fazla veya eksik olabilecek ve onun tolaresine yardımcı olabilecek farklı özellikte vitamin, mineral ve enzimleri de beraber alırız. İşte bu özelliğinden dolayı vitamin, mineral ve enzimlerimizi bitkilerden sağlamalıyız. • Yemeklerin arkasından hemen meyve ve tatlılarınızı yemeyiniz, çay içmeyiniz. İnek yağı ve tabii şekerden yapılmış başta meyve tatlısı olmak üzere bütün tatlılarla ile çayınızı tatlandırarak yemeklerden en az 1 saat sonra, meyvelerinizi de 2 saat sonra mevsimlik meyve olarak tüketebilirsiniz. Tatlıları yemeklerden öncede tüketebilirsiniz. • Yukarıda anlatılanların gerekçesi olarak, yenilen öğünlerde karbonhidrat, protein, şeker ve diğer enzimlerin birbirine karışarak, hem aldığınız besinlerin yan etkisinden korunmanıza, hem de gıdaların tam olarak alınmasına ve metabolizmanın bozulmamasına kaygı ön planda tutulmaktadır. • Akşam, güneş battıktan sonra son öğününüzü yiyebilir iki saat sonra çay, tatlı ve meyve dahil hiçbir gıda almayınız. Çünkü bu saatten sonra safra kesesi saati başlamaktadır. Kitabımızda gösterilen Beden Organları Aktif Çalışma Saatlerini dikkatle inceleyip ona göre bir beslenme, dinlenme ve hayat tarzı modeli geliştiriniz. • Kitabımızda hangi bitkinin hangi bitkiyle kullanılabileceğini gösteren Kozmik Beslenme tablosunu dikkatli inceleyerek uymaya çalışınız. • Öğünlerinizde 3 beyaz yani bize göre suni un, suni tuz, suni şekerden uzak durmanızı, bunların yerine zaten bitkilerde olanlarıyla iktifa etmenizi ve tabii şekliyle kullanılmalarını öneririz. Çünkü beyaz un onlarca işlemden geçerek önünüze gelmekte, tuz rafine edilmekte, şekerse tabiilikten tamamen uzaklaşmaktadır. Şayet siz yeni bir dünyaya doğsaydınız zaten ekstradan ne un ne şeker ne de tuz kullanacaktınız. Kısaca bunların bir alışkanlık olduğunu önemle hatırlatmak istiyoruz. • Burada 3 beyaz üzerinde önemle durmamızın sebebi, bugünkü hastalıkların sebeplerinin hepsinde bu suni 3 beyazın çok büyük bir payı olduğu gerçeğidir. • Sabahları kalktığınızda bir bardak ılık su içmenizi, mümkünse taze sıkılmış limon suyuyla karıştırarak içmenizi öneririz. Sular kullanılırken klordan arındırılmış olması gerekir. Klor serbest radikalleri arttırabileceği gibi klorlu suyla yıkanmak ve ardından güneşlenmek ultraviole ışınlar sebebiyle ciltte tahrişlere sebep olabilir. Halk dilinde alalık denilen Vitiligo’ya sebep olabilir. • Gün boyunca yemeklerden bir müddet önce ve bir saat sonra en az birer bardak su içmenizi, yatmadan önce bir bardak ılık suya 1 çorba kaşığı tabii elma sirkesi karıştırarak içmek metabolizmanızın yenilenmesi ve tanzimlenmesinde büyük rol oynayacaktır. • Kozmik Bilim bugünün üretim şekil ve şartlarını da göz önüne alarak sütün sadece hayvan ve insanların yavruları için tabii olmak şatıyla tüketilebileceğini önermekte, geni bozulmamış hayvanlardan sağılmış sütlerin ise ancak yağ, yoğurt, peynir, kefir ve diğer süt ürünlerinde kullanılmasını önermektedir. Bugün üretilen tabii süt miktarıyla tüketilen süt ürünleri miktarı arasında çok büyük farklar olduğundan, dolayısıyla sütten yapılmış mamüllerin süt mü süte eşdeğer bir madde mi veya süt tozu, vs mi olduğu araştırılarak tüketilmelidir.• KOBİK bütün bu şartları göz önüne alarak yaptığımız araştırmaların çarpıcı sonuçları karşısında sizlere bu konuda sadece doğal yolla yetiştirilmiş inek manda, koyun ve keçiden sağılan ve kaynatılarak yapılmış peynir yoğurt ve yağları, doğal yolla yetiştirilmiş keçi sütünden yapılmış peynir, kefiri ve dondurmaları önermektedir. • Limon Yaratıcı’nın mucize bir meyvasıdır. Yediğiniz her şeye başta tatlılar olmak üzere, etlerinize ve sebzelerinize limon sıkarak onların olumsuz etkilerinden kurtulabilirsiniz.• İçtiğiniz her bardak suya da birkaç damla olmak üzere limon sıkabilirsiniz. • Yukarıda sıraladığımız hükümler yanında mutlaka astrolojik boyutta dünyanın her yerinde uygulanan bedeni temizleme-arınma-detoks programlarını yaparak, metabolizmamızı, kalın bağırsak, karaciğer ve safra kesemizi temizleyerek bitkilerden azami seviyede istifade ederek sağlıklı yaşama geçebiliriz. • Bütün inanç kitaplarında yer alan bir hükmü hatırlatmak istiyoruz; hastalıklarımızın da sebeplerinde bu hüküme uymamamız görülmekte, her ne kadar konunun uzmanları günde 2-3 öğün değil 7-8 öğün yiyin deseler de, bizler Kozmik Bilinç’te olanlar O’nun yani Yaratıcı’nın ve büyük öğreticilerin sözlerine kulak vererek “Acıkmadan yemeyin, doymadan yemekten el çekin” kuralına uymaya çalışalım. Bunu yaparken de yukarıda sıraladığımız kaide ve metotlara uyalım.

maranki.com

Ahmet Maranki Rahim Ağzı Kanseri ve Tedavisini Acıkladı

Kasım 30, 2009 by admin  
Filed under Ahmet Maranki

Bütün dünyada kadınların korkulu ruyası olan ve kadın ölümleri arasında meme kanserinden sonra gelen ikinci kanser türü olan Rahim ağzı Kanseri için tüm dünyanın beklediği çözüm nihaye bulundu.Dünyada her yıl yaklaşık olarak 240.000 kadının ölümüne sebep olana
Rahim Ağzı kanseri için uzun yıllardır çalışması sürdürülen aşı sonunda FDA tarafından onaylandı.Bu aşı Rahim ağzı kanserine sebep lana iki HPV virüsü üzerinde %100′e varan oranda etkili. 2008 yılının sonunda uygulamaya geçilmesi beklenenen aşının 9-26 yaş gurubu arasında uygulanmasının daha iyi sonuç vereceği düşünülüyor. Sebebi ise cinsel yönden aktif olan kadınlar HPV virüsünü cinsel yolla kapmaları. Uygulama şekli ise 15 yaşında itibaren yılda 3 doz şeklinde olacak. Rahim ağzı kanserini teshisteki en önemli test smera (simir) testidir. Rahim ağzından alınan sıvının LAM üzerine yayılmasıyla yapılır. Güvenilirliği%90 dır. Cinsel yönden aktif olan her kadının belirli aralıklarla Smear testi yaptırması gerekir. Unutmayın ki erken teşhis hayat kurtarır.
Rahim ağzı kanserininin başlıca nedenleri ;Sık ve fazla sayıda yapılan doğumlar, Cinsel hayatın aktif hale gelmesi, sigara kullanımı ve bazı durumlarda ise sosyo ekonomik hayatın kötü olması. HPV virüsü genellikle cinsel ilişkiyle bulaşan bir hastalık ama bazı dış etkenler de HPV virüsüne neden olabilmekte.Yapılan araştırmalar sonucunda HPV virüsünün ile ilgili istatistikler şu şekilde açıklamıştır.- Cinsel açıdan aktif erkeklerin ve kadınların yaşam boyu HPV infeksiyonuna yakalanma riski en az % 50’dir.-50 yaşına kadar, kadınların en az % 80’i edinsel genital HPV infeksiyonuna yakalanır.-Olası yıllık insidans: Yılda 5.5 milyon Olası bulaştıran kişi sayısı : 20 milyon Güncel olarak, cinsel açıdan aktif 15-24 yaş arası bireylerin yaklaşık 9.2 milyonu infekte durumdadır. Bu yaş grubunda yeni HPV infeksiyonlarının oranı %74 olarak hesaplanmıştır.

maranki.com